Havada on milyonda bir oranında bulunan asal gaz …

Ksenon, (Fr. xénon, İng. xenon ),
Simgesi Xe,
Havada on milyonda bir oranında bulunan renksiz ve kokusuz asal gaz .

Atom numarası 54, atom ağırlığı 131,30 olan, havada on milyonda bir oranında bulunan, renksiz, kokusuz asal gaz .

Ksenon’ un değerlikleri 2, 4, 6, 8, standart şartlarda yağunluğu 5,8971 g/L, 25 °C ve 1 atm basınçtaki dielektrik sabiti -106,9 olan, yanıcı ve sağlığa zararlı olmayan bir madde.

Periyodik cetvelin soygazlar grubunda verilen, sıvı havanın ayrımsal damıtılmasıyla elde edilen, ışıldama tüpleri, flaş lambaları ve lazerlerde kullanılan, dokuz kararlı izotopu bulunan, renksiz, kokusuz gaz veya sıvı bir madde.

Istranca dağları’ nda yetişen mor renkli ormangülü…

Zelenika
Demirköy-Kırklareli.
Kara kumar,
Kara komar,
Kara ağu,
Kumar,
Komar,
Kaful,

Mor çiçekli ormangülü, (Rhododendron ponticum).
Baharda çiçek açan bu ormangülü Karadeniz bölgesinde Kara kumar, Kara komar, Kara ağu, Kumar gibi adlarla bilinir. 8-10 m. boylanabililen çalı ya da küçük ağaç türüdür. Türkiye’ de sadece batıda Istranca dağlarında, doğuda Karadeniz kıyı dağlarında kuzey yamaçlarında yetişir. Karadenizde bu ağaçcık mangal kömürü olarak yakacak olarak kullanılır. Avrupa’ da doğal olarak yetişen yedi ormangülü türünden birisi olan Kumar 1753 tarihinde Linnaeus tarafından tanımlanmıştır. 12-15 cm. uzunluğunda parlak yeşil renkli yaprakları vardır.

Çiçekleri morumsu, pembe renkli olup 5-20 tanesi bir arada bulunur. Kayın ormanlarında daha çok görülür. Türkiye’ de mesofil bir çalı türü olan bu grubun iki alt türü daha vardır. Toprak koşulları iyi olduğu alanlarda çok çiçekli ve yüksek gövdeli olarak büyürler. Kayın ormanlarının alt katını oluşturan kısmında eğrelti otları ile beraber yayılırlar.

Ormangülü, fundagiller (Ericaceae) familyasından Rhododendron cinsinin 800 kadar türünü içeren çiçekli bitkilerin ortak adı. Gösterişli çiçekleri nedeniyle bahçelerde ve saksıda yetiştirilir.

Bu cinse bağlı türlerin gövdeleri çalı, nadiren de büyük ağaçlardır, en ufak tür 10-20 cm, R. arboreum ise en büyük tür olup boyunun 50 metreyi bile aştığı tespit edilebilmiştir. Yapraklar spiral konumlu, yaprak boyu 1-2 cm ile 50 cm arasında değişmektedir, sadece R. sinogrande türünde yaprakların uzunluğu 100 cm kadardır.

Ormangülü çok geniş alana yayılmış bir bitki cinsidir, kurak alanlar dışında, Kuzey Yarımküre’ nin tamamı ile Güney Yarımküre’ de güneydoğu Asya ve kuzeydoğu Avustralya’ ya kadar dağılım göstermektedir. Himalaya dağlarında, orta Nepal ve Sıkkım ile doğuda Yunnan ve Sichuan bölgeleri arasında en zengin tür çeşitliliği görülmektedir. Çin-Hindi dağları, Kore, Japonya ve Tayvan tür çeşitliliği bakımından diğer önemli alanlardır. Ayrıca, güneydoğu Asya ile kuzey Avustralya arasında yer olan Borneo adasında 55, Yeni Gine adasında 164 tür olmak üzere, önemli sayıda tropikal ormangülü türü bulunmaktadır.

Kuzey Amerika ve Avrupa kıtaları ise daha az sayıda türe sahip bulunmaktadırlar. Mor çiçekli ormangülü (Rhododendron ponticum) ise Karadeniz Bölgesi’ne özgü bir türdür.

Ormangülleri Türkiye’de Karadeniz Bölgesinin bol yağış alan dağlık kısımlarında bulunur. Doğal olarak yetişen 5 ormangülü türü vardır. Ayrıca bir çok melez ormangülü taksonu tespit edilmiştir.

