Bahçe ya da açık ağıl etrafındaki çit…

Barı,
Andal,
Halk dilinde, Çit.
Bahçe ve ağıl çevresine dikilen çit.
Bahçe ya da açık ağıl çevresine yapılan çit.
Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper.
Bahçe ya da açık ağıl etrafındaki çit.
Bahçe ya da avlu duvarı.

Barı sözcüğünün yörelerimizde halk dilindeki başka anlamları:
Bağ çubuğu.
Yokuş.
Pirinç tarlarındaki parsel.
Köy evlerinde bulunan ocak bacası.
Davar sağılan yer, ağıl.
Yük.

Farsça: Baru;
Etrafı su ile çevrilmiş, korumalı yer.
Etrafı surlarla çevrilmiş yer.

En kısa zaman süresi…

An,
Farsça an, (ﺁﻥ).
Arapça an, ( عن).
Lahza,
Dem,
Cüzi bir zaman.
En kısa bir zaman.
En kısa zaman süresi.
Enstantane, an.
İnsana kısa gelen zaman bölümü.
Zamanın bölünemeyecek kadar kısa parçası, lahza, dem.
Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika.

Yörelerimize göre halk ağzında, an kelimesinin diğer anlamları;
Zihin.
Dimağ, zihin.
Güzellik, alım, cazibe
Alım, cazibe, hava.
Saçın ayrılma çizgisi, yiv.
Tarla sınırı,
Bağ, bahçe sınırı.
İki tarla arasındaki sınır.
İki tarlayı ayıran tümsekleşmiş toprak, sınır, set şeklindeki ayrıntı.
İki tarlayı birbirinden ayıran toprak sınır.
Tarlalar arasında sınır çizgisi olarak kullanılan ekilmemiş bölüm.
Bahçe içinde suyun birikmesi için yapılan toprak set.
Eklem, mafsal, boğum.
Baldır, diz, incik.
Elde, avuç ile bilek arasındaki şişkin yer.

Yapraklardaki damar.
Yaprak, sap veya dalın gövdeye bağlandığı yer, budak.
Aşıda kullanılan çeliğin, aşılanan ağaç dalına değdiği yerdeki boğum.
Birşey üzerinde yapılan çentik, yontuk.
Don ve pantolonlarda iki bacak arasındaki kısık yer, ağ, bu kısma konulan üçgen şeklindeki parça.
Hayvanlarda dişlerin üst tarafında veya damakta çıkarak ot yemelerine engel olan şişlik, et parçası.
Hayvan damağı.

Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga …

En,
Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga.
Halk dilinde, En,
Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret.
Hayvanların kulağına yapılan, işaret.
Enemek;
Hayvanların kulağının bir parçasını keserek işaretlemek.
İlk başlarda hayvanların erkeklik bezlerini burarak veya çıkararak erkekliğini gidermek, iğdiş etmek olarak kullanılan kelime olup daha sonra erkekleri hadım etmek anlamında kullanıldığı anlaşılıyor.
Bulgarca en, jen; Koyunların kulağına yapılan işaret olarak kullanılyor.

En sözcüğünün yöresel olarak başka anlamları;
Eklem,
Eğin, giyecek,
Üstbaş, elbise,
Yaka,
Mektup,
Çatı,
İki yamaç arasındaki düz ve verimli toprak parçası,
Yün ya da kıldan yapılan aba kumaş,
Ağaç dallarının tomurcuk yeri,

El ayası,
Parmağın ek yeri, eklem.
Sağılan hayvanların süt torbası.
Renk, beniz rengi.
Tarla sınırı.