Kemiklerin, hafif bir baskıyla bile kırılabilir duruma gelmesiyle tanımlanan hastalık…


Osteoporoz, (Fr. ostéoporose).
Kemik erimesi.

Kemiklerin sert dolgu dokusunun incelmesi sonucunda hafif bir baskıyla bile kırılabilir duruma gelmesiyle tanımlanan hastalığa verilen ad.

Kemiklerin, hafif bir baskıyla bile kırılabilir duruma gelmesiyle tanımlanan hastalık.

Osteoporoza neden olabilecek diğer hastalıkların varlığı (tiroid hastalıkları, inflamatuar eklem romatizmaları, astım, ilaç kullanımı v.b), kırık bulunması, beslenme, genel sağlığınız, ailede özellikle annede kırık öyküsü gibi bilgiler doktorunuza riski belirlemede yardımcı olacaktır.

Doktor fiziksel muayene, kan ve idrar tetkikleri ve radyografi ile tanıya ve ayırıcı tanıya gidebilir. Risk mevcudiyetinde kemik mineral yoğunluğu ölçümü tanıyı kesinleştirir. Bu testler kırık riskini belirlemede en güvenilir yöntemlerdir. Hastalığın erken tesbit edilmesine de yardımcıdır.

Azalan kemik yoğunluğunun giderilmesi için, hormonal yetersizliği olan kadınlara östrojen tedavisi, erkeklere testesteron tedavisi başlanmalıdır. D vitamini ya da kalsiyum eksikliğinde bunlar giderilmelidir. Kemik yıkımını durdurmak veya kemik yapımını artırmak için osteoporoz tedavisine başlanmalıdır. Daha önce osteoporotik kırığı, kemik yoğunluğu çok düşük olanlar ile tedaviden yararlanamayan çok ileri yaştaki hastalar takip edilmelidir. Osteoporozun, kırık olmadığı sürece ağrı yapmadığı için sinsice ve sessizce ilerleyen bir hastalıktır.

Mahmuz takmayan kazakların kullandıkları deri kamçı …

Nagayka,
Nogayka,
Nogay Kamşısı,
Nagyka, Nagaika,
Nagayka,
Bolkoboy.

Ruslar ve Rus kozakları tarafından da kullanılan kısa, kalın ve yuvarlak kesitli bir kamçıdır ve özellikle Rus kozaklarının milli sembollerinden biri haline gelmiştir. Nogaylardan öğrendikleri bu kamçı bu yüzden Nogaika veya Nogayın kamçısı diye adlandırılır. Nagayka şerit halinde kesilmiş derilerin örülmesiyle yapılır. Bazı nagayka kırbaçlarının ucunda metal bir parça bulunurdu. Nagaykanın ana işlevi atı hareketlendirmesidir. Metal parçalı olanı kurtlara karşı savunma amaçlı kullanılıyordu. Bir rus sözlüğünde Nagaykaya kurt öldüren manasına gelen rusça bolkoboy da dendiğini yazıyor. Nagayka diğer silahların olmadığı ortamda bir dövüş silahı olarakda kullanılmıştır.

Ancak Nagaykalar avın (kurt, tilki gibi hayvanların) kovalanarak Nagayka ile öldürüldüğü geleneksel bir avlanma biçimide bulunmasına rağmen hiçbir zaman silah olarak sayılmamıştır.

Kamşı at derisinden yapılıyormış. Üç dört türlü örme varmış 12 li, 8 li, 6 lı örmeler varmış. Eski zamanlarda atın üstüne binip kamçıyı eline aldığı zaman atın üstünde bir duruş bir tavır sergilenirmiş bu işte burada bir Nogay erkeği var, bir Nogay caşı bar anlamına geliyormuş, kamçının böyle bir sembolik değeri varmış.

Kaynak;
http://nogai.blogspot.com/

Istranca dağları’ nda yetişen mor renkli ormangülü…

Zelenika
Demirköy-Kırklareli.
Kara kumar,
Kara komar,
Kara ağu,
Kumar,
Komar,
Kaful,

Mor çiçekli ormangülü, (Rhododendron ponticum).
Baharda çiçek açan bu ormangülü Karadeniz bölgesinde Kara kumar, Kara komar, Kara ağu, Kumar gibi adlarla bilinir. 8-10 m. boylanabililen çalı ya da küçük ağaç türüdür. Türkiye’ de sadece batıda Istranca dağlarında, doğuda Karadeniz kıyı dağlarında kuzey yamaçlarında yetişir. Karadenizde bu ağaçcık mangal kömürü olarak yakacak olarak kullanılır. Avrupa’ da doğal olarak yetişen yedi ormangülü türünden birisi olan Kumar 1753 tarihinde Linnaeus tarafından tanımlanmıştır. 12-15 cm. uzunluğunda parlak yeşil renkli yaprakları vardır.

