ABD’nin Alaska eyaletinde, patlayan bir yanardağ …

Bogoslof,
Bogoslof Yanardağı,

Redoubt,
Augustine,
Augustine Volkanı,

Alaska Yanardağ Gözlemevi, 2017 yılının Aralık ayında eyaletin güneybatısındaki Bogoslof Yanardağı’nın hava trafiğini etkileyecek şekilde kül püskürttüğünü açıkladı. Bölgeden geçen bir uçağın pilotu yanardağın püskürttüğü küllerin 9 bin 750 metreyi bulduğunu kaydetti.

Yanardağın püskürttüğü kül, özellikle Kuzey Amerika ve Asya arasında sefer yapan uçakların motorlarına büyük hasar veriyor.

“Hastalık, Dert” anlamında eski bir sözcük …

Da,
Hastalık,

Arapça, hastalık, مرض .
İng. disease,
Çor,
Ağrı,
Hastegi, Farsça خستگی ,
Dert, Acı, Farsça درد ,
Toga,
Morbus,
Sayrılık,
Maraza,
Maraz,
Rahatsızlık,
Esen değil,
Halk dilinde İllet, Kem.
Arapça illet, علت ,
Sıkıntı, acı, dert,
Mihnet (محنت ).

Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu.
Ruh sağlığının bozulması durumu.
Çeşitli dış faktörlerin etkisi sonucu vücudun bir bölümü veya tamamında normal fonksiyonun bozulması durumu.

Doğu Kilisesinde baş papaza verilen san …

Eksarh,
Doğu Kilisesinde baş papaza verilen san.


Pop,
Doğu kilisesinin ayin usullerini benimsemiş papaz.

Papaz,
Hristiyan din adamı, peder.
Peder sözcüğü ise baba, anlamına gelir. Farsça kökenli peder sözcüğü de Türkçede zaman zaman papaz anlamında kullanılır. Papaz kelimesinin, kökü Yunanca büyük, ileri gelen manasındaki presbus’tan gelir.
Papaz bazı Hristiyan kiliselerinde piskopos ile diyakoz arasında yer alan din adamıdır. Temel görevleri sakramentleri idare etmektir.

Rahip sözcüğü Arapça kökenlidir. Türkçeye Rumca papas sözcüğünden geçmiştir.
Hristiyanlarda genellikle manastırda yaşayan evlenmemiş papaz, keşiş, karabaş.
Türkçede rahip (kadınsa rahibe) sözcükleri de papaz anlamında kullanılır. Rahip sözcüğü zaman zaman islam dışındaki dinlerdeki din adamları için de kullanılır. Rahip sözcüğü Arapça rahab (korku, hürmet) kökünden gelir.

Kardinal,
Fr. cardinal,

Papayı seçen, danışmanlığını yapan başpapazlardan her biri.
Piskopos, Katoliklerde, bir bölgenin din işlerine başkanlık eden, papazlığın en yüksek aşamasında olan din görevlisi.
Keşiş, Ermeni Papazı.
Patrik, Ortodoks ve bazı Doğu kiliselerinin başkanı.

Papa,
İt. Papa,

İng. Pope,
Roma Katolik kilisesinin, bir meclis tarafından seçilen, Vatikan’da oturan ve Hz. İsa’nın vekili sayılan başkanı.

Doğu kilisesinin ayin usullerini benimsemiş papaz …

Pop,
Doğu kilisesinin ayin usullerini benimsemiş papaz.

Papaz,
Hristiyan din adamı, peder. Peder sözcüğü ise baba, anlamına gelir. Farsça kökenli peder sözcüğü de Türkçede zaman zaman papaz anlamında kullanılır. Papaz kelimesinin, kökü Yunanca büyük, ileri gelen manasındaki presbus’tan gelir.
Papaz bazı Hristiyan kiliselerinde piskopos ile diyakoz arasında yer alan din adamıdır. Temel görevleri sakramentleri idare etmektir.

Rahip sözcüğü Arapça kökenlidir. Türkçeye Rumca papas sözcüğünden geçmiştir.
Hristiyanlarda genellikle manastırda yaşayan evlenmemiş papaz, keşiş, karabaş.
Türkçede rahip (kadınsa rahibe) sözcükleri de papaz anlamında kullanılır. Rahip sözcüğü zaman zaman islam dışındaki dinlerdeki din adamları için de kullanılır. Rahip sözcüğü Arapça rahab (korku, hürmet) kökünden gelir.

Kardinal,
Fr. cardinal, Papayı seçen, danışmanlığını yapan başpapazlardan her biri.

Piskopos, Katoliklerde, bir bölgenin din işlerine başkanlık eden, papazlığın en yüksek aşamasında olan din görevlisi.

Keşiş, Ermeni Papazı.

Patrik, Ortodoks ve bazı Doğu kiliselerinin başkanı.

Eksarh, Doğu Kilisesinde baş papaza verilen san.

Papa,
İt. Papa,
İng. Pope,
Roma Katolik kilisesinin, bir meclis tarafından seçilen, Vatikan’da oturan ve Hz. İsa’nın vekili sayılan başkanı.

Ramazan ayında iftardan sonra çocukların ev ev dolaşıp maniler söyleyerek ve bahşiş toplayarak yaptıkları tören…

Helesa,
Halesa Yalesa,

Sellime,
Ramazan ayında iftardan sonra çocukların ev ev dolaşıp maniler söyleyerek ve bahşiş toplayarak yaptıkları törene verilen ad.

Ramazan ayında iftardan sonra çocukların ev ev dolaşıp maniler söyleyerek ve bahşiş toplayarak yaptıkları tören. Ramazan sadece Müslümanlarla ilgili görünse de, Osmanlı’daki yerel gelenekler, kültürel etkileşimi de beraberinde getiriyordu.
“Helesa yalesa” da bunlardan biri.

Kübera, tüccar ve esnaf, islam olsun, hıristiyan olsun, bütün ahbaplarına ramazanda büyük tepsi ile baklava, kandil geceleri şeker, çörek gönderirdi. Osmanlı’da farklı dinden olanların birbirlerinin bayramlarına, dini günlerine saygı göstermesi her zaman görülmüştür.

