Birinci Dünya savaşında görev yapmış ve İstanbul’un işgalini duyuran Mareşal rütbeli Fransız General ..

Franche, Frankie.
D’esperey Franchet
(1856 – 1942).

Louis Félix Marie François Franchet d’Espèrey.
Fransız mareşali.
Azgın Frankie.

1919 yılındaİstanbul’da Galata rıhtımından Beyoğlu’na kadar Roma imparatorunu anımsatan ve zafer alayı eşliğinde atıyla yürüyerek işgali duyuran Fransız general.

Babası bir Fransız subay olarak Afrikada görev yaparken Cezayir’ in Mostaganem kentinde 25 Mayıs 1856′ da doğmuştur. 1876’da Saint-Cyr Fransız Askeri Akademisini bitirmiştir. Endonezya, Çin ve Fas’ta görev yapmış.

1914 yılında Birinci Dünya Savaşında görev yapmış ve 1916’da Doğu Orduları grubu, 1917’de Kuzey Orduları grubu komutanlıklarını yapmıştır. 1918’de ise Doğu müttefik Orduları Başkomutanı olarak İstanbul’a gelmiş.

General rütbesiyle Balkan Cephesi’ne atanmış. Burada yaptıklarından dolayı İngilizler tarafından Azgın Frankie lakabıyla tanıtılmıştır.

1921 yılında Mareşal olmuş. 1934’de Fransız Dili Akademisi başkanlığına seçilmiş. 1942 yılında Tarn’da öldü. Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da bir caddeye adı verilmiştir.

İtilaf Devletleri Mondros Ateşkes Antlaşması’ ndan sonra antlaşma gereğince 13 Kasım 1918’de İstanbul’u fiilen işgal etmişler. 25 Kasım 1918 günü Karaköy Limanına yanaşan Fransız zırhlısı ile gelmiştir. Fransız General Franchet d’Esperey işgal komutanı olarak İstanbul’ a Galata rıhtımından Beyoğlu’na kadar zafer alayı eşliğinde beyaz bir at üzerinde iki zencinin çektiği dizginsiz bir ata binerek eski bir Roma İmparatorları gibi etrafını selamlayarak girmiştir.İşgal esnasında tüm işgal kuvvetleri gibi Türklere ve müslümanlara eziyet etmiştir. İşgale karşı direnen halkı acımasızca katletmişlerdir.

Tepki, reaksiyon …

patriot_0_0Aksülamel,
Arapça Aks-ül Amel.

المحور المجاهدين عامل

Tepki, Reaksiyon.
İstenilen şeyin zıddı hasıl olması.
Tersine oluş. (Reaksiyon)
Reaksiyon, (Fr. réaction, İng. reaction).
Tepki,
Tepkime.
Allerji, Alerji.
Herhangi bir olaya karşı tepki, cevap.
Bir cismin kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki.

Edebi sanatlarda bir cümle veya mısrânın altını üstüne getirmekle, başka bir cümle veya mısrâ yapmak.

Damar, sinir veya tendonlarda iki ayrı ucu ağız ağıza getirip dikmek, ağızlaştırmak veya birleştirmek. ..

anastomozAnastomoz,
Yun. anastomosis,
Frn. Anastomose,
Alm. Anastomose,
Eng. Anastomosis.

Damar, Anjeyon, Şiryan.

Yun. ana: yukarı; stoma: ağız. Ağızlaşma, birleşme, anastomozis.
Damar, sinir veya tendonlar gibi iki ayrık yapı arasında, ayrı uçları ağız ağıza getirip dikme, ağızlaştırma veya birleştirme. Genelde damarlarda uygulanır. İki yahut daha fazla içi boş organın birleştirilmesi.

Arterlerin, venlerin, sinirlerin, yaprak damarlarınınve vücudun birçok bölgesindeki kılcal damarların birleşerek ağ meydana getirmesi.

Damar, sinir veya tendonlarda iki ayrı ucu ağız ağıza getirip dikmek, ağızlaştırmak veya birleştirmek.

İki içi boş organ veya damarın bağlantısıdır. Kan damarları arasındaki bağlantı, normal anatomide sık sık rastlanan bir durumdur. Ama iki boşluklu organın bağlantısı cerrah tarafından sağlanır. Mesela duodenumu atlayıp mide ile incebağırsak arasının bağlanması bu durumdur. Gastrointestinal sistemde bir anastomoz yapmak gerekebilir.

Gemici gömleği…

aksayaAksaya,
Beyaz gömlek.
Gemici gömleği (vareuse).
Yakası, kol ağzı ve eteği işlemeli bir çeşit beyaz ceket.
Köynek, Yakasız gömlek.
Yakasız uzun kollu erkek gömleğine, Mintan denir.
Şömizye, Yakası erkek gömleğini andıran uzun kollu manşetli kadın bluzu.

Gemilerde çalışan serdümen, usta gemici, gemici, miço, yağcı, ateşçi, kömürcü, aşçı gibi mürettebat aynı biçimde elbise giyerler. Aralarında sınıf farklılıkları sağ kollarının pazusundaki işaretlerle anlaşılır.

