Mardin’in Nusaybin ilçesinin eski adı …

Nisibis,
Nusaybin,
Mardin’in Nusaybin ilçesinin eski adı.

Akadca, Naṣibina.
Klasik Yunanca: Νίσιβις, Nisibis.
Arapça, نصيبين,
Kürtçe, Nisêbîn.
Süryani, ܢܨܝܒܝܢ, Nṣībīn,
Ermeni, Մծբին, Mtsbin,

Nusaybin, Mardin’in bir ilçesidir. Kentin nüfusu 2009 itibariyle 83.832’dir. Nüfus ağırlıklı olarak Kürt, Sünni ve Yezidi’dir. Ancak küçük bir Hıristiyan topluluğu da var.

Yaklaşık 3.000 yıl öncesine dayanan Nusaybin yerleşimi, çeşitli gruplar tarafından yönetildi. İlk olarak M.Ö. 901 yılında Aram yerleşimi olmuş. Naşibīna olarak anılan kent M.Ö. 896 yılında Asurlar tarafından ele geçirildi. IV. ve V. yüzyıllarda, yakınında bulunan Edessa(Urfa) ile birlikte Süryanilerin en büyük merkezlerinden biri olmuş.

Batman’ın Hasankeyf ilçesinin doğusunda, Süryani kültürüne ait ortaçağdan kalma tarihi bir yerleşim…

Attafiye,
Batman’ın Hasankeyf ilçesinin doğusunda, Süryani kültürüne ait ortaçağdan kalma tarihi bir yerleşim.

Batman’ın Hasankeyf ilçesinin doğusunda kurulmuş tarihi bir yerleşim yeridir. Süryani kültürüne ait olduğu ve ortaçağdan kalma tarihi bir köydür.

Hasankeyf ilçesi, Güneydoğu Anadolu bölgesinde, Batman iline bağlı, Dicle Nehrinin doğu kıyısında yer almaktadır.

Güneyinde Güneydoğu Midyat Dağları, Kuzeyinde ise Petrol deposu Raman Dağları bulunmaktadır. Hasankeyf, Batman’a 37 km. uzaklıktadır. Ortaçağ dünyasının kültür, ticaret ve siyaset odaklarının bütünleştiği bir bölgede bulunan bir antik kenttir.

1926 yılında Gercüş ilçesine bağlanan Hasankeyf, Batman’ın 1990 yılında il yapılması üzerine ilçe olarak Batman’a bağlanmıştır. Bu ilçeye bağlı Attafiye ise, Ortaçağdan kalan bir yerleşim yeridir. Hasankeyf köprüsünün uzantısındadır. Süryani kilisesinin kalıntılarının bulunduğu köy günümüzde baraj inşaatı esnasında kaybolmuş. Attafiye köyünün, Hasankeyf ile aynı tarihe sahip olduğu bilinmektedir. Attafiye’de tarihi kilise ve türbeler olduğu rivayet edilir. Attafiye köyünün hemen yanında Mor Aho Manastırı var.

Siirt ilinde bir mağara…

Şikefte,
Siirt yakınlarındaki Gürele Suyu Kanyonu’nda yer almaktadır.

Şikefte mağarası, 300 m. uzunluğunda yatay bir mağaradır.

Pervari’den Şırnak’a kadar uzanan çalışmalarda Kepo, Tilmin, Girnator, Ayngerm, Rıdvan, Ber Ava Şikefte vb. mağara, höyük ve kayalara oyulmuş olan sığınaklarda, o dönemleri simgeleyen taş araç ve gereçlerle Neolitik, Kalkolitik ve Tunç çağlarından Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine kadar kullanılan çanak, çömlek ve benzeri materyal bulunmuştur.

Siirt adının Sami Dilinden geldiği öne sürülmektedir. Siirt sözcüğü, isim kaynaklarında; Esart, Sairt, Siirt, Siird gibi çeşitli biçimlerde kullanılmıştır. Süryaniler kente Seerd (yöresel söyleniş biçimiyle Sert) demişlerdir. XIX. yy da Sert, Seerd, Sört, Sairt olarak kullanılmış, günümüzde de Siirt biçimiyle benimsenmiştir.

Herne kadar Sami kökenli olduğu söylense de Ermenice Tiğrakert in halk ağzında sırasıyla Sigrakert, Sigirt ve sonunda Turkçe aksanla Siirt ‘ e dönüşmüş olması gerekir.