Yıllar önce fırtınalardan kaçan gemicilerin Sinop limanına sığındığı ve yerli halktan maniler eşliğinde para toplaması olarak bilinen geleneğe verilen ad…
Helesa,
Sellime Çıkma.
Hırçın Karadeniz’in dalgalarından umudu, kurtuluşu simgeler.

Halesa Yalesa,
Sinop’ta her yıl geleneksel olarak düzenlenen şenlik. Sinop tersane mevkisinde düzenlenir. Helesa yürüyüşü çeşitli maniler söylenerek bu gelenek için hazırlanmış özel bir gemi maketi ile Sinop sokaklarında dolaşarak bahşiş-yardım parası toplanır.

Samsun’un Bafra ilçesinde Ramazan’ın 14’ünü 15’ine bağlayan akşamı düzenlenen eğlence …

Fener,
Sele Sepet,

Bafra’da fenere verilen ad.
Top Kandil,

Ramazan ayında iftardan sonra çocukların ev ev dolaşıp maniler söyleyerek ve bahşiş toplayarak yaptıkları tören.
Ramazan sadece Müslümanlarla ilgili görünse de, Osmanlı’daki yerel gelenekler, kültürel etkileşimi kapsamında yapılan helesa yalesa törenine benzer.

Samsun’un Bafra kazasında her ramazan, bir eğlence yapılır. Ramazan ayının 14’ünü 15’inbağlayan akşam akşamın en güzel eğlencesidir. Ellerinde taşıdıkları kandil, kağıt fenerlerin içinde mum yanarak ev ev dolaşıp maniler söyleyerek bahşiş ya da iftariyelik toplarlar.

İşte bu gelenek çeşitli yörelere göre farklı isimlendirilir.
Helesa,
Sellime,
Sellime Çıkma.

Sele-sepet, kağıttan fenere verilen ad. Bafra yöresinde böyle biliniyor. Ramazanın 14’ünde Mahallenin çocukları sabahdan hazırlık yaparlar. Elbiselerini, kıyafetlerini, pabuçlarını ve en önemlisi fenerlerini önceden hazırlarlar. O güne mahsus hazırlığı yapanlar sadece çocuklar değildir. Çocukları karşılayacak olan büyükler de hazırlık yapar. Harçlık bozuk paralar, şekerler, kurabiyeler hazırlanır. O gün iftardan hemen sonra mahallenin çocukları giyinir, süslenirler. Bildikleri veya ezberledikleri manileri söyleyerek dışarı çıkıp konu komşular ziyaret edilir.

Tabi ki aşağıdaki mani okunarak diyerek tüm arkadaşlar davet edilir.;
“Mahallede şenlik var,
Bize geldi etraf dar,
Sele-sepetleri alın,
Çıkın yola ey çocuklar,”

Hazırlanmış fenerleri alan (Sele-sepet) çocuklar, kapı kapı gezmeye başlarlar. Çaldıkları kapıda,
“Sele-sepet, top kandil,
Aç kapıyı ben geldim,
Ayda yılda bir kere,
Kapınıza hoş geldim.” diyerek hediyelerini, bahşişlerini beklerler.

İçlerinde mum yanan fenerlerle rengarenk görüntü kaplar mahalleyi. Fener kağıttandır. Bizim grafon kağıt dediğimiz ince ve renklidir. İçinde mum yanarak kağıdın rengini ve dalgasını yansıtır etrafa. Tabi fener ve mum ve kağıt ve de çocuk. Sonunda bir şekilde çocuk feneri yakar ve başlar maniyi söylemeye;

“Sele-sepetim yandı,
Şekeri içinde kaldı,
Üzüntümü gören babam,
Bana yenisini aldı.”

Bafra’da bu geleneğin tarihi bilinmiyor. Neyi sembolize eder, ne zaman başlamıştır bu gelenek bilinmiyor. Bafra’ya has diye biliniyor. Ancak Sinop’ta da benzer bir adet var. Sinop yöresinde çok eskiden, yelkenli gemilerin, Karadeniz’de sığınacağı üç liman varmış. Bu limanlar, Sinop, Temmuz ve Ağustos olduğu söylenirmiş. Bu ifade de, belirtilen gerçek ise “Karadeniz sadece Temmuz ve Ağustos aylarında fırtınasız olur. Yılın diğer zamanlarında ise gemiler ancak Sinop limanında barınabilir.” demekmiş.

Helesa,

Akya balığına verilen başka bir ad …

Leka,
Akya,

Akya balığı.
Kuzu,
Çıplak,
Sarıkuyruk,
Akbalık,
Hanım balığı,
Alm. Lichia,
Frn. Amia,
İng. Leerfish,
İsp. Palomide,
Yunanca Litsa,

Ülkemizde en çok Akdeniz’de görülmektedir. Akya balığı, yöresel olarak çıplak, kuzu balığı, leka, iskender balığı ve bazen de sarıkuyruk gibi isimlerle de anılır. Uskumrugillerden, ufak pullu, bir balık.Balığın vücudu elipse yakın yanlardan basıkdır. Sırtı mavi, yeşil-kahverengi, yanal çizginin altı parlak beyazdır. Vücuduna çok iyi işlemiş çok küçük pulları vardır. Bu pullar farkedilmez ve balık sanki pulsuzmuş gibi durur. Bu sebeble çıplak denilir. Bazen bu balığa pulszu balık da denir. Kafasında pul bulunmaz. Sırt yüzgeci çifttir ve yüzgeç sekiz dikenden oluşmuş. Bu yüzgeç ile ülkemizde diğer balıklardan ayırt edilir. Kuyruk yüzgeci çatal şeklindedir. Çok gelişmiş sırt ve anal yüzgeci ile akya su içinde çok hızlı hareket eden, sert manevralar yapabilen çevik bir balıktır. Genelde boyu 50-100 cm. dir. Ama gelişmiş olan büyükleri 180 cm. ve 10-60 kg. kadar olabilmektedir. Kafası ve ağzı büyük olup etleri yumuşaktır. Alt çene üste göre daha uzundur. Ağzında zımpara kağıdı gibi dişler vardır. Canavar balıklardan olup, çevresindeki balıkları yer.

Akyanın belirgince görülen yanal çizgisi en farklı özelliklerindendir. Geçmişte çok avlanıldığı için türü tükenme tehlikesinde olduğundan korunması gerekmektedir. Su ürünleri avlanılabilir boy sınırını 40 cm olarak belirlemiştir.

