Bursa’ nın Osmangazi ve Yıldırım ilçelerini birbirine bağlayan, arastalı tarihi köprü …

Irgandı,
Irgandı Köprüsü,

Bursa kentinde,
Zanaatçıların geleneksel el sanatlarını icra ettiği köprü.
1442 yılında Irgandılı Ali’ nin oğlu Hacı Muslihiddin tarafından inşa edildi. 1854 yılında Büyük Bursa Depremi’ nde hasar gördü. Kurtuluş Savaşı’ nda Yunan ordusu tarafından bombalandı. Irgandı Köprüsü, 2004 yılında Osmangazi Belediyesi tarafından yenilendi ve kullanıma açıldı.

Dünyada, 4 adet çarşılı köprüden birisidir.
Türkiye, Bursa kentinde Irgandı Köprüsü.
Bulgaristan, Lofça kentinde Osma Köprüsü,
İtalya, Floransa kentinde Ponte Vecchio Köprüsü.
İtalya, Venedik kentinde Rialto Köprüsü.

XVII. yüzyılda Bursa’ya gelen Evliya Çelebi bu köprünün mimarisi ve onunla ilgili öyküleri aşağıdaki gibi anlatmıştır.

Evsaf-ı cisr-i Irgandi. Bursa’ nın bir çarşısı da Gökdere’ deki Irgandi Köprüsü üzerindedir ki, yemin ve yesar ikiyüz kadar hallac dükkanlarıdır. Hücrelerinin pencereleri zir-ü paylerinden cereyan eden Gökdere’ye nâzırdır. Ve bu cisr dükkânlarının üzeri cümle tonoz kemerler ile mebni olub kurşun ile mesturdur. Bu cisrin iki başında kal’a kapuları gibi temiz kapılar üzere mazgal delikleri vardır. Cizrin bir tarafı boştur.
Han gibi misafirhane olup at bağlanır.

Fotoğraflar; Ülkü TOK,

Hazar Denizi’ nin, zengin petrol ve doğalgaz alanı olan bölgesine verilen ad …


Şahdeniz,
Hazar Denizi,

Hazar Denizi Avrupa ve Asya Kıtaları arasında dünyanın en büyük iç denizidir.
Eski adı Casprum veya Hyracnıum Mare’dir. Hazar Denizinin güney kıyılarının bir kısmı İran’ a aittir. Geri kalan kısmı Rusya Federasyonu, Türkistan, Kazakistan, Azerbaycan toprakları içerisindedir. Uzunluğu 1200, genişliği 300 kilometredir. Açık denizlerle irtibatı yoktur. Bu yüzden de su seviyesi devamlı değişir. 1930 ile 1957 seneleri arasında denizin seviyesi normalden 26 m alçalmıştır. Su seviyesinin deniz seviyesinden aşağıya düşme sebebi, buharlaşma artarken yağışların da azalmasıdır.

Bir de, denize dökülen suların % 80’ ini sağlayan Volga Nehrinin sulama ve endüstride kullanılma maksatlarıyla başka yöne kanalize edilmesi mühim bir sebeptir. Su seviyesini normal hale getirmek için yapılan gayretler neticesiz kalmıştır. Kuzey kesimi sığdır. Burada mersinbalığı çok çıkar. Bundan bol miktarda havyar elde edilir. En derin yeri 978 m olup, güneydedir. Suyu tuzludur. Ortalama tuz oranı % 0,13’ tür. Sülfat oranı da yüksektir. Doğu kıyılarındaki geniş sığ bir bölgede sodyum sülfat yatakları bulunmaktadır. Hazar Denizi kış ayları hariç ana ulaşım güzergahıdır. Kuzeydeki sığ kesim kış ayları boyunca donar. Buradaki önemli limanlar Bakü, Kasnovodik ve Volga deltasında Astrakhan’ dır. Bunlar arasında demiryolu bağlantısı vardır. İran’a ait kısımda en önemli liman Bender Sah’tır.

İklimi bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Kuzey bölümünde kara iklimi, orta ve güney bölümünde ise ılıman iklim hakimdir. Yaz aylarında ortalama sıcaklık 24°C-26°C arasında değişir.Kış aylarında ise -10°C ile +10°C arasındadır. Ortalama senelik yağış miktarı 200-1700 mm arasındadır.

Hazar Denizinde, Türkistan kıyısında Kuları, Kalpin, Çeleken, Aşur Ada, Koğurçı; Azerbaycan kıyısnda Pir Allani, Nogaras, Bakü Adası, Kum Zire, Taş Zire, Sarı; Dağıstan; kıyısında Çeçen Adaları vardır. Bunlardan Çeleken ve Pir Allani’de petrol üretilmektedir.

