Ev içinde giyilen kolsuz, kalınca bir kısa hırka türü…

Arkalık,
Ev içinde giyilen kolsuz, kalınca bir kısa hırka türü.
Yelek, içlik.
Ceket.
Azerilerin giydiği, pardesüye, cekete benzer bir giysi.
Sakalar ve seyyar manavların ıslanma, kirlenme ve üşümeden korunmak için zaman zaman giydikleri geniş omuzlu, kolsuz ve ön kısmı kavuşan bir yelek türü.

Arkalık sözcüğünün yörelerimizde başka anlamları:
Sırt dayamaya yarayan yer.
Sırtında yük taşıyan hamalların, yük taşırken kullandıkları arka yastığı; semer, hamal semeri, arkalıç.
Hamal semeri, sırta yük alınacağı zaman konulan çul, çuval, keçe parçası, altlık.
Artçı (askerlikte).
Evlerde ocağın arkasına vurulan kalın odun.
Kerpiç ve taş taşımak için arkaya iple bağlanan tahta araç.
Bir çeşit sepet.
İskemlenin, sıranın yaslanılacak yeri.
Saman çeteninin (kağnısının) arkasına bağlanan kilim parçası.
Tahta dildirilecek tomruğun dört köşesinden çıkarılan kalın yumru tahtalar.
Semerin kaymasını önliyen kayış ya da kolan.

Zayıf, çelimsiz…

Hıra,
Cılız,
Çelimsiz, Çiroz,
Endamsız,
Güçsüz.
Kıl kuyruk, Kürdan gibi,
Lagar,
Nahif,
Sıska,
Zayıf, Zıbıdı,
Zayıf, çelimsiz, cılız,
Zayıf, çelimsiz, sıska.
Zayıf ve cılız

Hıra sözcüğünün yörelerimize göre başka anlamları:
Çok yiyen, obur.
Obur,
Çok yiyen, obur.
Dertli (kimse).
Ağır hareketli, tembel.
Küçük, ufak.
Hırka.
Oğlak.
Yağda kavrulmuş un çorbası, bulamaç.
Kimsesiz çocuk.
Küçük (çocuk için)
Ortanca (çocuk).
Ürün.
Frengi çıbanı.
Hatmi çiçeği.
Hatmi; hindiba.
Herhangi bir nedenle değerini kaybetmiş şey.
Peygamberimize ilk vahyin geldiği mağara, (hıra cura) Hira(Hıra dağı), Harra, Cebel-i Nur.

Cihaz …

Aparey,
Fransızca appareil.
Çeşitli parçalardan meydana gelen alet, cihaz.
Aygıt.
Aygıt, alet, takım.
Cihaz,
İngilizce: apparatus, device, instrument.
Arapça cihaz, cehaz, (ﺟﻬﺎﺯ).
Birbirine bağlı birçok parçadan meydana gelen alet, aygıt, aparey.
Bir el işini, mekanik bir işi veya deneyleri gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne ya da takımlar dizgesi.
Alet ve edevat.
Takım.
Aparat.

Diğer anlamları;
Çeyiz.
Gelinin lüzumlu şeyleri.
Gelin olacak kız için hazırlanan her türlü eşya, çeyiz.
Vücutta belirli bir görev yapan organların bütünü, sistem.
Bir cenazenin yıkanması, kefenlenmesi, kaldırılması için gerekli malzeme.
Cenazenin kaldırılması için lazım olan eşya.
Tarikatlarda kullanılan taç, hırka, kemer gibi eşya.

Aba …

Kereki,
Yünden ve pamuktan yapılan hırka, ceket.
Aba,
Arapça aba, ( ﻋﺒﺎﺀ– ﻋﺒﺎ).
Kereki sözcüğü, Silifke-İçel ve Kadınhanı -Konya yörelerinde halk ağzında aba anlamında kullanılmaktadır.

Kepenek.
Çoban kepeneği,
Derviş hırkası.
Yünden dokunmuş, çok sağlam, eskiden daha ziyade küçük esnafın ve fakir kimselerin giydikleri potur, hırka, cepken, palto, terlik vb. şeyler yapılan, çoğunlukla deve tüyü renginde bir çeşit kaba kumaş, kaba çuha.
Bu kumaştan yapılmış bol ve geniş giyecek, hırka, cüppe.
Çoban, deveci ve göçebelerin giydiği uzun, yakasız üstlük, kepenek.
Ekseriyetle yünden yapılmış, bol giyimli bir libas, elbise.
Yünden yapılan bir çeşit kaba ve kalın kumaş.
Bu kumaştan yapılan hırka veya cüppe.
Yünden yapılan kolsuz, yakası açık, uzun giysi.

Türk kadınlarının giydiği bir tür ferace…

Türkani,
Türk kadınlarının giydiği bir tür ferace.
Dürraa,
Üste giyilen önü açık bir elbise, ferace.
Eskiden giyilen bir tür ferace.
Dürraa,
Türkani,
Eskiden Türk kadınlarının giydikleri bir çeşit ferace.
Arapça ferace, (فراجه).

Kadınların sokakta giydikleri, mantoya benzer, arkası bol, yakasız, çoğu kez eteklere kadar uzayan üst giysisi.
Dervişlerin giydiği bol bir tür hırka.
Osmanlı ülkelerinde, kadınların çarşaftan önce sokakta giydikleri üstlük.
1848 yılından sonra ilmiye sınıfının giydiği bol yenli uzun giysi.

1 2