Madeni paraya resmi basılan ilk kadın …


Sabiha Tansuğ,
D. 1933 Gümülcine,
12.03.2019 İstanbul’da yaşıyor.
Madeni paradaki ilk Türk kadın.
Paraya resmi basılan ilk kadın.
1971-1989 arasında tedavülde bulunan 50 kuruşun kızı.
Türk etnolog, koleksiyoner ve Türk kültürü araştırmacısı.

Sabiha Tansuğ, 1933 senesinde, Yunanistan’ın Gümülcine kentinde doğmuş ve 1941 yılında ailesiyle beraber Gümülcine’den Türkiye’ye göç etmiş. Çocukluğu İzmir ve Manisa’da geçer. Göztepe Kız Sanat Enstitüsü’nde okumuş.
Daha okurken okulda şapkalar yapıp satarmış. Anadolu’nun yöresel kıyafetlerinden esinlenerek kuklalara elbiseler diker.

1970 yılında Japonya’da Expo fuarında ve 1971 yılında Paris’te sergi açar. Bu sergileri, Belçika, Roma, Rotterdam, Strassburg ve 1985 yılında Köln sergisi takip eder

1964 yılında İstanbul Piyer Loti tepesinde, Piyer Loti Kahvesi’ni açar. Dönemin sanatçı, yazar, gazeteci gibi önde gelen isimleri dekorasyonu oldukça güzel ve yerel olan bu kahvenin müdavimi olur. Sabiha Tansuğ aldığı tehditler sonuucunda kahveyi kapatmak zorunda kalır.

Eğribaş adlı gelin başlığı ile başlayan merak, Anadolu giyim kültürü alanında çok zengin bir koleksiyon sahibi yapar. Koleksiyonundan Tasarımcı İsa Avni Kumuk tarafından seçilen anadolu başığlı Medeni paranın üzerine basılmıştır. Sabiha Tansuğ’un resmi madeni parada değildir. Koleksiyonundaki başlık paraya kendi başında resim edilmiştir.

Gazeteci Haluk Tansuğ ile 1965 yılında evlenir.

Aldığı Ödüller;
Halkoyunları Araştırma Sergileme Anadolu Derneği (HASAD) Türk Halkbilimi Araştırma Ödülü-1991
Truva Folklor Araştırmaları Derneği Pertev Naili Boratav Halk Bilimleri Ödülü-2007

Kitapları;
Türklerde Çiçek Sevgisi ve Sümbülname (1988)
Türkmen Giyimi (1985)

Herhangi bir konuda verilen bilgi …

Ranseyman,
Ransenyman

İng. disclosure,
Brifing,

Herhangi bir konuda verilen bilgi.
Bir konuda özet olarak verilen bilgi veya açıklama, brifing.
Ticari terim olarak bir kişi veya işletme ya da bir iş hakkında ilgili yerlerden bilgi istenmesi ve toplanması anlamını ifade eder.
Bir kişiyi işe almak veya ticari ilişki kurmak için ön bilgi toplama.
Herhangi bir kişinin, malın yada durumun niteliklerini öğrenmek için toplanan bilgi

Ranseyman, Fransızca Renseignement kelimesinden dilimize geçmiştir.
Bilgilendirme,
Fr renseignement
Lat insignare,
Sinyal vermek,

Arnavut mutfağına özgü bir tür tatlı …


Trileçe,
Arnavut mutfağına özgü bir tür tatlı.
Trileçe tatlısı üzerinde karamel jöle olan müthiş bir tatlı. Müthiş olan jöle değil o jölenin tatlıya verdiği buram buram koku.

Arnavut mutfağına özgü diğer tatlılar.
Kaymaçina, Helva, Hasude, Lokum, Kadayıf, Muhallebi, Revani, Kurabiye(Gurabie), Sütlaç (Tambëloriz/ Sultjash), Panespanjë, Qumẽshtor, Baklava (Bakllava), Şekerpare (Sheqerpare), Shendetlie (me mjalte) vardır.