Kavusşahap ve Hakkâri Dağları ile birleşmektedir. Bu dağ silsilesi daha çok ayrı ayrı kütleler halindedir ve Dicle Irmağı’na karışan küçük akarsularla da parçalanmıştır. Bu dağların ana kütlesini Yazlıca Dağı (Herekül Dağı) oluşturmaktadır. İlin en yüksek ikinci noktası olan Yazlıca Dağı’nı (2.838 m.) Meydan-ı Süleyman Tepe (2.444 m.) ile Körkandil Dağı, Uğurtepe (1.807 m.), Kelmehmet Dağı izlemektedir.

Bu dağ silsilesinin yanı sıra Siirt’in kuzeydoğusunda Doğruyol Dağı (Beknovil Dağı) (2.741 m.), Kapalı Dağı (2.631 m.) ve Küran Dağı (2.350 m.) dağları bulunmaktadır.

Mardin yöresine özgü, kuzu budu ve bademle yapılan bir yemek…

Dobo,
Kuzu but, badem, sarımsak, yeni bahar ile fırında pişirilen bir yemek.

Mardin, tarih boyunca bir çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Yedi kültürün, dillerin ve dinlerin birlikte kardeşçe yaşadığı örnek bir il olan Mardin’in zengin mutfağı da bu kültürlerden etkilenmiştir.

Mardin yemekleri;
Alluciye (ekşili erik yahnisi),
Bırgıl-Şehriyeli bulgur ,
Bello-Mercimekli köfte,
Çorten (Çorba),
Firkiye-Et yemeği,
Gasore(pilav), Göveç-Tava yemeği,
Gırar (Şehriyeli bulgur pilavı),
Haside, Hımmısiye (ekşili nohut yemeği),
İkbebet-İgbebet-Basmavat (Haşlama içli köfte), Kitel Raha (Süryani içli köftesi),
İncasiye (Kurutulmuş et, pekmezli erik tavası),
İrok, Kızarmış içli köfte, İhşane (yarma bulgur pilavı), İmceddere,
Kazan kebabı,
Kaburga dolması, Kıneble,
Kibe (İşkembe dolması),
Keme Kebabı, Kişk Çorbası, Kibbe et yemeği,
Kiliçe(Kliçe, İkliçe) Mardin Çöreği-Hayat Çöreği-Mevlüt Çöreği,
Lebeniye Çorbası- Çoban çorbası, Corten Çorbası,
Malzum, Maldum(Patlıcan kebabı),
Meyir çorbası,
Mumbar-Bumbar dolması,
Nişebulamacı,
Sembüsek (Kapalı Lahmacun),
Yarpızlı köfte,
Frik salatası,
Acı kahve-Mırra,

Tatlılar;
Şilik tatlısı, Zerde, Harire, Zingil, Davk Bi Dips, Kahıyye, Kahiyyat, İsfire, İpsise,
Mardin yemeklerine tarçın, kişniş, mahlep, zencefil, yeni bahar, sumak, pul biber gibi değişik baharatlar ayrı bir tat vermektedir.

Mardin’de yaşayan Süryanilere özgü bir tür paskalya çöreği …

Kiliçe
Kiliçe,
Kliçe,
Mardin Çöreği,
Mevlüt çöreği,
Paskalya çöreği,
Bayram çöreği,
Hayat çöreği,
Mardin’ özgü bir çörek,
Süryanilere özgü bir çörek.
Mardin’de yaşayan Süryanilere özgü bir tür paskalya çöreği .

Un, şeker, süt ve mahlep ile tarçın, anason gibi baharatlarla yapılır.
Malzemeler:
1 kg un,
250 gr tereyağı,
250 gr 1,5 su bardağı, şeker,
250 gr süt,
10 gr. Çekilmiş anason ,
10 gr. Mahlep,
10 gr. Tarçın,
2 yemek kaşığı Rezene
1 yemek kaşığı Zencefil
Kabartma tozu ve Bira mayası.
1 yemek kaşığı Hindistancevizi ,

Hazırlanışı:
Şeker sütün içinde eritilir. Hazırlanan karışım geniş leğende un, baharat ve yağla beraber iyice yoğrulur. Daha sonra hamur dinlenmeye bırakılır. Kabarıp kıvamını aldıktan sonra şekillendirilerek (simit ya da tepside badem şeklinde) yağlanan tepsilere itina ile dizilir. Üzerlerine yumurta sürülerek fırına verilir. 35-45 dakika kadar pişirilen çörekler soğumaya bırakılır. Süryaniler için önemli yer kaplayan bu çörek bayram günü özellikle peynir eşliğinde sunulur. Düğünlerde de dağıtılır.

