Silm, Barış, asayiş…

Silm,
Arapça, (ﺳﻠﻢ) Barış.
Barış, sulh, asayiş.
Asayiş.
Barış,
Sulh,
Müsalaha,
İngilizce: Peace,
Fransızca: paix,
Almanca: Friede
Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh, hazar
Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam.
Dargınlık veya savaştan sonra anlaşma, uzlaşma, sulh

Barışma.
Barışmak, sulh, barışıklık.
İtaat.

Bir toplumun başka bir topluma, isteğini benimsetme amacıyla tüm olanakları ve güçleriyle yaptıkları düzenli saldırı …

Savaş,
Fr. Lutte, İng. war, Arapça, حَرْب


Cenk,
Harp,
Kavga,
Muharebe,
Mücadele,
Mukatele.
Silahlı çatışma.
Uğraşma.

Bir toplumun başka bir topluma, isteğini benimsetme amacıyla tüm olanakları ve güçleriyle yaptıkları düzenli saldırı.
İki veya daha çok devletin birbirleriyle siyasi alakaları keserek silahlı kuvvetlerle çarpışmaları, vuruşmaları.
Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk.
Uğraşma, kavga, mücadele.
Hayvanların birbirleriyle yaptığı mücadele,
Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele.
İki ya da daha çok devletlerin, istediklerini kabul ettirmek ya da başkasının isteklerine boyun eğmemek amacıyla, birbiriyle diplomatik ilişkilerini keserek silahlı güçlerle vuruşmaları.

Başka toplumları, kümeleri sömürmek için ya da onların sömürüsünden kurtulmak için insan toplumlarının, kümelerinin giriştikleri silahlı kavga.

İslam’da Tanrı buyruklarına uyma …

Taat,
(Arapça, طاعت ).
Tâat, İbadet, İtaat.
Taat sözcüğü Tanrı buyruklarına uymak anlamındadır.
Allah’ın buyruklarına uyma .
Allah’ın emirlerini yerine getirmek.
İtâat, (Arapça اطاعت ).
İtaat etmek.
Uyma, boyun eğme.
Tâat kılmak, ibadet etmek.
İbadet etmek.
Söz dinleme, ibâdet.

İtaat edene muti, kendisine itaat edilene muta denir.

Veri, muta …

veriimagesPM05FHA5
Done, (Fr. donnée, İng. data, datum, Alm. daten, werte).
Malumat(Osmanlıca, Arapça, معلومات)
Muta,
Veri,
Done,
Data,
Bilgi,

Geçici kazanç.
İtaat olunan, boyun eğilen, başkalarının kendisine itaat ettikleri.
Kendine itaat olunan.
Sözü dinlenen.
İntifa, faydalanma. (Osmanlıca’da yazılışı: mut’a)
Verilen.
İta olunmuş, verilmiş olan. (Osmanlıca’da yazılışı: mu’ta)
Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge.
İstatistik veriler.
Gözlem ve deneye dayalı araştırmanın sonuçları.
Bilgi, data
Bir problemde bilinen, belirtilmiş anlatımlardan bilinmeyeni bulmaya yarayan şey.
Deneysel ölçme sonucu bulunan nicelik ya da sayı.
Deneyle bulunmuş veya bilinen bilgiler.
Deneyler ya da gözlemler sonunda elde edilen nicel ya da nitel değerler,
Bilimsel sonuçlara varabilmek için gerekli olan deneyler veya gözlemlerden elde edilen nicel veya nitel değerler.
Çözüme ulaşmak için işlenebilir duruma getirilmiş bilgi.
Bilgisayar için işlenebilir duruma getirilmiş sayısal ya da sayısal olmayan bilgi.

Kumanda etme hakkı, yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı veya gücü, sulta …

Otorite, (Fr. autorité).
Otorite (Farsça).
Yetke,
Sulta,
Velayet.

Kumanda etme hakkı.
İtaat ettirme hakkı veya gücü,
İtaat ettirme iktidarı.
İdari veya siyasi iktidar.
Siyasi veya idari güç.
Yaptırma, yasak etme, emretme,

Çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş, başarılı kimse.
Muhakemeleri veya doktrini umumiyetle doğru olarak kabul edilen ve bir sahada derinleşmiş olan şahıs veya eser.