Sakızağacının meyvesi …


Çedene,
Sakız Ağacı,
Sakız ağacıgiller familyasından bir ağaç türüdür.
Familyası : Anacardiaceae
Latincesi : Pistacia lentiscus L.
Türkçesi : Sakız Ağacı
İngilizcesi : Mastic Tree

Botanik özellikleri:
3-5m boylarında, sık ve yaygın dallı, herdem yeşil bir çalıdır. Genç sürgünleri tüysüz, kahverengi-kırmızı renktedir. Yaprakları tüysü, 3–6 çift yaprakçık vardır. Yaprakçıklar eliptik, deri gibi sert, yumurtamsı ve tam kenarlıdır.

Çiçekler dik duran salkım kurullar halinde ve koyu kırmızı renktedir. İlkbaharda çiçeklenir. Kabukları esmer renkli ve reçine kanalları ihtiva eder. Meyveleri ufak, yuvarlak ve kırmızımsı siyah renklidir. Meyve çekirdekli sulu, 8mm yuvarlak ve kırmızımsı siyah renklidir.

Meyvelerine Çedene denir. Benzer şekilde Çitlenbik, Menengiç gibi adlar da verilir.
Akdeniz bölgesinin doğal bitkisidir. Türkiye’de Batı ve Güney Anadolu’da ve Sakız Adası’nda yetişir.

Ağacın, gövde ve dalları çizilerek, önemli bir ürün olan sakız elde edilir. Bu madde muhallebi, dondurma ve ciklet yapımında kullanılır. Öte yandan park ve bahçelerde de süs bitkisi olarak tekli, gruplar halinde, canlı çit oluşumunda ve sahil kenarı düzenlemelerinde başarı ile kullanılmakta. Ağacın gövdesine açılan çiziklerden akan reçine toplanır ve katılaştıktan sonra kullanılır. Özellikle yapıştırıcı ve vernik üretimi için sanayide kullanılmaktadır.

Parfümeri ve kozmetik alanında da kullanılır. Ayrıca, güzel bir tat ve koku vermesi için başta sütlaç ve muhallebi gibi sütlü tatlılar olmak üzere tatlı ve yemeklere de katılmaktadır. Bu sakızdan bir miktar alınarak dövülüp bala katılıp yenilir. Sakız olarak da çiğnenir. Ayrıca rivayet bu ya sakızağacının kabuğunun ömrü uzattığına inanıldığınılır.

Kavrulmuş olarak meyvesi de yenilebiliyormuş. Meyveleri ve/veya yaprakları Girit’te italyanların grappasına benzer bir çeşit brandy’e Tsikoudia aroma vermek için,

Kıbrısta ekmek yapımında, ülkemizde sabun yapımında kullanılıyor.
Siirt bölgesinde yapılan bu sabuna Bıttım sabunu deniyor faydaları saymakla bitmiyor.

ÇEDENE

Karadeniz Ereğlisi’ nde ketenden dokunan ve giysi yapımında kullanılan bir tür bez…


Elpek,
Elpek bezi,
Karadeniz Ereğlisi,
Karadeniz Ereğlisi’ nde ketenden dokunan ve giysi yapımında kullanılan bir tür bez…
Pelemek bezi, (Çaycuma)

Elpek Bezi, Batı Karadeniz Bölgesi’nde bir zamanların tarım ürünü olan Keten’in liflerinden yüzlerce hatta binlerce yıldır üretilmektedir. Antikçağlarda ketenden ürettiği yelken bezi ve dokumalarıyla ünlenen Karadeniz Ereğli’de, Karadeniz kıyısında dağlarla çevrili bir bölge olduğundan, yıllık nem oranı ülkenin diğer bölgelerine göre daha yüksektir. Bu nedenle, insan vücudunun nemden etkilenmesini önlediği bilinen ketenden elde edilen Elpek Bezi, tarihten bu yana giyim malzemesi olarak kullanılmıştır. Antikçağ yazarları, Karadeniz Ereğli halkının günlük yaşamını anlatırlarken; ketenden dokunmuş, vücudun tamamını kaplayan, bol ve bükümlü elbilseler giydiklerini ve bu durumun kenti şiirsel bir atmosfere büründürdüğünü anlatırlar.

Keten ipliğinin, elde edilinceye kadar geçirdiği uzun ve zahmetli yolculuk, üreticiyi bu bitkiden ve dokumasından vazgeçiren bir diğer faktör olmuş, Türkiye’de gelişen tekstil teknolojisi ve ürünleri ile rekabet edemeyen Elpek Bezi kaybolup gitmiştir.