Şarap Fıçısı …

Avendi,
Şarap Fıçısı.

Şarabın dinlenmeye bırakıldığı büyük tahta fıçı.
Şarabın dinlenmeye bırakıldığı yer mahzen’dir.
Şarap mahzeni Kav, Şarabi, Humhane.

Antik çağda şarap toprak küplerde saklanırmış. M.Ö. III. yüzyılda fıçıyı ilk deneyen Keltler olmuş. Romalılar Fransa’ya gelince bu yöntemi benimsemişler. Binlerce yıl boyunca çam, kestane, gürgen, ceviz fıçılar denendi. Bazıları şarabın tadını bozdu. Ama meşenin şarabı zenginleştirici özelliği ancak XX. yüzyılda keşfedildi.

Şarapılıkta, şarabı meşe fıçılarda dinlendirmek (yaşlandırmak) çok önemlidir. Bu konu çok önemlidir. Şarap konusunda Fransızların deneyimleri tercihe şayandır. Fransa’nın 104 yıllık ünlü fıçı fabrikalarından Ludon Medoc Bölgesi’nde bulunan Nadalie, fıçı üretiminde çivi ve yapıştırıcı kullanmıyor. Firma 1902 yılından beri şarap fıçısı üretmektedir. Fransız meşesi kullanıyor ve yılda 70 bin fıçı üretiyor.

Fıçı yapımında meşe ağacı kullanılmasının bir çok nedeni vardır.
Meşe;
• Kırmızı şaraplarda tanenlerin ve dokusunun yumuşamasını sağlar.
• Meşeye özgü tanenler şaraba geçerek, şarabın ömrünü uzatır.
• Şarabın rengini koyulaştırır.
• Şarabın, dinlenme sırasında nefes almasını sağlar.

Kırmızı üzümlerin kabuklarında, üzüm çekirdeklerinde ve saplarındaki tanenlerin benzeri meşede de vardır. Meşe fıçılar dokusu sert ve çok ince gözenekli yapısı sayesinde nefes alma özelliğine sahiptir. Bu sayede şarabın ideal oranda havayla temasını sağlar. Öyleki her meşe ağacından da fıçı olmaz. En kaliteli, Limousine meşesidir ama geniş gözenekli olduğu için şarap yıllardırmaya uygun değildir. Ouercus robur, Ouercus alba ve Sesilis türü meşelerden yapılan fıçılar şarapçılığın vazgeçilmez cinsleridir. Şarap meşe fıçısı ile olgunlaşmaya bırakıldığı zaman meşeden de şaraba farklı tadlar geçer. Şarabın bir bölümü buharlaşır. Buna meleklerin payı denir.

Meşe şarap fıçıları 5-6 yıl kullanımdan sonra nötralie olan bu fıçılar, viski, sherry, brendi üreticilerine satılıyor. Türkiye’de yasa gereği bu fıçılar yeniden kullanılamıyor.

Yol kontrol ve bakımı için Demiryollarında kullanılan küçük araba…

Drezin,

İng. draisine, handcar.
Fr. draisine ,
Demiryollarında, yol bakımı ve denetimi için kullanılan, mekanik olarak işletilen ya da motorla yürütülen küçük vagon.

Demiryollarında, tahterevalli gibi kolları aşağı yukarı hareket ettirilerek insan gücüyle veya motorla işletilen, yol kontrolü, bakımı ve onarımı için kullanılan küçük demiryolu arabası, taşıtı.

Erzincan’ın Kemah ilçesinde bir kale …

Pekeriç,
Kemah,

Pekeriç Kalesi,
Pekeriç Kalesi (Çadırkaya, Tercan)
Erzincan’ın Tercan ilçesi Çadırkaya beldesinde bulunan Pekeriç kalesi, yaklaşık 100 m. yüksekliğinde doğal bir kayadan meydana gelmiştir. Kayaların oyulması ile odalar, merdivenler ve sarnıçlar yapılmıştır. Kaleye ait surlardan günümüze çok az kalıntı gelebilmiştir.
Günümüze gelebilen kalıntılar kalenin tarihi hakkında aydınlatıcı bilgi veremediğinden ötürü tarihleme yapılamamaktadır.

Kemah Kalesi
Anadolu’nun en eski ve tabi kalelerinden birisidir. Hitit-Urartu döneminde çevresi surlarla çevrili sarp kayalar üzerine kurulmuştur. Kalenin, iç içe iki yapısı vardır.

Kemah İlçesinin Kemah Boğazına bakan kayalık bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Bu kaleye ulaşımı son derece güçtür. Kaleye Ani, Brana, Gamahha ve Berberi Zemin Kalesi isimleri verilmiştir. Kalede Arşak krallarının ismi geçmesinden ötürü Hititler zamanında yapıldığı sanılmaktadır.

Kemah Kalesi, Orta Çağdan kalmıştır. Yörenin XI.yüzyılda Selçuklulardan Mengücek Bey tarafından ele geçirilmesi ile birlikte Kemah kalesi de selçukluların eline geçmiştir. Kalenin en ilginç yönü güneye bakan yönündeki üç katlı demirden yapılmış kapısıdır. Ayrıca yontma kesme taşlardan yapılmış Kral Kızı Kulesi de üzerinde durulacak bir eserdir.

Kale eski kayserlerden biri tarafından yaptırılmıştır. Sonra Uzun Hasan’ın eline geçmiş ve Timur muhasarasına uğramış. Sonra 1.Selim şehzadeliği sırasında bu kaleyi fethedip içine asker koymuştur. Sonraları Şah İsmail isyan ederek bu kaleyi ele geçirmiş. Sonra Sultan Selim tahta geçince ilkönce Acem’e savaş açmış. Anadolu içinden gelip Kemah kalesini kuşatmış ve fethetmiştir.

Polonya’nın Poznan şehrinde bir parkta bulunan, ürküten heykel topluluğu …

Nierozpoznani,
Nierozpoznani, Tanınmayan anlamındadır.

Poznan, Polanya.

Polonya’nın Poznan şehrinde bir parkın ortasında başsız, kolsuz ürküten bir heykel topluluğu yer alıyor. Polonyalı Usta sanatçı Magdalena Abakanowicz tarafından 2002 yılında dikilmiş. Poznan şehrinin 750. kuruluş yıl dönümü kutlamasında sanatçı tarafından tüm Polonya halkına armağan edilmiş 112 insan bedeni heykeli.