Hazar Denizine dökülen belli başlı ırmaklar şunlardır.
Volga, Ural, Emba , Etrak, Kuma, Terek, Sulak, Samur, Kur, Astara çayı, Kızıl ören ırmağının Gılan ve Sefidrüd kolları.

HAZAR DENİZİ

Kemiklerin, hafif bir baskıyla bile kırılabilir duruma gelmesiyle tanımlanan hastalık…


Osteoporoz, (Fr. ostéoporose).
Kemik erimesi.

Kemiklerin sert dolgu dokusunun incelmesi sonucunda hafif bir baskıyla bile kırılabilir duruma gelmesiyle tanımlanan hastalığa verilen ad.

Kemiklerin, hafif bir baskıyla bile kırılabilir duruma gelmesiyle tanımlanan hastalık.

Osteoporoza neden olabilecek diğer hastalıkların varlığı (tiroid hastalıkları, inflamatuar eklem romatizmaları, astım, ilaç kullanımı v.b), kırık bulunması, beslenme, genel sağlığınız, ailede özellikle annede kırık öyküsü gibi bilgiler doktorunuza riski belirlemede yardımcı olacaktır.

Doktor fiziksel muayene, kan ve idrar tetkikleri ve radyografi ile tanıya ve ayırıcı tanıya gidebilir. Risk mevcudiyetinde kemik mineral yoğunluğu ölçümü tanıyı kesinleştirir. Bu testler kırık riskini belirlemede en güvenilir yöntemlerdir. Hastalığın erken tesbit edilmesine de yardımcıdır.

Azalan kemik yoğunluğunun giderilmesi için, hormonal yetersizliği olan kadınlara östrojen tedavisi, erkeklere testesteron tedavisi başlanmalıdır. D vitamini ya da kalsiyum eksikliğinde bunlar giderilmelidir. Kemik yıkımını durdurmak veya kemik yapımını artırmak için osteoporoz tedavisine başlanmalıdır. Daha önce osteoporotik kırığı, kemik yoğunluğu çok düşük olanlar ile tedaviden yararlanamayan çok ileri yaştaki hastalar takip edilmelidir. Osteoporozun, kırık olmadığı sürece ağrı yapmadığı için sinsice ve sessizce ilerleyen bir hastalıktır.

Mahmuz takmayan kazakların kullandıkları deri kamçı …

Nagayka,
Nogayka,
Nogay Kamşısı,
Nagyka, Nagaika,
Nagayka,
Bolkoboy.

Ruslar ve Rus kozakları tarafından da kullanılan kısa, kalın ve yuvarlak kesitli bir kamçıdır ve özellikle Rus kozaklarının milli sembollerinden biri haline gelmiştir. Nogaylardan öğrendikleri bu kamçı bu yüzden Nogaika veya Nogayın kamçısı diye adlandırılır. Nagayka şerit halinde kesilmiş derilerin örülmesiyle yapılır. Bazı nagayka kırbaçlarının ucunda metal bir parça bulunurdu. Nagaykanın ana işlevi atı hareketlendirmesidir. Metal parçalı olanı kurtlara karşı savunma amaçlı kullanılıyordu. Bir rus sözlüğünde Nagaykaya kurt öldüren manasına gelen rusça bolkoboy da dendiğini yazıyor. Nagayka diğer silahların olmadığı ortamda bir dövüş silahı olarakda kullanılmıştır.

Ancak Nagaykalar avın (kurt, tilki gibi hayvanların) kovalanarak Nagayka ile öldürüldüğü geleneksel bir avlanma biçimide bulunmasına rağmen hiçbir zaman silah olarak sayılmamıştır.

Kamşı at derisinden yapılıyormış. Üç dört türlü örme varmış 12 li, 8 li, 6 lı örmeler varmış. Eski zamanlarda atın üstüne binip kamçıyı eline aldığı zaman atın üstünde bir duruş bir tavır sergilenirmiş bu işte burada bir Nogay erkeği var, bir Nogay caşı bar anlamına geliyormuş, kamçının böyle bir sembolik değeri varmış.