Sarı çiçekli ormangülü (Rhododendron luteum) Batı, Orta ve Doğu Karadeniz.
Mor çiçekli ormangülü (Rhododendron ponticum) Bütün Karadeniz sahili boyunca.
Kafkas ormangülü (Rhododendron caucasicum) Rize, Trabzon, Artvin.
Pembe çiçekli ormangülü (Rhododendron smirnowii) Rize, Artvin.
Beyaz çiçekli ormangülü (Rhododendron ungernii) Artvin.

Kaynak;
http://www.istanbul.edu.tr/Meral Avcı
http://www.canlibahce.com

Bir ilaç yerine, o ilaçla aynı koşullarda ve aynı biçimde verilen etkisiz ve zararsız madde …

Plasebo, (İng. placebo).
Plasebo, Latince hoşnut etmek.
İlaçlara özgü farmasötik biçimlere sokulan fakat gerçekte ilaç olmayan etkisiz bir madde.
Bir ilaç yerine verilen başka bir zararsız ilaç,
Farmakolojik olarak etkisiz bir ilacın telkine dayalı bir etki ortaya çıkarma halidir.

Aslında plasebonun fiziksel anlamda tedaviye yönelik bir gücü yoktur. Sahip olduğu tedavi gücünü tamamen hastanın verilen ilacın “işe yarayacak” ilaç olduğunu düşünmesinden alır. Plasebo tıbbın bilimsel olarak açıklayamadığı bir yöne “insanların istemeleri halinde kendi kendilerini iyileştirme gücü”ne yöneliktir.

Tıbbi olarak kurtulma olasılığı zayıf görülen bir çok hasta, basitçe ölüm istatistiklerine girmekten bu güç sayesinde kurtulmuş, tıbbın çözüm bulamadığı kanserin tedavisinde çoğunlukla, yüksek moral ve iyileşme azmi olmuştur.

İşte plasebo yeterince azmi olmayan fakat tıbben tedavisi de bulunmayan hastalıkların “bu ilaç sana çok iyi gelecek ama senin de çabalaman lazım” sözleri ile pazarlanan çaresidir. Bazı zamanlar ise hiçbir hastalığı bulunmayan ama doktor kapıları aşındıran “Hastalık Hastalarının” tek reçeteli ilacıdır. Plasebo gayrı resmi yazışma dilinde ve halk arasında yararlı tıbbi içeriği bulunmadığını ifade etmek için bazen “şeker hapı” olarak da adlandırılır.

Bu yöntem özellikle ikinci dünya savaşı sırasında yaralı askerlerin tedavisi için kullanılmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında morfin bittiğinde doktorlar hastalarına morfin yaptıklarını söyleyerek tuzlu su iğnesi yaptılar ve sonuçta morfin aldığını düşünen hastaların acıları kısa süre içinde azaldı. Şaşırtıcı olan, hastalar ilaç aldıklarını düşündüklerinde kendilerini gerçekten daha iyi hissetmeye başlıyorlar ve aldıkları gerçek ilaç olmadığı halde iyileşebiliyorlar.

Yapılan deneysel bir çalışmada ise sabah bulantılarından şikâyet eden hamile kadınlara, mide bulantısını gidereceği konusunda garanti verilen haplar doktorlar tarafından verildiğinde kadınların büyük bir bölümü ilacı kullandıktan sonra kendilerini çok daha iyi hissettiklerini ve mide bulantılarının geçtiğini ifade ettiler. İlginç olan ise verilen ilacın kusmayı tetikleyen bir ilaç olmasıydı. Plasebo etkisi ilaca amacının tersine bir etki kazandırmayı bile başarabilmişti.

Kaynak:

http://www.msxlabs.org/

http://tr.wikipedia.org

Amasya yöresinde yemeği yapılan yabani kuşkonmaz bitkisine verilen ad …

Menevcer,
(Amasya yöresi).
Kuşkonmaz,

(Fr. Asperge, Alm. Spargel).
Asparagus officinalis,
Avronez,
Tilkişen,
Yabani kuşkonmaz,
Tilkikuyruğu,
Kedirgen,
Eğrelti,
Batıcı,
Glemşe (Boyabat yöresi).
Likonya (Konya Kuşkonmazı).
Acı filiz sarmaşığı.

Zambakgillerden, uç dalları yapraksı görünüşte, toprak altı kök saplarından çıkan taze sürgünleri yenen bir bitki (Asparagus officinalis). Aynı familyadan, saksılarda yetiştirilen, uzun saplı, ince ve küçük yapraklı bir süs bitkisi (Asparagus plumosus). Mısırlılar zamanında tanımlanmış, ancak kullanılışından söz edilmemiştir. Muhtemelen bu devirlerde kullanılan tür orijin bitkisidir. Bizanslılar zamanında ilkbahar aylarında görüldüğü belirtilmektedir. Romalılar zamanındaki verilere göre çok yıllık bir bitki olduğu, tohumla çoğaltıldığı ve sürgünlerinin tüketildiği bilinmektedir. 15. ve 17. yy’dan itibaren tanınmaya başlayan kuşkonmaz, ilk zamanlarda ilaç olarak kullanılmıştır (idrar söktürücü).