Sembolik olarak şehrin nereden geldiğini ve nereye gittiğini ifade ediyor. Başsız, kolsuz, kırmızı ve paslı demir yarım gövdelerden oluşuyor. Sanatçı, en büyük kamusal sanat eseri olan bu eseriyle belli bir korku duygusuyla yüzleştiğini ifade ediyor. Parkta yeşil alanın ortasında 112 tane kafasız, kolsuz ve büyük bacaklara sahip demir gövde olarak sergileniyor. Bu devasa büyüklükteki torsosların, her birinin bacakları farklı yöne adım atacak şekilde durmaktadır. Poznan şehrini ele geçirmek üzere harekete geçecekmiş gibi bir görünmekteler.

Tanınmayan anlamına gelen Nierozpoznani kelimesi ile adlandırılmış olan bu heykel topluluğu, sıcak yaz aylarında piknikçilerin davetsiz misafiri oluyor. Halk tarafından popüler bir piknik noktası olan bu parka tedirgin bir atmosfer katmaktadır. Sakin park içerisinde ürpertici bir korku filmi sahnesi gibi sergilenmektedir. Sabah saatlerinde parkta, sis bulutları arasında görünen devasa büyüklükteki torsos parçaları, korku filmlerini andıran bir görüntü oluşturuyor.

Süpürge otu, funda …

Erika,
(Erica).

Funda,
Funda çiceği,
Süpürge otu,
Süpürge Çalısı,
Çalı görünüşünde bir bitkidir.

Funda,
Fundagiller (Ericaceae) familyasından Erica cinsinden 500’e yakın türü bulunan çiçekli bitkilerin ortak adıdır. Çiçekleri küçük bir çana benzer.

İşlenmemiş topraklarda yetiştirmek kolaydır. Erika kökünden ağızlık, dallarından kaba süpürge yapılır. Çalı görünüşünde bir bitki olup, funda, erika (erica) isimleriyle de bilinir. Yaz ve kış yeşil kalabilen bodur çalı olan bir bitkidir. Trakya, Marmara ile Anadolu’nun hemen bütün sahil bölgelerinde yetişir.

Gök funda (Erica cinerea) adlı türü, evcil hayvanlar için altlık olarak kullanılır. Bitki 1-3 m, boyunda, beyaz renkli güzel kokulu çiçekleri olan bir bitkidir. Erica scoporia isimli özel bir tür olan funda, yeşilimsi çiçeklidir. Bu türün boyu 2-3 m. olup, süpürge yapımında kullanılır. Erikeların bazı türlerinin dalları ipek böcekçiliğinde askı olarak kullanılır.

Cezayir’de yetişen bir türü vardır ki köklerinden dünyaca meşhur Bruyere pipoları yapılır. Dalları çalı süpürgesi yapımında ve yakacak olarak kullanılır. Bitki ericolin isimli bir glikozit maddesi ihtiva eder. Odun rengi kırmızı olup, çok güzel cila tutar.

Kazakistan’ın Başkenti …

Astana,
Başkent, Kazakistan.

Resmi olarak Astana 10 Aralık 1997 yılında Kazakistan’ın başkenti ilan edilmiştir. Kentin başkent olarak uluslararası düzeyde duyurusu 10 Haziran 1998 yılında yapıldı. Her yıl Kazakistan’da 6 Temmuz başkent günü olarak kutlanır.

Kazakistan’ın Önemli Şehirleri;
Aktobe
Aktav
Çimkent
Almatı.

Kazakistan başkentleri;
Astana,
1997 – 2018 Kazakistan Cumhuriyeti,

Alma-Ata,
1991 – 1997 Kazakistan Cumhuriyeti.
1936 – 1991 Kazakistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti,
1929 – 1936 Kazak Özerk Cumhuriyeti,

Ak-Meşet, (Kızılorda)
1920 – 1925 Kazak Özerk Cumhuriyeti,

Alaş-Kala, (Semipalatinsk)
1916 – 1920 Kazakistan, (Alaş Orda Devleti),

Orenburg,
1920 Kırgız Özerk Cumhuriyeti , Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti.

Kazakistan’ın Eyaletleri;
Akmola
Aktöbe
Almati
Atırav
Jambıl
Karagandı
Kızılorda
Kostanay
Mangistav
Pavlodar

Kurtuluş Savaşı yıllarında, Balıkesir yöresinde, ürkütücü bir görünüşe bürünerek düşman askerlerini korkutmayı amaçlayan kişilere verilen ad…

Tülütabak,
Balıkesir,

Tabak eski dilde deri anlamına gelirmiş. Tülütabak denen olay Kurtuluş Savaşı döneminde deri işleri ile uğraşan tabakhane esnafı silah olmadığından dolayı derileri işleyip, kendilerini siyaha boyayıp saçma sapan kılıklara giriyorlarmış. Bu insanlar sadece geceleri Yunan askerlerine görünüp, korkutup kaçıyorlarmış. Bir bakıma savaş psikolojisinde olan askerlerin psikolojisini daha da alt üst etmek.

Balıkesir’in kutuluşu olan 6 Eylül tarihinde bu insanlar eskiden olduğu gibi saçma sapan giyinip, geçit esnasında etraftakileri korkuturlar. Esnafın dükkanına da baskın yaparak bahşiş alırlar.

Balıkesir’ in düşman işgalinden kurtuluş törenlerine düşmana korku salan Tülütabakları canlandıran derici esnafı renk kattı. Anma törenlerinde kalabalığa karışan tülütabaklar halkı ve çocukları korkuttu.

Balıkesir’ de işgal döneminde düşman devriyelerine korku salan Tülütabaklar, kentin işgalden kurtuluşu canlandırılılması esnasında resmi geçitte kağnılı köylü, mermi taşıyan köylü kadınlar ve askerler gibi katıldılar. İşgal yıllarında düşman devriyelerini korkutan tülütabakları canlandıran derici esnafı şehrin kurtuluş törenlerine katılarak coşkuya ortak olurlar. Gösterilerinin ardından vatandaşları kovalayan Tülütabaklar yakaladıkları çocukların yüzlerini siyaha boyayarak oyun çıkarırlar.

