Bir işi bir kimsenin üstüne yıkma…

İhale,
Eksiltme,
Tefviz.
Arapça: ihale.
İngilizce: bid, tender,
Bir işin kimin tarafından daha ucuz yapılacağının anlaşılması için istekliler arasında açılan fiyat kırma işi; eksiltme.
Bir işi bir kimsenin üzerinde bırakma, sorumluluğuna verme; tefviz.
Bir işi bir kimsenin üstüne yıkma.
İş, mal ve hizmetlerin, açık ve rekabetçi bir ortamda eksiltme veya artırma yöntemleriyle en uygun teklifte bulunana verilmesi.
Açık artırma, açık eksiltme, kapalı artırma, kapalı eksiltme.

Takım…

Ekip,
Takım,
Fransızca: equipe.
İngilizce: team
Takım, grup, kol.
İşçilerin oluşturduğu takım.
Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu.
Ortak olarak benimsenmiş ve açık bir amaç etrafında, belirlenmiş bir dizi görev ve sorumlulukları yerine getirmek üzere bir takım üyesinin liderliğini kabul eden uygun büyüklükteki çalışanlar topluluğu, takım.

Yetki ve sorumluluğu olan, yöneten …

Şef,
Fransızca chef.
İngilizce chief.
Amir,
Önder, lider.
Baş, yönetici durumda bulunan.
Yetki ve sorumluluğu olan, yöneten.
Yetki ve sorumluluğu olan, yöneten kimse.
Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse, mir.
Buyuran, buyurucu.
Yöneten, yöneticiliğin yetki ve sorumluluğu olan bir kademesinde bulunan kimse.

Osmanlı Döneminde şef;
Çift.
Kurban bayramı günü.

Aydın yöresinde hak dilinde şef; bir yanı eğri ağaç için kullanılmaktadır.

Suç, kabahat, sorumluluk durumu …

Zevali,
Arapça zevali, (ﺯﻭﺍﻟﻰ).
Zeval ile ilgili.
Zeval,
Arapça zeval (ﺯﻭﺍﻝ):
Hıvel,
Mücezzer.
Suç, kabahat.
Suç, kabahat, sorumluluk, mesuliyet.
Suç, kabahat, sorumluluk durumu.
Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış.
Yasalara aykırı davranış, cürüm.

Son, bitim, nihayet, yok olmak.
Yok olma, yok edilme.
Yok olma, yok edilme, ortadan kalkma
Sona erme, yok olma.
Zail olma, sona erme.

Güvence …

Teminat,
Arapça, (ﺗﺄﻣﻴﻨﺎﺕ)
Arapça temіn kelimesinden çoğul olarak teminat türetilmiştir.
Kefalet,
Güvence, garanti.
İnanca,
Güvence,
İngilizce: guarantee, assurance, cover
Bir antlaşmada taraflardan birinin sorumluluğu üzerine alması, inanca, teminat, garanti.
Alınan sorumluluğa karşı olarak ortaya konulan şey.
Birinin şüphelerini dağıtmak için söylenen inandırıcı söz, teminat.
Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz, mal veya para biçiminde yüklenilmesi.

1 2