Sağlığımıza çok yararlı etkileri olduğu halde ülkemizde ne yazık ki pek az tanınan ve tüketilen kuşkonmaz adlı sebzesini veren Kuşkonmaz bitkisi, Zambakgiller’dendir. Anayurdu kesin olarak bilinmeyen kuşkonmazların 150 kadar türü vardır. Bunlardan bazısı pek ince yapraklı süs bitkisiyken, bazısı da Ege ve Akdeniz bölgemizin kıyı kesimlerinde doğal olarak yetişen ve halk tarafından toplanıp sarmaşık adıyla sebze gibi değerlendirilen türdür.

Burada konumuza giren ve sofralık sebze olarak tüketilen, tıbbi kuşkonmaz ya da kültür kuşkonmazı (A. officinalis) türüdür. Bu çokyıllık bitkinin toprak altında 50-100 cm. kadar uzayan güçlü bir rizomu (kökgövdesi) ve toprak üzerinde 50-150 cm. kadar boylanıp sebze olarak tüketilen gövde sürgünleri vardır.

Kuşkonmaz bitkisinin yaprak oluşumları, gövde üzerinde üçgen biçimli pulcuklar halinde, küçük ve önemsizdir. Yaprak işlevini, iğne biçimindeki sürgünleri yapar. Kuşkonmaz, genelde ikievcikli bir bitkidir Erkek çiçekleri ayrı bitkide, dişi çiçekleri de ayrı bitkide yer alır. Dişi çiçekli bitkiler daha kalın ve güçlü gövde sürgünleri verirken erkek çiçekli bitkiler ince ama daha yüksek ürün verimi sağlayan sürgün verir. İşte kuşkonmaz bitkisinin sözü edilen bu sürgünlerinin tazesi, dondurulmuşu veya konserve edilmişi Batı ülkelerinde makbul bir sebze türü olarak benimsenmektedir. Bu sürgünler, soyulup suda haşlanarak ve üzerinde tereyağı gezdirilip maydanoz serpilerek sıkça yenmektedir.

Kuşkonmaz, güçlü bir idrar söktürücüdür: Bedende kalp yetmezliği nedeniyle oluşan ödemlerin atılmasına yardımcı olur.
Kalbi güçlendirir.
Bedende bulunan fazla sıvıların atılmasını sağlar.
Kanı temizler.
Kum dökücü etkisi de vardır.
Kuşkonmaz sindirimi kolaylaştırır.

Kuşkonmazın yatıştırıcı ve afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri olduğu öteden beri savunulmaktadır.

Bütün bu tıbbi etkilerinden yararlanmak için kuşkonmazın körpe sürgünleri bol bol yenilmelidir.

Dikkat:
Gut hastalığı çekenler kuşkonmazı hiç yememelidir. Böbrek rahatsızlığı olanlar ise, kuşkonmazı seyrek ve az yemelidir.

Menevcer, Kuşkonmaz Kavurması,
Malzemeler;
Yarım kilo menevcer .
(Yabani Kuşkonmaz), 100 gr kıyma,
2 dilim pastırma veya sucuk,
1 yemek kaşığı tereyağ,
2 yumurta,
Karabiber, Tuz

Yapılışı,
Menevcerler iki cm uzunluğunda olacak şekilde yumuşak kısımları kırılır,kaynayan suya atılıp 15 dakika haşlanır (yumuşayana kadar). Başka bir tencerede tereyağ eritilip, kıyma, pastırma veya sucuk (arzuya göre) beraber kavrulur. Karabiber, pulbiber eklenir, 2 yumurta kırılır ve karıştırılır, yumurtalar pişince üzerine haşlanmış menevcer eklenir 15 dakika daha kavrulup servis edilir. Yemeden önce limon sıkılması önerilir.

http://www.bulmacabil.com/search?q=ku%C5%9Fkonmaz

Çocuklarda sonbahar, kış ve ilkbahar aylarında görülen, virüs ya da bakterilerin yol açtığı alt solunum yolu enfeksiyonu…

Krup, (Laringotrakeobronşit).

