Vatanı Kuzey Amerika olup çay gibi haşlanarak içilen şifalı bir bitki…

Ekinazya,
Ekinezya,
Echinacea,
Kirpibaşı,
Kirpiotu,
Erguvani kirpibaşı,
Samson kökü,
Koniçiçeği,

İnce yapraklı eflatun koza çiçeği,
Vatanı Kuzey Amerika olup çay gibi haşlanarak içilen şifalı bir bitki.
Kirpiotu, Koniçiçeği gibi adlar da verilen ve vatanı Kuzey Amerika olup çay gibi haşlanarak içilen şifalı bir bitki.
Echinacea angustifolia,
Purple Coneflower,
Latince İsmi, Echinacea purpureadır.
Yunanca “echinos”(dikenli, dikenimsi) kökünden olup Ekinezya (Echinecea) olarak yunancadan türemiştir.
Asteraceae(Compositae) familyasından otsu, çok yıllık bir bitkidir. Gövdesi kalın ve tüylüdür. Yaprakları uzun ve mızrağımsı olup tepedekiler sapsız alt taraftakiler ise uzun saplıdır. Çiçekleri eflatun renginde ve çok sayıda boru seklinde çiçeklerden oluşmuş konik bir disk seklindedir. Bitkinin tohumu hafif dikenimsidir.

Vücudun savunma hattını virüslere karşı korur. Egzama, çıbanlar, kesikler, yanıklar ,sedef, sivilce,yaralar, ülser, kurdeşen v.b deri hastalıklarında büyük derecede iyileşme sağlar.

Asteraceae familyasından soğuk algınlığı, grip, enfeksiyon, zayıf bağışıklık sistemi ve kanserden korunma gibi durumlarda dünyanın en önemli şifalı bitkilerinden olup; kuru toprak ve ovalar ile seyrek ormanlık arazilerde doğal olarak yetişen çok yıllık Meksika kökenli bir bitkidir.

Kızılderililer bitkinin kökünü ve yapraklarını her tür yaranın tedavisinde, enfeksiyon ve iltihaplanmalarda, zehirli böcek ve yılan sokmasına, boğaz ve diş ağrısına, kabakulak, çiçek hastalığı ve kızamığa karşı başarıyla kullanıyorlardı. Bitki Amerika’ya yerleşen ilk göçmenler tarafından da enfeksiyonlara karşı sık olarak kullanılmıştır.

Siyanür, Hidrosiyanik asidin tuzu ya da esteri olan çok güçlü bir zehir …

Siyanür,
İngilizce, cyanide
Fransızca, cyanure,
Almanca, Zyanid
Arapça, السيانيد
Çok kuvvetli zehirlerden biridir.
Hidrosiyanik asidin tuzu ya da esteri olan çok güçlü bir zehir.
Kimyada (CNH) formülü ile gösterilen organik bir bileşiktir.
Siyanür hem gaz hem de kristal tuz formunda olabilir.

Son derece toksik kimyasal bir bileşiktir. Hidrojen siyanür (HCN) gibi renksiz bir gaz, Sodyum siyanür (NaCN) veya Potasyum siyanür (KCN) gibi kristal formda bulunabilir. Hidrojen siyanid veya HCN olarak da bilinen hidrosiyanik asit, endüstriyel olarak büyük çapta üretilen, uçucu bir sıvıdır.

Organik siyanitlere genellikle nitril denir. Nitrillerde, CN grubu, kovalent bir bağ ile karbona bağlanır. Siyanür, bir karbon ve bu karbona bağlı üç azot atomu içerir. Sodyum siyanür, Potasyum siyanür, Hidrosiyanik asit, Prussik asit.

Endüstride, kağıt yapımında, tekstil ve plastik imalatında, metalürji ve fotoğrafçılık sektörlerinde kullanılmaktadır. Tıpta da siyanürlerle birçok mikrop öldürücü ilaçlar yapılır.

