Konglomera, Bir firmanın çok çeşitli mallar üreten kuruluşlarla birleşerek büyümesi ve genişlemesi …

Konglomera,
Conglomerate,
Fransızca conglomerat,
Yığışım.
Çakıl kayaç.
Bir firmanın çok çeşitli mallar üreten kuruluşlarla birleşerek büyümesi ve genişlemesi.

Konglomera’nın esas anlamı;
Konglomera, kum ve çakılların basınçla birleşmesi ve zaman içinde sertleşmesi sonucu oluşan kütlelerdir.
Molozların çimento durumuna dönüşmesiyle oluşan kütle.

Konglomera, çapı 2 mm’den daha büyük kayaç türüdür.
Granüller, çakıl taşları ve kayaçlar, köşeli çakıl boyutlarındaki yuvarlatılmış önemli bir fraksiyondan oluşan kaba taneli bir kırıntılı tortul kayaçtır. Çakılların konsolidasyonu ve çapı 1 cm olan konglomera sıvılaşması ile konglomeralar oluşur. Konglomeralar tipik olarak daha ince taneli tortul içerir, örneğin, kum, silt, kil veya bunların kombinasyonu, jeologlar tarafından matris olarak adlandırılır, boşluklarını doldurur ve genellikle kalsiyum karbonat, demir oksit, silika veya sertleştirilmiş kil ile çimentolaşır.

Ticaret …

Tecim,
Ticaret,
Ürün, mal vb. alım satımı.
Arapça ticaret kelimesinden tecim sözcüğü çağrışım yoluyla türetilmiştir.
Alışveriş sonucu elde edilen, yararlanılan fiyat farkı, kâr.

Alım-Satım.
Alım satım işi.

Savda,
Kar,
İng. Trade,
İsp. comercio,
Frn. commerce,
Alm. Handel,

Ticaret, kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliğidir.
Ticaret, kazanç ereğiyle yürütülen her türlü alım satım işidir.
Ticaret, malların veya hizmetlerin bir kişiden veya varlıktan diğerine, genellikle para karşılığında aktarılmasıdır. Ticaret yapılan yere veya sisteme pazar denir.

Eskiden ticaret biçimi olarak takas, barter, değiş-tokuş kullanılırdı. Bir mal ve hizmetler için mal ve hizmetlerin doğrudan değişimidir. Para kullanılmadan karşılıklı mubadeledir. Tüccarlar , ticareti genellikle para gibi bir değişim aracıyla pazarlık ederler. Sonuç olarak, satın alma satış veya kazanç ayrılabilir.

Paranın icadı ticareti büyük ölçüde basitleştirmiş ve teşvik etmiştir. İki tüccar arasındaki ticarete ikili ticaret denir, ikiden fazla tüccar içeren ticarete ise çok taraflı ticaret denir.

Mal ya da hizmet karşılığı yapılan ticaret

Hıristiyan ve Musevilerde gelinin güveye verdiği para ya da mal…

Drahoma,
Başlık,

Avrupa ülkeleriyle Türkiye’deki Rum ve Ermeniler arasında, ailesinin kız evlada ayırdığı drahoma bir işletmeyi yönetmek, sürdürmek, ailesine bağlı olmadan yaşayabilmek amacıyla da verilir. Avusturya Medenî Kanunu’nda drahoma zorunlu kılınmış; İsviçre ve Alman Medenî Kanunları’nda kabul edilmemiştir. Ailenin kızlarına verdikleri drahoma genellikle damada geçer.
Türkiye’deki geçerli usul çeyizdir.

Can ve mal güvenliği olduğu hakkında düşmana verilen söz …

Eman,
Arapça, امان

Aman dileme,
Af ve yardım dileme.
Can ve mal güvenliği olduğu hakkında düşmana verilen söz.

Aman dileme, önce direnirken zor karşısında boyun eğip canının bağışlanmasını istemek.
Galip gelenin merhametine sığınmak anlamında kullanılan bir savaş sözcüğüdür. Mağlup olanın galip olandan merhamet dilenmesi anlamında kullanılır.

Satılacak şeyler, mallar …

Emtia,
Arapça, امتعه

Mallar, Meta.
Eski dilde mal.
İng. commodity.

Ticarete konu olan mallar.
Satılacak şeyler, mallar.
Ticaret malları, meta
Ticaret malları.
Zahire,
Emtia, ticarete konu olan altın, gümüş, petrol, doğal gaz, bakır, pamuk, mısır, buğday, şeker, kahve gibi malların tümüne verilen addır.
Bu malların alım-satımının gerçekleştirildiği piyasaya Emtia Borsası denir

1 2