Beyin lobuna benzer, sert kabuklu meyvesi olan kerestesi değerli bir ağaç…

CEVÄ°Z
Ceviz, (Arapça, cevz).
Ceviz, ( İng. walnut, Frn. Noyer ).
Ecvaz-Cevzat sözcüklerinden türemiştir.
Gevz, ( گوز ).
Girdu, ( گردو ).
Koz.

Ceviz(Juglans regia), uzun ömürlü, kalın gövdesi, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen cevizgiller familyasından orta ağırlıkta bir ağaçtır.

Ceviz iyi bir mobilya ağacıdır. Boyu 30 metreyi bulan bu sert kabuklu meyve ağacının cila kabul eden odunu gözenekli olup, açık, pembe ve koyu kahverengi renklidir. Mobilyası kaplama olarak kullanılır. Yabani ceviz ağacı 7-10 yaşlarında , aşılanmış ceviz ağaçları ise 4 yaşından itibaren meyve vermeye başlarlar.
Değişik iklimlere (-25°C ,+40°C sıcaklıklara) dayanıklıdır. Ceviz yaprağından kan durdurucu, kuvvetlendirici ve bağırsak kurtlarını, solucanlarını düşürücü özel bir uçucu bir yağ çıkarılır. Cevizin yüksek kolesterol, kanser ve alzheimere hastalıklarına karşı koruyucu etkisi olduğu söylenir.

Dünya ceviz üretiminde Türkiye, A.B.D. ve Çin’den sonra üçüncü sırada yer alır.

Ceviz ağacının dibinde ve gölgesinde oturulmaz, adamı erken öldürür denir. Halbuki gerçek şöyledir; Ceviz ağacı sülfür gazı (karbon sülfür) salgılar. Sülfür havadaki diğer gazlardan daha ağır olduğu için dibe çöker. Cevizin altında oturanı sersemletir. Bu güne kadar cevizin dibinde oturan bir insanın öldüğü görülmemiştir. Bu da halk arasında yanlış bir kanaat olarak yerleşmiştir.
Halbuki gerçekten ceviz ağacının, sera gazını oluşturan karbondioksit’i emerek Ozon tabakasındaki deliğin büyümesini ve küresel ısınmayı engellediği bilinir.

Ceviz diken ölür, cevizin altında ot bitmez, ceviz yıldırım çeker, cevizin altında oturulmaz gibi doğru olmayan rivayetler üretilmiştir. Bunlar doğru değildir. Mesela en ilginç olanı ise cevizin uzun ömürlü bir ağaç olduğunu ifade etmek için söylenen “Ceviz Fidanı diken ceviz ağacı beli kalınlığına gelince ölür” sözü zamanla kısaltılarak “Ceviz diken ölür” olarak değişmiştir. Gerçekte ceviz gibi uzun ömürlü olduğu ifade edilmek istenir. Cevizin yağlı olduğu ve insanlara zararlı olduğu zannedilir. Ancak yağlı olduğu doğru olup, bu yağın büyük bir kısmı %90 gibi oranı doymamış yağlardır.

Ceviz ağacı çeşitleri;
Anadolu cevizi, Adi ceviz, Boz ceviz, Chandler, İran cevizi, İngiliz cevizi, Bilecik, Şebin, Gültekin, Sütyemez, Tokat, Maraş, Yalova, Yavuz, Şen, Kaman cevizi, Kaplan cevizi, Altınova, Fernor, Pedro, Niksar.

Bozcada yakınlarında bulunan Tavşan Adasının başka bir adı …

Mavriya,
Tavşan adası,

Merkep Adası,
Eşek Ada,
Kara ada.

Bozcaada’nın bir mil kuzeyinde bulunur. Alanı 980,000 m2 dir. Mavriya adasında tarihi kalıntılar mevcuttur. Adanın dalış ve su altı araştırmaları için uygun olduğu ve etrafında birçok batık ve zengin canlı yapısı olduğu biliniyor. Denizi çok temiz. Halk arasında eşek, merkep adası olarak bilinir. Adanın yüksekliği 20-25 metre ve kıyı uzunluğu 5 km dir.