Birçok Akdeniz ve Balkan milletinde olduğu gibi, tarih boyunca oldukça etkilenmiştir. Değişik dönemlerde, Arnavutluk toprakları Yunanistan, İtalya ve Osmanlı İmparatorluğu tarafından işgal edilmiş. Her işgalci Arnavut mutfağına kendi kültürünün etkilerini bırakmıştır. Arnavutların temel öğünü kahvaltıdır. Kahvaltı genelde domates, salatalık, yeşil biber, zeytin ve zeytin yağlı, sirkeli, tuzlu, sebze salatası yenir. Deniz mahsullerinden Dıraç ile Avlonya ve Ayasaranda’da kahvaltı çok güzeldir. Trileçe her dönem için ideal bir tatlıdır.

Trileçe Tarifi,
Trileçe Tatlısının Keki için:
1,5 çay bardağı toz şeker
4 adet yumurta
1 Su bardağı un,
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu

Şerbeti için:
3 su bardağı soğuk süt,
Yarım su bardağından biraz fazla, 1 parmak eksik toz şeker.
1 paket (200 ml) süt kreması,

Üzerine Karameli için:
5 yemek kaşığı toz şeker
2 yemek kaşığı oda ısısında tereyağ
Trileçenin lezzeti için şekeri kristalize etmek şart. Olmazsa olmazıdır.

Bir karıştırma kabına yumurta ve toz şekeri alıp boza kıvamına gelene kadar çırpalım. Un, kabartma tozu ve vanilyayı ekleyip spatulayla alttan üste doğru karıştırıp yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dökelim. Daha önceden 170° C ısıtılmış fırında 10 dakika tutalım. Daha sonra fırının sıcaklığını 150° C ‘ye düşürüp yaklaşık olarak 30 dakika pişirelim. Pişen kek ılıması için bekletilir.

Trileçenin sütlü sosu için ayrı bir kapta, süt, toz şeker ve süt kremasını çırpıp buzdolabında bekletelim. Karamelli sosu için, tavamıza şekeri koyup orta ateşte sürekli karıştırarak eritelim. Şeker açık bir renk alınca, oda sıcaklığındaki tereyağını ekleyelim ve yağı eritelim. Son olarak sıvı kremayı da ekleyip sosumuz kıvam alana kadar kısık ateşte kısa süre karıştırarak pişirelim.

Ilımış olan kekimizi ters çevirip yağlı kağıdı çıkarıp çatalla delikler açalım. Soğuk şerbetimizi kekin üzerine dökelim. Üzerine ılımış olan karamel sosumuzu dökelim. Tatlımız 5-6 saat dinlendirilir. Sonra dilimleyerek servis edelir.

Son islam halifesi ve Osmanlı Hanedanı’nın tek ressamı …

Abdülmecid Efendi,
II. Abdülmecid,
II. Abdulmejid,

Son İslam halifesi,
Ressam ve müzisyen.
Osmanlı Türkçesi: عبد المجيد افندی
D. 29 Mayıs 1868, Beşiktaş, İstanbul – Ö. 23 Ağustos 1944, Paris, Fransa
Yaşadığı dönemin Türk ressamları arasındadır.

Mehmed Vahdettin, 4 Temmuz 1918 yılında tahta çıkmış. Osmanlı tahtının veliahtı olan II. Abdülmecid , TBMM tarafından 19 Kasım 1922 yılında halife seçildi. Osmanlı hilafeti 3 Mart 1924 tarihinde kaldırıldı. Bu tarihe kadar son Osmanlı Halifesi olarak geçmiştir.

Babası Sultan Abdülaziz’dir. Annesi Hayranıdil Kadınefendi’dir. Arapça, Farsça, Fransızca ve Almanca öğrendi. Osman Hamdi Bey, Salvatore Valeri ve Fausto Zonaro’dan resim dersi aldı. Eserleri birçoksergide gösterilmiştir.

