Doğu Karadeniz yöresine özgü, ''laloto'' da denilen ve mısır ununa çeşitli sebzeler karıştırılarak yapılan bir tür ekmek …

Lames,

Laloto,

İçine sebze konularak pişirilmiş pide.

Taş kapta pişirilen mısır ekmeğine ise bileki denir. Bu taş, içinde ekmek pişirilen, taştan yapılmış bir çeşit kaptır.

Mısır Ekmeği, Bileki, (Ekmeğin pişirilen taşın adıdır).

1,5 cm. kalınlığında kat kat ve çeşitli boyutta granit taş.

Mısır ekmeği pişirmeye yarayan içi oyuk taş.

Taş kapta pişirilen mısır ekmeğine bileki denir.

Karadeniz mutfağından değişik bir tat, Lames orjinal adı Laloto, sebzeli ekmek de diyebilirsiniz. Trabzon Maçka çevresinde yapılan yöresel bir yemek. Bayramlarda ve özel günlerde yapılır. Çok lezzetli ve tam bir vitamin deposu.

Malzemeler; (5-6 lames için).

Hamur için; 4 tas buğday unu, yarım tas mısır unu, 1 tatlı kaşığı kuru maya,tuz ve su ile tüm malzemeler karıştırılarak cıvık bir hamur elde edilir. (Ekmek hamuru kıvamında) Mayalanmaya bırakılır.

Hamurun iç malzemesi;

3 orta boy soğan,

2 havuç(rendelenmiş),

1 kase haşlanmış renkli fasulye (barbunya),

1 bağ karalahana (küçük doğranmış ve haşlanmış),

2 bağ pazı (küçük doğranmış ve haşlanmış),

1 tatlı kaşığı nane,

2 baş sarmısak (küçük doğranmış),

1 kaşık salça,tuz ve baharatlar

tereyağ ve sıvıyağ.

Yukarıdaki iç malzemeleri tereyağ ve sıvıyağ ile kavurulur. Tepsi yağlanır. Hamurun elimize yapışmaması için elimizi ıslatalım. Tepsiye bir miktar hamur alalım, tepsiye koyalım. Elimizi ıslatıp tepsiye yayalım. Hamurun üstüne kavrulan iç malzemesinden koyarak hamuru kapatıp üzerine basırarak tepsiye yayalım. Altı ve üstü kızarana kadar fırında pişirelim. Lames hamuru ince olur ve iç malzemesi bol olmalıdır.

Afiyet olsun herkese.

Lenf bezi kanseri…

Lenfoma, (Fr. lymphoma, İng. lymphoma ).

Lenf düğümlerinde çıkan ve lenfositlerden oluşan urların tümü.

Lenfoyit doku kanseri.

Lenfositlerin neoplastik bozukluğu.

Lenfoma, “lenf sisteminden” kaynaklanan kanserlerin ortak adıdır. Lenfoma çok çeşitli alt tiplerden oluşan, çok farklı davranış özellikleri gösterebilen bir hastalıklar topluluğudur. Lenf sistemi bedenimizin bağışıklık sisteminin bir parçasıdır. Lenf sistemi mikroplarla ve diğer pek çok hastalıkla mücadele eden akyuvarları (lökositler, kanın beyaz hücreleri) depolar ve bedenimizin her köşesine taşır. Lenf sistemini tüm bedenimizde dağılmış olan bir ağa benzetebiliriz. Bu ağda lenf damarları, lenf bezleri ile diğer lenf organ ve dokuları bulunmaktadır. Lenf damarları, kan damarları gibi ama onlardan ayrı bir sistem içinde, bedenimizin tüm bölgelerine dağılır. Lenf damarlarında renksiz, suya benzeyen bir sıvı taşınmaktadır. Bu sıvıya lenf sıvısı denir. Lenf sıvısında yer alan akyuvarların bir grubu, hastalıklarla mücadele etmek üzere bedenin her noktasına ulaştırılmaktadır. Lenf sisteminde görev yapan akyuvarlara lenfosit de denir. Lenf damarları, lenf bezleri, diğer lenf organ ve dokularıyla birlikte tüm bu yapıya lenf sistemi denir. Bu yapı içinde ortaya çıkan kanserlerin genel adı da lenfomadır.

