Sözünü geçiren, üstünlük kazanan…

Egemen,
Hakim,
Hükümran,
İngilizce: sovereign, dominant.
Egemen olmak.
Bilge.
Buyruk ve hüküm sahibi, buyruğunu yürüten, bağımlı olma.
Yönetimini hiçbir kısıtlama veya denetime bağlı olmaksızın sürdüren, bağımlı olmayan, hükümran, hakim.
Sözünü geçiren, üstünlük kazanan.
Hiçbir kısıtlama, denetleme altında olmaksızın, bağımsız olarak yönetimini sürdüren, yönetimi dışarıdan herhangi bir şeyin güdümünde olmayan, egemenliğini yürüten.
Duygu ve davranışlarını kendi istenciyle denetleyebilen (kimse).
Yönetimini hiçbir kısıtlama veya denetime bağlı olmaksızın sürdüren, bağımlı olmayan, hükümran, hakim.
Buyruk ve hüküm sahibi, buyruğunu yürüten, bağımlı olma.
Hükümdar, bir ülkede mutlak otorite sahibi yönetici.

Hükümdarlar, imparator, padişah, kral, han, hakan, şah gibi unvanlara sahip olurlar. Yunanca kökenli monark sözcüğü de genellikle hükümdar ile eş anlamlı olarak kullanılır. Hükümdarlar genellikle mutlak otorite sahibi olurlar ve hükümdarlık ebeveynlerden çocuklara geçer. Bunun yanı sıra anayasal monarşiler de mevcuttur.

Zorba, hükümdar …

Tiran,
Fransızca Tyran.
İngilizce Tyrann,
Almanca Tyrann.
Eski Yunan’ da siyasal gücü zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kimse.
Eski Yunan’da siyasal erki tek başına elinde tutan kimse.
Eski Yunan’ da mutlak iktidar sahibi yönetici.
İktidarı zorla ele geçirip kötüye kullanan kimse.
Siyasal erki zorla ele geçiren, onu kötüye kullanan kimse.

Tiyatroda tiran kelimesinin anlamı;
Tuluat tiyatrosunda kötü adam tipi.
Türk kukla tiyatrosunda kötü adam tipi.
Türk doğaçlama tiyatrosunda kötü adama verilen ad.

Mecaz anlamda Tiran:
Acımasız, gaddar, despot.
Acımasız, gaddar; zorba hükümdar.
Gaddar, merhametsiz, zalim kimse.

Padişah, hükümdar, hakan…

Melik,
Padişah, hükümdar, hakan.
Arapça melik, ( ﻣﻠﻚ ).
Arapça, malik olmak, hükmetmek anlamındaki mulk, kelimesinden türetilmiştir.
Hükümdar, padişah, hakan.
Mülk ve melekut sahibi.
Padişah.
Mutasarrıf.
Bir kavmin başı.
Sultan.
Kadir.
Malik.
Melik,
Melike; Kadın hükümdar veya hükümdar karısı, kraliçe.

Hükümdar.
Memleket sahibi.
Padişah.
Arapça, Padişah, (ﭘﺎﺩﺷﺎﻩ)
Farsça, şah-ı pad, pad-şah,
Taht sahibi veya padişah.
Büyük koruyucu.
Büyük hükümdar.
Osmanlı Devleti’nde hükümdarlara verilen unvan, sultan.

Melik sözcüğünün başka anlamları;
Kilim ve halı dokunurken sarılan atkı ipi.
Culfa adı verilen dokuma tezgahında kullanılan mekik.
Dokuma tezgahlarında kullanılan kelep ve yumaklardan daha küçük ip demeti.
Halk dilinde, Dokunmak için çile, yumak yapılmış ip.
İğden çıkarılan eğirilmiş ip.
İğden çıkarılan ipin aldığı biçim.
Saç örgüsü.
Sakız otunun kökündeki sakız parçaları.
Çok gezen, iş yapmayan ev kadını.
Çam ve çalı diplerinde biten, kırmızı renkli, yenilen bir çeşit mantar.
Menik, Semen, Halı ve kilim ipi.