Adada hayvancılık yapılabilmekte olup kuzey ve güneyde iki iskelesi ile bir deniz feneri bulunmaktadır. Adaya adını veren tavşanlar halen adada yaşamaktadır. Ada çevresindeki küçük adacıkları ve koylarıyla potansiyel bir turizm yeri olarak bilinmektedir. Adanın herhangi altyapısı veya elektrik tesisatı bulunmuyor.

Bozcaada etrafında bulunan adalar;
Bozcaada etrafında bilinen büyüklü, küçüklü 13 tane ada vardır. Bu adalar şunlardır.;

Tavşan Adası : Adanın 10 km kadar kuzeyindeki en büyük ada olup .
Yılan Ada : Kuzey doğuda küçük bir adadır.
Fener Adası : Adında da anlaşılacağı üzere üzerinde bir fener bulunan bu küçük ada Bozcaada’nın 1,5 mil doğusunda yer alır.
Taş Ada : Bozcaada’ya 200 m. doğuda Bozcaada’nın Katranlık Burnu karşısında bir adadır. Daha doğrusu bir taş kütlesidir.
Yıldız Ada : Bozcaada’nın Killik burnunun kuzey batısındadır.
Kaşık ada(Kemal ada), Gökçe Ada: Bu iki adaya Horoz Taşları denir.
Sıçancık Ada : Horoz taşlarının doğusunda bulunur.
Presa ve Orak Adaları : Bozcaada ile Tavşan adası arasındadır.
İncirli ada ve Tuz burnu Adası : Bozcaada’nın doğusundadır.
Bakla taşı Ada : Bozcaada’nın güneyindedir.

İngiltereyi Krallıktan Cumhuriyete geçiren, başı kesilerek tekrar öldürülen,asker ve siyaset adamı …

oliver-cromwell-death-mask
Oliver Cromwell,
1599 Huntingdon – 1658 Londra .

İngiliz siyaset adamı, asker ve devlet yöneticisi.
İngiltereyi Krallıktan Cumhuriyete geçiren, başı kesilerek tekrar öldürülen,siyaset adamı, asker ve devlet yöneticisi .

İngiliz siyaset adamı Cambridge ve Lincoln İnn okullarında eğitim gördü ve hukuk öğrenimi bitirdi. Yaşadığı bölgeden İngiliz parlamentosuna seçilerek siyasete başladı. 1629 yılında parlamento dağıtıldı. Krallığa karşı her türlü faaliyet içerisinde bulundu. 1640 yılında Avam Kamarasına seçildi. Bundan sonra Kral ve kralcılara karşı faaliyetlerini hızlandırdı. 1642 yılında Kral I. Charles’a karşı ayaklandı ve savaştı. Albay ve sonra tümgeneral olarak büyük zaferler kazandı. 1647 yılında Londra’ya girerek yeni düzeni sağladı. Kral I. Charles kaçtı. Krallık ve Lordlar Kamarası kaldırıldı ve Cumhuriyet kuruldu. Meclis, parlamento oluşturuldu. Cromwell 1657 yılında kendisinin kral olmasını sağlayacak yeni bir anayasayı kabul ettirdi. İngiltere’nin yönetim biçimini Krallıktan Cumhuriyete geçirmiş ve Devlet Koruyucu Lord unvanı alarak ülkeyi tek başına idare etmiştir. Ölene kadar ülkeyi parlamentosuz yönetmiştir. Dışta İngiltere’nin saygınlığım büyük ölçüde artırmıştır. İç işlerinde ise kalıcı düzen kuramamış bir diktatör olarak sıtma hastalığından ölmüştür.

Ancak, Oliver Cromwell öldükten sonra monarşik yapı tekrar kurulmuştur. Kral II. Charles’ın emriyle mezarı kazılarak ölü olan Cromwell’in tekrar öldürülmesi emri verilmiştir. Cesedi 12 saat ipte asılı tutulan Cromwell’in başı Kral tarafından kestirilmiştir. Daha sonra Cromwell’in kesilen kellesi ibret-i alem için bir kazığa geçirilerek İngiltere Parlamento binasının çatısının tepesine çakılarak sergilenmiştir. Burada Kralın ölümüne kadar 1685 yılına kadar kalmıştır. Halen başın akıbeti meçhul olup gizliliğini korumaktadır. 1957 yılında oğlu babasının kafasını aldı ancak saklamak istemedi. Gömmek için uygun bir yer aradı. Aile üç yıl yer arayan aile sonunda bu kafayı gömmüşlerdir.

