Amasya yöresinde yemeği yapılan yabani kuşkonmaz bitkisine verilen ad …

Menevcer,
(Amasya yöresi).
Kuşkonmaz,

(Fr. Asperge, Alm. Spargel).
Asparagus officinalis,
Avronez,
Tilkişen,
Yabani kuşkonmaz,
Tilkikuyruğu,
Kedirgen,
Eğrelti,
Batıcı,
Glemşe (Boyabat yöresi).
Likonya (Konya Kuşkonmazı).
Acı filiz sarmaşığı.

Zambakgillerden, uç dalları yapraksı görünüşte, toprak altı kök saplarından çıkan taze sürgünleri yenen bir bitki (Asparagus officinalis). Aynı familyadan, saksılarda yetiştirilen, uzun saplı, ince ve küçük yapraklı bir süs bitkisi (Asparagus plumosus). Mısırlılar zamanında tanımlanmış, ancak kullanılışından söz edilmemiştir. Muhtemelen bu devirlerde kullanılan tür orijin bitkisidir. Bizanslılar zamanında ilkbahar aylarında görüldüğü belirtilmektedir. Romalılar zamanındaki verilere göre çok yıllık bir bitki olduğu, tohumla çoğaltıldığı ve sürgünlerinin tüketildiği bilinmektedir. 15. ve 17. yy’dan itibaren tanınmaya başlayan kuşkonmaz, ilk zamanlarda ilaç olarak kullanılmıştır (idrar söktürücü).

Sağlığımıza çok yararlı etkileri olduğu halde ülkemizde ne yazık ki pek az tanınan ve tüketilen kuşkonmaz adlı sebzesini veren Kuşkonmaz bitkisi, Zambakgiller’dendir. Anayurdu kesin olarak bilinmeyen kuşkonmazların 150 kadar türü vardır. Bunlardan bazısı pek ince yapraklı süs bitkisiyken, bazısı da Ege ve Akdeniz bölgemizin kıyı kesimlerinde doğal olarak yetişen ve halk tarafından toplanıp sarmaşık adıyla sebze gibi değerlendirilen türdür.

Burada konumuza giren ve sofralık sebze olarak tüketilen, tıbbi kuşkonmaz ya da kültür kuşkonmazı (A. officinalis) türüdür. Bu çokyıllık bitkinin toprak altında 50-100 cm. kadar uzayan güçlü bir rizomu (kökgövdesi) ve toprak üzerinde 50-150 cm. kadar boylanıp sebze olarak tüketilen gövde sürgünleri vardır.

Kuşkonmaz bitkisinin yaprak oluşumları, gövde üzerinde üçgen biçimli pulcuklar halinde, küçük ve önemsizdir. Yaprak işlevini, iğne biçimindeki sürgünleri yapar. Kuşkonmaz, genelde ikievcikli bir bitkidir Erkek çiçekleri ayrı bitkide, dişi çiçekleri de ayrı bitkide yer alır. Dişi çiçekli bitkiler daha kalın ve güçlü gövde sürgünleri verirken erkek çiçekli bitkiler ince ama daha yüksek ürün verimi sağlayan sürgün verir. İşte kuşkonmaz bitkisinin sözü edilen bu sürgünlerinin tazesi, dondurulmuşu veya konserve edilmişi Batı ülkelerinde makbul bir sebze türü olarak benimsenmektedir. Bu sürgünler, soyulup suda haşlanarak ve üzerinde tereyağı gezdirilip maydanoz serpilerek sıkça yenmektedir.

Kuşkonmaz, güçlü bir idrar söktürücüdür: Bedende kalp yetmezliği nedeniyle oluşan ödemlerin atılmasına yardımcı olur.
Kalbi güçlendirir.
Bedende bulunan fazla sıvıların atılmasını sağlar.
Kanı temizler.
Kum dökücü etkisi de vardır.
Kuşkonmaz sindirimi kolaylaştırır.

Kuşkonmazın yatıştırıcı ve afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri olduğu öteden beri savunulmaktadır.

