Rıhtımın su üstünde kalan bölümü…

Som,
Rıhtımın su üstünde kalan bölümü.
Rıhtımın su üstünde olan bölümü.

Diğer sözlük anlamları:
İçi dolu olan ve dışı kaplama olmayan, masif.
Tek parça halinde, tamamı bir maddeden olan, içi dolu olan, kaplama olmayan.
Katışıksız, saf, yalın.
Kaplama olmayan masif.
Masif, içi dolu olan.
İşlenmemiş ham madde.
Toplam, mecmu, yekun.
İçi dolu olan ve dışı kaplama olmayan.
İçine başka şeyler karışmamış olan, arı, saf.

Tam, tamamiyle.
Yemeğin sıvı bölümü.
Samanla karışık ekin yığını.
Tam, dolu.
Kaba.
Somon balığı, somon:
Kemikli balıklardan, hem denizde hem tatlı sularda yaşayan, eti beğenilen, irice bir balık, som, somon (Salmo salar).
Kemikli balıklardan, hem denizde hem tatlı sularda yaşayan, eti beğenilen, irice bir balık.
Alabalıkgiller, bir balık, som balığı.

Kırgızistan parası.
Kırgız para birimi.

Para;
Kazanç.
Kuruşun kırkta biri. Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit.

Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılan büyük depo…

Dok,
İngilizce dock.
Fransızca dock.

Gemi tamir veya inşasında kullanılan üstü örtülü havuz.
Gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz.
Dok, gemileri kıyıya çekerek çoğunlukla su ile olan bağlantısını kesip bu sayede gemi gövdesinde tamir yapılmasına imkan sağlayan tesislerdir. Doklar genellikle Tersaneler tarafından işletiliyor.
Gemilerin yükleme ve boşaltma yapması için rıhtımlarla çevrili havuza verilen ad.

Ticaret mallarını saklamak için rıhtımda yapılan büyük depo.
Ticari eşya için rıhtımlarda yapılan büyük depo.
Denizcilikte; gemilerin yükünün boşaltıldığı veya onarıldığı, üstü örtülü havuz, tersane.
Bilişim sektöründe; çizgesel kullanıcı arayüzünde uygulamaları başlatmak için kullanılan tabla.

Masif …

Som,
Masif,
Fransızca massif.
İngilizce massive.
Yoğun, masif,
Tomruktan biçildikten sonra kurutularak veya kurutulmadan kullanılan ahşap.
Ağır, çok fazla, bol.
Tek parça halinde, tamamı bir maddeden olan, içi dolu olan, kaplama olmayan.
Katışıksız, saf.

Rıhtımın su üstünde olan bölümü.
Kemikli balıklardan, hem denizde hem tatlı sularda yaşayan, eti beğenilen, irice bir balık.
Somon balığı, somon (Salmo salar)
Kırgısiztan para birimi,
İçi dolu olan ve dışı kaplama olmayan
Katışıksız, saf, yalın.
Kaplama olmayan,
Katışıksız,
Masif,
İçi dolu olan ve dışı kaplama olmayan.
Rıhtımın su üstünde kalan bölümü.
Kemikli balıklardan, hem denizde hem tatlı sularda yaşayan, eti beğenilen, irice bir balık.

Denizcilikte halatın fora edilerek açılması komutu…

Mola,
Denizcilikte halatın fora edilerek açılması komutu.
Halatların bağlı bulundukları yerlerden fora edilmesi için verilen kumanda.
Bir yere bağlanmış olan halatın oradan çıkartılması.
Halatı bırakmak, koy vermek, salmak.
Çımacı’nın iskeleye yada rıhtıma yanaşan, avara eden gemilerin halatlarını alıp volta yada mola eder.

Orsa, Geminin rüzgâr alan yanı…

Orsa,
İtalyanca orza,

Denizcilikte yelkenleri rüzgarın estiği yöne çevirmekte kullanılan, her iki taraftan yelkenin ortasına bağlanan ip.
Geminin rüzgar alan yanı, rüzgarüstü,
Boca veya rüzgaraltı karşıtı.
Geminin, rüzgarın geldiği yöne döndürülmesi.
Geminin, rüzgarın geldiği yöne döndürülmesi için söylenen söz.

Yelkenleri rüzgarın estiği yöne çevirmekte kullanılan, her iki taraftan yelkenin ortasına bağlanan ip.

Orsa,
Yelkenleri elden geldiği kadar rüzgarın estiği tarafa yaklaştırarak seyretmek. (Orsasına seyir).

Orsa Alabanda Eğlenmek,
Rüzgarı bordaya alarak, yelkenleri birbirinin aksine alıp tekneyi yolundan alıkoyup vakit geçirmektir.

Orsa Alabanda Tramola,
Teknenin başını rüzgara alıp bir kuntradan diğer kuntraya geçmektir.

Orsa Halinde,
Bir teknenin mümkün olduğu kadar rüzgarın estiği cihete yakın seyredişi.

Orsa Pupa Çemberi,
Bumbanın cundasına yakın ve iki tarafında da mapa bulunan madeni çember.

Orsa Yakası,
Bir yelkenin direk tarafındaki veya rüzgar üstü tarafındaki yakasıdır.

Orsada Kazanmak,
Bir teknenin orsa seyrinde az düşme yapıp istediği tarafa gidişte kazanması.

Orsaya Kaçmak,
Bir yelkenli teknenin devamlı olarak baş tutamayıp rüzgar üstüne kaçmasıdır.

Her tür deniz aracının rıhtım, iskele gibi yerlere yanaşmaları sırasında olabilecek çarpmaları önleyici nitelikte halat, ağaç, lastik, plastik gibi esnek malzemeden yapılmış, sabit veya taşınabilir yastık.

usturmaça

Usturmaça,
Kökeni İtalyancadır.

Stramazzo,bir denizcilik terimidir.

Bir birinin üzerine veya rıhtıma yanaşan teknelerin bordalarının zarar görmemesi için araya koydukları ağaç, lastik, plastik veya halatlardan yapılmış olan, balon, silindir, tekerlek biçiminde yastık.
Her tür deniz aracının rıhtım, iskele gibi yerlere yanaşmaları sırasında olabilecek çarpmaları önleyici nitelikte halat, ağaç, lastik, plastik gibi esnek malzemeden yapılmış, sabit veya taşınabilir yastık.