Şu an başın gömülü olduğu yeri 2 profesör (Cambridge Üniversitesinden) biliyor ve sır gibi saklanarak profesörlerden profesörlere aktarılarak nesiler boyunca Coca-Cola sırrı gibi saklanıyor.

Arı kovanı …

petekarı kovanı
Petek,
Kavran.
Arı kovanı.
Kara Kovan.
Arı barınağı,
Arı yuvası.
Topraktan, tahtadan veya ağaç dallarından yapılan arılar için yuva. Arıların beslenmesi ve bakımı için kullanılır.

Eski zamanlarda ilkel olarak ağaç dallarından sepet gibi örülerek yapılırdı. Ya da kestane, ıhlamur gibi ağaç kütüklerinin içi oyularak arı yuvaları yapılırdı. Bu tür arı barınaklarına kara kovan denir. Şimdilerde ise daha uygun ve kolay kullanımlı fenni kovanlar yapılmaktadır. Hatta daha güzel ve estetik olanları evlerde beslenme ve dekor olarak da kullanılmaktadır. Bir çok kırsal kesimde arı yetiştiriciliği yapılmaktadır. Hatta bazı yerlerde meraklısı tarafından balkonda dahi arı yetiştirilmektedir.

Günümüzde artık bal verimini artırmak, daha çok kazanmak üzere yetiştiricilik yapılmaktadır. Verimi artıcı kovanlar tercih edilmektedir.
Günümüzde kullanılan kovan tipleri;
Kara kovan ,
Straphor kovan.
Dadant kovan,
Langstroth kovan,

Feminizmin temellerini atan Fransız yazar, gazeteci ve filozof …

simone-de-beauvior
Simone de Beauvoir, (1908-1986 Paris, Fransa)
Simone Lucie-Ernestine-Marie-Bertrand de Beauvoir,
Fransız yazar, gazeteci ve filozof.
Feminizmin temellerini atan düşünür.
Roman, felsefe politik ve sosyal deneme, biyografi ve otobiyografi yazarı.

Sorbonne Universitesinin felsefe bölümünü 1929 yılında bitirdi. Aynı yıl hayat arkadaşı olacak olan Jean Paul Sartre ile tanışarak birlikte yaşayamaya başlamıştır. Bu dönemde öğretmenlik yapmış.

1943 yılında Rouen okulundaki öğrenci Olga Kosakiewicz ile kronik lezbiyen ilişkisinin öyküsünü neşretmiştir. Aynı zamanda birlikte yaşadığı arkadaşı Sartre ile arasındaki ilişki üçlü ilişkiye dönmüş ve ortalık karışmıştır. Freudcu görüşlere sahip Simon de Beauvoir ile Sartre ilişkisi değişik bir hal almıştır. Kadın doğulmaz kadın olunur şiarı ile hareket eder. Kadın haklarını felsefi olarak incelemiştir.

Bu özelliğini 1949 yılında yayınlanan Le Deuxiéme Sexe – Kadın, İkinci Seks adlı eserinde vurgulamıştır. Bir çok çevrenin tepkisini çekmiş ve hatta Vatikan tarafından, Beauvoir ‘ın yayınlanmış eserinin okunması yasak kitaplar listesine koymuştur.

Arkadaşı Sartre 1980 yılında ölmüş aradan altı yıl geçtikten sonra Simone de Beauvoir da ölür. Montparnasse mezarlığında sevgilisinin yanına gömülür.

