Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil…

Amorti,
Fransızca: amorti, dépréciation.
Fransızcca: amortir,
Frasızca şiddetini hafifletmek, yatıştırmak alamındaki amortir kelimesinden türetilmiştir.
Birden ödenerek faizinin işlemesine son verilen tahvil.
Tamamı birden ödenerek faizinin işlemesi önlenen tahvil.
Bir istikrazın birden ödenerek faiz işlemesinin durdurulması işi.

Amorti kelimesinin diğer anlamları:
Piyangoda bilet değeri kadar kazanılan ikramiye.
Bir işe yatırılan parayı zamanla kazanmış olma; bedavaya getirme.
Bir girişimde yatırılan parayı zamanla yeniden kazanmak.
Piyangoda en küçük ikramiye, teselli mükafatı.
Bir şeyde hisseye düşen en küçük pay.

Amorti etmek:
Bir ürün üretim maliyeti ile belirli bir sure sonra yapmış olduğu kazanımları kendisini sıfırlamak.

Amortisman:
Bir iktisadi işletmenin makina, cihaz, bina gibi taşınır ve taşınmaz varlıklarının, her yıl çalıştırılma veya kullanılmalarından doğan aşınma sonucu değerlerinden kaybettikleri kabul edilen miktarı karşılayacak ve belirli bir müddet sonunda o varlığı yeniden meydana getirmeye yetecek bir meblağın işletme hesaplarına zarar yazılmak suretiyle aktif hesapta azar azar biriktirilmesi işi.

Hak …

Adalet,
Doğruluk,
Hukuk,
Hak,
Pay.
Doğru, gerçek.
Adaletli davranma.
Arapça: hakk,
Farsça: hak.
Rusça: pravo,
İngilizce: justice,
Fransızca: justice
Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç.
Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk.
Verilmiş emekten doğan manevi yetki.
Emek karşılığı ücret.

Hak sözcüğünün başka anlamları:
Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma; kazı.
Kağıttaki yazıyı kazıma; kazı.
Allah, Tanrı.
Dilimlenerek kurutulmuş meyve.
Nişanlı.
Gelin, Gelin adayı.
Gelin alma töreni.
Gelinin babasına verilen armağan.
Tahıl ölçeği.
Tahıl.
Toprak.
Bir dönümlük alan.
Olmamış, ham.

Ticari bir işlemde zarar tehlikesine karşı ayrılan para, marj…

Pay,
Pay, hisse.
Eşit bölüm.
İngilizce: share,
Fransızca: action.
Bir şeyde ihtiyaten veya sonradan yapılacak bir işlem için bırakılan fazlalık.
Ticari bir işlemde zarar tehlikesine karşı ayrılan para, marj.
Anamalın belirli bir bölümü.
Pay belgiti.
Risk.

Pay sözcüğünün başka anlamları;
Eşit bölüm.
Bir tür küçük pasta.
Köpek yiyeceği.
Yufka içine konan düğün pilavı.
Kayar,
Hisse,
Üleş.
Armağan.
Kota,
Suret,
Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm, hisse.
Bayağı kesirlerden birinin eşit parçalardan kaç tane aldığını gösteren sayı.
Oyunculara, paylaşma sonunda, kazançtan düşen para.
Payda.
Farsça, bag, pay, kısım.
Bir bütünden bir kimseye düşen kısım, hisse.
Bölüşülecek bir bütünün ayrıldığı kısımlardan her biri,
Ortaoyunu’nda, oyuncuların geliri belli oranda bölüşmeleri.

Ortaklar arasında taksim olunmamış müşterek hisse…

Şayi,
Arapça, şayi, (ﺷﺎﻳﻊ).
Müşterek hisse.
Ortaklar arasında taksim olunmamış müşterek hisse.
Bir şeyin her noktasıyla ilgisi bulunan (pay)
Bir şeyin her noktasıyle ilgisi bulunan (hisse).
Ortak mülkiyette maliklerden her birinin o malın bütününde yaygın bulunan hissesi.
Bir gayrimenkulü birden fazla kimsenin ortaklara tasarruf etmesi.

Şayi kelimesinin diğer anlamları;
Şayi, Arapça şüyu’ dan türetilmiş.
Arapça, şuyu, yayılmak, ortak olmak anlamından türetilmiş.
Herkesçe duyulmuş, yayılmış, bilinmiş, halkın diline düşmüş.
Duyulmuş, işitilmiş, şüyu bulmuş, herkesçe bilinmiş.
Duyumlar; duyulma, yayılma.
Yaygın, yayılmış (söz veya haber).
Herkesçe bilinen.

Şayia, Arapça, (ﺷﺎﻳﻌﻪ);
Herkes tarafından duyulmak, her tarafa yayılıp herkesçe bilinir duruma gelmek
Şayi kelimesinin müennes, dişil şekli.
Herkesin duyduğu söylenti, her tarafa yayılmış olan söz, yaygın haber
Eski dilde, Yaygın, yayılmış (söz veya haber).

Emek karşılığı ücret …

Hak,
Emek karşılığı ücret.
Verilmiş emekten doğan manevi yetki.
Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç.
Hukukun veya geleneğin bir kimseye tanıdığı şey, hisse, pay.
Bir kimsenin, sorumluluğunu yüklenerek yaptığı bir işin maddî karşılığı.
Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç,
Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk.
Dine, kanunlara, adalete, vicdana uygun olan.
Doğru, gerçek.
Hisse, pay.
Hak Farsça, (ﺧﺎﻙ)
Arapça, Hakk, (ﺣﻚّ).
Hak Vasat.
Vasati, Orta.
Toprak. Turab.
Doğru, gerçek,
Dünya,
Adalet.
Zimam.

Hak kelimesinin diğer anlamları;
Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma, kazı.
Taş, maden veya tahta üstüne yazı veya bir şekil oyma.
Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma.
Bir şey üstündeki yazı vb. şeyi kazıma.
Dilimlenerek kurutulmuş meyve.
Nişanlı.
Gelin, Gelin adayı.
Allah, Cenabıhak, Tanrı, Huda.
Gelin alma töreni.
Tahıl ölçeği, Tahıl.
Gelinin babasına verilen armağan.
Bir dönümlük alan.
Olmamış, ham.

Pay …

Hak,
Pay,
Üleş, Ölöş.
Armağan.
Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm, hisse.
Eşit bölüm.
Ticari bir işlemde zarar tehlikesine karşı ayrılan para, marj.
Bayağı kesirlerden birinin eşit parçalardan kaç tane aldığını gösteren sayı:
Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm, hisse.
Bir bütünden bir kimseye düşen kısım, hisse.
Bölüşülecek bir bütünün ayrıldığı kısımlardan her biri.

1 2 3