Şaşkın…

Amat,
Şaşkın.
Şaşkın, serseri, budala.
Amat sözcüğü; Burdur, Aydın yörelerinde halk dilinde şaşkın demektir.
Uşak, Elazığ, Keban, Baskil ve Ağın yörelerinde halk diliyle Amat sözcüğü Ahmet anlamında kullanılmaktadır.

Şaşkın;
Düşünceleri dağılmış, karışmış, ne yapacağını bilemez duruma gelmiş.
Akılsız, sersem, budala.

Afal; Şaşkın, dağınık, ne yapacağını bilmez.
Abahan, Akılsız, Apışık (apşak),
Barak (Burdur yöresi), Bihuş(Farsça), Budala,
Hırtapoz (Argo), Hindi (Halk dilinde).
Karışmış, Kelez (Bolu yöresi),
Sersem, Serseri.
Şaşkın.
Zabın(Bilecik yöresi; şaşkın, miskin)

Şaşkın sözcüğünün diğer anlamları:
Tembel.
Hasta, güçsüz.

Rufailik tarikatının kollarından biri. ..

Sadiye,
Sadiyye,
İsaviye,
İsaviyye,
Rufailikten türeyen bir islam tarikatı.
Rufailik tarikatının kollarından biri.
Rufaiyye ya da Rifaiyye ( رفاعية ‎),

 

Kurucusu Ahmet Rıfaiye nispet edilen tarikat Tarikatın kurucusu Ahmet Rıfai, Irak’ta Basra ile Vasıt arasında yer alan Bataih bölgesinde doğmuş olduğundan Bataihi denir.

Ahmed Rıfai, Şafii olup, bu topluluğa Rıfailer denir. Aynı zamanda onlara Ahmediler ve Bataihiler de denilmektedir.

Seyyid Ahmet Rufai, Muhammed’in elini öpünce, müridleri de bu nimetten istifade etmek istemişler, ancak bu durum gerçekleşmeyince üzülmüşler ve ellerine geçirdikleri tahta parçası, bıçak ve demirle vücutlarına vurmaya başlamışlar. Bir kısmı da ateşle vücudunu dağlamaya çalışmış. Şeyh çadıra girince bu durumu görmüş ve hayret etmiş. Bunun üzerine şöyle dua etmiş. Ya Rab, tarikatıma girenlere, bu sırrı bahşeyle! Bu durum tarikat mensublarında baki kalmıştır. Bu olaya Bürhan denilir.

Rufailik

Tarikat,
(İng. Order, tariqa, dervish order, tariqat ).
Tarikatlar,
Tavarık.
Arapça Tarik, yol demektir. Tarikat da yol demektir. Allah’ a giden yoldur. Aynı dinin içinde birtakım yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan, bazı ilkelerde birbirinden ayrılan Tanrı’ ya ulaşma ve onu tanıma yollarından her birine tarikat denir.

Tarikat bir din içinde tasavvufa, gizemciliğe dayanan, inançta ve kimi ilkelerde birbirinden ayrılan, Tanrıya ulaşma, yollarından herbiridir. Tasavvufa dayalı ve kimisi eski dinlerin kalıntılarını yaşatan, kimisi de şeriatın pek sert ve bencil yargılarını yumuşatmak gerekçesiyle oluşan türlü İslam öğretilerine verilen addır. Tarikatlarda istekli olanlara mürid deniliyor. Mürid isteyen demek, istekli demektir.

“Bayburtlu” olarak da anılan, taşlamaları, destanları ve tasavvuf şiirleriyle tanınan halk şairimiz…

Celali,
Bayburtlu,
Asıl adı, Ahmet’tir. 1850 yı­lın­da Bay­burt’un Pulur (Demirözü)bucağına bağlı Tah­si­ni (Ozansu) kö­yün­de dün­ya­ya gel­miş­tir. Babası Na­su­ho­ğul­la­rından Abus ve annesi Ke­ri­mo­ğu­la­rı sülalesindendir.
Babasını kü­çük yaş­ta kaybeden Ce­la­li ve kardeşi Kadir, an­ne­si ile bir­lik­te da­yı­sı­nın ya­nı­na sı­ğın­mak zo­run­da ka­lır. Ge­çi­mi­ni köy­de ço­ban­lık ve çift­çi­lik ya­pa­rak sağ­lar. Medrese öğrenimini bitirdikten sonra köyüne döndü. Ailesinden bir hayır göremeyen Bektaşi Celali köyünde yokluklar içerisinde evlendi. Bayburt, Erzincan ve Elazığ yörelerinde halk ozanlığı yaparak yaşamını devam ettirmiş ve 1915 yılında köyünde vefat etmiştir. Celali, hemşehrisi Bayburtlu Zihni gibi Bayburt’un yetiştirdiği en ünlü ve yetenekli şairidir.

Bayburtlu celali

Hazret-i mevladan niyazım budur
Pervaneler gibi nare düşesin
Dilerim derdine derman olmasın
Gice gündüz ah u zare düşesin

Yukarıdaki dörtlüğün de bulunduğu eserlerinden bazıları şunlardır.
Bağlanmış (Zay Olur)
Düşesin (Niyazım Budur)
Oldu Gitti (Kalktı Zevrakımız)