Beğenilen, hoş karşılanan…

Makbul,
Arapça: makbul,
Fransızca: acceptable
İngilize: acceptable.
Arapça, kabul kelimesinden türetilmiştir.
Beğenilen, hoş karşılanan.
Beğenilen, hoşa giden, hoş.
Kabul edilen, reddedilmeyen.
Kabul edilebilir, uygun.
Geçerli, muteber.
Kabul gören.
Sevablı.
İlgi gören, hoş karşılanan, beğenilen.

Makbul; kabul edilen, beğenilen, hoş karşılaşılan, geçer, geçerli şeklinde olup pozitif anlamları barındırmaktadır. Dolayısıyla makbul bir insan da olumlu huylara sahip biri olacaktır.

Karşıtı: merdud(merdut).

Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı…

Natüralizm,
Fransızca naturalisme.
İngilize naturalism.
Doğalcılık.
Tabiiye,
Tabaniyye.
Gerçeğin doğaya uygun biçimde yansıtılmasını amaçlayan sanat akımı.
Gerçeğin yalnızca doğa ile açıklanması.
Doğada olayların ve varlıkların meydana gelişinde tabiat kuvvetleri dışında hiçbir sebep ve müessir kuvvet ve yaratıcı kabul etmeyen inkarcı, maddeci görüş.

Felsefe, sanat ve edebiyatta doğayı temel alan çeşitli akımlara natüralizm, denir. Bu akımların takipçilerine natüralist denir. Doğa tarihi ile uğraşan bilim insanlarına da natüralist denir.
En büyük temsilcisi Emile Zola’ dır. Pozitif ilmin metot ve sonuçlarını sanata uygulayarak gerçeği olduğu gibi aksettiren sanat akımıdır.

Güneydoğu Asya ve Hindistan’da meyve yarasalarının bulaştırdığı öldürücü bir virüs…

Nipah,
Nipah virüsü (NiV)
Güneydoğu Asya ve Hindistan’da meyve yarasalarının bulaştırdığı öldürücü bir virüs.
Hindistan’da nipah virüsü hastalığı.
19 Mayıs 2018 tarihinde Hindistan’ın Kerala Eyaleti, Kozhikode Bölgesi’nde Nipah virüsü enfeksiyonu nedeniyle ölümler olmuştur.
Kerala Eyaleti, Kozhikode ve Malappuram bölgelerinde NiV için yapılan testler pozitif çıkmış ve 3.kez salgın yaşanmıştır.

Kutup …

Polar,
Fransızca, polaire.
İngilizce, polar.
Kutup,
Kutupla ilgili.
Kutupları olan.
Kutup çevresinde.
Su gibi üzerinde pozitif veya negatif yük taşıyan suda çözünen moleküller veya gruplar.
Bir kimyasal bağı oluşturan elektronların eşit olmayan bir biçimde atomlar arasında paylaşılması ile molekülde dipol oluşması, bazı durumlarda da bileşiğin tümüyle iyonlaşması özelliği

Cinsiyetçi, cinsiyet ayrımcılığı …

Seksist,
Eng. sexist.
Cinsiyet farkı gözeten.
Cinsiyet ayrımcılığı.
Cinsiyet ayırımcılığı yapan kimse.
Cinsiyetçi.
Bir cinsin üstünlüğünü savunan.
Seksizm savunucusu.
Cinsiyete dayalı ayrımcılık.
Cinsiyet farkı gözeten kimse.
Cinsiyetçilik, erkek veya kadın cinsinin diğerinden üstün olduğunu savunan görüş ve ideolojiye seksizm denir.

Seksizm sadece kadınlar için değil erkekler içinde geçerlidir. Toplumda genel olarak seksist anlayış kadınlar aleyhine egemendir. Toplum içerisinde cinsiyet ayrımcılığı bir şekilde pozitif ayrımcılığı destekleyip eşitliği ortadan kaldırmaktadır. Reklamlarda sadece kadın ve cinselliğin kullanılması bu konunun en güzel örneğidir.

Bir sosyal terim olarak Cinsiyetçilik ilk önce popüler ırkçılığa bir benzetme olarak, kadınlara ilişkin 1960 yılında ortaya çıktı. Cinsiyete dayalı ayrımcılık sorunu ırk ayrımcılığına benzer olduğu düşünülebilir. Yıllar geçmesine rağmen durum değişmiş, cinsiyetçilik sorunu ortadan kalkmamıştır. Bugün cinsiyetçiliğe tepki olarak cinsiyet eşitliği fikri vardır. Bu fikir özünde kadın ve erkek arasındaki farklılıkları inkar etmiyor. Mücadele ve eşitliği teşvik etmesine rağmen seksist hareket devam etmektedir.

Kan gruplarını bularak kan nakli yapılmasına imkan sağlayan bilim adamı …

Karl Landsteiner,
(1868 Vienna, Austria-1943 New York, USD)
Karl Landsteiner Avusturyalı bir hekimdir. Viyana Tıp Fakültesinden mezun oldu.
Karl Landsteiner immunitenin basamaklarını araştıran ilk bilim adamlarından biridir ve serolojinin kurucusu olarak tanınır. İnsan kanının birden fazla tipi olduğunu kanıtlamış ve hemablütinasyona dayanan ABO sistemini ortaya koymuştur.
Kan gruplarının bulunuşu tıp uygulamasında kan transfüzyonunu rutin hale getirmiştir. Landsteiner bu buluşuyla, 1930 yılında tıp veya fizyoloji alanında Nobel ödülüne layık görülmüştür. Kan gruplarının bulunması sağlanmıştır. Karl Landsteiner sayesinde kan nakli tıpta basit bir işlem haline gelmiştir.

Landsteiner
Kan gruplarını bulunması ve kan naklinin tıpta basit bir işlem haline gelmesini sağlamıştır. Karl Landsteiner 1929 yılında ABD vatandaşlığına geçmiş ve ABO kan grupları sistemini geliştirmesiyle 1930 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü almıştır. Karl Landsteiner 1898-1908 arasında Viyana Patoloji Enstitüsü’nde araştırmacı olarak çalışırken insanlarda kanın yapısındaki farklılıkları bularak, uygun olmayan kan nakillerinin tehlikelerini de ortaya çıkardı.

1900 yılında kandaki alyuvarlarda hücre zarının dış katmanına bağlanan antijenlerin türüne göre insanda kanın dört ana grupta olduğunu, bu grupların kişiden kişiye farklı bulunduğunu ispatlamıştır. Bu gruplama ABO sistemi olarak bilinir. Kan grubları A, B ve O olarak adlandırılmıştır. A ve B antijenlerinin ikisini birden taşıyan ve AB antikorları içermeyen AB grubu bulundu. 1927 yılında M ve N gruplarını, 1940 yılında ilk kez bulunduğu maymun türünün adını taşıyan Rhesus (Rh) faktörünü saptamıştır. Bilinen Rh faktörü, anne ve dölütün kanında ortaya çıkabilen ve düşük, ölü doğum ya da yeni doğanda ölümcül bir hastalığa yol açan bir dizi tepkimenin temelini oluşturmuştur.