Kuvayı Milliye’nin başlangıç noktası olan Balıkesir’de, derici esnafından oluşan Tülütabak grubunun düşmana korku saçtığı bilinmektedir. Türk istihbaratı, düşman kuvveti devriyelerinin gece karşılarına aniden çıkan hayvan postlarına bürünmüş ‘Tülütabaklar’dan korktuğunu saptamış. Bu aşamada tabakhane işçileri gece hayvan postlarına bürünüp yüzlerini kurumla siyaha boyar ve sokaklarda düşman devriyelerine korku salar.

Tülütabaklar, halkın özellikle çocukların üzerine saldırır ve onları korkutur. Bu gelenek bayramların neşe kaynağı haline gelmiştir.

Deri işleri yapılan yerlere tabakhane denir. Taze köpek dışkısı deri işlemek için çok gerekli bir malzemedir. Tabakhaneye bok yetiştirme deyimi de buradan gelmektedir.

İstanbul Beykoz’da Anadolu kavağı sırtlarında, Boğaza bakan sarp kayalık tepede bir kale …

Yoros,
Yoros Kalesi,

Genoese Kalesi,

Boğaz ve Karadeniz kesiştiği yerde, Yuşa Tepesinin kuzeyinde, bir Bizans kalesidir.
İstanbul Beykoz’da Anadolu kavağı sırtlarında inşaa edilmiş harap bir kaledir. Yoros kalesi stratejik öneme sahip, Karadeniz ile Boğazın kesiştiği noktaya yakın en dar bölgesindedir. Boğazın karşısında Rumeli Kavağı vardır.

Yoros Kalesi, Bizans İmparatorluğu boyunca aralıklı olarak işgal edilmiş. İmparatorluğun düşüşü sırasında Palaiologos hanedanının altında Yoros Kalesi, sağlamlaştırılmış. Bizanslılar, Cenevizliler ve Osmanlılar bu stratejik kale için savaşmışlar. İlk kez 1305 yılında Osmanlı kuvvetleri tarafından fethedilmiş. Kısa bir süre sonra Bizanslılar tarafından geri alınmış. 1391 yılında Osmanlı kaleyi geri almış. Günümüzde bu kale harap durumda olup kullanılmamaktadır.

Arkeolojik kazılarla ortaya çıkarılan tam 661 eser kalenin deposundan çalınmış. Kültür ve Turizm Bakanlığı 3 yıl sonra, 2018 yılında bu soygunu ancak farkediyor. Soygun için üç yıl boyunca soruşturma da başlatmamış sadece bakanlık resmi internet sitesinden eserlerin fotoğraflarını paylaşarak koleksiyonerleri satın almamaları için uyarmış.

Yoros Kalesi ve Anadolu Kavağı köyü İstanbul’dan günlük geziler için popüler bir yer olarak biliniyor. Arkeolojik kazılar nedeniyle soyguncular hariç, ziyaretçiler kaleye giremiyor. Yunan yazıtları, Bizans’ın düşüşüne kadar giden Palealogus ailesinin sembolü, bir çok tarihi eser ile birlikte korunaklı deposunda muhafaza edilmiş taki 3 yıl önceki farkedilmeyen soyguna kadar.

Sitenin askeri önemi abartılamaz. Gerçekte, Yoros Kalesi’ni çevreleyen alanın büyük bir kısmı, günümüzde ziyaretçilere kapalı olup Türk ordusunun elindedir.

Işık akısı birimi …

Lümen,
Lümen (lm).

Fr. lumen,
İng. lumen.
Işık akısı birimi.
Işık akışı ölçüsü

Işık şiddeti 1 mum (kandela) olan, eşit dağıtımlı bir nokta kaynağının birim hacim açısı (1 steradyan) içine yayımladığı ışık akısı. Birimi lümendir.
Uluslararası 1 mum yeğinliğinde bir ışık kaynağının, birim katı açı (uzay açısı) içinden saldığı ışık akısı birimi.
Bir bayağı mumun ya da erimiş platinin birim yüzeyinden bir saniyede uzaya yayılan ışınım erkesi.

Eskiden 30W, 60W, 80 W, 100W ampul, olarak sorduğumuz aydınlatma değeri vardı. Lümen değerleriyle ilgilenmiyorduk. Ancak LED teknolojisi gelişmekte, birim güç başına daha fazla ışık vermektedir. Piyasada farklı güçte, farklı lümen değerine sahip ürünler var. Başka bir ifade ile bir markaya ait 10W LED lamba, diğer marka 8W LED lambasından daha az ışık verebilir. Bu nedenle güç yerine ya da güç ile birlikte lümen değerini de belirtmek gerekli olmuştur.

Bir ışık kaynağının lümen değerini ölçmek, özel ekipmanlarla yapılır. Işık akısının ölçümü için integrating sphere (entegre küre) ya da bir dizi sensör ile ölçülür. Gonyofotometre cihazı ile ölçümler yapılır. Üretici firma tarafından lümen değerini ürün üzerinde belirtir.

Şili’yi dikta rejimi ile yöneten general ve cunta hükümeti başkanı …

Pinochet,
Augusto José Ramón Pinochet Ugarte,

(D. 25 Kasım 1915, Valparaíso – Ö. 10 Aralık 2006, Santiago),
1973 yılından 1990 yılına kadar Şili’yi dikta rejimi ile yöneten general.
1973 yılından 1998 yılına kadar Şili ordusunun başkomutanı ve cunta hükümeti başkanı.
11 Eylül 1973 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) destekli bir askeri darbeyle sosyalist Salvador Allende’nin Unidad Popular hükümetini devirmiş ve iktidara gelmiştir.

1915 yılında Valparaiso’da dünyaya geldi. Baba tarafı XVIII. yüzyılda Şili’ye göç etmiş bir Fransızdır. Annesi Avelina Ugarte Martinez ise Bask asıllıdır. 1936 yılında Santiago’daki askeri akademiyi bitirdi. 1970 yılında tümgeneral oldu.
Pinochet’nin bulunduğu dört kişilik cunta 11 Eylül 1973 yılında Başkan Allende’yi devirdi. Allende darbe sırasında askerlerin başkanlık sarayına düzenledikleri saldırı sırasında yaşamını kaybetti. Yönetimi ele geçiren cunta bütün siyasi partilerin etkinliği durdurdu. Sosyalist muhalefete karşı acımasız ve kanlı bir kıyım gerçekleştirdi. Bu arada muhalefete uyuladığı sert baskı uygulamaları uluslararası kamuoyunda yoğun tepkilere yol açtı.