En hızlı ilerleyen kanser türlerinden olmasına rağmen, tedavi başarısı yüksek olan Lenfoma, boyun, koltuk altı ve kasıklarda ağrısız bezeler, gece terlemesi düşmeyen ve sebebi bilinmeyen ateş yapıyor. Sürekli yorgunluk ve kilo kaybı da belirtiler arasında.Kanser, yılda 10 milyondan fazla yeni olguyla karşımıza çıkan, sonuçları en ağır hastalıklardan biri. Lenfoma da en hızlı ilerleyen kanser türlerinden biri. Buna rağmen, tedavi başarısı oldukça yüksek. En önemli belirtileri boyunda, koltuk altında ya da kasıklardaki ağrısız bezeler, gece terlemesi, düşmeyen ve sebebi bilinmeyen ateş olarak tanımlanıyor. Yorgunluk, kilo kaybı da lenfomanın habercisi olabilir

Kekliğin boynundaki siyah halka…

Ala,

Ala Keklik,

Kınalı Keklik,

Keklik, evcil ve yabani hayatta 14 alt türü olan, önemli bir ticari potansiyele sahip süs kuşlarından biridir. Avcılık, et üretimi ve yumurtası için beslenen kekliklerin eti çok lezzetli ve yağ oranı düşüktür. ABD, Fransa, İspanya, Macaristan ve Çekoslavakya gibi birçok ülkede keklik üretilmekte ve bu üretilen hayvanlar özel avlaklarda avlandırılmaktadır. Ülkemizin ekolojik şartları av alanları kurulması için uygun olup yurdumuzda bu avlaklardan sadece Nazilli-Alamut köyünde vardır.

A.B.D.’ ne 1951 yılında İzmir’den keklik götürülmüş ve 4 ayrı bölgeye (New Mexico, Arizona, Utah ve Nevada eyaletleri) salınarak adaptasyon çalışmaları yapılmış ve o bölgede bu keklikler ”Türk kekliği” (Alectoris graeca kleini) olarak avlandırılmıştır. Türkiye’de en yaygın olarak bulunanı kınalı kekliktir. 5-10 yıl öncesine kadar yabani hayatta keklikler sürüler halinde bulunurken, bugün sayıları azalmış, avcılar avlayacak keklik bulamaz hale gelmiştir. Özellikle bilinçsiz avlanma ve tarımda verimi artırmak için kullanılan kimyasallar nedeniyle tabii dengenin bozulmasının tabii keklik populasyonlarının yok olmasına sebebiyet verdiği düşünülmektedir.

Ülkemizde Karadeniz’in çok yağışlı ve sık ormanlarla kaplı bölgeleri hariç Marmara, Ege, Akdeniz bölgesindeki düz ovalar dışında her tarafta rastlanır. Doğada keklikler toplu halde yaşamlarını sürdürürler. Kayalık, taşlık, çalı ve otlarla kaplı yamaçlar, vadiler, ekili alanlar çok yağış almayan yarı kurak bölgeler kekliklerin yaşama alanıdır. Keklikler doğada bitki tohumları, böcek, kurt, bitki kökleri yerler; Genel olarak besinleri tahıldır. Kınalı kekliklerin erkek ile dişinin görünümleri aynıdır. Erkeklerin ayaklarında mahmuz denilen kıkırdaksı bir doku bulunur. Yetişkin erkeklerin kafaları dişilere göre biraz daha büyüktür. Boyları 34-35 cm. arasındadır, kanat açıklığı 55-60 cm. dir. Kekliklerin doğada çiftleşmesi hava şartlarına göre şubat veya mart aylarındadır. Çoğunlukla senede bir sefer kuluçkaya yatarlar. Dişiler kaya diplerine çalılar arasına basit bir yuva yapar. Yumurta sayısı 15-21 adet arasındadır. Kuluçka süresi 24 gündür.

Mükemmel uçucu ve iri bir deniz kuşu…

Fregat kuşu, (fregata). Alm. Fregattvögel, Fr. Frégate, İng. Fregate bird.

Firkateyn kuşu,

Fregatkuşugiller (Fregatidae) familyasındadır. Tropikal ve yarı tropikal bölgelerde yaşar. Uzun sivri kanatlı, hızlı uçucu deniz kuşları. Erkeklerinin boğazında balon gibi şişebilen kırmızı keseleri vardır. Çok uzun kanatlarıyla yorulmak bilmeden uçan bu iri deniz kuşları­nın adı hızlı bir savaş gemisinden gelir. Bir zamanlar firkateyn tipi yelkenli gemiler, de­nizdeki ticaret gemilerini yağmalayan korsan-larca kullandırdı. Firkateynkuşları da bir an­lamda, öbür deniz kuşlarının avını yağmala­yan gökyüzü korsanlarıdır. Çoğu zaman, av­lanmaktan dönen deniz kuşlarını izleyip ağız­larındaki balıkları bırakıncaya kadar onları kovalar ve düşen balıkları havada yakalarlar. Ayrıca, sudan sıçrayan balıkları yakalamakta ve alçaktan uçarak suyun üstündeki küçük deniz canlılarını toplamakta çok ustadırlar. Hatta öbür deniz kuşlarının yavrularını bile yakalayıp yerler