Hicri takvimin başı olan Muharrem ayının onuncu gününe verilen ad …

Aşure,
Aşir (Arapça),
Arapçada aşere, on demektir.
Aşir, onuncu anlamında olup Muharrem ayının onuncu gününü ifade eder.
Asure 0
Halkımız onuncu gün manasına gelen aşir kelimesini aşure şeklinde telaffuz ederek Muharrem ayının onuncu gününü aşure günü olarak bilir.

Hicri takvimin başlangıcı Muharrem ayıdır. Bir anlamda Aşure ayı da denir. Bir Muharrem yeniyıl başı olarak ve Muharrem ayının onuncu günü de Aşure günü olarak bilinir.

Hz. Peygamberin Ramazan ayından sonra oruç tuttuğu ay muharrem ayıdır. Muharrem ayının dokuzuncu ve onuncu günü özellikle oruç tutulurak anılır. Hz. Ali’nin oğlu İmam Hüseyin ve yakınlarından bir grup, 72 kişi, Kerbela’da Emeviler tarafından öldürülüşünün yıldönümü olarak muharrem ayının ilk 10, kimilerine göre 12 günü, matem orucuyla yas tutulur. Bir tatlı geleneği olarak bu acıyı paylaşmak için matem orucunun sonundaki iki günde aşure yapılıp dağıtılır. Alevi aşuresi sıcak yenir.

Sadece bu bilinen inançların uygulamalarından başka farklı inançlara sahip topluluklarda da aşure yapılır. Aynı coğrafyada yaşayan Müslümanlar, Hristiyan Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Museviler de aşure veya aşureye benzer tatlılar yaparlar. Ermenilerde tatlı çorba denen Anuş Abur bir tür aşure olup yeni yılı karşılarken yapılıyor.

Başka bir ifade ile; Nuh’un gemisindekiler tufandan kurtulmanın mutluluğuyla ambarın dibinde kalan tüm kuru erzakı bir araya getirerek Şükran çorbası yaparak yeniden doğuşu simgeleyen bir yiyecek olarak bilinir. Esasen aşure her dinde yeniden doğuşu simgeliyor. Bu

Dini inanış ve göreneklere göre aşure tatlıları;

Anuş Abur; Ermeni aşuresi, Tatlı Çorba olarak bilinir. Ermeniler 31 Aralık-6 Ocak arası yeni yıl sofraları için hazırlarlar. Anuş Abur tatlısına fasulye ve nohut gibi bakliyatlar konulmuyor. Üzerine ceviz, nar, kuru kayısı ve badem ile süsleme yapılıyor.

Koliva; Rumların ölenlerin arkasından buğdayla yaptıkları helvadır. Bir çeşit susuz aşuredir. Haşlanmış buğday bezler üstüne konarak kurutulur. Sonra badem, fıstık, üzüm, tarçın, kişniş, kimyon, galeta ve bisküvi tozu ile karıştırılır. Hazırlanan tatlı üzerine pudra şekeri konarak kilisede ya da mezarlıkta dağıtılıyor.

Golifa; Rumların yas yemeği olarak bilinen koliva, Kıbrıs Türkleri tarafından tat ve anlam değiştirerek goliva olmuştur. Kıbrıs’ta yılbaşı öncesinde ve muharrem ayında pişirilir. Aynı aşure gibi konu, komşuya ve akrabalara dağıtılır. Golifa ve koliva bir cins kuru aşuredir. Haşlanmış buğday, nar, badem, susam, çörekotu, kişniş tohumu ve anason kullanılıyor. Şeker katılmıyor.

Aşure;
Aşure yediçeşit ya da 40 çeşit malzeme ile yapılır. Alevi inancına göre 12 İmam’a atfen 12 farklı malzeme kullanılır. Aşurenin üzerine meyveler konur, Kerbela şehitlerini temsil etsin diye. Ancak kırk çeşit malzeme ile aşure yapmak çok zordur. Bu nedenle eskiler bir kaşık balla aşureyi tatlandırırlar. Bal arıların kırk çeşit çiçekten bal eyledikleri için aşure tamamlanır. En az yedi kişiye dağıtılır.

Malzemeler:
500 gr. buğday- aşurelik buğday (3 su bardağı), 1/2 çay bardağı pirinç, 1 su bardağı nohut,
1 su bardağı kuru fasulye, 200 gr. kuru kayısı, 200 gr. kuru üzüm, 1 su bardağı fındık,
3 lt su, 2 su bardağı süt, 4 su bardağı toz şeker, 1/4 çay kaşığı-çerek tuz, 1/4 çay kaşığı-çeyrek karabiber, 1/2 çay bardağı karanfil suyu, (1 tatlı kaşığı karanfili kaynatıp, suyunu alın), Sıcak süt.