Cunta 1974 yılında anayasayı kaldırdı ve iktidara geçti. 1974 Haziran ayında cuntanın öteki üyelerini birer danışman konumuna indirerek bütün iktidarı kendi elinde topladı ve devlet başkanlığını üstlendi. Pinochet, Allende hükümetinin ekonomi politikalarına son vererek ekonomik alanda liberal bir çizgi izlemeye başladı. 1975 yılının ortalarından itibaren Pinochet, Chicago’lu çocuklar olarak bilinen ve Chicago Üniversitesi’nde Milton Friedman’ın fikirlerinin etkisi altında yetişmiş iktisatçıları danışman atadı ve onlarla çalıştı. Uluslararası rekabete ve serbest girişime ve hür teşebbüse dayalı yeni ekonomik politikaların uygulandığı bu dönemde, çalışanların yanı sıra orta sınıfın ve alt kesimin yaşam düzeyi hızla iyileşmeye başladı. Kişi başına düşen milli gelir süratle yükseldi. Ağır dış borç yükünden kurtulan Şili, Dünya Ekonomi Tarihi için örnek oluşturacak şekilde enflasyonu sıfıra yaklaştırdı. İşssizlik sorununu çok büyük ölçüde çözdü.

1980 yılında çıkarılan yeni anayasa, halk oylamasıyla onaylandı. 1981 yılında sekiz yıllık bir dönem için devlet başkanlığını üstlendi. Pinochet dönemi çok sayıda insan hakları ihlalerinin yaşandığı bir dönem olarak kabul edilmesine karşın Pinochet taraftarlarına göre, Pinochet sayesinde ülkede büyük bir ekonomik kalkınma sağlanmıştır.

Pinochet gittikçe genişleyen protesto eylemleri ve 1984 yılında gerilla saldırılarının ardından sıkıyönetim ilan etti. 1986 yılının Eylül ayında bir suikast girişiminden ise yara almadan kurtuldu.

1987 yılında sıkıyönetimi kaldırarak siyasi partilerin kurulmasına izin verdi. 14 Aralık 1989 yılındaki, seçimleri 17 siyasi partinin oluşturduğu Demokratik İttifak’ın adayı Hıristiyan Demokrat Patricio Aylwin, kazandı. Pinochet, Genelkurmay başkanlığı görevini 1998 yılına kadar sürdürdü. Ayrıca anayasaya yeni bir madde ekleterek, kendisine hayat boyu senatör olma hakkını tanıdı.

1991 yılında Pinochet döneminde yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla silahlı kuvvetler hakkında soruşturma açıldı. 1998 yılında bel fıtığı tedavisi için Londra’da iken tutuklandı. Londra’da ev hapsinde tutulduktan sonra 2000 yılının Mart ayında, Britanya İçişleri Bakanı Jack Straw’un Pinochet’nin sağlık durumu nedeniyle ülkesine dönmesine izin verildi ve Şili’ye döndü. 2000 yılında Şili eski diktatörü Augusto Pinochet’in dokunulmazlığı kaldırıldı.

Pinochet,10 Aralık 2006 tarihinde 91 yaşında kalp krizi geçirerek ölmüştür. Şili hükümeti, Pinochet için devlet töreni yapılmayacağını ve ulusal yas ilan etmeyeceğini açıkladı. Vasiyeti üzerine askeri bir törenle naaşı yakılarak ailesine teslim edildi. Ailesi, saldırı ihtimaline karşı mezar yaptırmadı.

Ot ile beslenen hayvanlarda özellikle sığır, koyun ve beygirlerde ortaya çıkan ve insanlara da geçebilen bir hastalık …

Şarbon
Anthrax, Antraks,

Alm. Milzband, Anthra,
Fr. Charbon,
İng. Plenic fever, Anthrax
Arapça, الجمرة الخبيثة
Şarbun,
Karayanık,
Kara çıban.
Yanıkara,
Gece yanığı,
Paçavracı hastalığı,
Talagu,
Çoban çıbanı.

Halk dilinde dalak, dalak büyümesi, iç ağrısı, karabohça, kara kabarcık-karbonkül-habis çıban, çabuk öldüren ağu da denilir. Şirpençe (Aslan pençesi), vücutta ve daha ziyade sırtta çıkan çok tehlikeli bir çıban şarbondur. Çeşitli hayvanlarda, özellikle koyun ve sığırlarda görülen, deri veya mukoza yoluyla insana bulaşan, bulaştığı yerde kara bir çıban yapan tehlikeli hastalık.

Ot ile beslenen hayvanlarda özellikle sığır, koyun ve beygirlerde ortaya çıkan ve insanlara da geçebilen bir hastalık

Tüm hayvan türlerinde görülen, insanlara da bulaşabilen, Bacillus anthracis veya bu bakterinin sporları tarafından oluşturulan, septisemi ve ani ölümlerle, vücut deliklerinden koyu katran görünümünde kan sızması, kanın pıhtılaşma yetersizliği ve dalağın aşırı derecede büyümesiyle belirgin bulaşıcı ve insanlara da bulaşabilen ölümcül bir hastalıktı

Hayvanla meşgul köylülerde, veterinerlerde, dericilerde, patologlarda meslek hastalığı şeklinde görülür. Ölen hayvanların insanlar tarafından veya merada bırakılarak yırtıcı kuşlar ve hayvanlar tarafından parçalanması ve kuşlar, yağmur ve sel sularıyla uzaklara, diğer meralara ve topraklara nakledilmesi buralara bulaşmasına sebep olur. Kan emici sinekler de hastalığı yayabilirler. Basil, insanlarda deriden girerse, ortası siyah, çevresi cerahatli karakabarcık adı verilen çıbanı (karbunkel) meydana getirir. Ölümden 2-3 saat sonra deri siyah bir renk alır.

Derinin bazı bölgelerinde boyun, göğüs, göz kapaklarında, ağız içi ve dilde meydana gelir. Mikrobun girdiği yerde hafif ve ağrısız bir kızarıklık görülür. Mikrop, ağızda çoğalırsa kısa sürede boğaza ilerler ve öldürür.