Beş türü bilinmektedir. Leyleksiler takımının, Fregatidae âilesi türlerine verilen genel ad. İri yapılı, uzun kanatlı, hızlı uçucu deniz kuşlarıdır. Bâzı türlerin boyları bir metre ve kanat açıklıkları 2-3 metreyi bulur. Hepsi mâvimsi veya yeşilimsi siyah tüylüdür. Gençlerin kafaları beyaz, dişilerin ise göğüs ve karın kısımları beyaz lekelidir. Uzun gagalarının ucu kıvrık, kuyrukları çatallı, ayakları kısa ve perdesizdir. Erkeklerinin başı ile göğsü arasında kırmızı renkli tüysüz bir kese bulunur. Üreme devrelerinde bunu balon gibi şişirerek dişileri cezbederler ve erkekleri ürkütürler. Tropik ve yarı tropik bölgelerin deniz kıyılarında ve küçük adalarda yaşarlar. Ağaç tepeleri, çalılıklar ve kayalar üzerinde yuva yaparlar.

Üreme mevsimlerinde koloniler meydana getirirler. Havada süzülürken dev bir kırlangıcı andırırlar. En hızlı uçan deniz kuşlarıdır. Çok iyi uçmalarına rağmen, küçük ayakları perdesiz olduğundan pek iyi yüzemezler. Telekleri su emerek ağırlaştığı için, suya nâdiren dalarlar. Havada saatlerce süzülür, uzun çatallı kuyrukları sâyesinde ani ve hızlı manevralar yaparlar. Deniz kırlangıçları, karabataklar, pelikanlar ve sümsük kuşları bunlara karşı dikkatli olmak zorundadırlar. Bunlar balıkçı kuşlarına saldırarak, avladıkları balıkları gagalarından düşürüp havada ustaca kaptıklarından, “hava korsanları” veya “firkateynkuşları” olarak da anılırlar. Deniz kuşlarının yumurta ve yavrularını çalıp yedikleri de olur.

Beslenmeleri tamâmen yağmacılığa dayanmaz, deniz ve karada kendileri avlandığı gibi gemilerden atılan çöpleri de yerler. Suyun yüzeyindeki balıkları kapacak kadar alçalırlar. Uçarken gagalarını su yüzeyine daldırırlar. Canavar balıklardan kaçıp havaya sıçrayan uçan balıklar, çoğunlukla firkateynkuşlarına yem olurlar. Üreme devresinde erkek fregatkuşu, yuva olarak seçtiği yeri, birkaç dalla işâretleyip, oturur. Yanından geçen dişilere karşı boynundaki parlak kırmızı kesesini şişirerek gagasını tıkırdatır.

Bu çağrıya uyan dişi, ağzında bir dalla yanına konarak yuvayı birlikte yapmaya başlarlar. Dişi, bir tek iri beyaz yumurta yumurtlar. Eşler sırayla kuluçkaya yatarlar. 6-7 hafta kadar sonra yavru yumurtadan çıkar. 5-6 ay gibi bir süre anne ve baba tarafından beslenip bakılır. Sonra yuvayı terk ederek başının çâresine bakmaya başlar. Fregat kuşları, hârika uçuşlarına rağmen, karadan 120 kilometreden fazla uzaklaşmazlar. Bilinen beş türün en irisi, 115 cm kadar uzunluğa varan görkemli fregat kuşudur. Amerika kıyılarında Kaliforniya Körfezi ile Ekvator arasındaki adalarda ve Afrika kıyılarında boldur. Ayrıca evcilleştirilerek Büyük Okyanustaki bâzı adalar arasında posta güvercinleri gibi haberleşmede de kullanılmaktadır.

Çeşitli hastalıklara neden olan, küre biçimli bakteriler cinsi…

Stafilokok,

Micrococcaceae familyasından küre biçimli bakteri cinsi. İrinli çıbanların oluşmasına ve impetigo gibi iltihaplı deri hastalıklarına yol açar. İnsan için önemli olan stafilokoklardan bazıları yara enfeksiyonları, çıbanlar ve diğer deri enfeksiyonlarıyla besin zehirlenmesinin önemli etkenlerinden biri olan S. aureus’tur.

Ufak bir binek atı…

Cob,

Kısa bacaklı bir cins binek atı .

Midilli,

Pony,

At, (Alm. Pferd, Fr. Cheval, İng. Horse).

Familyası: Atgiller (Equidae).

Evcilleri olduğu gibi, Amerikan bozkırlarında “Mustang”ve Altay dağlarının her iki yanındaki açık arazilerde “Prezevalski” denen yabani atlar sürüler halinde yaşar. Küçük başlı ve kısa kulaklıdır. Yelesi ve kuyruk ucu uzun kıllıdır. Midilli atları koç iriliğindedir. Ömrü: 40-60 sene.