Abdülmecit Efendi, Simplon Ekspresi (eski Şark Ekspresi) ile İsviçre’ye gönderildi. İsviçre’ de Leman Gölü kıyısındaki Büyük Alp Otelinde kaldıktan sonra 1924 yılında Fransa’nın Nice kentine geçti ve ömrünün geri kalanını burada tamamladı. Daha sonra Paris’e yerleşti.

23 Ağustos 1944 tarihinde sürgünde bulunduğu Paris’te kalp krizinden öldü. Cenazesi Türkiye’ye kabul edilmedi. Paris’teki Büyük Camide 10 yıl bekletildi, sonunda cami cenazeyi kabul etmedi ve Medine’deki Baki mezarlığı’na defnedildi.

Bitlis ilinde bir göl …

Arin,
Bitlis ilinde bir göl.
Aygır Gölü
Batmış Gölü
Dipsiz Göl
Lake Arin
Nazik Gölü
Nemrut Gölü
Aygır,

Arin Gölü, bir soda gölüdür.
Bitlis şehrinin Adilcevaz kazasındadır.
Göl Adilcevaz’ın doğusunda olup 22 km uzaklıktadır. Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölüdür. Arin gölünde alüvyon birikintileri vardır. Gölün yüzölçümü, 13 km², Kapsadığı alan 4322 ha’ dır. Deniz seviyesinden 1,650 m. yüksekliktedir.

Arin Gölü önemli bir sulak alandır. Van İli Erciş İlçesi ile Bitlis İli Adilcevaz İlçeleri arasında kalan bir sulak alandır. Göle Erciş-Adilcevaz karayolundan ulaşılmaktadır. Bitlis’e 108 km, Van’a 155 km uzaklıktadır. Türkiye’nin Van Gölü havzasında bulunan kuş alanlarından biridir. Arin Gölü kuşlar açısından son derece önemli bir alandır. Göç dönemlerinde çok önemlidir. Özellikle, Dikkuyruk ördek (Oxyura leucocephala) bu bölgede üremekte ve göç döneminde konaklamaktadırlar. Ayrıca macar ördeği (Netta rufina) ve angıt (Tadorna ferruginea) kuşları ve ötücü kuğu (Cygnus cygnus) konaklamaktadır.

Göl jeolojik olarak, kuvaterner yaşlı volkanik kayaçlardan (tüf) oluşmaktadır. Göl tabanı silt-kil-kum birimlerinden oluşan yaşlı alüvyondan oluşuyor. Göl yağışlar, akarsular ile beslenir. Gölden yüzeysel akım ile su çıkışı söz konusu değildir. Göl suyunun ortalama sıcaklık değeri ise 8.0 °C ‘dir.

Arin Gölünde soda oranının yüksek olduğundan balık çeşitleri sınırlıdır. Yine sodalı Van gölünde bulunan inci kefali (Chalcalburnus tarichi) burada yoktur. Toy kuşu (Otis tarda) bu bölgede yaşar.

Sodalı gölün sulak alanınn bitki örtüsünde, kamış, cil, kındıra, suteresi, semerotu, yivli sumercimeği, kısrakkuyruğu, dağ suçengeli, hasanhüseyin çiçeği, erkek kofa, delisaz, labada, üç suketeni gibi taksonlar mevcuttur.

Kimi Kenya kabilelerinde kızların sünnet edilmesine verilen ad …

İrua,
Hafd,

Türkçede erkek sünneti olarak kullanılan ve müslüman toplumunda erkek cinsel organının üst derisinde yapılan kesilme işleminin Arapça karşılığı Hitan kelimesidir. Koruyucu duvar anlamına gelir. Kızlara yapılan bu uygulamaya ise Hafd denir. Hafd, Hafa kelimesinden türetilmiş olup arapçada görünmezlik, gizlilik anlamına gelir.

Klitoridektomi, kadın Sünneti yani klitorisin (bızır) kesilmesi.
Kadın cinsel sakatlamalarının en yaygın yöntemidir.

