Bir gök cisminin teker biçimde görülen yüzü…

Kurs,
Fransızca: cours.
İngilizce: course,
Teker.
Yuvarlak.
Çörek,
Ağırşak,
Bir gök cisminin teker biçimde görülen yüzü.
Teker biçiminde yassı nesne, kurs.
Bir gök cisminin teker biçimde görülen yüzü; çörek.

Kurs sözüğünün diğer anlamları:
Ağırşak.
Tekerlek şeklinde olan.
Kelepçe,
Dolgun, dolu,
Çukur yerlere dolan kar yığınları.
Yuvarlak ve yassı biçimli nesne, ağırşak.
Kısa süreli derslere dayanan eğitim etkinliği.
Resmi ve özel kuruluşlarca ilgililere belirli bir konuda bilgi, beceri ve davranış kazandırmak amacıyla düzenlenen derslere dayanan ve belli bir süresi olan eğitim etkinliği.
Nargile yakmakta kullanılan dut ya da asma ağacından elde edilen bir çeşit kömür.

Okur yazar olmayan…

Ümmi,
Okuyup yazması olmayan.
Okur yazar olmayan.
Anaya mensub olan.
Anasından doğduğu gibi kalmış ve tahsil görmemiş, mekteb ve medresede okumamış kimse. Yazı yazmak bilmeyen.
Arapça: ummi, ( ﺍﻣّﻰ).
Arapça: anne anlamındaki umm kelimesinden türetilmiştir.
Okuma yazma öğrenmemiş, cahil.
Okuyup yazması olmayan, okuma yazma bilmeyen (kimse).
Hiç bir mektebde, medresede ve hiçbir beşerden tahsil görmemiş.
Ümmi ile cahil arasında fark vardır. Ümmi yalnız okuyup yazmak bilmiyendir. Cahil ise, okuyup yazma bilse de, bir şey bilmiyen kimsedir, her ümmi cahil değildir.Hiç bir mektebde, medresede ve hiçbir beşerden tahsil görmemiş.
Ümmi ile cahil arasında fark vardır. Ümmi yalnız okuyup yazmak bilmiyendir. Cahil ise, okuyup yazma bilse de, bir şey bilmiyen kimsedir, her ümmi cahil değildir.

Ümmiyye: ( ﺍﻣﻴّﻪ)
Ümmi kelimesinin kadını ifade eden veya tamlamalarda ortaya çıkan aynı manadaki müennes şekli.

Ümmilik:
Ümmi olma durumu.

Herhangi bir konuda yapılan inceleme, araştırma…

Etüt,
Farsça etüd,
Fransızca: etude.
Latince: etude.
Herhangi bir konuda yapılan inceleme, araştırma.
İnceleme, tetkik etmek.
Araştırma, inceleme.
Ön çalışma
Müzakere.
Belli bir konuyu inceleyen, araştıran eser veya yazı. Yatılı okullarda öğrencilerin, başlarında bulunan bir öğretmen veya yöneticinin kontrolü altında kendi kendilerine ders çalışmaları işi, mütalaa.
Öğrencilerin, bir öğretim görevlisinin gözetimi, denetimi altında ders çalışmalarına ayrılan zaman, mütalaa, müzakere.
Bir konu üzerinde yapılan inceleme, araştırma, tetkik
Musikide didaktik maksatla bestelenmiş eser.
Deneme, geliştirme ve öğretme amacıyle bestelenen ve estetik bir değer taşıyan müzik parçası.

Düzey …

Kur,
Düzey,
Seviye.
Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır, seviye.
Bir kurs’ un basamaklarından her biri, kur.
Bir nokta, çizgi, yüzey vb. yatay düzleme göre yükseklik ya da alçaklık derecesi.
Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi, seviye.
İngilizce, level.
Fransızca, niveau.

Yörelere göre başka anlamları;
Düzlük yer.
Sıra,

Ders saatleri dışında öğrencilerin ders çalışmasını sağlayan kimse…

Belletmen,
Belletici,
Müzakereci,
Ders saatleri dışında öğrencilerin ders çalışmasını sağlayan kimse.
Eğitim kurumlarında etütleri denetleyen kimse, belletici.
Çalıştırıcı, öğretici, belletmen, müzakereci.
Özellikle yatılı okullarda mütalaa saatlerinde öğrencilerin başında durup rahat çalışabilmeleri için disiplini sağlayan, gerektiğinde derslerine yardım eden kimse, müzakereci.

Bir gemi veya uçağın gidiş yönü…

Rota,
İtalyanca rotta,
İtal rotta, course.
İspanyolca, rota,
Fr route,
Rusça, kurs.
Vapur ve gemilerde istikamet yolu.

Bir gemi veya uçağın izlediği yol, seyir yolu.
Bir gemi veya uçağın gidiş yönü, izleyeceği yol.
Geminin seyir yolu, Gidilen yol.
Bir geminin gidiş yönü.

Rota’nın diğer anlamları;
Sıra listesi
Görev listesi
Nöbet cetveli, listesi, çizelgesi.
Papalık makamında yüksek dini mahkeme.
Mecaz olarak; Görüş veya tutuma göre gidilen, izlenen yol.