Eserleri;
Les Mandarins (Mandarinler)1954-(Goncourt Ödülü).
Linvitée (Konuk Kız) 1943
Mémoires d’une Jeune Fille Rangée – Bir Genç Kızın Anıları (1958),
La Force de l’Age – Yaşlılık (1960),
La Force des Choses – Koşulların Gücü (1963)
Tout Compte Fait – Hesap Tamam (1972)
Viellesse (Yaşlılık) 1970,
Les Belles images (Güzel İmgeler) 1966,
La Femme Rompue (Yıkılmış Kadın) 1967,
Le Sang des Autres (Başkalarının Kanı) 1944

İkinci Cins (Le Deuxième Sexe)(1949).
“Genç Kızlık Çağı, Evlilik Çağı, Bağımsızlığa Doğru” adlarıyla Türkçeye çevrilmiştir.
Pour une Morale de l’Ambiguite (Kaypaklık Ahlakı İçin) 1947;
Faut-il brûler Sade? (Sade’ı Yakmalı mı?)
1951Les Bouches inutiles (Yararsız Ağızlar) 1945,
la Force de Choses (Nesnelerin Zorlayışı) 1960
La Longue Marche (Uzun Yürüyüş) 1957
Sartre’ın anısına yazdığı Adieux – Sartre’a Veda (1981)
Tous les Hommes Sont Mortels (Bütün İnsanlar Ölümlüdür) 1946,
Sartre’a Mektuplar, (1990)
Aşk Mektupları (Nelson Algren’e), (1998)
Les mémoires d’une Jeune Fille Rangee (Derli Toplu Bir Genç Kızın Anıları) 1958;
Pyrrhus ve Cineas, (1944)
Kim Ölecek?, (1945)
Belirsizlik Ahlakı Üzerine, (1947)
L’Amérique au Jour le Jour (Günü Gününe Amerika) 1948
Sade’ı Yakmalı mı?, (1955)
Bir Genç Kızın Anıları, (1958)
Sessiz Bir Ölüm, (1964)
Les Belles Images, (1966)
The Woman Destroyed, (1967)
When Things of the Spirit Come First,(1979)

Aldığı ödüller;
Goncourt Akademisi Edebiyat Ödülü, (1954)
Kudüs Ödülü,
Sonning Ödülü, (1983)
Avrupa Edebiyat Ödülü.

Eskiden umumi eğlence, şenlik, tören, merasim anlamında kullanılan kelime …


Şehrayin,
Şehr-i ayin,
Işıklandırılmış şehir.
Şenlik.
Farsça Şehr, şehir anlamındadır. Ayin ise tören demektir.
Şehrin donatılmasıyle yapılan umumi eğlence, şenlik, donanma, tören.
Büyük hâkimiyet ve kuvvete ait sürur, sevinç, donanma.

Osmanlıcada kullanılan, Şehrayin tören, merasim, şenlik ayı demektir.
Bir olayı kutlama amacıyle şehrin belli yerlerini ışıklandırarak yapılan şenlik, eğlence, gösteri.

Eski Mısırlılarda döneminden beri yapılan bu merasim törenleri, Babil ve Sümerlerde dini amaçlı yapılmıştır. Eski Anadoluda özellikle Lidya, Frigya ve Hititler döneminde de yapılan gece ışıldaklarla tören düzenleme, tapınakların çevresinde şiirler, şarkılar okuyarak dolanma şeklinde Şehrayin törenleri yapılmış.
Tarihte bu tür merasimler, Atina’da, Roma’da büyük savaşların yıldönümlerinde tanrılar adına düzenlenirdi. Hintliler, Çinliler ve İranlılar dini törenlerde geceleri ateşler yakar, şehrin belli yerlerini aydınlatır, dini şarkılar söyleyerek şehrayin düzenlemişler. İslam ülkeleri de bu geleneği benimsemiştir. Şehrayin dini ve siyasi amaçla yapılmıştır. Dini amaçla olan ilk şehrayin Hz. Muhammed zamanında, onun Mekke’den Medine’ye göç ettiği sırada Medine halkı tarafından düzenlenmiştir.

Şehrayin, milli ve dini bayramlarda, büyük başarıların, zaferlerin yıldönümlerinde kutlama maksadıyla düzenlenir. Işıklarla süslenmiş caddelerde fener alaylarının düzenlenir. Denizde savaş gemilerini ışıklandırarak eğlenceler, merasimler düzenlenir. Bütün dünyada özellikle milli amaçlı belli yıldönümlerinde ve bayramlarda şehrayin, tören, ve merasimler yapılmaktadır.

1 453 454 455 456 457 481