Bütün bu tıbbi etkilerinden yararlanmak için kuşkonmazın körpe sürgünleri bol bol yenilmelidir.

Dikkat:
Gut hastalığı çekenler kuşkonmazı hiç yememelidir. Böbrek rahatsızlığı olanlar ise, kuşkonmazı seyrek ve az yemelidir.

Menevcer, Kuşkonmaz Kavurması,
Malzemeler;
Yarım kilo menevcer .
(Yabani Kuşkonmaz), 100 gr kıyma,
2 dilim pastırma veya sucuk,
1 yemek kaşığı tereyağ,
2 yumurta,
Karabiber, Tuz

Yapılışı,
Menevcerler iki cm uzunluğunda olacak şekilde yumuşak kısımları kırılır,kaynayan suya atılıp 15 dakika haşlanır (yumuşayana kadar). Başka bir tencerede tereyağ eritilip, kıyma, pastırma veya sucuk (arzuya göre) beraber kavrulur. Karabiber, pulbiber eklenir, 2 yumurta kırılır ve karıştırılır, yumurtalar pişince üzerine haşlanmış menevcer eklenir 15 dakika daha kavrulup servis edilir. Yemeden önce limon sıkılması önerilir.

http://www.bulmacabil.com/search?q=ku%C5%9Fkonmaz

Çad’ da yaşayan bir halk…

Bualar,
(Müslüman bir halk),

Çad halkı çok değişik etnik unsurlardan meydana gelir.
Belli başlıları şunlardır:
Çad Arapları (%18.2), , Mabalar (% 4.4),
Kanembular (% 4), Tebular (% 4), Tama dili konuşanlar (% 3.9), Fulaniler (% 1),
Sudaniler (Sudan zencileri),
Hausalar, Haddad,
Saralar,
Lisiler,
Masalatlar,
Dajular,
Budumalar,
Fongorolar,

Müslüman olan halk;
Araplar,
Bualar,
Fulaniler,
Sudaniler, Tebular, Tamalar,
Haddadlar, Hausalar.


Çad Cumhuriyeti,
Afrikanın kuzey ortasında denizlerden uzak bir devlet. Doğusunda Sudan, kuzeyde Libya, batısında Nijer, Nijerya, Kamerun, güneyinde Orta Afrika Cumhûriyeti yer alır.
Başkenti, N’Djamena (Eski adı: Fort Lamy)
Önemli Şehirleri, Sarh, Mundu, Fada, Mongo, Ati, Mussoro, Abeşe.
Yüzölçümü: 1.284.000 km2.
Nüfusu: 6.120.000 (1993 tahmini).

Çad, Afrikanın ortasında oldukça stratejik bir konuma sâhiptir. Kuzeydeki İslâmî bölgeden güneydeki siyah Afrikaya bir geçiş bölgesi olarak görülür. Günümüzde 5 milyonu aşan nüfûsu, 11 ana ırk grubuna ve pekçok alt gruba ayrılmıştır. Şari Nehri kabaca, kuzeydeki Müslüman olan berber siyahları güneydeki sahra siyahlarından ayırır. Kuzeydeki Müslüman olan grup; hayvancılık yapan Araplar, Sudan sınırına yakın ve çiftçi olan Wadaian ve çöldeki Touboulardan müteşekkildir. Buna karşılık güneyde bulunan en büyük grup olan Saralar çiftçilik yaparlar.

Tedalarla Dazalardan oluşan Tebular Çad’ ın yerlilerindendirler ve bunların da bir kısmı göçebe veya yarı göçebe hayatı sürerler. Tebular daha çok Tibesti dağlarının eteklerinde ve Enidi bölgesinde yaşarlar. Tebular siyasi çalışmalarda da etkili durumdadırlar. Hausalar Orta ve Batı Afrika ülkelerine yayılmış kalabalık bir etnik kitledir. Değişik Hausa grupları arasında önemli kültürel farklılıklar görülür.

