Osmanlı döneminde, bir ücret karşılığında esnafın gelirlerini toplayarak saklayan kimse …

Kesedar,
Vekilharç,
İngilizce: steward, majordomo.
Fransızca: kesdar
Arapça: vekilharç,
Esnafın gelirlerini toplayan kimse.
Esnafın gelirlerini toplayıp satan kimse.
Eskiden esnafların gelirlerini toplayıp satan kimse.
Osmanlı döneminde, bir ücret karşılığında esnafın gelirlerini toplayarak saklayan kimse.
Bir ücret karşılığında, esnafın gelirlerini toplayıp saklayan ve istenildiğinde geri veren kimse.

Başka anlamları;
Bir konağın alışverişini yapmakla görevli kimse, kesedar.
Eskiden büyük konaklarda alışveriş işlerine bakan, bundan sorumlu olan görevlidir.
Zengin kimselerin parasını yöneten ve gerekli harcamaları yapan kimse.

Ön kesinti…

Stopaj,
Fransızca: stoppage.
İngilizce: stoppage.
Ön kesinti.
Kaynakta kesme yöntemi.
İş yaptıran, hizmet alan bir kimse veya kuruluşun ücret öderken vergi yasası gereğince hak edenden kesip vergi dairesine yatırmakla yükümlü olduğu para.
Ödenilen paradan kanunun öngördüğü ölçüde yapılan kesinti, kaynakta kesme.
Ücretlerde, serbest .meslek gelirlerinde ve sonraki yıllara devredilen taahhüt işlerinde ödemeler sırasında bu ödemelerin belirli bir kısmı ödemeyi yapanlarca tutulduktan sonra kişiler adına vergi dairelerine yatırılan miktar.
Vergide kaynaktan kesme.
Ücretlerde, serbest meslek gelirlerinde ve sonraki yıllara devredilen taahhüt işlerinde ödemeler sırasında bu ödemelerin belirli bir kısmı ödemeyi yapanlarca tutulduktan sonra kişiler adına vergi dairelerine yatırılan miktar.
Ödenilen paradan kanunun öngördüğü ölçüde yapılan kesinti.

Karmakarışık bir durum…

Anafor,
Rumca: anafori
Yunanca: anafori
Girdap.
Ters akıntı.
Çevrinti,
Burgaç, çevri, eğrim.
Karmakarışık bir durum.
Karmakarışık, sinirli, güç durum.
Birbirine zıt his, hayal, fikir, söz vb.nin karışmasından meydana gelen, girdap gibi içinden çıkılması zor durum.

Anafor sözcüğünün diğer anlamları:
Emeksizce, bedavadan elde edilen şey, beleş.
Kurnaz, deneyli, bilgili, başına buyruk.
Yolsuz veya emeksiz elde edilen şey.
Yolsuzluk yapılarak elde edilen şey.
Haraç, havadan para kazanma.

Bir engelle karşılaşan su veya hava akıntısının dönerek ve çukurlaşarak yaptığı çevrinti, ters akıntıların oluşturduğu dönme, eğrim, çevri, burgaç, girdap.
Bir su akıntısının bir engele çarpması üzerine geriye dönerek meydana getirdiği ters akıntı.
Deniz ya da ırmak sularının bir eksen çevresinde dönme hareketi.
Denizde akıntının yanında veya altında, onun ters istikametinde olarak akan su.
Denizde bir akıntının bir engele çarpmasıyla geriye dönerek meydana getirdiği ters akıntı.
Su veya hava akıntısının bir engele çarparak geri dönmesinden meydana gelen ters akıntı.
Ters bir akıntı yüzünden suyun ortasına doğru çukurlaşarak burgu gibi dönmesi sebebiyle meydana gelen girdap.

