Eski dilde faraziye …

photo-2
Varsayım,
Faraziye, (Arapça ).
Faraziyye ( فرضيه ) .
Farziyye ( فرضيه )
Fransızca, Hipotez.
İng. Hypothese.
Kuram,
Var sayma,
Kabul.
Kaziye,
Önerme,
Nazariye.

Deneylerle henüz yeter derecede doğrulanmamış, ancak doğrulanacağı sanılan teorik düşünce.

Latince Suppositio kelimesiyle eşanlamlıdır. Yunanca hypothesis kelimesi, alta konan, altlık, temel, ilke, koşul,varsayım demektir. Mantıksal sonuçlar çıkarmak üzere öndayanak olarak öne sürülen önerme ya da önermeler birliğine varsayım denmektedir. Belli bilgilere olanak sağlamak, bağlantıları anlaşılır kılmak, olayları açıklamak üzere geçici olarak konmuş bilimsel öneri, koşul. Düşünmenin altlığıdır. Düşünmenin, herhangi bir konuda ileri sürdüğü bir kabuldür. İlimde tahkik edilmemiş faraziyeler doğru hüküm değildir. Sadece zannetmektir. Ancak sonuçlarının doğruluğu ile kanıtlanan varsayımlar hüküm olur. Bir olayı açıklamak, bir düşünceyi ispat etmek için doğruluğu kanıtlanmamış başka düşünceleri dayanak olarak göstermek sadece bir iddiadır. Doğruluğunun gözlem ve deneylerle ispatlanması gerekir.

Sır saklayan, ağzı sıkı …

Ketum,
Arapça, [ کتوم ]
İng. discreet, Frn, discret, Alm. diskret,
Ağzı sıkı.
Sır saklayan, ağzı sıkı.
Sır saklayan.
Ağzı pek.
Her şeyi gizleyen.
Çok konuşmayan,
Herkese her şeyi konuşmayıp sırrını belli etmiyen.

Sır saklamaya ketumluk denir. Ketumiyet de kendi nefsine hakim olmaktır. Atilla İlhan’ın dediği gibi; Ne kadar da ketumdur, katlandığı acıları sergilemeyi hiç sevmez. Yine ünlü düşünür Sır saklamaya ketumluk denir. Ketumiyet de kendi nefsine hakim olmaktır. Atilla İlhan’ın dediği gibi; Ne kadar da ketumdur, katlandığı acıları sergilemeyi hiç sevmez. Yine ünlü düşünür Nietzsche, Sıradan insanın farklıya nefretidir, farklıyı ketum olmaya iten, diyerek sır saklamaya dair, çok konuşmaya dair sözü ile ifade etmiştir ketum olmayı. Esastır konuşmamak, düşünmek için de gereklidir. Bu yüzden eskiden önce susmayı ifade eden parmakla ağızı kapatarak yapılan sus işareti her yerde kullanılmaktadır. Bu işaretin bir diğer anlamı ise ketumiyettir. Ahlaki bir değerdir. Saygıdır. Sevgidir. Kişinin kendi onurudur. Diğer affetmek ve boş zamanı değerlendirmek kadar zor olandır. Kısaca güvendir. Sıradan insanın farklıya nefretidir, farklıyı ketum olmaya iten, diyerek sır saklamaya dair, çok konuşmaya dair sözü ile ifade etmiştir ketum olmayı. Esastır konuşmamak, düşünmek için de gereklidir. Bu yüzden eskiden önce susmayı ifade eden parmakla ağızı kapatarak yapılan sus işareti her yerde kullanılmaktadır. Bu işaretin bir diğer anlamı ise ketumiyettir. Ahlaki bir değerdir. Saygıdır. Sevgidir. Kişinin kendi onurudur. Diğer affetmek ve boş zamanı değerlendirmek kadar zor olandır. Kısaca güvendir.

“İngiliz Kemal” de denilen ünlü Türk casus …

Ahmet Esat Tomruk,
İstanbul (1887-1966).
Türk Casusu,
İngiliz Kemal,
İngiliz Kemal olarak bilinen ünlü Türk casusu.

1887 yılında İstanbul’da dünyaya gelir. Babası öldükten sonra dayısı tarafından büyütülür. Sultani lisesine devam ederken 1904 yılında Abdülhamit’in hafiyeleri tarafından polise casus olarak ihbar edilir ve polis tarafından tutuklanır. Hapisten kurtulan Ahmet Esat, bir İngiliz gemisi ile kaçar ve İngiltereye yerleşir.