Çiçekleri morumsu, pembe renkli olup 5-20 tanesi bir arada bulunur. Kayın ormanlarında daha çok görülür. Türkiye’ de mesofil bir çalı türü olan bu grubun iki alt türü daha vardır. Toprak koşulları iyi olduğu alanlarda çok çiçekli ve yüksek gövdeli olarak büyürler. Kayın ormanlarının alt katını oluşturan kısmında eğrelti otları ile beraber yayılırlar.

Ormangülü, fundagiller (Ericaceae) familyasından Rhododendron cinsinin 800 kadar türünü içeren çiçekli bitkilerin ortak adı. Gösterişli çiçekleri nedeniyle bahçelerde ve saksıda yetiştirilir.

Bu cinse bağlı türlerin gövdeleri çalı, nadiren de büyük ağaçlardır, en ufak tür 10-20 cm, R. arboreum ise en büyük tür olup boyunun 50 metreyi bile aştığı tespit edilebilmiştir. Yapraklar spiral konumlu, yaprak boyu 1-2 cm ile 50 cm arasında değişmektedir, sadece R. sinogrande türünde yaprakların uzunluğu 100 cm kadardır.

Ormangülü çok geniş alana yayılmış bir bitki cinsidir, kurak alanlar dışında, Kuzey Yarımküre’ nin tamamı ile Güney Yarımküre’ de güneydoğu Asya ve kuzeydoğu Avustralya’ ya kadar dağılım göstermektedir. Himalaya dağlarında, orta Nepal ve Sıkkım ile doğuda Yunnan ve Sichuan bölgeleri arasında en zengin tür çeşitliliği görülmektedir. Çin-Hindi dağları, Kore, Japonya ve Tayvan tür çeşitliliği bakımından diğer önemli alanlardır. Ayrıca, güneydoğu Asya ile kuzey Avustralya arasında yer olan Borneo adasında 55, Yeni Gine adasında 164 tür olmak üzere, önemli sayıda tropikal ormangülü türü bulunmaktadır.

Kuzey Amerika ve Avrupa kıtaları ise daha az sayıda türe sahip bulunmaktadırlar. Mor çiçekli ormangülü (Rhododendron ponticum) ise Karadeniz Bölgesi’ne özgü bir türdür.

Ormangülleri Türkiye’de Karadeniz Bölgesinin bol yağış alan dağlık kısımlarında bulunur. Doğal olarak yetişen 5 ormangülü türü vardır. Ayrıca bir çok melez ormangülü taksonu tespit edilmiştir.

Sarı çiçekli ormangülü (Rhododendron luteum) Batı, Orta ve Doğu Karadeniz.
Mor çiçekli ormangülü (Rhododendron ponticum) Bütün Karadeniz sahili boyunca.
Kafkas ormangülü (Rhododendron caucasicum) Rize, Trabzon, Artvin.
Pembe çiçekli ormangülü (Rhododendron smirnowii) Rize, Artvin.
Beyaz çiçekli ormangülü (Rhododendron ungernii) Artvin.

Kaynak;
http://www.istanbul.edu.tr/Meral Avcı
http://www.canlibahce.com

Amasya yöresinde yemeği yapılan yabani kuşkonmaz bitkisine verilen ad …

Menevcer,
(Amasya yöresi).
Kuşkonmaz,

(Fr. Asperge, Alm. Spargel).
Asparagus officinalis,
Avronez,
Tilkişen,
Yabani kuşkonmaz,
Tilkikuyruğu,
Kedirgen,
Eğrelti,
Batıcı,
Glemşe (Boyabat yöresi).
Likonya (Konya Kuşkonmazı).
Acı filiz sarmaşığı.

