Derin üzüntü veya acı, sıkıntı…

Kahır,
Keder,
Üzüntü.
Sıkıntı.
Büyük acı.
Eski dilde kahr.
Arapça kahr, kahır (ﻗﻬﺮ).
İnsanın içine işleyen derin üzüntü, sıkıntı, keder.
Derin üzüntü veya acı, sıkıntı.
Çok üzülme.
Çok kederlenme, çok üzüntü duyma.
Fazlaca üzüntü.
Keder içine işleme.

Kahır kelimesinin başka anlamları:
Ezme.
Güç.
Mahvetme.
Mahvetme, Zorlama.
Mahvetme, helak etme.
Zorlama, Cebir.
Zorla bir iş yaptırma.
Zorlama, mahvetme, ezme.
Yok etme, ezme, perişan etme, mahvetme.
Galip gelip ezme, perişan etme, mahv ve helak etme.
Zorla iş yaptırma, zorlama, baskı, cebir, icbar.
Üstün gelerek mahvetme, batırma, ezme.
Zorla bir iş gördürme.

Yaşlı, ihtiyar kişi.
Yaşlı at.
Yaşlı deve.

Kahr: oğlak
Kahr; lütfun zıddıdır.

Birini nişan, madalya, aylık artırma vb. şeylerle ödüllendirme…

Taltif,
Arapça taltif, (ﺗﻠﻄﻴﻒ)
Arapça, Taltif; nazik ve merhametli davranmak, anlamına gelen lutf kelimesinden türetilmiştir.
Eskiden, İyilik ederek gönül alma.
Birini nişan, madalya, aylık artırma vb. şeylerle ödüllendirme.
Gönül okşama.
Ödüllendirme.
İyilik ederek gönül alma.
Lütuf ve ihsanda bulunma.
Lütfetme, bir iyilik ederek gönlünü alma, iltifat etmek.
Gönül alma.
İltifat etmek, Yumuşatmak
Gönül okşamak.
Taltif etmek.
Nişan, madalya vb. vermek, ödüllendirmek.
İyilik ve güzellikle muamele etmek.
İyi ve güzel davranarak gönül almak.
Lütuf ve iyilik etme.
Gönlü hoş etme, iyilik ederek ve güzel davranarak gönül alma.
Rütbe, nişan, madalya vb. ile ödüllendirme.
Yumuşatacak bir ilaç kullanma, yumuşatma.

Minnet …

Müdana,
Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma, gönül borcu.
Arapça minnet, (ﻣﻨّﺖ)
Yapılan bir iyiliğin yükü, ağırlığı altında ezilme, iyilik yapana karşı kendini daima borçlu hissetme
Yapılan iyiliğe karşı teşekkür etme, şükür, hamd etme.
İyilik, yardım, bağış, lütuf, kerem.
Yapılan bir iyiliği başa kakma.
İyiliğe karşı duyulan şükür hissi.
Birisine iyilik etmek.
Yapılan iyilikleri sayarak başa kakmak.
Araşan, Ağdık,
Şükretme,
Şükür, Şükran,
Gönül Borcu,
Hamd,
Minnet.
Mihnet, Mehnet, (Erzurum yöresi).
Tenezzül, minnet (Artvin yöresi)

Yeniçeri aylıklarına yapılan zam. ..

İnam,
Yeniçeri aylıklarına yapılan zam.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında yeniçerilerin aylıklarına yapılan zam.

Eski dilde inam, emanet, vedia.
İnanılmış, itimat edilmiş, güvenilmiş, emin, mutemet.
İtimat, emniyet, güven.
Nimet vermek.
İhsan etmek.
Doğruya sevk etmek, hidayete ulaştırmak.
İyilik etmek, bahşiş vermek.

Arapça inam, (ﺍﻧﻌﺎﻡ)
Arapça, müreffeh olmaktan inam sözcüğü türetilmiş.
Lutuf ve ihsanda bulunma, iyilik etme.
Lutuf, ihsan.

Eski dilde nimetler …

Niam,
Eski dilde nimetler.
Arapça, niam, (ﻧﻌﻢ) nimet’in çoğulu niam olarak kullanılıyor.
Nimetler.
İyilikler.
Yiyecekler.
Nimetler.
Hidayetler.
Hayat için lazım olan her şey; iyilik, lütuf, ihsan.
İyilik, ihsan, rızık, yiyecek.

Arapça, nimet, (ﻧﻌﻤﺖ).
Lütuf, iyilik, ihsan, bağış.
Yaşamak için gerekli her şey.
Yararlanılan imkan.
Yiyecek, içecek, özellikle ekmek.
Allah’ın kullarına bağışı olan yiyecek içecek vb., özellikle ekmek.
İnsanın iyi yaşamasını sağlayacak her türlü şey, servet, refah, dirlik düzenlik, sağlık vb.