Sınır kapılarında denetim ve gözetim işlerinin yapıldığı yer…

Gümrük,
Rüsumat,
Rumca: kumerki.
İngilizce: customs, duty.
Fransızca: douane.
Latince: commercium.
Yunanca: kumerkion
Rusça: tamojna.
Rüsüm,
Gümrük idaresi.
Bir ülkeye giren veya bir ülkeden çıkan mal ve eşyadan alınan vergi veya resim.
Ülkeye girip çıkan malları kontrol etmek ve bu husustaki mevzuatı uygulamakla görevli devlet teşkilatı.
Bu verginin alınması işlemiyle uğraşan devlet kuruluşu, örgüt.
Sınır kapılarında denetim ve gözetim işlerinin yapıldığı yer.
Hudutlarda kurulan gümrük teşkilatının ismi.
Yabancı ülkelerden gelen ve yabancı ülkelere giden mal ve yolcular için yasalarla konulmuş yargıları uygulayan, ülkeye giriş ve çıkışta malın bağımlı olduğu gümrük vergisini alan örgüt.
Eşya ve kişilerin ülke sınırlarından giriş ve çıkışlarında denetimlerinin yapıldığı ve vergilerin tahakkuk ettirildiği kamu kuruluşu.
Malın yurda girişinde alınan gümrük vergisi.

Gümrük sözcüğünün yörelerimize göre diğer anlamları;
Ağzı ve sapı kırılmış testi.
Küçük kulaklı koyun, keçi.
Gümelek.

Osmanlılar döneminde bir ilden diğerine geçen mallardan alınan vergi …

Amediye,
Amediyye.
Farsça Amediye, (ﺁﻣﺪﻳّﻪ).
Farsça, amediyye, gelme, gelişle ilgili anlamı olan amedі’ den türetilmiş.
Osmanlı Devleti’ nde bir vilayete ülke içinden getirilen mallardan alınan bir nevi gümrük vergisi.
Nakledecekleri emtia ve eşya ve erzaktan alınan vergi.
Osmanlılar döneminde bir ilden diğerine geçen mallardan alınan vergi.

Reftiye; Osmanlı devletinde dışarıya satılan mallardan alınan gümrük vergisi.
Çiftresim; Osmanlı devletinde ekili topraklardan alınan ve adına Bennak da denilen bir vergi.
Mastariye; Osmanlı devletinde gümrüklerden alınan bir vergi türü.
Otlakiye; Osmanlıda devlet malı otlaklardan alınan vergi.
Haraç Vergisi: Gayri Müslim çiftçilerden beşte bir oranında ürün üzerinden toplanan vergidir. İspenç vergisi; İspenç, tarımla uğraşan Hristiyan reayadan toplanan vergidir.

Mücerred; Osmanlı’da gelir veya toprağı olan bekar erkeklerden alınan vergi, mücerred ve evli erkeklerden alınan vergi ise bennak’ dır.

Salariye; Osmanlı devletinde miri toprakları ekip, biçen köylülerin dirlik sahibine Öşür ve Öbür vergilerden ayrı olarak ürünün kırkta biri oranında ödedikleri vergi.

Duhan Resmi: bir tımarlı sipahinin toprağında konar göçeler orada kışladıkları zaman alınan vergidir. Eğer yazın gelirse yaylak vergisi alınır.

Baç; Farsça baj kelimesinin Arapça ve Türkçede aldığı şeklidir. Gazneli, Selçuklu, İlhanlı, Akkoyunlu ve Osmanlılarda vergi manasında kullanılmıştır. Bu vergi, pazarlarda, panayırlarda alınıp satılan hayvandan, her cins maldan, ithal edilen ve Osmanlı topraklarından transit olarak geçirilen mallardan alınan vergidir.

Cizye Vergisi: Gayri Müslimlerden askerlik (güvenlik) karşılığı toplanan vergidir.Cizye, çoğu yerde hane başına bir altın veya onun akça karşılığı alınırdı. 1691 yılından sonra kişi başına alınır oldu.

Kürekçi vergisi; Osmanlı devletinde gemilerde kürek çeken ve yelken açıp toplayanların ücretlerini karşılamak için toplanan vergi.

Mukataaya; Devlete ait bir arazi veya varidatın (gelirin) bir bedel karşılığında kiraya verilmesi veya geçici olarak devredilmesidir. Devlete gelir getiren kaynakları kiralayanlara ise mültezim deniyor.

Aşar (öşür) vergisi; Osmanlı Döneminde köylülerden, ürettikleri tarım ürünleri için ondabir oranında alınan vergi. Osmanlı Devleti’nin temel gelir kalemini oluşturan vergidir. Arazi para ile sulanıyorsa yirmide bir oranında verilir.

OSMANLI DEVLETİNDE ALINAN VERGİLER

1 2 3