Bir ilacın bir defada ya da bir günde alınması gereken miktarı…

Doz,
Dozaj,
Düze,
Ölçü, miktar.
Fransızca: dose.
İngilizce: dose.
Bir ilacın bir defada veya bir günde alınması gereken miktarı, dozaj.
Bir maddenin bir birleşiğe, bir karışıma giren veya girmesi gereken belli miktarı, düze, dozaj.
Genellikle bir davranış, bir konuşma vb.nde yeterli görülen ölçü, dozaj.
Bir defada verilen ilaç miktarı.
İstenilen etkiyi oluşturan ilaç miktarı.
Bir ilacın bir kez de ya da bir günde alınması gereken miktarı.
Bir seferde verilen veya maruz kalınan madde veya radyasyon miktarı.
Uygun olan, yeterli görülen ölçü.
Bir hastaya bir defada veya bir günde verilecek ilaç miktarı.
Bir maddenin bir karışıma girmesi gereken muayyen miktarı.

Ölçü …

Numara,
İtalyanca numero,
Numro
Ölçü,
Ölçüt.
İngilizce: measurement, measuring, gauge,
Fransızca: metrage, mesure, metre, jauge, calibre,
Almanca: Messen, Messung, Stichmass.

Ölçmek işi, bir şeyi kendi cinsinden birim olarak alınmış bir miktara nispetle değerlendirme.
Ölçmek işinde kullanılan birim.
Ölçmeye mahsus her çeşit alet.
Ölçme sonunda belirlenen rakam.
Derece, miktar.
Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan.
Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi.
Ölçme sonucu bulunan rakam
Belirlenmiş boyut.

Diğer anlamları;
Değer, itibar.
Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu.
Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.
Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı.
Vezin,
Koşuklarda dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu.
Ölçmeyle belirlenen uzam, çokluk, genişlik.
Basınç, sıcaklık, akışkan düzeyi, aralık gibi nicelikler ölçen özel aygıt.
Tartı anlamına da kullanılır.
Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam.
Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı.
Öğrenciye verilen not
Okullarda öğrencileri birbirinden ayırt etmek için her birine verilen sayı.
Eğlendirici oyunlardan her biri.
Argo, Hile, düzen, dalavere, yalan.