Şarbon, özellikle sığır, koyun, keçi, deve gibi ot yiyen hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalıktır. Antraks olarak da bilinen şarbon hastalığı ülkemizde çoban çıbanı ve karakabarcık gibi isimlerle anılmaktadır.

Şarbon hastalığı mikrobun vücuda girmesinden itibaren yaklaşık 2-7 gün sonra ortaya çıkar. Kan koyu renktedir ve pıhtılaşmaz, hava ile temasta zamanla rengi kızarır ve pıhtılaşma kabiliyeti kazanır.

Deri Şarbonu:
Şarbon sporlarının deriden girdiği yerde, ilk önce böcek ısırığına benzer biçimde kabarık, kaşıntılı bir şişlik oluşur. Bu şişlik 1-2 gün içinde içi su dolu kabarcığa dönüşür ve daha sonra da ağrısız, 1-3 santimetre genişliğinde, ortasında karakteristik siyah renkte ölü dokunun yer aldığı bir yara meydana gelir. Bundan ötürü deri şarbonu kara kabarcık olarak da adlandırılır. Çoban çıbanı ismiyle de anılan deri şarbonunda ayrıca, yaranın bulunduğu bölgedeki lenf bezlerinde şişmeler görülebilir. Deri şarbonunda ayrıca yaranın bulunduğu lenf bezlerinde şişmeler görülebilir. Tedavi edilmeyen deri şarbonu ölümle sonuçlanabilir.

Bağırsak şarbonu:
Şarbonlu hayvan etini yiyen insanlarda görülür. Bulantı kusma, iştahsızlık, ateş gibi belirtilerle başlar bunu karın ağrısı, kanlı kusma ve kanlı ishal izler. Kan zehirlenmesiyle ölüm meydana gelebilir.

Akciğer şarbonu:
Sporlu toz ve kılların solunması ile olur. Soğuk algınlığına benzeyen belirtilerle başlar. Yüksek ateş ve titremeler görülür. Birkaç gün sonra ağır solunum güçlüğü ve şok gelişir. Hastalık genel olarak ölümle sonuçlanır

Şarbon’dan korunmak için neler yapılmalıdır;
-Korunma için öncelikle hayvan hastalığı ortadan kaldırılmalıdır
-Şarbonlu olduğundan şüphelenilen veya şarbondan ölen hayvanlar asla kesilmemeli ve yüzülmemelidir.
-dökülüp gömülmelidir.
-Hasta hayvanların bulundukları yerler ve taşındıkları nakil vasıtaları temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir.
-Hasta hayvanların temas ettiği yem maddeleri, altlıklar ve gübre gibi bulaşık materyaller yakılarak imha edilmelidir.
-Hastalık şüphesiyle yetkili birimler tarafından konulan müşahade ve karantina süresi sona ermeden hayvanlar kesilmemeli ve etleri tüketilmemelidir.
-Şarbon’dan ölen insan ve hayvanlara otopsi-nekropsi yapılmaz, sonuçları felaket olur.

Para arzının ekonomideki etkinlik düzeyini belirlediğini savunan iktisat okulu …

Monetarizm,

Klasik makro iktisadın modern bir versiyonu olan Monetarizm, nominal (parasal değerlerle ifade edilen) milli gelir düzeyi­nin belirlenmesinde ve değişmesinde para­sal faktörlerin önemini vurgulayan doktriner bir yaklaşımdır.

Monetarizm iktisadi politika uygulamalarında para arzını önemli bir araç olarak gören bir iktisadi öğretidir. Monetaristler’ e göre para arzı hiçbir zaman mal ve hizmet arzından fazla olmamalıdır.

Monetaristler’ in en ünlülerinden biri Chicago Üniversitesi’nde bir akademisyen olan Amerikalı iktisatçı Milton Friedman, 1976 Nobel Ekonomi Ödülü’nü kazanmıştır.

Friedman’ a gore eğer hükümet ekonomiyi serbest bırakır ve Merkez Bankası para arzını kontrol ederse enflasyon azalır, yeni yatırımlar teşvik edilir, ekonomik gelişme sağlanır ve işsizlik önemli ölçüde azaltılır. Başka bir deyişle para arzı bir ekonomide üretim, istihdam ve işsizlik üzerinde doğrudan etkili olup para politikası araçları içinde en etkili olanıdır. Fakat Friedman son zamanlarda Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada fikrini değiştirdiğini, para arzının hedef alınmasının başarılı olmayabileceğini söylemiştir.

Klasik iktisat ve monetarizm arasındaki bu iki temel farklılığa rağmen her iki teori de enflasyonun en önemli kaynağının para arzındaki artışlar olduğunu kabul etmektedir. Monetaristlere göre enflasyonu kontrol altına almak için en etkin araç para politikasıdır. Para arzındaki değişmeler, para talebinden bağımsız bir şekilde para otoritesince belirlenir. Ancak para otoritesinin bu gücünün sık sık değişen para artış hızları şeklinde uygulanması istikrar değil, istikrarsızlık getirir. Monetaristler, bu istikrarsızlıkları önlemek için para arzının belirli bir oranda ve ekonomideki gelişmelerle orantılı olarak kademeli bir şekilde artırılmasını önermektedir.

Serbest piyasa ekonomisinin önde gelen ismi ve Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Milton Friedman, (d. 31 Temmuz 1912, Brooklyn – ö. 16 Kasım 2006 San Francisco), 94 yaşında hayatını kaybetti. 1980′ li yıllarda popüler hale gelen monetarist (parasalcı) görüşleriyle Margaret Thatcher ve Ronald Reagan’ın uyguladıkları politikaları büyük ölçüde etkileyen Amerikalı ünlü ekonomist, ABD başkanlarından Nixon, Ford ve Reagan’a da danışmanlık yaptı.

1976 yılında “Paranın Miktar Teorisi üzerine çalışmalar” adlı kitabında Monetarizmin temel ilkelerini ortaya koymuştur. Amerika’daki Devlet okullarında öğrencilere ücretsiz öğle yemeği verilmesi tartışmaları sırasında söylediği “There is no such thing as a Free Lunch” (Bedava öğle yemeği diye bir şey yoktur) sözü monetarist ekonomi’ye inananların ana tartışma ekseni oldu. Milton Friedman kendisine Nobel Ekonomi Ödülü verilirken yaptığı konuşmada “enflasyon her zaman ve her yerde parasal bir olgu olmuştur” sözüyle parasal genişleme – enflasyon arasındaki sıkı ilişkiye vurgu yapmıştır.