Unvan, sıfat, etiket …

Titr,
Etiket,
Unvan,
Sıfat,
San,

Arapça, unvan, العنوان
İngilizce, apposition,
Fransızca, opposition,
Almanca, Apposition

Şahıs adlarıyla bir arada kullanılarak nezakete yönelik bir hitap biçimini veya şahsın ailedeki, topluluk ve toplumdaki mevkini ve akrabalık derecesini gösteren isim.
Kağan, Hakan,
Sultan, Padişah,
Tegin,
Erkin,
Beg, bey.
Hatun,
Paşa,
Ağa,
Hanım,
Abla,
Dede, Nine,
Amca, Hala,
Teyze,
Yange, yenge.
Bacı, kardeş.

Suikasti engelleyen tabaklara verilen ad…

Celadon,
Çin veya Japon porselen tabakları.
Porselen, (Fr. porcelaine).
Kaolinden yapılma, beyaz, sert ve yarı saydam çömlek hamurundan yapılmış (tabak vb.)
Mertebani,
Osmanlıca fağfuri, Fağfur.

Porselen uzun ömrü, dayanıklılığı, sağlık açısından daha iyi olup, toprak kaplardan inceliği, zarif görünümü dayanıklı ve sağlık açısından daha üstün olmasından dolayı yemek kapları üretiminde tercih edilir. Osmanlı döneminde saraylarda kullanılan porselen kaplar ganimet veya hediye olarak gelmiştir.

Porselenler en iyi üreten Çin, Japonya ve Avrupa Ülkelerinden tedarik edilmiştir. Bunlar tabak, sahan, kase, fincan, tepsi, ibrik gibi şekillendirilmiştir.Osmanlı döneminde Padişahlar hep zehirlenme sonucu öldürüleceklerini düşündüğünden çeşitli tedbirler almışlardır. İktidar ve güç sahibi kişiler için zehirlenerek bir suikast sonucu öldürülecekleri evhamı nedeniyle alınan bu tedbirlerden bir tanesi de bu porselen tabak ve kaplar olmuştur. Bu işle ilgili olarak çaşnigir (çeşnici) denen kişi ve makamıyla kurumsal bir hale getirilmiş olup yemekle suikasti önlemişlerdir.

Ancak Saltanat sahibi kral, padişah, hakan, diktatör gibi zalim kişiler çevresindeki en güvenilir kişileri bu makama getirirlermiş. Buna rağmen yinede bir çok kral, hakan ve padişah seçtikleri bu kişilerce zehirlenerek suikaste uğramışalardır. Bu nedenle dönem dönem sofrada suikaste karşı muhtelif tedbirler almışlardır. Ama sonucu pek değiştirmeyen bu tedbir arasında bakır yerine altın tabaklar ve çatal, kaşık kullanılmıştır. Çeşnicibaşına da güvenmemişler. Yerine kilercibaşı almışlarıdır. Ayrıca içeceklerden sorumlu şarabdar veya kahvecibaşı gibi görevliler de bu zehirlenme ve öldürülmeye karşı tedbir olarak kullanılmıştır. Saraylara özel hastane, doktor ve hekim dahi önleyememiştir. Hatta yemekte bıçak ve zehir gizlemeye olanaklı tuz dahi bulundurulmazdı. Osmanlılarda Çin kökenli olan bu porselenlere fağfur veya fağfuri olarak adlandırılmıştır. Lotus, şakayık, lale gibi çiçek bezemeleriyle süslenmiştir. Ejderha, kuş ve çeşitli hayvanlar motif olarak kullanılmıştır. Osmanlı Padişahları celadon denen bu doğu kökenli Çin ve Japon porselenlerine güvenmişlerdir. Önleyici bir tedbir olarak zehiri aldığına, süzdüğüne veya gösterdiğine inanılan Çin veya Japon porseleni (celadon – fağfuri) tabaklar kullanılmıştır.