Eski dilde, hayal gücü…

Muhayyile,
Muhayyele.
Arapça muhayyile, (ﻣﺨﻴّﻠﻪ).
Arapça hayal etmek anlamındaki tahyіl’den muhayyil ve muhayyile sözcüğü türetilmiştir.
İmgelem.
Tahyil,
Tahayyül,
İngilizce: imagination
Fransızca: imagination
Almanca: Einbildungskraft,
Yunanca: phantasia,
Latince: imaginatio,
Hayal gücü.
Düş gücü.
Hayal etme gücü.
Hayal gabiliyyatı.
Hayal kurma gücü ve yeteneği.
Dış varlıkları zihinde canlandırma yetisi.
Olgusal karşılığı bulunmayan ansal tasarım.

Hayal gücü, zihinde önceden yer etmiş olan tasavvurları muhafaza eden veya hiç idrak edilmemiş şeyleri ve bunlar arasındaki ilişkileri tasavvur eden meleke.
Hayal kurma merkezi.
Zihinde bulunan hayal kuvveti.

Hayal dünyası, imajinasyon …

İmgelem,
Muhayyile,
İngilizce: imagination,
Fransızca: imagination,
Almanca: Vorstellungskraft, Einbildungskraft,
Yunana, phantasia,
Latincce: imaginatio.
Arapça, muhayyile (muhayyele), (ﻣﺨﻴّﻠﻪ).
Arapça, muhayyil kelimesi, hayal etmek anlamına gelen tahyіl kelimesinden türetilmiş.
Hayal kurma gücü ve yeteneği.
Hayal dünyası, imajinasyon.
Yaşanmışın heyecanını, hayal, karmaşıklığıyla tamamlayıp, yüceltiyor.
Tahayyül etmek.

Hayal gücü, zihinde önceden yer etmiş olan tasavvurları muhafaza eden veya hiç idrak edilmemiş şeyleri ve bunlar arasındaki ilişkileri tasavvur eden meleke.

Geçmiş yaşantılara özgü öğelerle şimdiki yaşantılar arasında bağ kurma gücü.
Nesnelerin biçimlerini zihinde tasarımlayabilme yetisi.
Dış varlıkları zihinde canlandırma yetisi.
Olgusal karşılığı bulunmayan ansal tasarım.
Bir nesneyi, o nesne (karşımızda) olmaksızın tasarımlama yetisi.

Fenomen, Duyularla algılanabilen her şey, olgu, olay, hadise …

Fenomen,
Fransızca, phenomene.
İngilizce, phenomenon
Yunanca, phenomene.
Önemli tarihsel olgu.
Duyularla algılanabilen her şey.
Belli bir hastalığı veya patolojik durumu gösteren belirti.
Olay,
Hadise,
Olay, olgu.
Görüngü.
Zahiri.
Şuur karşısında belirdiği, idrak ve imkan sınırlarının içine girdiği kadarıyle varlık, görüngü, olay, hadise.

Fenomen kelimesinin karşıtı, Numen’dir.
Numen, Nesnenin kendisidir. Görüngü karşıtı demektir.
Fenomenizm,
Fr. phénoménisme)
Gerçeğin sadece fenomenlerde aranması gerektiğini, bunun dışında ayrıca varlık alanı bulunmadığını savunan görüş, görüngücülük, olaycılık, hadisiye, zahiriye.

Hafıza, bellek …

Anak,
Hafıza,
Bellek,
Andaç.
Arapça hafıza, (ﺣﺎﻓﻈﻪ)
İdrak edilen, algılanan, öğrenilen şeyleri zihinde tutma ve hatırlama hassası, bellek.
Bilgisayar, telefon, otomatik kumanda merkezleri gibi aletlerde bilgi ve emirlerin depolandığı kısım.
Ezberleme yeteneği.
Hıfz etme (ezberleme) ve hatırda tutma kuvveti.
His organları ile duyulmayan fakat duyulanlardan çıkarılan manaları saklayan manevi duygu merkezlerinden biri.
Muhafaza eden.
Ezberleme kuvvesi.
Kuvve-i hafıza.
Arapça, Bellek.
Hatırlama kabiliyeti.

1 2