Fransızca ve İngilizce bilen Ahmet Esat İtalyanca ve Rumcada bilmektedir. Ayrıca boksördür. Tabi yakışıklı olan ajanımız bu kadar beceri yanısıra dans ve adab konusunda da görgülüdür. Koçaki adlı bir Rumdan yankesicilik öğrenmiş olup komple bir adamdır.

Birinci dünya savaşı esnasında ülkesine döner. Kemal Begof’un boks salonunda çalışır. Bu esnada Kara Kemal ile tanışarak Teşkilat-ı Mahsusa ile çalışmaya başlar. Boks hayatı devam etmektedir. 1917 yılında, Irak’ta esir olan bir İngiliz generali ile beraber hapsiste sanki bir İngiliz subayıymış gibi kalır ve değerli istihbaratlar alır. Biga yarımadasındaki Kuvayı Milliyecilere katılan Ahmet Esat’a İngiliz Kemal adını takmışlar ve artık İngiliz Kemal olarak anılır.

Mütareke sonrası İzmir’de, Atina’da Trakya’da görev alır. Cumhuriyet kurulunca, 1924 yılında istihbarat teşkilatından ayrılır. İstiklal madalyası ile ödüllendirilir. Soyadı kanunu ile Tomruk soyadını alır. Mevhibe hanım ile evlenir ve bir kızı olur. 14 Şubat 1966 yılında hayata veda eder.

Bir yiyeceğin üzerinin, fırında kahverengi ince bir kabuk bağlayana kadar pişirilmesi yöntemi, gratin etmek …

Ograten

(Frn. au gratin.)

Gratin etmek, graten etmek yapmak anlamındadır. Bir yiyeceğin üzerinin, fırında kahverengi ince bir kabuk bağlayana kadar pişirilmesi yöntemidir. Bu yöntemle pişirme özellikle fırında yapılmakta olan yemeğin üzerine parmesan, kaşar, dil peyniri gibi peynir çeşitlerinden birini rendeleyip pişirmek. Yemeğin üzerine beşamel sos dökerek yemek pişene ve sosun üzeri kızarana kadar fırında bekletmek anlamındadır.

 

Graten pişmiş yada çiğ yemeğin üzerine uygulanır. Fransızca üst kabuk anlamındadır. Bu kabuk genellikle peynir kırıntıları, rendelenmiş peynir, yumurta, yumurta sarısı,  tereyağı gibi malzemeler ile oluşturulur. Graten Fransız mutfağına özgüdür. Bizim altın sarısı, nar gibi diye tabir ettiğimiz kahverenkli, çıtır çıtır bir kabuktur. Gratin, ızgara etlerin üzerinde mesela peynirli biftek, fırında kızarmış etlerin üzerinde mesela patates püreli fırın köfte ya da elbasan tava gibi haşlanmış etlerin üzerinde kullanılır.  Balık, et, sebze, bazı tatlılar bile gratine edilir. Üzerine morney sos dökülmüş balık ve etler, kabak ve karnabahar gratine edilir. Yiyeceğin üzerinin kızartılmasına gratin etmek diyoruz. Kısa süre içinde fırında yapılır. Önceden çeşitli yöntemlerle pişirilen etlerin son pişirmesi bu yöntemle yapılır. Çünkü etler bu kadar kısa sürede pişmez. Özelliklerine göre ön hazırlama ve pişirme yöntemlerinden geçirilir. Graten kaplarına, yani porselen, bakır, paslanmaz çelik, cam gibi maddelerden yapılmış, görünümü güzel kaplara alınır. Üzerlerine çeşitli malzemeler yayılarak gratin edilir.  Gratin yapmada amaç; yemeğin üzerinin kızarmasıdır. Bu nedenle yemeğin özelliğine göre farklı malzemeler kullanılır. Bu kızarmayı sağlamak için Peynirler; (kaşar, permasan, dil ), Bechamel sauce(Beşamel sos), Morney sos, Yumurta sarısı, Patates gibi malzemeler kullanılır.

 

Gratin yapılırken dikkat edilecek hususlar;

  • Gratin son pişirme işlemi olduğu için yapılır yapılmaz mümkünse kendi kabı ile servis yapılmalıdır. Servis yapılan kabın görünüşünün güzel olmasına dikkat edilmelidir.
  • Büyük kaplarda yapılmışsa bekletilmeden porsiyonlara ayrılıp garnitürleriyle beraber servis yapılmalıdır. Daha çok ızgarada pişen sebze garnitürleri, fırında közlenmiş domates biber vb. sebzeler ile servis yapılır.
  • Gratin yapılmadan önce etin iyice pişmiş olmasına dikkat edilmelidir.
  • Yiyeceğin üzerinin eşit kızarmasına dikkat edilmelidir.
  • Gratin yapılacak fırının veya salamandıranın ısısının 250-300 °C olmasına dikkat edilmelidir. Böylece yiyeceğin içi kurumadan üzeri kızarmış olur. Gratinle beraber yiyeceğinde pişmesi isteniyorsa ısı daha düşük olabilir. Pişirme süresi, yemeğin üzerindeki renk ile ilgilidir.