Siyanür, hem doğal süreçler hem de endüstriyel faaliyetler sonucunda suya, toprağa veya havaya girer. Soluma ile, su içerken, yemek yerken veya siyanür içeren topraklara dokunarak siyanüre maruz kalınabilir. Siyanür gazı solunması en fazla zarara yol açar. Sodyum siyanid ve potasyum siyanid gibi tuzlar oldukça toksiktir.

Siyanür, solunduğu zaman vücut hücrelerinin oksijen kullanmasını önler yani hücreleri öldürür. Herhangi bir şekilde büyük miktarda siyanüre maruz kalmak bilinç kaybı, düşük kan basıncı, akciğer hasarı, yavaş kalp hızı ve solunum yetmezliğine neden olan ölümcül bir zehirdir.

Siyanürün özellikleri;
Siyanür doğal bir birleşim olup karbon ve azottan oluşur.
Madencilikte altın kazanımı için siyanür uzun zamandan beri kullanılmaktadır.
Modern dünyada siyanür yaygın bir şekilde kullanılan bir kimyasaldır.
Siyanür sanayide kullanılır. Kullanılan siyanürün %20′ si Madencilik sektöründe kullanılır.
Siyanür kimyasal ,fiziksel, biyolojik şekilde oluşmaktadır.
Doğada sabit şekilde bulunmaz bozuşma gösterir.
Siyanür kanserojen ve radyoaktif değildir.
Ağır metal değildir.
Üretilen siyanür güvenle kullanılabilir, saklanabilir ve nakledilebilir.
ABD çevre departmanı içme suyunda siyanür konsantrasyonunu 0.2 ppm olarak sınırlandırmıştır.

Eski dilde zorunlu göç …

Tehcir,
(Arapça, نقل) .
Hicret,
Sürme.
Zorunlu göç.
Göç ettirme,
Yurdundan çıkarma,
Göç etmesine sebep olma,

 

Hicret ettirme,
Bir topluluğu yaşadığı yerden göç ettirme,
Tehcir Arapça bir kelime olup hicret sözcüğünden türemektedir

Tehcir;
Bir ülkede ya da bölgedeki insanların bir bölümünün ya da grubunun (az ya da çok) kendi rızaları dışında kanuni otoritelerce sembolik veya siyasal sınırların ötesine, (ülke içinde ve dışında) hareketiyle ortaya çıkan durum, göç.

Göçler oluşum nedenlerine göre; Gönüllü ya da Zorunlu olabilir.
İnsanların içinde bulunduğu standartları yükseltme isteği, eğitim, sağlık, kariyer, iş bulma, kişisel özgürlük ve inançlar, arkadaş, aile, akraba ve aynı kültürdeki insanlarla birlikte olma isteği gönüllü göçleri oluşturur.

Doğal afetler, savaşlar, sosyal hizmetler, temel ihtiyaçlar, işsizlik, dini, siyasi ve etnik baskılar, güvenlik ihtiyacı, baraj ve yol yapımında kamulaştırma etkisiyle zorunlu göçleri oluşturur.

Ayrıca zamanına göre; mevsimlik (geçici) ve sürekli göçler vardır.

Yine mesafesine göre İç göçler (kırdan kente, kırdan kıra, kentten kıra, kentten kente gibi) ve Dış göçler olmak üzere adlandırılır.

Hamamlarda soyunma yerleri…

Keçelik,
Hamamlarda soyunma yerleri.
Arapça, Hamam, حمّام,

Hamam,
Hammam,
Özel bir düzenle ısıtılan sıcak ve soğuk suyu bulunan, yıkanma amacıyla kullanılan yapı.
Hamamlar, uzun müddet kalmamak şartıyla, sıcak su ve sabunla yapılacak vücut temizliği için iyi bir yıkanma ve temizlenme yerleridir.

Hamamda terleyen vücudun, bir bez veya süngerle ovularak yıkanması, vücutta kan dolaşımını kolaylaştırarak insana rahatlık verir.