Dillerinde Arapça’nın önemli etkisi vardır. Ticaretten yerel sanatlara çok değişik mesleklerle uğraşırlar. Ülkenin güneyinde yaşayan Saralar animisttirler. Saralar, Fransız sömürgesi döneminde onlarla kolayca anlaşmış ve kendileriyle işbirliği yapmışlardır. Bunda belki kuzeydeki Müslümanlarla aralarındaki anlaşmazlığın etkisi olmuştur. Saralar Fransız kültürüne çok çabuk adapte olmuş ve sonraki yıllarda bu kültürün savunuculuğunu yapmışlardır. Arapça’nın resmi dil olmasını isteyen Müslümanlara karşı Fransızca’nın resmi dil olarak kalması için mücadele vermektedirler.

Çad aynı zamanda dünyânın en bol ve en çok çeşitli kelebeleklerine sâhib ülke olarak tanınmaktadır. Dünyânın hemen her yerinden gelen kelebek kolleksiyoncuları her zaman için o güne kadar bulup göremedikleri çeşitlerle ülkelerine dönmektedirler.

Kuzey Amerika’ da yaşayan Kızılderili bir halk …

Çerokiler,
Kızılderili,

Kuzey Amerika yerlilerine verilen genel isimdir. Amerika’nın yerli halkına ortak olarak verilmiş olan Kırmızı Hintliler (Red Indians) adı yanlıştır ; bu ad onlara İspanyollar tarafından verilmiştir . Zira İspanyollar Amerika’ ya geldikleri zaman Hindistan’a ulaştıklarını zannetmişlerdi. Kırmızı Hintli (Red İndian) terimi de doğru değildir. Avrupalılar Yeni Dünyaya çıktıkları zaman vücutları kırmızı boyalı insanlarla karşılaşmışlardı. Bu, bazı törenlerde onların adetiydi. Amerika yerlilerinin derileri sarımtırak beyaz ve esmerdir, fakat hiçbir zaman kırmızı değildir. Karışıklığı önlemek için antropolojistler kendi kendini yeter derecede açıklayan Amerika Hintlileri (Amerindiens) terimini meydana getirmişlerdir. Bu terim Eskimolar hariç bütün Amerika yerlilerini içine almaktadır.

Amerika yerlilerinin boyları çok kısa olmamakla beraber değişmektedir; fakat vücut daima tıknaz ve topludur. Boyun kitlevi, göğüs geniş ve derindir ; omuzlar kalçalar kadar geniştir ve gövde biçimsiz şekilde uzun olup bel bölgesinde hatta kadınlarda bile bir daralma göstermez. Deri koyu esmerimsi sarıdan açık sarıya, hemen hemen beyaza kadar değişir. Yukarıda da belirttigimiz gibi asla kırmızı değildir. Yeni doğmuşlarda mongol lekesi son derece fazladır. Sarı ırklarda olduğu gibi saçlar siyahtır ve kalındır, kesiti yuvarlaktır. Sakal seyrektir, yanaklar üzerinde hemen hemen hiç yoktur. Beden kılları azdır.

Kabileler;

Apaçiler, Apache,
Alaskan Athabaskans
Arapaholar,
Blackfoot ,
Anişinaabe veya Çippeva, (Kuzey Amerika’daki topraklarındaki Metis’ lerin dahil olduğu en büyük kızılderili topluluğudur.)
Cahuillalar, Cherokeeler, Chumashlar, Cowcreekler, Crow, Comanche, Chippewa,
Cherokee -Çerokiler (En büyük), Cheyenne (Cheyanne), Creek
Dakotalar, Delaware,
Hohokamlar,
Iroquois
Kiowa, Krik,
Lakota kabilesi (Diğer ismi, Teton), Lumbee,
Mohikanlar,
Navajo (Navaho),
Ojibva, Ocheeseler, Ohloneler, Osage
Pimalar, Pomolar, Potawatomi, Puget Sound Salish, Paiute,
Seminoleler, Siouxlar, Siyu, Soolar, Spokaneler, Shoshone,
Tlingit , Tohono O’ Odham,
Vakaşlar,
Yaqui,
Yutalar (Utah),