Tek tırnaklılar takımının, Atgiller familyasından bir memeli. Erkeğine aygır, dişisine kısrak, yavrusuna tay, yumurtaları çıkarılmış, iğdiş edilmiş olana da beygir denir. Hepsine genelde at adı verilir. Arapçada binek ve yük hayvanı olan ata; dabbe, matiyye, semend, tusen-i sütur denir. Cenk atına da rahş denir. Hepsi otla beslenir. Geviş getirmezler. Memeleri kasık bölgesinde arka ayaklarına yakındır. Üçüncü parmakları geniş bir tırnakla çevrilmiş olup “ toynak” adını alır. Bunun üzerine basarak yürürler. İnsanlara hizmet eden hayvanların en kabiliyetlisi ve kıymetlisidir. İnsanların, eski harp meydanlarındaki yardımcısı, yük taşımada hizmetçisi, yarış, cirit, çit atlama ve av sporlarında neşe ve zevk ortağıdır. Silah gürültüsüne ve bando sesine rahatlıkla alışır.


At, cesur ve atılgan olduğu gibi sahibine son derece itaatkardır. Sahibi dilerse dolu dizgin, dörtnala koşar, isterse aheste yürür, isterse durur. Her durumda sahibini memnun etmeye dikkat eder. Yorgunluğa bakmaksızın kendini çatlatmak pahasına da olsa olanca gayret ve kuvvetini itaat uğruna sarf eder.

Tarpan adıyla anılan Avrupa yaban atının (E. caballus gmelini) 1876’dan beri nesli tükendi. Bugün eski dünyada hala neslini devam ettiren yanlız bir yaban atı vardır. Bu at Orta Asya Moğolistan’ının soğuk ve ıssız ovalarında yaşar. Asya yaban atı veya Prezevalski dendiği gibi Moğolistan yaban atı da denir. Altay dağlarının her iki yanında yaşar. Siyah kısa ve dik yeleleri ile, ağır ve iri başları, küçük kulakları, uzun kıllı kuyrukları ile evcil atlardan farklılık gösterirler. Renkleri kırmızımtrak kahverengi olup çekici bir görünüşleri vardır. Burun kısımları beyazdır. Kışın kılları uzayarak soğuktan korunurlar.

Erkek eşek ile kısrak eşleştirilirse katır elde edilir. Aygır (erkek at) ile dişi eşeğin birleşmesinden de barda denen katır çeşidi elde edilir. Her iki melez de üremezler. Katır, bardadan daha dayanıklıdır.Ayakları kırılırsa bir daha iyileşmez.

Arapça’da herhangi bir at için ”faras” ya da ”husan” sözcüğü kullanılır; ama soylu bir kan taşıyan atlar için, Türkçe kökenli ”atik” sözcüğü kullanılır.

Atın rengine don adı verilir. At donları;

Yağız(kara),

Al(kızıl-kahve, kırmızıya çalan at kestanesi rengi),

Beyaz,

Doru(gövde kahverengi, yele, kuyruk ve ayakların uçları kara),

Kula(gövde koyu sarı, yele, kuyruk ve ayakların uçları kara),

Kır(koyu kıllarla karışık ak),

Boz(al don üzerine ak kıllar),

Ahreç(kıllar beyaz ve kırmızı, yele ile kuyruk siyah)

Bu renkler de kendi aralarında çeşitli gruplara ayrılır.

Kuzguni yağız, donuk yağız, kirli yağız vb.

Çeşitleri:

Arap Atı; Çok dayanıklı mükemmel bir binek ve yarış atıdır. Orta Asya ve Anadolu Türk atlarından türemiştir. İngiliz atlarından daha dayanıklı olup, 24-28 saat hiç su içmeden yol alabilir.

İngiliz Atı; İyi bir binek ve yarış atıdır. Özellikle yarış için yetiştirilir. Arab aygırı ile İngiliz yerli kısraklarının çiftleştirilmesinden türetilmiş bir soydur. Arab atından daha uzun bacaklıdır.

Midilli Atı; Küçük, sakin ve dayanıklı bir at çeşididir. Keçi veya koç iriliğindedir. Çocuklar için iyi bir binek hayvanıdır. Hafif gezinti arabalarına koşulduğu gibi maden ocaklarında da istifade edilir. Shetland, İslanda ve Norveç midillileri meşhurdur.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında yetiştrilen at cinsleri;

Anadolu, Ayvacık Midilli

Canik, Çukurova

Gemlik, Germiyan

Karaman, Karacabey, Kapadokya, Kastamonu, Kürt

Malakan

Rumeli

Uzunyayla

1 356 357 358 359 360 362