Göçebe ya da yolcuların konakladıkları yer…

Konalga,
Konarga,
Halk ağzında, Moğolca.
Oba,
Konak yeri.
Durak.
Gece konağı.
Göçebe çadırı.
Konak yeri, yolculuk sırasında yolcuların kondukları yer.

Göçebe ve yolcuların yolculuk ya da göç sırasında kondukları sulu, otlu yerler, konak yeri.
Göçebelerin çok konduğu yer.
Yolculuk sırasında yolcuların konakladığı yer, konak yeri.
Konak yeri, göçebe ve yolcuların göç sırasında kondukları sulu, otlu yerler.
Anadolu ağızlarında konalga; konaklama yeri, durak olarak geçer.
Anadolu ağızlarında konalga yanında konarga biçimi de kullanılır.
Türkmencede konalga, konak yeri, durak olarak kullanılır.

Anadolu’ da konulga misafire gönderilen yemek olarak geçer.

Sabır …

Çıdam,
Eskiden, Moğolca çıdam; sabır anlamında kullanılmış.
Balkarca Tözüm; sabır anlamında kullanılmış.
Sabır, Çıdam.
Tözüm.
Moğolca çidan; Dayanma gücü, dayanıklılık.
Arapça Sabr, Sabır, (ﺻﺒﺮ).
Acıya ve zorluğa katlanma.
Dayanma, kendini tutma.
Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç.
Olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme.
Katlanılması zor olan haksızlık, sıkıntı, acı, hastalık, yoksulluk, felaket vb. durumlar karşısında umutsuzluğa kapılmayıp şikayet etmeden, sızlanmadan dayanma, tahammül gösterme.
Olacak, gelecek veya gerçekleşecek bir şeyi telaş göstermeden, telaşa kapılmadan bekleme, acelecilik etmeme.
Ruha ve bedene zarar veren şeylerden uzak durma, nefsin aşırı istek ve arzularına karşı koyma.
Her olanı Cenabıhak’tan bilip hoşnut ve razı olma, sızlanma ve itirazdan vazgeçme, halinden şikayet etmeme, şükretme.
Tahammül eden, sabreden, bekleyen.
Zorluğa karşı göğüs geren, halinden şikayet etmeyip acı ve sızıya katlanan.
Bela ve musibete karşı şikayet etmeyip Allah’a şükreden.
Farsça, Sabur; Çok sabır gösteren, çok sabreden.
Arapça, Sabir; Sabırlı, sabreden, dayanan.

Çağ …

Kurun,
Vakit,
Dönem,
Devir.
Hengam, mevsim.
Esna,
Zaman dilimi, vakit.
Zaman, vakit, mevsim.
Bir katmanın oluştuğu süre.
Çağ,
Moğolca, çağ.
Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası, dönem, devir.
Tarihin ayrıldığı dört büyük bölümden her biri, kurun.
Zaman, vakit, esna, hengam, mevsim.

Çağ diğer anlamları;
Boy, kamet, tenasüb, lüzumu derece semizlik.
Devir, tarih çağları. (İlkçağ, Ortaçağ, Yeniçağ, Yakınçağ.)
Başı ve sonu taşıdığı belli özelliklere, niteliklere ve bâzı önemli olaylara göre belirlenen zaman parçası, dönem, devir.
Hayatın çocukluk, gençlik vb. dönemlerinden her biri, yaş.

Eski Türklerde, toplumsal ve örgütsel içerikli büyük ziyafet…

Toy,
Şenlik, şölen, ziyafet.
Eski Türklerde, toplumsal ve örgütsel içerikli büyük ziyafet.
Arapça ziyafet, (ضيافت );
Şölen, ziyafet.
Moğolcadan Türkçeye girmiş olan şölen kelimesi, eskiden kullanılan toy sözcüğü ile aynı anlamda kullanılmaktadır.

Düğün yemeği.
Düğün ziyafeti,
Arusi,
Urs,
Urus,
Eski dilde düğün ziyafeti.
Farsça Arusi evlenme ziyafeti, şöleni anlamındadır.

Eski dilde yoğurt …

Mast,
Yoğurt,
Yogrut,
Eski dilde yoğurt, mast.
İngilizce: yogurt, Danca,
Fransızca: yahourt, yogourt
Moğolca cogug,
Süte genellikle Lactobacillus bulgaricus kültürünün ilavesi ve bu karışımın belli sıcaklıkta bir süre bırakılması sonucu oluşan bir süt fermentasyon ürünü.
Maya katılarak koyulaştırılmış beyaz, kıvamlı bir süt ürünü.
Katılaştırılmış süt ürünü.

Endonezya dili yogurt,
İspanyolca yogur,
Afrikanca jogurt,
Ukraynca yohurt,
Sırpça, Makedonca yogurt,

1 2