Leyleğe benzer bir kuş …

İbis,

Beyaz İbis (Eudocimus alba) ve Al renkli İbis (Eudocimus Rubra);

Bunlardan, balıkçıl kuşu iriliğindeki beyaz ibis’in kanatlarının ucu yeşilimsi siyahtır. Amerika’nın tropikal ve subtropikal bölgelerinde yaşar.
Tropikal Güney Amerika’nın harikulade al renkli ibisi’nin ise pırıl pırıl bir koyu kırmızı rengi ve mavimsi siyah kanat uçları vardır. Her iki kuş da bazı bölgelerde gayet bol olup yüzlerce başlık sürüler halinde toplaşırlar. Venezuela içlerinde binlerce al renkli ibis ve birkaç da beyaz ibis’ten meydana gelmiş sürülere rastlanmıştır. Beyaz ibis Birleşik Amerika’nın güneyinde yuva yapar.

Kutsal ibis,
(Threskiornis aethtopica);

İbis’lerin bilinen yirmi altı türünün en iyi tanınanıdır, ibis ailesinin bilimsel adı ibadet kuşu anlamına gelir. Eski Mısırlılar, beyaz tüylerle kaplı bir vücudu, dantel gibi siyah kuyruk tüyleri, çıplak bir kafasıyla çıplak bir boynu olan kutsal ibis’e taparlardı. Hatta ilim ve irfan tanrıları Tot’u ibis kafalı olarak resmederlerdi. Tot, ölülerin tanrısı Osiris’in kâtibi olarak, ölülerin dünyada yaptıklarını kaydetmekle görevliydi. Mısır mezarlarında bu kusun mumyalarına rastlanmıştır.

Orman İbisi, (Mycteria americana).

Birleşik Amerika’ da bulunan biricik leylektir. Florida’nın selvili bataklıklarında ve memleketin güney – doğusunun baş ka köşelerinde çok kere on beş bin kuşluk muazzam koloniler halinde ürer. Arada daha kuzeye de çıkar. Orman ibisi, siyah kanatlı iri bir beyaz kuştur: Uzunluğu 120 santimi bulur. Çıplak, çirkin kafasından ötürü, yerine göre, deri kafalı, yassı kafalı, demir kafalı, papaz, İspanyol akbabası gibi türlü lâkaplar edinmiştir. Orman ibisi’ nin de, bütün leylekler gibi, saatlerce havada kalmasını sağlayan çok büyük kanatları vardır. Leyleklerin çoğu gibi sessiz bir kuştur. Fakat bazen kalabalık bir kolonide bulunan yüzlerce yavru karınları acıktığı zaman hayli gürültü edebilirler.

Parlak İbis;
(Piegadis falcinellus)

Parlak ibis veya öbür adıyla Çeltik kargası, Eski Dünyanın sıcak bölgelerinde çok yaygındır. Birleşik Amerika’da enderdir. Fakat yakın akrabası olan beyaz yüzlü çeltik kargası’ na (Piegadis guarauna) Birleşik Amerika’nın batısındaki bataklıklarda çok rastlanır. Her iki tür de tavuk iriliğindedir ve tunç veya yeşilimsi parıltılı siyahımsı tüyleri vardır. Bu ibisler yüksek sazların arasında dağınık görünüşlü ottan yuvalar yapar ve yeşilimsi mavi yumurtalar yumurtlar.

Etiyopya’ da yaşayan siyah derili yahudiler …

Falaşiler,
Falaşalar.

Etyopya’da yaşayan, kökenleri tartışmalı, siyah derili Yahudiler.

Falaşalar, Hz. Süleyman ile Saba melikesinin oğlu Menelik ile birlikte Kudüs’ten ayrılan ibraniler’in soyundan olduklarını söylerler. Günümüzde bunların, yahudiliği benimsemiş Himyeriler’ den geldikleri, bu Himyeriler’in de dağlık bölgelerdeki yerli halka yahudiliği kabul ettirdikleri düşünülmektedir.