Özellikle 6 ay-3 yaş arası çocuklarda sonbahar, kış ve ilkbahar aylarında görülen, virüs ya da bakterilerin yol açtığı alt solunum yolu enfeksiyonudur. Gırtlak çevresini tutan, ön planda ses teli bölgesini ve ses tellerinin hemen altındaki havayolunun en dar bölgesini ilgilendirir. Bir cins larinks yani nefes borusunun iltihabı hastalığıdır.

Yalancı difteri olarak da adlandırılan bu hastalığın belirtileri oldukça belirgindir. Hafif bir nezle ve öksürükle yatan çocuk, gece yarısı boğulur tarzda bir öksürükle uyanır. Öksürük, köpek havlaması şeklindedir. Krup, ses tellerini tutan virüslerin neden olduğu bir tür enfeksiyondur. Nefes alan ya da ağlayan çocukta ıslık şeklinde ses­ler duyulabilir. Gırtlakta şişmeler oluşur ve solunum yolları tıkanır. Çocuk solu­num güçlüğü çekerek paniğe kapılır.

Virüs genellikle hasta olan kişinin öksürmesi veya hapşurmasıyla havaya çıkan damlacıklarla, ya da direkt temasla bulaşır. Soğuk algınlığı yapan birçok virüs krupa neden olmasına rağmen en sık etkeni parainfluanza virüsüdür. Krup tekrar edebilir, sık tekrar ediyorsa alerjik nedenler ve reflü (mide içeriğinin yemek borusuna kaçma durumu) araştırılmalıdır. Beş yaşından sonra hastalık daha az görülür.

Hastalığın tedavisi için buhar banyosu (25-30 dakika) önerilir. Hastalığa neden olan etken bakteri ise, antibiyotik kullanımı­na başlanır. Antienflamatuar etkisi olan asetaminofen hapları da kullanılabilir. Bol ılık sıvı alınmalıdır.

Krup bulaşıcı bir hastalık olduğu için çocuk mümkün olduğunca soğuk algınlığı ve öksürük belirtileri olan kişilerden uzak tutulmalıdır. Çocuğun elleri sık sık yıkanmalıdır. Belirtieri ağırlaşmadan, tedaviye erken başlanmalıdır. Çocuk özellikle solunum yollarında tahrişe neden olan sigara dumanına maruz kalmamalıdır. Doğal tedavi için bal ve limon karışımı ile hazırladığınız sıcak içecek çocuğunuzda görülen be­lirtilerin hafiflemesini sağlayacaktır. Balın içindeki antibakteriyei özellik, bak­teriler nedeniyle ortaya çıkan krup vakalarının tedavisinde kullanılabilir.

Halk dilinde sütlaça verilen ad…

Sütlaç,

Akaş,

Halk dilinde Akaş denir.

Süt, şeker ve pirinçle yapılan bir tatlı türü.

Süt, şeker ve pirinçten yapılan bir tür tatlı, sütlü.

Fırın Sütlaç Tarifi;

Malzemeler: (7 kase için).

4,5 su bardağı süt

½ su bardağı pirinç

1,5 su bardağı su

1 yumurta sarısı (iri yumurta)

1,5 su bardağı toz şeker

1 çorba kaşığı tepeleme nişasta+½ su bardağı su

1 mercimek büyüklüğünde damla sakızı

Yapılışı:

Pirinçleri yıkayıp suyunu süzün.

1,5 su bardağı su ilave edin, pirinçler yumuşayana dek kısık ocakta pişirin. Gerekirse su ilave edebilirsiniz.

Sütü ekleyip pirinçler yumuşayana dek 10 dakika daha pişirmeye devam edin.

½ su bardağı su ile nişastayı pürüzsüz bir şekilde karıştırın.

Damla sakızı ve nişastayı sürekli karıştırarak tencereye ilave edin.

Ağır ateşte ve sürekli karştırarak göz göz olana dek pişirelim.

2 kepçe sütlacı büyük bir kaseye alıp ılıtalım.

İçine çırpılmış yumurta sarısını ekleyip karıştıralım.

Tenceredeki sütlacı ısıya dayanıklı kaselere paylaştıralım.

Üzerlerine yumurtalı sütlacı paylaştırıp , kaseleri fırın tepsisine koyun.

Tepsinin içine , kaselerin yarısına gelecek kadar su ilave edelim.

Önceden 220 derecede ısıtılımış fırında sütlaçların üzeri kızarana dek pişirelim.

Üzeri kızaran sütlacı fırından alıp ılıtalım.

Sütlaçları buzdolabında2-3 saat soğutarak servis yapalım.

Afiyet olsun…

Sütlaç tarifi http://asevi.blogcu.com ‘ dan alınmıştır. Teşekkür ederiz.

1 436 437 438 439 440 461