Gözün rengi…

Fer,
Farsça: fer,
Canlılık,
Parlaklık, aydınlık.
Bir şeyin parlak olması.
Güç; kuvvet, takat.
Güç kuvvet, ışık, aydınlık, parlaklık.
Gözdeki canlılık.
Parlaklık, göz alıcılık.
Işık, parıltı, süs.
Parlaklık, aydınlık.
Işık, canlılık.
Işık, parlaklık, zinet, süs.

Arapça: Ferr.
Geri çekilme, kaçma, firar.
Kuvvet, nüfuz.
Bir aslın neticesi.
Bir kökten, bir asıldan ayrılan kolların her biri, asıl olmayan, şube.
İkinci derecede olan şey.
Şube, kol.
Dal, budak.
Asıl meseleden kollara ayrılmış olan mesele.
Kazancı olan mukayyed mal.
Bir cemaatın şerefli ve daha meşhuru.
Parlaklık, aydınlık, nur.
Süs, ziynet.
Şan, şeref, nüfuz, iktidar.
Fazl ve vakar.
İktidar; şevket, kuvvet.
Geri çekilme, kaçma, firar.

Fer:
Gözün rengi.

Bir şeyi kesme, koparma…

Fek,
Arapça: fekk
Eski dilde, fek.
Bir şeyi açma, ayırma.
Bir şeyi kesme, koparma.
Ayırma, açma.
Kesme, koparma, bozma.
Kaldırma, bir hukuksal sınırlamanın kaldırılması.
Hukuksal bir sınırlamanın kaldırılması.
Bir kaydın kaldırılması, kayıtlayıcı bir durumun çözülmesi.

Fek sözcüğünün yöreleriizde halk dilindeki diğer anlamları:
Kuş kanadının büyük kalemleri.
Boyunduruktaki kayışın kaymaması için ortaya çakılan tahta.
Umur.
Güç, zor.
Bozma, feshetme, kesme, ayırma, koparma.
Bozma, feshetme.
Feshetme.
Çene kemiği.

Fuku:
Üzüntü veya kızgınlıktan dolayı başını aşağı eğip, nereye gittiğini bilmeden gitmek.

Bir sorundan kurtulmayı sağlayan çözüm…

Derman,
Takat.
İlaç, şifa, deva, çare.
Em.
İlaç.
Şifa,
Deva,
Çare.
Farsça: derman.
Fransızca: guerir.
İngilizce: cure, remedy.
Bir hastalığı iyileştiren ilaç, şey.
Bir sorundan kurtulmayı sağlayan çözüm.
Bir şeyi yapabilme gücü.
Çare, hal yolu, çıkış yolu.
Kuvvet, güç, mecal, takat.
İlaç, tiryak.
Takat, güç, kuvvet.
İlaç, çare, güç.
İlaç, takat, güç, kurtuluş sebebi.
Güç, takat, mecal.
Çıkar yol, çare.

Güç, direnme dayanışma gerektiren sonucunda deneyim kazandıran zor bir durum…

İmtihan,
Arapça imtihan, (ﺍﻣﺘﺤﺎﻥ),
İngilizce: exam, examination, test.
Sınav,
Test.
Yoklama.
Deneme,
Sınama.
Tecrübe etmek.
Teftiş ve tecrübe.
Bilgi derecesini ölçmek.
Bilgisi yoklanmak.
Güç, direnme dayanışma gerektiren sonucunda deneyim kazandıran zor bir durum.
Direnme, dayanışma, güç gerektiren, sonuçta bir deney kazandıran zor durum.
Bir kimsenin bilgi derecesini anlamak, daha üst seviyede bir öğrenime veya gireceği bir işe ehliyetli olup olmadığını belirlemek için yapılan yoklama, sınav.

Kılığı kıyafeti düzgün, olgun ve gösterişli (kimse)…

Kellifelli,
(kelli felli)
Kerliferli,
(kerli ferli)
Farsça güç ve kuvvet anlamındaki “kerr ü fer” sözcüğünden benzeşme yoluyla türetilmiştir.
Gösterişli, iyi giyinmiş, ağırbaşlı, vakarlı.
Maddi ve manevi gücü yerinde olan, güçlü ve gösterişli, kelli felli.
Kılığı kıyafeti düzgün, olgun ve gösterişli (kimse), kerli ferli.
Kılığı kıyafeti düzgün, olgun ve gösterişli (kimse).

Güç, kuvvet…

Fer,
Arapça, ferr (ﻓﺮ]).
Farsça Fer (ﻓﺮ).
İngilizce: power, force, strength,
Fransızca: puissance, force, pouvoir
Almanca: schaerfe, potenz, kraft,
Latince: potere, fortitudo.
Erk,
Kudret,
Takat,
Mecal,
Enerji,
Derman,
Efor,
Güç, kuvvet.

Bir iş veya hareketi sağlayan maddi ve fiziki kuvvet.
Vücuttaki iş yapabilme, faal olabilme kuvveti, derman, takat, mecal, enerji.
Sahip olduğu kuvvet ve önemin verdiği yaptırma veya yönlendirebilme hassası, nüfuz, kudret.
Manevi kuvvet.
Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat.
Siyasi, ekonomik, askeri vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu.
Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor.

Fer sözcüğünün diğer anlamları;
Akı (Aki),
Bedde, Bilek,
Bir ülkenin silahlı gücü.
Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik.
Cabbar, Canlılık.
Cidal, şiddet.
Çelim,
Dal, budak.
Daman, Derman, Din,
Enerji, Erk, Erke,
Fer,
Gadir, haksızlık, zor, çevir, eziyet, sitem.
Geri çekilme, kaçma, firar.
Gönül, yürek.
Gözdeki canlılık.
Güç, Güç, kuvvet.
Hal, Herkül,
Ilık,
Işık, aydınlık, parlaklık.
İktidar, İtme,
Jandarma,
Kudret,
Kuvvet, nüfuz.
Makderet, Mechud, Mekane, Mekn, Miknet, Moral,
Niru,
Parlaklık, aydınlık, Parlaklık, nur.
Parlaklık, göz alıcılık.
Polat,
Saat, Sert,
Süs, ziynet.
Şan, şeref, nüfuz, iktidar.
Şiddet,
Tabütüan, Tahammül, Takat, Takviye, Tılsım, Tork, Tuan,
Vis, Vusu,
Yara, Yer çekimi, Yet, Yetenek,
Zenginlik, Zor, Zorlukla, Zulüm, Zur.

1 2 3 5