 

 

 

 

 

 

Yukarıdaki nar gibi kızarmış ograten yemeğinin fotoğrafı NcMysteryShopper’den alınmıştır.

Şekerden yedi bin kat daha tatlandırıcı olan, beyaz kristal görünümlü bir madde…

Neotame,
Neotam,
Şekerden yedi bin kat daha tatlandırıcı olan, beyaz kristal görünümlü bir madde.
ABD’nde Food and Drug Administiration (FDA) tarafından kullanılması uygun görülen 5 çeşit yapay tatlandırıcı vardır. Bunlar Acesulfame, Saccharin, Aspartame, Sucralose ve Neotame’ dir. Ülkemizde Sakkarin, Siklamat, Aspartam kullanımdadır.

Şeker hastalarının tatlandırma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla üretilen bu tür ürünler günümüzde başka amaçlarla da kullanılmaya başlanmıştır. Fazla kiloların kontrolu, düzgün fizik, vucut şeklini korumak ve şekerin diş sağlığına negatif etkilerini azaltmak ve korumak isteyenler tarafından kullanılmaktadır.

ABD’de NutraSweet firmasınca geliştirilen tatlandırıcı aspartamın türevlerindendir. Şekerden 8000 kat, aspartamdan da 30 ila 60 kat daha tatlıdır. Bu tatlandırıcının tadının şekere benzediği ve kalori içermediği, sıfır kalori özelliği ile ABD ve Avrupada kullanıma sunulmuştur. Tadı, yüksek sıcaklık ve pH koşullarına dayanıklı olması sayesinde yoğurt ve fırıncılık ürünlerinde kullanımına çok müsait olduğundan tercih edilmektedir. E-E961 kodu ile bilinir.

Taş veya kaya parçaları doldurulmuş tel sepet …

Gabion, (İng. Gabion, Frn. Gabion)
Ağırlık sepeti anlamındadır.
Taş veya kaya parçaları doldurulmuş tel sepet.

Gabion kelimesinin kökeni İtalyancadır. Büyük kafes anlamına gelen Gabbione kelimesinden türetilmiştir. Türkçede ağırlık sepeti anlamında kullanılmaktadır. Galvanize çelik tellerin kare, silindir ama genellikle dikdörtgen gibi geometrik şekillerde örülmüş büyük sepetlerin içerisine belirli ebatlarda kaya parçalarının, taşların dizilmesi, elle yerleştirilmesi ile oluşturulan ağırlıklardır.

Gabion uygulamaları tarihte farklı biçimlerde karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan en önemlisi ve meşhuru Leonardo Da Vinci’ nin Milan’ daki San Marco Kalesi için tasarladığı gabion duvardır. Çok geniş bir alanda uygulanabilir.

Gabion uygulamaları, özellikle iri taşların, kaya parçalarının kolayca bulunabildiği yerlerde ekonomik ve doğal çözümler sunar. Esnek bir yapıya sahiptir. Uygulama kolaylığı ile zayıf zeminlerde çok hızlı imal edilebilir.

Yapısı itibariyle bünyelerinde su tutmazlar ve hemen deşarj ederler. Bu özelliği yeraltı su seviyesinin yüksek olduğu bölgelerde, dere yataklarında, akım hızını düşürürler.

Dere yataklarında şev tanzimi ve koruma yapısı olarak görev yaparlar. Gabion Duvar diğer istinat yapıları ile mukayese edildiğinde basit ve fonksiyoneldir. Üretim kolay ve hızlıdır. Maliyeti ucuzdur. Yapılabilirliği her yerde mümkündür.

Gabion duvarların uygulama alanları aşağıda gösterilmiştir.;

istinat yapıları, tahkimat işleri, karayolları, demiryolları, ziraat işleri, erozyon önlenmesi, şev Korumaları, şev tanzimi, dere yatağı ıslahları, Sediment önleyici, ırmak ve derelerde hız kesici, havza iyileştirilmesi, ıslahı, liman işleri, sahil koruma, köprü ayaklarının korunması, yaklaşım dolguları ve menfezler, arazi tahkimatları ve benzer diğer tüm işlerde rahatlıkla uygulanabilen bir inşaat yapısıdır.

1 408 409 410 411 412 519