Filipinler’de etkin bir yanardağ …


Pinatubo,
Taal,
Mayon,

Pinatubo Yanaradağ,
Filipinler’in Luzon Adası’nın merkezinde aktif bir yanardağdır. Dağ, Manila’nın 90 km kuzeyinde, Angeles’in 24 km batısında yer alır. 1991 yılına kadar sönmüş bir volkan olarak kabul edildi. Pinatubo’nun, 500-600 yıllık sessizliğinin ardından Haziran 1991 yılında son patlaması gerçekleşti. Bu patlama, 20. yüzyılın en şiddetli patlamalarından biri olmuştur.

Taal yanardağ,
Filipinler’de Luzon Adası’nda bulunur. 311 m yüksekliğinde bir yanardağdır. Filipinler’in en aktif 2. yanardağıdır. Başkent Manila’nın 50 km güneyinde yer almaktadır.Şimdiye kadar 33 defa püskürmüştür. 1906-1911 yılında püskürmüş.
1965 yılında püskürmesiyle birlikte oluşan gelgit dalgası yanardağ yakınlarındaki Taal gölünde birçok teknenin batmasına neden olmuştur.

Filipinler’in tüm yanardağları Pasifik Deprem Kuşağı içerisinde yer almaktadır.

Mayon Yanardağı,
Filipinler’deki Mayon Yanardağı

Telefonun icadı ile tanınan bilim insanı …


Graham Bell,
Alexander Graham Bell,
D. 3 Mart 1847, Edinburg, İskoçya
Ö. 2 Ağustos 1922, Baddeck, Kanada,
Telefonun icadı ile tanınan bilim insanı.
Telefonu Graham Bell icad etmiştir.

Esasen sağırların sessizliğini ortadan kaldırmak için çalışırken icad ettiği telefonla birbirinden kilometrelerce uzaktaki insanların birbirlerini duymalarını sağladı.

Graham Bell’in annesi doğuştan işitme engelliydi. Babası Graham’ ın sağlığı için Kanada’ya göçtü. Babasının ölümü üzerine Graham Bell Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti. Önce Ontario’ya, daha sonra Boston’a yerleşti. Burada bir süre işitme engellilere dil öğretmeni yetiştiren okulda çalıştı. Daha sonra kendi okulunu kurdu.

Boston Üniversitesinde Profesör oldu. Bell, Thomas Watson adlı bir elektrik mühendisi ile birlikte çalışmaya başladı. Bell ve Watson 1875 yılında sesin tel üzerinden bir başka yere gittiğini ortaya çıkardı. Ancak ses anlaşılmaz bir durumdaydı. Graham Bell, 7 Mart 1876 günü patentini aldı. Bell atölyede denemelerini sürdürürken telefonu çalıştırmak için kullandığı bataryadan pantolonuna asit döküldü. Teleşla Watson’u yardıma çağırdı.

Bell New York-Şikago arasındaki uzun mesafeli hattın denemesi sırasında, “Mr. Watson. Come here. I want to see you (Bay Watson. Buraya gelin. Sizi görmek istiyorum.)” Bell yardımcısını yardıma çağırırken farkında olmadan 10 Mart 1876 günü ilk telefon görüşmesini yaptı. Watson, Bell’in sesini “telefon”dan duydu. ABD’nin 100’üncü kuruluş yıl dönümüne denk gelen bu buluşu ona düzenlenen Yüz Yıl sergisinde birçok ödül kazandırdı. Bell bilimsel çalışmalarını yürütmek için maddi ve manevi destek gördüğü Hubbart Ailesi’nden dört yaşından beri sağır olan Mabel ile evlendi.

Bir okulun tepesine çıkan Tainer çok uzaktan görebildiği Bell’e telefonla seslendi. “Bay Bell. Bay Bell. Beni duyabiliyorsanız lütfen pencerenin önüne gelip şapkanızı sallayın.” Bell şapkasını salladığında artık telefon büyümeye başladı. Sekiz yıl sonra Connecticut eyaleti ilk telefon şebekesine sahip kent oldu.

Telefon yakın yıllara dek Türkiye’de olduğu gibi santraller ve memurlar aracılığı ile yürütülüyordu. İlk kadın santral memuru da Boston’da çalışmaya başlayan Emma Nutt oldu.

Bell 1915 yılında New York’u San Francisco’ya bağlayan ilk uzun kentlerarası telefon hattını açtı. Karşısında yine yardımcısı Watson vardı. Aradan geçen onca yıla karşın Bell ilk günü unutmadı. Watson’a “Watson seni istiyorum, buraya gel” dedi.

İşitme engeline karşı yürütülen çalışmaların sonucu insanlık dünyasının sağırlığını gideren bir buluşu armağan eden Bell öldüğünde ona duyulan büyük saygı ve sevgiden ötürü soyadından yola çıkarak telefonu simgelemek için kırmızı çan kullanıldı.

1 2 3 4 349