Erkek sünneti, penisi örten koruyucu derinin kesilmesini içerir, ama penise zarar vermez . Kadında yapılan sünnet ise en hafifi klitorisin (bızır), kesilmesi (Klitoridektomi) olup amaç , kadında cinsel zevk organı olan klitorisi tahrip ederek bekareti korumak, kadının cinselliğini ve cinsel duygularını engellemek olup bir çok istenmeyen tıbbi komplikasyonlara risklere hatta ölüme dahi sebep olabilmektedir. Ülkemizde uygulanmayan ve geleneklerimizde kesinlikle olmayan bu sünnet tipi daha çok Afrika ülkelerinde yaygındır.

Kadın sünneti esas olarak 3 ayrı şekilde uygulanır.
1-Klitorisin tümüyle kesilmesi (clitoridectomy);
2-Klitoris ile birlikte yakın çevresindeki küçük ve bir kısım büyük dudakların kesilmesi (excision-eksizyon).
3-Firavun sünneti, Klitoris ile birlikte küçük ve büyük dudakların neredeyse tümüyle kesilmesi, açık yaranın dış çeperlerinin biraraya getirilerek yaranın tümüyle dikilmesi, sadece idrar ve aybaşı kanamasının akabileceği ve ancak küçük parmak genişliğinde olan bir açıklık bırakılması (infibulation).

Bu uygulamalar dışında Dünya Sağlık Örgütü; delme, dağlama, kazıma, vajinanın içine kanama sebebi olan çeşitli bitkiler yerleştirme veya bazı müslüman topluluklarda sünnet / sunna denilerek klitorisin bir şekilde işaretlenmesi gibi kadının cinsel organına yapılan müdahaleleri de dördüncü uygulama şekli olarak mücadele edilmesi gereken sünnet kapsamına almıştır.

Cibuti, Somali, Sudan, Mısır’ın güneyinde, Eritre ve Etiyopya’da, Gambia, Çad, Kenya, Mali’ de kadın sünneti uygulanmaktadır. Umman, Yemen, Birleşik Arap Emirliği, Endonezya ve Malezya’nın bazı bölgelerinde, Kuzey Irak’ta bazı Kürt bölgelerinde yaşayan kadınlar arasında da daha az oranlarda olmakla beraber sünnet geleneği yaşatılmakta.

Sünnet, genelde genital bölge uyuşturulmadan ve bıçak, traş bıçağı, keskin cam parçaları, keskin teneke kenarı kullanılarak yapılır. Yaranın tutturulmasında akasya ağacı dikenleri, kemik çiviler, iğne, hayvan kıllarından elde edilen iplikler, deri iplikler kullanılır.

Daha sonra kız çocuğu ayağa kaldırılarak bacakları dizden kalçaya kadar bitişik olarak sıkıca sarılır ve sünnetlinin birkaç hafta hareket etmeden yatması, idrarını ve dışkısını yattığı yerde yapması sağlanır.

Sünnetçi dışında, kız çocuğunun etrafına toplanan kadınlardan bazıları kız çocuğunun kollarını, bacaklarını sıkıca tutar, bazıları kıpırdamaması için omuzlarından bastırır. Dilini yutmasını veya ısırmasını engellemek için kızın ağzına bir bez veya sopa yerleştirilir; diğer kadınlar tarafından da çığlıkları bastırmak için def çalınıp yüksek sesle şarkılar söylenir ve bir yandan da iyi dilekler iletilir.

Kadın sünnetinin sağlık açısından, bilinen pek çok sakıncası vardır. Kız çocukları ve kadınlar uyuşturulmadan ve birçok işte kullanılan, steril olmayan araçlar ile yapılan müdahalenin hemen ardından kan kaybına bağlı şok, kansızlık, kan zehirlenmesi, enfeksiyonlar, idrar yaparken yaranın yanması sebebiyle idrar tutma ve bunun yarattığı sorunlar, tetanos, HIV/AIDS bulaşması gibi sorunlar yaşamaktadır.

1 2 3 4 5 246