Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri…

Daire,
Oda,
Ofis,
Devlet dairesi.
Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri, oda, ofis.
Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı.
Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm.

Daire kelimesinin başka anlamları:
Daire, apartıman dairesi.
Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri.
Aruz ölçüsünde birbirine yakın bahirlerin toplandığı ana bölümler.
Bir çemberle iç bölgesinin birleşimi.

Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü.
Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası.
Saz takımında usul vurmaya yarayan tef.

Aynı zaman içinde gelişen veya aynı özellikleri gösteren olay…

Paralel,
İngilizce parallel,
Fransızca parallele,
Almanca parallel.
Koşut,
Muvazi.
Kesişmeyen,
Aynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen, koşut, muvazi.
Yerküresi üzerinde çizildiği varsayılan, Ekvator’ a paralel çemberlerden her biri.
Coğrafyada, diğer adı enlem olan ve dünyayı yatay olarak kestiği farz edilen 180 tane çizgi.
Aynı zaman içinde gelişen, aynı özellikleri gösteren (olay, düşünce vb.), paralel.
Aynı tarzda devam eden.

Bir düzlemde kesişmeden ilerleyen, iki ya da daha çok sayıdaki doğruların ya da ışınların özelliği.
Bütün noktaları birbirinden aynı uzaklıkta olan çizgi veya hat, düzlük, satıh.
Aralarındaki mesafe sabit kalacak şekilde yan yana uzayıp giden ve birbirini kesmeyen (çizgi veya düzlem), koşut, muvazi.
İkişer ikişer aynı düzlem içinde bulunan ve kesişmeyen iki veya daha çok doğru.
Bir dönel yüzeyin, eksene dik bir düzlemle kesiti.

Yer yuvarı üzerinde herhangi bir noktadan geçen paralelle Ekvator arasındaki yay parçasının değeri …

Enlem,
İng. latitude,
Geographic latitude (Coğrafya).
Osm. arz derecesi.
Enlem,

Yer yuvarı üzerinde herhangi bir noktadan geçen paralelle Ekvator arasındaki yay parçasının değeri.
Yer yuvarlağı üzerinde herhangi bir noktadan geçen paralel ile Ekvator arasındaki yay parçasının açısal değeri, arz derecesi.

Bir küre üzerindeki herhangi bir noktanın temel düzlemden açısal uzaklığı.
Coğrafya enlemi, tutulma enlemi, gökada enlemi seçilen küreye ve temel düzleme göre adlandırılmıştır.

Enlem, yeryüzündeki herhangi bir noktanın Ekvator’a olan uzaklığının derece, dakika, saniye cinsinden değeridir. Enleme bağlı olarak yeryüzünde aşağıdaki özellikler değişiklik gösterir. Güneş ışınlarının geliş açısı aynı iken Dünya’ nın şeklinden dolayı yere düşme açıları farklıdır. Güneş ışınlarının yere düşme açısı Dünya’nın şekline bağlı olarak Ekvator’dan kutuplara doğru küçülür. Güneş ışınlarının dik ve dike yakın açıyla ulaştığı yerlerde aydınlanan alan dar, ısınma fazla; yatık açıyla ulaştıkları yerlerde aydınlanan alan geniş, ısınma ise az olur. Bu durumdan dolayı sıcaklık genel olarak Ekvatordan kutuplara doğru azalır. Bu durum enlem etkisi olarak ifade edilir. Dünya’nın şeklinden dolayı yerçekimi Ekvator’ da az, kutuplarda fazladır. Yerçekiminin Ekvator’ dan kutuplara doğru değişmesi enlem etkisiyle ifade edilir. Gece ile gündüz süresinin Ekvatorda yıl boyunca eşit olması, kutuplara doğru giderek gece ile gündüz süre değişiminin artması ve dağılışı enlem etkisi ile ifade edilir. Güneş ışınlarının atmosferde aldığı yolun Ekvatordan kutuplara doğru uzaması enlemin etkisiyle açıklanır.

Yeryüzü taslağı…

Harita,
Karta,
Yeryüzü taslağı.
Yunanca, Khartes.
Arapça, Harita, (خریطه).
Eski dilde, Haritalar, Harait.
İngilizce: Chart, map.
Fransızca: Carte,
Almanca: Karte,

Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularla ilgili yeryüzünün veya bir parçasının, belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen taslağı.
Yeryüzünün veya bir bölgenin coğrafya ve topografyasını göstermek üzere belli bir nispete göre küçültülerek bir düzlem üzerine yapılmış çizimi.
Yeryüzünün veya bir parçasının belli bir ölçüye göre küçültülerek muvafık bir yere çizilen taslağı.
Yeryüzünün küçültülerek düzlem üzerine çizilen taslağı.
Yeryüzünün ya da bir parçasının, belli bir ölçeğe göre küçültülüp kuşbakışı görünüşüyle bir düzlem üzerine geçirilmesi.

Haritacı; Harita çizen kimse, harita ressamı, kartograf.

Harita kelimesinin diğer anlamları;
Meşin torba, dağarcık.
Dağarcık, kulplu kese.
Eski dilde, Haritadan silmek:
Ortadan kaldırmak, yok etmek, saf dışı bırakmak.

Yeryüzünün veya bir parçasının, belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen taslağı …

Harita,
Arapça harita, (ﺧﺮﻳﻄﻪ).
Yunanca, khartes.
İngilizce, map, chart,
Fransızca, carte,
Almanca, karte.
Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularla ilgili yeryüzünün veya bir parçasının, belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen taslağı.
Yeryüzünün ya da bir parçasının, belli bir ölçeğe göre küçültülüp kuşbakışı görünüşüyle bir düzlem üzerine geçirilmesi.
Yeryüzünün ya da bir parçasının belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen tasarı.
Harita çizen kimse, harita ressamı, kartograf.

Harita; Meşin torba, dağarcık.

Yatay …

Ufki,
Arapça, (ﺍﻓﻘﻰ)
Arapça, ufḳ ve nispet eki -і ile ufḳі kelimesi türetilmiştir.
Ufka paralel olan, yatay.
İng.horizontal,
Fra.horizontal,
Alm. horizontal

Yere paralel olan.
Yatay, Ufki.
Yerçekimi doğrultusuna dik düzlem.
Durgun bir su yüzeyine veya zemine paralel, düşey doğrultusuna dikey olan, ufki.
Bir düzlem olarak düşünüldüğünde, yeryüzüne koşut olan ya da çekül doğrusuna dik olan düzlemde bulunan.

1 2