Antik Romalılar’a kadar uzanır. Vezüv yanardağının patlamasından sonra küller altında kalan Pompeii şehrinde yapılan kazılar, Romalılar’ın kullandıkları hamamları ortaya çıkarmıştır. Roma’daki hamamların yalnız temizlik için değil, zevk ve eğlence için kullanılmış.

Natır,
Hamamda çalışan ve müşterileri yıkayan kadınlara denir.

Tellak,
Hamamda çalışan ve müşterileri yıkayan erkek kişilere denilir.

Türk hamamları ve özellikleri;
Türkler İstanbul’un fethinden sonra burada ve Osmanlı Devletinin dört bir yanında binlerce hamam yaptılar. Bazen hamamlarda içki alemlari de yapılırdı. On yedinci yüzyılda, sadece İstanbul’da 168 büyük çarşı hamamı vardı.

Türk hamamları başlıca üç kısma ayrılır:
Soyunma yerleri
Yıkanma yerleri:
Soğukluk,

Hamam (Sıcaklık);
Isıtma yeri (Külhan)
Soyunma yerleri, Keçelik.

Geniş bir sofa ve çevresinde bölmeli sekiler bulunur. Yıkanan kimseler, bu sekilerde uzanıp dinlenirler.

Yıkanma yerleri;
Soğukluktan geçilerek girilen hamam kısmına denir. Burası da bazı bölümlere ayrılır: Kurna başı denilen herkesin teker teker yıkandığı yer, halvet adı verilen kapalı ve yalnız başına yıkanma hücreleri. Bir de üzerine uzanıp ter dökülen göbek taşı bulunur. Burası, hamamın mermer kaplı zemininden daha yüksek yapılmış ve çeşitli geometrik şekillerde olabilen yerdir.

Isıtma yeri – külhan;
Hamamın altında olup burada ateş yanar. Ateşten yükselen alev ve duman, mermer zeminin altındaki özel yollardan, duvar içlerinden geçer, tüteklik adı verilen bacadan çıkar.

Külhandaki ocağın üzerinde sıcak su kazanı, onun da üzerinde soğuk su deposu bulunur. Ocağın dip kısmındaki birkaç kanal, hamamın yıkanma yerinin ortasındaki göbek taşının altına kadar uzanır. Ocakta yanan odunların tesirli alev ve dumanları, bu kanallardan göbek taşının altına gider. Bu taşın altındaki karanlık yer çok ısındığından buraya cehennem denir.

Çarşı hamamları, haftanın belli günlerinde kadınlara, başka günlerde erkeklere açıktır. Çifte hamam olanlar ise birbirine bitişik iki hamam olup, biri kadınlara, diğeri erkeklere ayrılmıştır. Bu hamamlar her gün açıktır.

İstanbul’un ünlü ve Dünyaca tanınmış hamamları, Bayezit, Çemberlitaş, Hoca Paşa, Fındıklı hamamları, Fatih’te Mehmed ağa hamamı’dır. Zamanla tahribata dayanamayıp yıkılmış hamamlar da vardır. Padişah ve çevresindeki zenginlerin meşhur konak hamamlarından hiçbiri bugün kalmamış. Birde Saray hamamları Topkapı ve Dolmabahçe vardır.

Bursa’nın doğal, sıcak ve kükürtlü sularıyla meşhur kaplıca hamamları vardır. Gönen kaplıca hamamları çok meşhurdur.

Sauna,
Fin hamamına ise sauna denir.

Duman saunasına da Enonkoski denir.
Fin hamamları (saunalar), Türk hamamından oldukça farklı bir geleneğin ürünüdür.

Geleneksel Fin hamamında mayo, havlu veya peştemal pek giyilmez, çıplaklık bu toplumda tabu değildir. Aileler saunaya hep birlikte giderler. Bu eski bir gelenektir, pek çok ailenin özel saunası vardır. Kamuya açık saunalarda erkek ve kadın bölümleri ayrıdır. Saunalar cinsellikle ilgili görülmez. Fin halkı için sauna, kiliseden sonra en kutsal kabul edilen mekandır. XX. yüzyılın başlarına kadar pek çok Fin kadını çocuklarını sıcak ve temiz bir ortam sayılan saunada doğurmuştur. Saunada loş bir ışık vardır, konuşulmaz, sessizce ve rahatça oturulur. Sıcaklık genellikle 80-110 °C’ dir.