Monetarizm,

Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş “en iyi eserim” dediği Osmanlı mimarisinin en önemli yapıtı camii …

Selimiye,
Selimiye Camii,

Edirne’de Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş camidir. Mimar Sinan 80 yaşında gerçekleştiirdiği bu eser için en iyi eserim demiştir. Cami 14 Mart 1575 yılında ibadete açılmıştır.

Mimar Sinan’ın ve Osmanlı mimarisinin en önemli yapıtlarından birisidir. Mülkiyeti Sultan Selim Vakfındadır. Bu caminin yapıldığı alandan Sarıbayır veya Kavak Meydanı diye bahsedilir.

Bir tepede yer alan Selimiye Camisinde 43,25 metre yüksekliğinde, 31,25 metre çapında, tek bir lebi ile örtülmüştür. Selimiye Camisinin kubbesi 8 sütuna dayanan bir kasnak üzerine oturtulmuş. Kasnak, fil ayaklarına 6 metre genişliğinde kemerlerle bağlıdır. Sinan, bu şekilde örttüğü iç mekana verdiği genişlik ve ferahlıkla birlikte mekanın bir kerede kolayca anlaşılmasını sağlar.

Selimiye camisi kubbesi ile ayrı bir ihtişam verir. Caminin mermer, çini ve hat işçilikleri de önemlidir. Yapının içi İznik çinileriyle süslüdür. Büyük kubbenin tam altındaki hünkar mahfili, 12 mermer sütunludur ve 2 metre yüksekliktedir.

Rivayete göre, caminin inşa edileceği alan önceden bir lale bahçesidir. Bahçenin sahibi burayı satmak istememiş. En sonunda camiye bir lale motifi konulması şartıyla arsayı satmıştır. Mimar Sinan da lale motifini, ters olarak yapmıştır.

Hakasya Cumhuriyeti’nin başkenti …

Abakan,
Hakasya Cumhuriyeti,

Diğer Şehirleri;
Başkent, Abakan.
Çernogorsk, Sayanogorsk,
Abaza, Ust-Abakan,
Sorsk, Şira, Veltirskoye.

Hakasya,
Khakassia,
Hakasya Cumhuriyeti,
Hakasça, Khakasiya Respublikazı.
Rusça: Pеспублика Хакасия,
Hakasya.

Sibirya’da Rusya’ya bağlı bir cumhuriyet. Hakasya Cumhuriyeti, Orta Sibirya’nın güneyinde bulunur. Ülkenin batısında Altay Cumhuriyeti ve Şorya, güney ve doğusunda Tuva Cumhuriyeti, kuzeydoğusunda Kızılyar yeri vardır.
Yüzölçümü 61 900 km².

İdari merkezi başkent Abakan’dır. Güney Doğu Sibirya’da bulunan bu bölge, Rusya’nın Krasnoyarks eyaletine bağlıdır. 1729 yılında Çar Petro döneminde, Rusya ve Çin arasındaki anlaşma ile Hakasya, Rus İmparatorluğu’ na katıldı. Sibirya’ daki diğer bölgelere benzer olarak, Rusya’ nın batı bölgelerinden hüküm giymiş suçluların tutulduğu kaleler yapılmıştır. Yerli Hakas halkı Rus Ortodoks dinindendir. 1930 yılında Sovyet Rusya tarafından Hakas Özerk Oblastı kuruldu. 1991 yılına kadar Krasnoyarsk Krayı’ na bağlı kalan Hakaslar, 1992 yılında Hakasya Cumhuriyeti oldu.

Yenisey Irmağı, Hakasya Cumhuriyetinin en uzun akarsuyudur. Çulım, Tom ve Abakan Nehri diğer önemli nehirlerdir. Rusya’ daki en büyük molibden yatakları bu bölgede bulunuyor.

Dağları;
Karagoş-Karatoş Dağı (2.930 m), Sayan Dağları, Çonhır dağ, Hara dağ, Verhniy Zub dağı, Bobrovaya dağı.

Shira Gölü,
Geniş bir bozkır havzasında yer almaktadır. Shira Gölü, Rusya’nın en büyük tıbbi maden suyu depolarından biridir.

Bele Gölü,
Güney Sibirya’nın en büyük maden suyu rezervuarıdır.

Salbyksky Höyüğü,
Antik mezar mimarisinin bir şaheseri ve Sibirya’daki en büyük mezar höyüğü olan Tagar kültürünün görkemli bir anıtıdır.

Sunduki (sandık),
Ordzhonikidze ve Shirinsky bölgelerinde Beliy Yus Nehri’nin orta kesimlerinde yer alan doğa ve arkeoloji anıtlarından oluşan bir komplekstir.

Kazanovka, Khakassky Müzesi,
Sulek Müzesi,

Mount Gladenkaya,
Abakan’a yaklaşık 120 km, Sayanogorsk’a ise 40 km uzaklıktadır. Khakassia, Krasnoyarsk krai sakinleri ve kayak yapmayı sevenlerin favori tatil yeridir.

Eski dilde, haydutluk, soygunculuk …

Şekavet,
Arapça şekavet, شقاوت

Şakavet,
Eski dilde, Haydutluk.
Soygunculuk.
Eşkiyalık,

Her çeşit kötülük içinde olmak.
Bela ve zillete düşmek.
Sıkıntıda kalmak.
Haydutluk, eşkiyalık.
Bela ve zillete düşmek.

Kötü iş yapma, soygunculuk, haydutluk.
Sıkıntıda kalmak, mutsuzluk, bir kimsenin iç dünyasının kötü ve çirkin bir hale gelmesi.

Osmanlı Döneminde her çeşit kötülük içinde olmak şekavet demektir. Hukukta haydutluk, soygunculuk anlamında kullanılır. Osmanlılarda şakavet, haydutluk, eşkiyalık demektir.

Şüzuz, Şazz kelimesinden türemiştir. Kaide ve kanun dışı, yalnız kalmak, karşı, muhalif olmak demektir.

1 2 3 4 5 76