Fas kentinde Meriniler döneminden kalma ünlü medrese…

İnaniye,
İnania,
İnaniye Medresesi,
Fas’ta Ebu İnaniye Medresesi (1355).

Meriniler XII. yüzyılın sonundan XVI. yüzyılın ortalarına kadar Fas’ta hüküm süren hanedan.
İslam kaynaklarının ve Avrupalıların Beni Merin de dedikleri bu hanedan, Zenate Berberi kabilelerindendir.

 

Fas’taki medreselerin en görkemlisidir. Yapı bir saray biçimini almıştır. Kürsüleri, minaresi ve büyük bir saati olan medresenin iki portalı vardır. Biri, dirsekli bir dehliz ve sonundaki bir geçitle avluya ulaşır. Diğerinin bitişik iki kapısı olup büyük olan yapının ekseni üzerinde yer almaktadır. Dikdörtgen avlu tamamen mermer döşelidir. Avlunun ortasında camiye kadar uzanan bir kanal 2 m genişliğinde olup abdest almak için yapılmıştır. Avlunun 3 tarafında öğrenci odalarının açıldığı dehlizleri vardır. Camii iki sahından oluşmaktadır ve avlunun devamı gibi düzenlenmiştir. Avlunun yan kenarlarında birer eyvan yer alır.

Fas kentinde Meriniler döneminden kalma ünlü medrese…

İnaniye,
İnania,


İnaniye Medresesi,
Fas’ta Ebu İnaniye Medresesi (1355).

Meriniler on ikinci yüzyılın sonundan on altıncı yüzyılın ortalarına kadar Fas’ta hüküm süren hanedan. İslam kaynaklarının ve Avrupalıların Beni Merin de dedikleri bu hanedan, Zenate Berberi kabilelerindendir. Muvahhidlerin Magrib’i (Fas) zabt etmesine karşı mücadele eden bu kabileler, Ebu Muhammed Abdülhak tarafından örgütlendirildi.

Meriniler hakim oldukları bölgelerde pekçok kültür, sanat, ilim ve sosyal müesseseler inşa ettirdiler. Fas, Sale, Meknes, Taza, Tlemsen ve Cezayir’de birçok medrese yaptırdılar. Bunlardan Fas şehrinde, Es-Sahriç, El-Attarin, ile Ebu İnaniye (1350-1355) medreseleri en ünlüleridir. Tlemsen’de Mansüra (1336), El-Ubbad (1339), El-Halvi (1334) Fas’ta El-Hamra, Küçük Zehra, Ebü’l-Hasan camileri, El-Mansura surları ve Sidi Türbesi sanat değeri yüksek eserlerdendir.

Fas’taki medreselerin en görkemlisidir. Yapı bir saray biçimini almıştır. Kürsüleri, minaresi ve büyük bir saati olan medresenin iki portalı vardır. Biri, dirsekli bir dehliz ve sonundaki bir geçitle avluya ulaşır. Diğerinin bitişik iki kapısı olup büyük olan yapının ekseni üzerinde yer almaktadır. Dikdörtgen avlu tamamen mermer döşelidir. Avlunun ortasında camiye kadar uzanan bir kanal 2 m genişliğinde olup abdest almak için yapılmıştır. Avlunun 3 tarafında öğrenci odalarının açıldığı dehlizleri vardır. Camii iki sahından oluşmaktadır ve avlunun devamı gibi düzenlenmiştir. Avlunun yan kenarlarında birer eyvan yer alır.

Düz kenarlı şapka…

Kanotiye,
Düz kenarlı şapka.
Fr. Canotier,
İng. Boater.

Bolivar,
Geniş kenarlı silindir şapka.

Sombrero,
Sombrero ismini; İspanyolca gölge manasına gelen “Sombra” dan alır.

Şapka (Rusça);
Keçe, hasır, kumaş, ip vb. ile yapılan başlık.
Şapkaya Kasket de denir.
Fransızcadan dilimize geçen Kasket (Fr. casquette), Genellikle erkeklerin giydiği, önü siperli başlık anlamındadır.
Eskiden Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlıklara da Fes adı verilir. Bu başlık, Fas kentinde yapılmış olup buradan yayılan, kırmızı renkte keçeden bir başlık olup Osmanlı döneminde ve halen bazıları tarafından kullanılıyor.

Bazı bitkilerde, özellikle mantarlarda sapın üstünde bulunan, üreme organlarını taşıyan kısıma da şapka denir.