Elbiseler :
Koyu lacivert şayaktan gemici gömleği ve yine aynı kumaştan pantolondur. Gömleklerinin yakaları üzerine takılacak paletlerin kenarlarında bir buçuk milimetre kalınlığında yan yana üç sıra kırmızı yün şerit bulunur.

Paletler lacivert renktedir. Ayrıca gömlek yakalarına kumaştan siyah boyun bağı takılır. Yazın aynı şekilde beyaz kumaştan elbise giyerler.

Japonyada, gemici kıyafeti veya gemici fuku ortaokul ve liselerdeki kız öğrenciler tarafından giyilen bir üniformadır. Gemici fuku eski öğrenciler tarafından giyilir. Birde Japonlarda gemici fukusu uniforma olarak fetiş malzeme olarak kullanılır. Gemici fukusu Prusya ordu üniformalarından esinlenerek yapılmıştır. Japonya’da ortaokul ve liseye giden erkek öğrencilerin giydiği siyah renkli üniformalara Gakuran denilir.

Osmanlılarda "Tercüman" anlamında kullanılan sözcük …

dragoman_english_language_turkeyDragoman (Fr. dragoman),
Dilmaç,
Tercüman,
Çevirmen,
Turcimanno (İtalyanca), Drogman, tercüman.
Osmanlılarda Tercüman anlamında kullanılan sözcük.
Dragomen sınıfı veya tercüman.
Bir işverenin sözcülüğünü yapan, onun aracısı olan kişi.

Osmanlılarda yabancı dillerden tercüme yapanlara verilen ad.
Osmanlı Devletinde resmi tercüman.
Uluslararası ilişkilerde görevli Rum, Ermeni, Yahudi gibi azınlık topluluklarından oluşan tercüman. Bu tercümanlar Tanzimat dönemine kadar devlet memuru olarak çalışmışlardır.

Genellikle Osmanlı imparatorluğunda yerleşmiş Hristiyan, Rum, Ermeni tabiyetinden vatandaşlar dragoman olarak çalışırlarmış. Bu grup İstanbulda o zamanlar İstanbulun en güzel banliyösi olan Pera semtinde yaşarlarmış. Farklı büyükelçiliklerde çalışırlarmış. Daha ziyade Venedikliler ve büyükelçilerin torunları bu işi yaparlarmış. Yabancılar ve Türkler arasındaki tüm ilişkilerde görev yapmışlardır. Dragomanların bir tesisi veya sermayesi olmayıp altı, yedi lisanda tercüme yapabilmekteymişler.

Tercüman veya dragoman kelimesinin kökeni Süryanilerde-Aramilerde Meturgaman kelimesinden gelmektedir. Ragamu süryanicede konuşmak ve Rigmu kelimeside sözcük anlamındadır. Meturgaman kelimesi İtalyancaya turcimanno, Fransızcaya turchement , İngilizceye dragoman-drogman olarak geçmiştir. Türkçeyede tercüman olarak geçmiştir.

Kelimenin kökeni ve Osmanlıcadaki anlamı;
Tercüman.
Targoman (Arapça), Trucheman, Turcimanno(Fr.), Torsimani, Trujaman,
Dragoymanos(Grek), Dragomanno(Fransızca).

Bir tür bilye oyunu…

007Kafakarış,
Karış (Vuruş),
Enek,
Şap,
Çukur,
Tumba,
Tümsekli bilye,
Kuyu,
Cımbız, Cors,
Üçgen, Mors (Üçgen),
Kafakarış, Kaptan oyunu.
Klasik Misket,
Zehir,

Çocukların oyuncak olarak kullandığı, genellikle kemik, cam, taş veya demirden yapılan küçük, sert, küre biçimindeki toplara bilye, misket denir.

Bilye (İtalyanca: biglia-bilya okunur), misket (Fr. mousquet) dışında, Bursa’da cilli olarak adlandırılır. Ege yöresinde meşe olarakta adlandırılmaktadır. Sivas bölgesinde de cıncık ismini alır. Bilyenin diğer isimleri şöyledir;

Bilye, Bilya, Misket, Mile, Meşe, Kanarya, Kemik, Koç, Zıpzıp, Dobi, Fiske, Babüş, Gülle, Mika, Eneke, Enek, Fiske, Cambiş, Cicoz, Cille, Cicile, Cilli, Cıncık, Ayna,

Çocuklar tarafından bilye, enek, misket oyunları gibi sobe, körebe, dokuztaş, evcilik, leppik, ip atlama, uçurtma, çelik çomak, mendil kapmaca, yüzük saklama, askercilik, uzun eşek, birdirbir, köşe kapmaca, sek sek, saklambaç gibi oyunlar oynanır. Tarihte Roma İmparatoru Augustus Caesar dahi çocukluğunda bilya oynamıştır.

1 324 325 326 327 328 376