İki başlı sakallı bir erkek şeklinde betimlenen, Roma’nın kozmik tanrısı …

Janus,
İki başlı sakallı bir erkek şeklinde betimlenen, Roma’ nın kozmik tanrısı.
Janus’ un zaman üzerindeki kontrolü, geçmişi ve geleceği simgelediği imgelerinde bazen bir tarafı genç diğer tarafı yaşlı bir erkek yüzü kullanılarak vurgulanmış. Roma’ nın kendi özgün tanrısı olan Janus tüm geçişlerden sorumlu kozmik bir tanrı. Latince kapı alamındaki İanua sözcüğünden İanus (Janus) kelimesi türetilmiştir. Janus cennetin öncüsü ya da kapıcı anlamına gelir.

Zamana ait tüm başlangıçlar ve bitişler, doğaya ve insana dair soyut ve somut tüm geçişler, kapılar, girişler, çıkışlar, geçitler, toplumsal değişiklikler, savaş ve barış onun gözetimi altındadır. Doğada ve insanda gözlemlediğimiz tüm geçişlere Janus başkanlık eder. İki başlı sakallı bir erkek şeklinde betimlenen Janus’ un başları iki zıt yöne bakar. Bu özelliğiyle başını çevirmeden önü ve arkayı, geçmişi ve geleceği, içini ve dışını görebilir.

Roma’ nın Romulus’ dan sonra ikinci kralı olan Numa gerçek bir filozof ve ülkesinde köklü reformlar yapan, barış ve huzuru sağlayan, günümüzdeki idarecilere örnek olabilecek bilge bir yönetici. Roma’da iki tarafında çift kanatlı birer kapı ve diğer tarafları duvardan oluşan basit dikdörtgen bir tapınağı olan Janus’ un; tapınağının kapıları savaş ve barışın göstergesi olarak açık olduğunda ulusun silahlı olduğunu ve savaşı, kapatıldığında barışın hakim olduğunu gösterir.

Roma’nın tüm geçişlerden sorumlu kozmik tanrısı…

Janus,
Roma’nın kozmik tanrısı.
Janus Janus’ un zaman üzerindeki kontrolü, geçmişi ve geleceği simgelediği imgelerinde bazen bir tarafı genç diğer tarafı yaşlı bir erkek yüzü kullanılarak vurgulanmış.
Yunan mitolojisinde karşılığı olmayan Janus, Yunanlılarca Ianos olarak adlandırılmıştır.
Roma’ nın kendi özgün tanrısı olup tüm geçişlerden sorumlu kozmik bir tanrı.
Zamana ait tüm başlangıçlar ve bitişler, doğaya ve insana dair soyut ve somut tüm geçişler, kapılar, girişler, çıkışlar, geçitler, toplumsal değişiklikler, savaş ve barış onun gözetimindedir.

Latince İanua (kapı) sözcüğünden türeyen İanus (Janus) kelime anlamı olarak cennetin öncüsü ya da kapıcı anlamına gelir. İki başlı sakallı bir erkek şeklindedir. Gezginleri ve yolcuları doğru yönlendirmek için sağ elinde bir asa sol elinde kapıları açmak için anahtar tutar. Cennetin kapılarının koruyuculuğunu yapan, Janus’ un diğer tanrılara giden geçiti de gözlediği ve yolu açacağına inanılır. Bu nedenle Janus adına görevlendirilmiş her hangi bir rahip veya din adamı yoktur.

Antik Roma’ nın mitolojisinde, Janüs yeni başlangıçların Tanrısıydı. Kapılar ve geçitlerle, bir yolculuğun ilk adımlarıyla bağlantılıydı. İngilizce’ de Ocak ayının adının (January) Janüs’ ün onuruna verildiğine inanılır. Değişiklik ve gelecekten günümüze, günümüzden geleceğe geçişin Tanrısı olarak, Janüs bir dönem Zaman Tanrısı olarak görülürdü.

Pencere veya kapının üst yanında bulunan ve oda havasının değiştirilmesine yarayan, açılır kapanır bölüm…

Vasistas,
Fransızca: vasistas,
Almanca: vasistas,
İngilizce: transom,
Pencere veya kapının üst yanında bulunan ve oda havasının değiştirilmesine yarayan, açılır kapanır bölüm.
Kapının ya da pencerenin üst yanında bulunan ve havanın değiştirilmesine yarayan, açılır kapanır bölüm.
Pencere veya kapıların üst kısmında öne doğru eğilerek açılan ve havalandırma işine yarayan açılır kapanır pencere.

Mal…

Emtia,
Mal,
Arapça mal, (ﻣﺎﻝ).
Bir kimse veya kurumun mülkiyetinde bulunan, taşınır, taşınmaz her çeşit değerli ve gerekli şey, mülk, irat, varlık, servet.
Kar sağlamak maksadıyle alınıp satılan şeyler, tüccar malı, emtia.
Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, emtia.
Gümrük sınırından geçirilen her türlü canlı, cansız nesne ve değer.
Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü.
Satılabilen bir yerden başka bir yere gönderilen sarmalama ya da sandıklama yoluyla depolara konulabilen ürünler.
İnsan gereksinimlerini doğrudan veya dolaylı olarak karşılama özelliğine sahip her türlü nesne.
Geniş anlamda, insan gereksinimlerini doğrudan veya dolaylı olarak karşılayan mal ve hizmetler.
Mal, varlık, ev bark.