Başka bazı varsayımlara göre, Falaşalar, İ.S. II. ya da III. yy.’larda Mısır’ daki yahudi misyonerlerince yahudileştirilmiş Abisinyalılar’dır. Daha başka bazı varsayımlara göre ise, Falaşalar’ın fiziksel görünümleri onların Afrika kökenli olmadıklarını gösterir, öyleyse bunlar, olsa olsa, Babil esaretinden sonra Mısır’a yerleşen Yahudiler’in soyundan olan ve Yukarı Mısır’dan gelen göçmenler olabilirler.

Etiyopya’da (Habeşiştan) yüzyıllarca yaşamış zenci Yahudiler’dir. Falaşalar, Güney Arabistan’daki krallığın yöneticisi Saba Melikesi’nin Yeruşalayim’de Kral Şelomo Ameleh’i ziyaret edişinden sonra (Birinci Krallar, 10) Şelomo’nun zekâsına büyük bir hayranlık duyarak ülkesine geri dönerken; yanındaki Yahudiler’den bir grubun daha sonra Etiyopya’ya yerleştiğini ve bunların Falaşa cemaatinin kökeninin oluşturduğuna inanılır. Ayrıca Falaşalar arasında Saba Melikesi ile Şelomo Ameleh arasında gerçekleşen evliliğin zürriyetinden geldiklerine inananlar da bulunmaktadır. Muhtemelen Falaşalar, Etiyopya’da Samiler’den evvelki dönemlerde yaşamış olan ve Yahudiler’in oraları ziyaret ettikleri dönemlerde Yahudiliği benimseyen bir kabileden gelmektedirler.

Milat’ın ilk yüzyıllarında Falaşalar, Tora’dan haberdar olmuşlar ve emirlerini kabul etmişlerdir. Ancak Talmud’da yeralan bilgelerin açıklamaları bunlara tamamen erişmemiş ve gelen ziyaretçilerin verdikleri öğretilerle yetinmek mecburiyetinde kalmışlardır. Bu nedenden ötürü Falaşalar çocuklarını sekiz günlükken sünnet etmelerine, Şabat’ı ve birçok dini bayramı uygulamalarına ve kaşeruta uymalarına rağmen Roş Aşana’da Şofar çalmazlar, Sukot’ta Lulav ve Etrog’u kullanmazlar, Purim ise hiç kutlanmaz…

Falaşalar kendilerini “Beta İsrael” (İsrael’in evi) olarak çağırırlar. Etiyopya’daki komşuları ise onların dilinde “sürgünler” anlamına gelen “Falaşa” derlerdi.

Etiyopyanın para birimi;

Holokost, Yahudi Soykırımı …

Holokost,
Holokost sözcüğü (Yunanca: holókauston), “holos” (tüm, komple) ve kaustos (yakılmış, köz olmuş) sözcüklerinin birleşiminden oluşur ve tamamen yakılmış, yanıp kül olmuş anlamına gelir. Kaustos sözcüğünün kökü yakmak anlamına gelen kalein sözcüğüne dayanır.

Holokost, Nazi Soykırımı, Yahudi Soykırımı, ya da Ha-Shoa (İbranice: Felaket) anlamındadır.

Almanya’nın Nazi döneminde yaklaşık 6 milyon kişinin sistemli bir şekilde öldürüldükleri katliama verilen isimdir.

Yahudiler başta olmak üzere Sintiler, Romanlar, Yenişler ve diğer “Çingene” kabul edilen insanlar, Nazi aleyhtarı Almanlar, engelliler, homoseksüeller, Yehova’nın Şahitleri, savaş tutsakları, Lehler ve diğer Slavlar da bu katliamın kurbanları olmuşlardır.

Nazi döneminde doruğuna varmış olan Yahudi nefretinin ve Nazi ırkçılığı görüşüne göre “yaşamaya hakkı olmayan alt-sınıf ırklar” olarak görülmüş olmalarıydı.

Öldürülen insanların yanı sıra, aralarında Afrika kökenli Almanların da olduğu binlerce kişi ise zorla kısırlaştırıldı.

Kaynakça,

http://tr.wikipedia.org

1 478 479 480 481