Vihta, üzerinde yaprak bulunan huş ağacı dallarını birbirine bağlanmış halidir. Vihta ile ciltlerine hafifçe vurularak kan dolaşımını hızlandırır. Huş ağacı kokusunun da ferahlatıcı etkisi için kullanılır.

Su geçirmeyen yünlü ya da pamuklu bir kumaş…

Gabardin,
Gabardine.
Bükme yünden üretilen kabarık kumaşlardır.

Dayanıklı bir yapıya sahiptir ve su tutmaz. Sık dokunmuş bir tür ince yünlü veya pamuklu kumaş olan gabardin bu özelliği nedeniyle yaygın olarak yağmurluklarda kullanılır.

Su geçirmeyen kumaştan yapılmış reglan pardösüye de denir.

Serj
Şayak,

İnce, sık, tersi yüzünden aynı olarak dokunmuş iki yüzü de ince damarlı bir kumaştır.

Gabardin,
Serjden daha kalındır. Tersi ve yüzü aynı olup damarları belirgindir. Dimi örgüyle dokunmuş ama çözgüsü veya atkısı normalden çok daha sık olan yünlü veya pamuklu kumaş. Dokusunun sık ve çapraz oluşu dolayısıyla kolay su geçirmediği için, manto, pardösü ve yağmurluk gibi giyecek eşyası yapılmasında kullanılır.

Gabardin, 2/1 dimi örgüde dokunan, çözgünün baskın olduğu ve dik dimi etkisi gösteren bir pamuklu kumaştır.

Pantolonluk ve trençkot olarak 40/2 – 48/2 Ne çözgü, 20/1 – 24/1 veya 40/2 – 48/2 Ne atkı ipliği kullanılarak elde edilir.

Kaliteli bir gabardin kumaşta 75/2 Nm kamgarn çözgü, 60/2 veya 80/2 Ne pamuk atkı, cm.’de 40 çözgü, 35 atkı sıklıklarda ve 2/2 dimi örgüde dokunur.

Pamuk atkı çile boyalı ipliktir ve kumaşa top boyama uygulanır.

İnce bir kaliteli pamuklu gabardinde ise atkı ve çözgüde 80/2 Ne iplik, cm.’de 64 çözgü, 30 atkı sıklıklarında kullanılır. Kalın gabardinlerde 30/2 iplikler de kullanılmaktadır.

Sıkı dokunmuş bir tür pamuklu kumaş…

Dimi,
Kumaş üzerinde verev ve çapraz çizgiler ortaya çıkar. Her sıradaki atkı ipliğinin çözgü ipliklerinin bir veya bir kaçından atlayarak kaydırılmasıyla oluşur. Bunlar Kanvas, Gabardin, Kot, Kaşe gibi kumaşlar.

En küçük birim raporu üç atkı ve üç çözgüden oluşan dimi örgüler, bez ayağından sonra gelen ikinci önemli örgüdür. En belirgin özelliği atkı ve çözgü atlamalarının diagonal çizgiler oluşturur.

 

Diagonaller soldan sağa yollu ise Z- dimi, sağdan sola yollu ise S- dimi olarak adlandırılır.

Dimi örgüler D, K ve T harfleriyle sembolize edilebilirler ve en küçük birim raporu D (2 / 1) olarak ifade edilir. Dimi örgüler bezayağına nazaran daha gevşek ve daha fazla iplikle dokunabilmektedir. Yumuşak, hacimli ve ağır bir görünüşe sahiptir.

Bir yüzü Z- dimi ise diğer yüzü S- dimi görünüşe sahip olan örgülerdir.
Genel olarak erkek takım elbiselik ve bayan kostümlük kumaşlarda kullanılır

1 2 3 4 425