Mal sözcüğünün diğer anlamları;
Büyükbaş hayvanlar.
Mal, davar.
Hayvan.
Sığır,
Çift ve yük hayvanları.
Sığır cinsinden büyükbaş hayvanlar
Mal, hayvan sürüsü.
Büyükbaş hayvan sürüsü; sığır.
Büyük ve küçükbaş süt ve et hayvanlarının bütünü.
İşlenmiş, boyanacak duruma gelmiş sığır derisi.
Bayağı, aşağılık, kötü kimse.
Argoda; Esrar.
Kaba konuşmada; Fahişe.

Nem böceği …

Gümüşçün,
Gümüş böceği,
Nem böceği,
Gümüşçün ya da gümüş böceği adıyla da bilinen nem böcekleri, evinizdeki çatlaklarda, parke altlarında ve kuytu köşelerde yaşar. Karton, kağıt ve bez gibi şeylerle beslenirler. Nem böcekleri evde çatlak yerleri çok sever ve bu alanlara yumurta bırakırlar. Evlerde nem böceği kapı, tezgah ya da duvarda çatlak varsa mutlaka çatlaklarda yaşar.

Bu çatlaklar derz dolgu malzemesi ile kapatılması yaşamaması için bir önlemdir. Nem böceğini yok etmek için sedir yağını su ile karıştırıp evinizdeki çatlak ve yarıklara püskürtün. Nem böceği yani gümüşçün (gümüş böceği) lavanta ve kekik kokusunu da sevmez. Lavanta yağını da sulandırarak püskürtebilirsiniz. Ayrıca yerlerin limon kokulu malzeme ile temizlenmesi gümüş böceğinin yaşamasını engeller. Sedir ağacının kokusu en etkin yoldur. Bu böceklerin yaşadıkları yerlere sedir ağacı talaşı serpilir.

Gümüş böceği baharat kokusundan hoşlanmaz bu yüzden karanfil, tarçın ve diğer sert kokulu baharatlardan oluşan birer küçük kese hazırlamak ve bunları mutfak dolaplarına koymak, gümüş böceklerini yiyeceklerinden uzak tutmak için harika ve güvenli bir yoldur.

Gümüş böcekleri gece ortaya çıkar. Gün içerisinde pek görünmezler. Ancak ortamda karabiber gibi görünen küçük dışkı noktaları onların varlığını gösterir. Nemli, karanlık alanlarda yaşayan nem böcekleri için evinizin kuru kalmasını sağlamalısınız.

Kapı veya pencereyi ardına kadar açma…

Dayama,
Dayamak işi.
Destek.
Dayantı,
Dayak.
Kapı veya pencereyi ardına kadar açma.
Halk Ağzında destek, dayak.

Dayama sözcüğünün diğer anlamları;
Kağnı ve dört tekerlekli arabalarda oku yukarda tutmaya yarayan ağaç destek.
Bir yükü yalnız başına sararken kullanılan yük dayamaya yarayan ucu çatallı, kalınca ağaç.
Mayasız hamurdan, fırında ya da saçta pişirilerek yapılan bir çeşit pide.
Süt, yumurta, yağ ve unla yapılıp tandırda pişirilen çörek.
Yufka ekmeği üzerine önceden hazırlanmış tas kebabını suyu ile beraber dökerek yapılan yemek.
Pilav.
Kışın ocağa dikine konularak yakılan odun kütüğü.
Araba sandıklarını yanlardan tutan dikine ağaçlar.
Çatma denilen tünel biçimi çadırın arka tarafını sıkıca kapamak için, bu kısma dikine dayatılan sırıklardan her biri.
Ölü mezara konulduktan sonra üzerine toprak dolmasın diye, mezar üzerine uzunlamasına dizilen tahtalar.
Koyun, keçi gibi hayvanların yattıkları yer, ağıl.
Evlerde odalar arasındaki ince iç duvarlar, bölme.
Yüksek tahta perde.
Taş, duvar gibi sert şeyler.
Rüzgardan korunmak için yapılan set.
İçi ot dolu yastık, sedirlerdeki arka ve yan yastıkları.
Ağzına kadar doldurulmuş çuval.
Tarla ve bağ ortaklarının mal sahibine verdikleri güvence parası.
Önden verilen para, avans.
Birinin iş, diğerinin para ortaklığında verilen para.
Minder dışına kaçmak isteyen güreşçinin ensesine tek ya da iki elle yapılan destek.
Araba yan kanatlarının çakıldığı ağaçlar.
Üzerine su serpilen yufka.

1 2 3