Kaynak;
http://nogai.blogspot.com/

Istranca dağları’ nda yetişen mor renkli ormangülü…

Zelenika
Demirköy-Kırklareli.
Kara kumar,
Kara komar,
Kara ağu,
Kumar,
Komar,
Kaful,

Mor çiçekli ormangülü, (Rhododendron ponticum).
Baharda çiçek açan bu ormangülü Karadeniz bölgesinde Kara kumar, Kara komar, Kara ağu, Kumar gibi adlarla bilinir. 8-10 m. boylanabililen çalı ya da küçük ağaç türüdür. Türkiye’ de sadece batıda Istranca dağlarında, doğuda Karadeniz kıyı dağlarında kuzey yamaçlarında yetişir. Karadenizde bu ağaçcık mangal kömürü olarak yakacak olarak kullanılır. Avrupa’ da doğal olarak yetişen yedi ormangülü türünden birisi olan Kumar 1753 tarihinde Linnaeus tarafından tanımlanmıştır. 12-15 cm. uzunluğunda parlak yeşil renkli yaprakları vardır.

Çiçekleri morumsu, pembe renkli olup 5-20 tanesi bir arada bulunur. Kayın ormanlarında daha çok görülür. Türkiye’ de mesofil bir çalı türü olan bu grubun iki alt türü daha vardır. Toprak koşulları iyi olduğu alanlarda çok çiçekli ve yüksek gövdeli olarak büyürler. Kayın ormanlarının alt katını oluşturan kısmında eğrelti otları ile beraber yayılırlar.

Ormangülü, fundagiller (Ericaceae) familyasından Rhododendron cinsinin 800 kadar türünü içeren çiçekli bitkilerin ortak adı. Gösterişli çiçekleri nedeniyle bahçelerde ve saksıda yetiştirilir.

Bu cinse bağlı türlerin gövdeleri çalı, nadiren de büyük ağaçlardır, en ufak tür 10-20 cm, R. arboreum ise en büyük tür olup boyunun 50 metreyi bile aştığı tespit edilebilmiştir. Yapraklar spiral konumlu, yaprak boyu 1-2 cm ile 50 cm arasında değişmektedir, sadece R. sinogrande türünde yaprakların uzunluğu 100 cm kadardır.

Ormangülü çok geniş alana yayılmış bir bitki cinsidir, kurak alanlar dışında, Kuzey Yarımküre’ nin tamamı ile Güney Yarımküre’ de güneydoğu Asya ve kuzeydoğu Avustralya’ ya kadar dağılım göstermektedir. Himalaya dağlarında, orta Nepal ve Sıkkım ile doğuda Yunnan ve Sichuan bölgeleri arasında en zengin tür çeşitliliği görülmektedir. Çin-Hindi dağları, Kore, Japonya ve Tayvan tür çeşitliliği bakımından diğer önemli alanlardır. Ayrıca, güneydoğu Asya ile kuzey Avustralya arasında yer olan Borneo adasında 55, Yeni Gine adasında 164 tür olmak üzere, önemli sayıda tropikal ormangülü türü bulunmaktadır.

Kuzey Amerika ve Avrupa kıtaları ise daha az sayıda türe sahip bulunmaktadırlar. Mor çiçekli ormangülü (Rhododendron ponticum) ise Karadeniz Bölgesi’ne özgü bir türdür.

Ormangülleri Türkiye’de Karadeniz Bölgesinin bol yağış alan dağlık kısımlarında bulunur. Doğal olarak yetişen 5 ormangülü türü vardır. Ayrıca bir çok melez ormangülü taksonu tespit edilmiştir.

Sarı çiçekli ormangülü (Rhododendron luteum) Batı, Orta ve Doğu Karadeniz.
Mor çiçekli ormangülü (Rhododendron ponticum) Bütün Karadeniz sahili boyunca.
Kafkas ormangülü (Rhododendron caucasicum) Rize, Trabzon, Artvin.
Pembe çiçekli ormangülü (Rhododendron smirnowii) Rize, Artvin.
Beyaz çiçekli ormangülü (Rhododendron ungernii) Artvin.

Kaynak;
http://www.istanbul.edu.tr/Meral Avcı
http://www.canlibahce.com

Amasya yöresinde yemeği yapılan yabani kuşkonmaz bitkisine verilen ad …

Menevcer,
(Amasya yöresi).
Kuşkonmaz,

(Fr. Asperge, Alm. Spargel).
Asparagus officinalis,
Avronez,
Tilkişen,
Yabani kuşkonmaz,
Tilkikuyruğu,
Kedirgen,
Eğrelti,
Batıcı,
Glemşe (Boyabat yöresi).
Likonya (Konya Kuşkonmazı).
Acı filiz sarmaşığı.