Aşurenin üzerine konmak için;
25 gr. Fındık, 25 gr. Kuş üzümü, 100 gr. Ceviz, 1 adet Nar, Tarçın.

Sıcak süt, şeker, tuz, karabiber, fındık, karanfil suyu ekleyerek 15dk daha kaynatın. Tek tek cam kâselere bölüştürün. Aşure kâselerde soğumaya yüz tutunca, üzerini fındık, ceviz, fıstık, kuş üzümü, kuru üzüm ve nar taneleri ile süsleyebilirsiniz. Aşure pişirirken toplamda 3lt kadar su kullandım. Yanınızda sürekli kaynar su bulundurun, gerektiğinde ilave edebilmek için önemli. Aşurenin kıvamına göre su ekleyebilirsiniz. Şeker miktarını damak tadınıza göre ayarlayabilirsiniz. 4 su bardağı bizim aile için ideal oldu. Siz az şekerli seviyorsanız, 3 bardak kadar ekleyip tadını kontrol ettikten sonra gerekli gördüğünüz miktarda ilave edebilirsiniz

Yapılışı;
Aşure tatlı kaşığı ile yeneceği için malzemler doğranırken bu kaşığın içine rahat rahat sığacak büyüklükte olmalıdır. Ustalar derki, kaşığı aşureye daldırdığınızda en az 5 çeşit malzeme kaşığa sığabilmelidir.

Buğdayı geceden ayıklayıp soğuk suyla ovarak yıkayın. Üzerini 2-3 parmak örtecek şekilde soğuk su koyarak kaynatın ve kaynama başlayınca tencerenin kapağını ve ocağın ateşi kapatın. Buğdayların şişmesi için bu gerekli. Sabaha kadar sıcak ortamda bekletilen buğdayların kabarması bu şekilde sağlanacaktır.

Aynı şekilde önceden nohut ve fasulyeleri de ılık suya koyarak gece boyunca bekletilir. Fasulyeleri sakın süzüp bekletmeyin, parçalanıp dağılırlar. Sabah nohutu düdüklü tencerede yaklaşık 1 saat kadar haşlayın. Aynı anda fasulyeyi de aynı şekilde 1 saat normal tencerede haşlayın. Farklı sürelerde pişen nohut ve fasulye kullanılabildiği için şöyle bir özelliğe lütfen dikkat ediniz. Nohut ve fasulye aşureye katıldıklarında şeker bunları biraz sertleştirecektir.

Yıkanıp küp küp doğranmış kuru kayısılar, üzerlerini kaplayacak kadar su ve 1/2 su bardağı şeker konulmuş küçük bir tencerede haşlanır. Haşlanan kayısılar delikli kepçe ile bir tabağa alınarak bekletilir. Benzer şekilde yıkanmış kuru üzümler aynı şerbetin içine atılıp haşlanır. Delikli kepçe ile kayısıları koyduğumuz tabağa üzümlerde konur. Kuru incirler yıkanıp küp küp doğrandıktan sonra su içinde(şekersiz) haşlanır. İncir de kayısı ve üzümlerin içine konur. Haşlama için kullanılan bu şekerli su dökülür. Çünkü kararmıştır. Kullanırsanız aşurenin rengi istenmeyen şekilde kara olur. Bu şekilde zorlukla hazırlanan malzemeler sayesinde aşure berrak, açık bir renk alır.

Şimdi tüm malzemelerimizi alacak, büyük bir tencerede lapa vaziyetteki buğday su ile karıştırılarak, süzülür. Yıkanmış pirinç ve su ilave edilerek kaynatılmaya başlanır. Tenceremize her malzeme katıldığında hafif bir şekilde karıştırılır. Tenceredeki harcımız kaynama başlayınca haşlanmış nohut ve fasulye katılır. Her malzeme katılınca kaynama duracak yeni malzeme katmak için tekrar kaynamanın başlaması lazımdır. Her seferinde kaynamanın başlaması beklenir. Haşlanmış kuru meyvelerin hepsi katılınca bir taşım kaynatılır. Sonra süt ve şeker ilave edilir. Yeniden kaynama başlayınca bir kahve fincanı gülsuyu katılır ve 2 dakika daha kaynatılır ve ocağın altı söndürülür. Aşurenizin üstünü süsleyerek servis yapınız. Unutmayın en az yedi kişiye dağıtınız.