Zambakgillerden, uç dalları yapraksı görünüşte, toprak altı kök saplarından çıkan taze sürgünleri yenen bir bitki (Asparagus officinalis). Aynı familyadan, saksılarda yetiştirilen, uzun saplı, ince ve küçük yapraklı bir süs bitkisi (Asparagus plumosus). Mısırlılar zamanında tanımlanmış, ancak kullanılışından söz edilmemiştir. Muhtemelen bu devirlerde kullanılan tür orijin bitkisidir. Bizanslılar zamanında ilkbahar aylarında görüldüğü belirtilmektedir. Romalılar zamanındaki verilere göre çok yıllık bir bitki olduğu, tohumla çoğaltıldığı ve sürgünlerinin tüketildiği bilinmektedir. 15. ve 17. yy’dan itibaren tanınmaya başlayan kuşkonmaz, ilk zamanlarda ilaç olarak kullanılmıştır (idrar söktürücü).

Sağlığımıza çok yararlı etkileri olduğu halde ülkemizde ne yazık ki pek az tanınan ve tüketilen kuşkonmaz adlı sebzesini veren Kuşkonmaz bitkisi, Zambakgiller’dendir. Anayurdu kesin olarak bilinmeyen kuşkonmazların 150 kadar türü vardır. Bunlardan bazısı pek ince yapraklı süs bitkisiyken, bazısı da Ege ve Akdeniz bölgemizin kıyı kesimlerinde doğal olarak yetişen ve halk tarafından toplanıp sarmaşık adıyla sebze gibi değerlendirilen türdür.

Burada konumuza giren ve sofralık sebze olarak tüketilen, tıbbi kuşkonmaz ya da kültür kuşkonmazı (A. officinalis) türüdür. Bu çokyıllık bitkinin toprak altında 50-100 cm. kadar uzayan güçlü bir rizomu (kökgövdesi) ve toprak üzerinde 50-150 cm. kadar boylanıp sebze olarak tüketilen gövde sürgünleri vardır.

Kuşkonmaz bitkisinin yaprak oluşumları, gövde üzerinde üçgen biçimli pulcuklar halinde, küçük ve önemsizdir. Yaprak işlevini, iğne biçimindeki sürgünleri yapar. Kuşkonmaz, genelde ikievcikli bir bitkidir Erkek çiçekleri ayrı bitkide, dişi çiçekleri de ayrı bitkide yer alır. Dişi çiçekli bitkiler daha kalın ve güçlü gövde sürgünleri verirken erkek çiçekli bitkiler ince ama daha yüksek ürün verimi sağlayan sürgün verir. İşte kuşkonmaz bitkisinin sözü edilen bu sürgünlerinin tazesi, dondurulmuşu veya konserve edilmişi Batı ülkelerinde makbul bir sebze türü olarak benimsenmektedir. Bu sürgünler, soyulup suda haşlanarak ve üzerinde tereyağı gezdirilip maydanoz serpilerek sıkça yenmektedir.

Kuşkonmaz, güçlü bir idrar söktürücüdür: Bedende kalp yetmezliği nedeniyle oluşan ödemlerin atılmasına yardımcı olur.
Kalbi güçlendirir.
Bedende bulunan fazla sıvıların atılmasını sağlar.
Kanı temizler.
Kum dökücü etkisi de vardır.
Kuşkonmaz sindirimi kolaylaştırır.

Kuşkonmazın yatıştırıcı ve afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri olduğu öteden beri savunulmaktadır.

Bütün bu tıbbi etkilerinden yararlanmak için kuşkonmazın körpe sürgünleri bol bol yenilmelidir.

Dikkat:
Gut hastalığı çekenler kuşkonmazı hiç yememelidir. Böbrek rahatsızlığı olanlar ise, kuşkonmazı seyrek ve az yemelidir.

Menevcer, Kuşkonmaz Kavurması,
Malzemeler;
Yarım kilo menevcer .
(Yabani Kuşkonmaz), 100 gr kıyma,
2 dilim pastırma veya sucuk,
1 yemek kaşığı tereyağ,
2 yumurta,
Karabiber, Tuz

Yapılışı,
Menevcerler iki cm uzunluğunda olacak şekilde yumuşak kısımları kırılır,kaynayan suya atılıp 15 dakika haşlanır (yumuşayana kadar). Başka bir tencerede tereyağ eritilip, kıyma, pastırma veya sucuk (arzuya göre) beraber kavrulur. Karabiber, pulbiber eklenir, 2 yumurta kırılır ve karıştırılır, yumurtalar pişince üzerine haşlanmış menevcer eklenir 15 dakika daha kavrulup servis edilir. Yemeden önce limon sıkılması önerilir.

http://www.bulmacabil.com/search?q=ku%C5%9Fkonmaz

1 299 300 301 302 303