Zambakgillerden, uç dalları yapraksı görünüşte, toprak altı kök saplarından çıkan taze sürgünleri yenen bir bitki (Asparagus officinalis). Aynı familyadan, saksılarda yetiştirilen, uzun saplı, ince ve küçük yapraklı bir süs bitkisi (Asparagus plumosus). Mısırlılar zamanında tanımlanmış, ancak kullanılışından söz edilmemiştir. Muhtemelen bu devirlerde kullanılan tür orijin bitkisidir. Bizanslılar zamanında ilkbahar aylarında görüldüğü belirtilmektedir. Romalılar zamanındaki verilere göre çok yıllık bir bitki olduğu, tohumla çoğaltıldığı ve sürgünlerinin tüketildiği bilinmektedir. 15. ve 17. yy’dan itibaren tanınmaya başlayan kuşkonmaz, ilk zamanlarda ilaç olarak kullanılmıştır (idrar söktürücü).

Sağlığımıza çok yararlı etkileri olduğu halde ülkemizde ne yazık ki pek az tanınan ve tüketilen kuşkonmaz adlı sebzesini veren Kuşkonmaz bitkisi, Zambakgiller’dendir. Anayurdu kesin olarak bilinmeyen kuşkonmazların 150 kadar türü vardır. Bunlardan bazısı pek ince yapraklı süs bitkisiyken, bazısı da Ege ve Akdeniz bölgemizin kıyı kesimlerinde doğal olarak yetişen ve halk tarafından toplanıp sarmaşık adıyla sebze gibi değerlendirilen türdür.

Burada konumuza giren ve sofralık sebze olarak tüketilen, tıbbi kuşkonmaz ya da kültür kuşkonmazı (A. officinalis) türüdür. Bu çokyıllık bitkinin toprak altında 50-100 cm. kadar uzayan güçlü bir rizomu (kökgövdesi) ve toprak üzerinde 50-150 cm. kadar boylanıp sebze olarak tüketilen gövde sürgünleri vardır.

Kuşkonmaz bitkisinin yaprak oluşumları, gövde üzerinde üçgen biçimli pulcuklar halinde, küçük ve önemsizdir. Yaprak işlevini, iğne biçimindeki sürgünleri yapar. Kuşkonmaz, genelde ikievcikli bir bitkidir Erkek çiçekleri ayrı bitkide, dişi çiçekleri de ayrı bitkide yer alır. Dişi çiçekli bitkiler daha kalın ve güçlü gövde sürgünleri verirken erkek çiçekli bitkiler ince ama daha yüksek ürün verimi sağlayan sürgün verir. İşte kuşkonmaz bitkisinin sözü edilen bu sürgünlerinin tazesi, dondurulmuşu veya konserve edilmişi Batı ülkelerinde makbul bir sebze türü olarak benimsenmektedir. Bu sürgünler, soyulup suda haşlanarak ve üzerinde tereyağı gezdirilip maydanoz serpilerek sıkça yenmektedir.

Kuşkonmaz, güçlü bir idrar söktürücüdür: Bedende kalp yetmezliği nedeniyle oluşan ödemlerin atılmasına yardımcı olur.
Kalbi güçlendirir.
Bedende bulunan fazla sıvıların atılmasını sağlar.
Kanı temizler.
Kum dökücü etkisi de vardır.
Kuşkonmaz sindirimi kolaylaştırır.

Kuşkonmazın yatıştırıcı ve afrodizyak (cinsel gücü artırıcı) etkileri olduğu öteden beri savunulmaktadır.

Bütün bu tıbbi etkilerinden yararlanmak için kuşkonmazın körpe sürgünleri bol bol yenilmelidir.

Dikkat:
Gut hastalığı çekenler kuşkonmazı hiç yememelidir. Böbrek rahatsızlığı olanlar ise, kuşkonmazı seyrek ve az yemelidir.

Menevcer, Kuşkonmaz Kavurması,
Malzemeler;
Yarım kilo menevcer .
(Yabani Kuşkonmaz), 100 gr kıyma,
2 dilim pastırma veya sucuk,
1 yemek kaşığı tereyağ,
2 yumurta,
Karabiber, Tuz

Yapılışı,
Menevcerler iki cm uzunluğunda olacak şekilde yumuşak kısımları kırılır,kaynayan suya atılıp 15 dakika haşlanır (yumuşayana kadar). Başka bir tencerede tereyağ eritilip, kıyma, pastırma veya sucuk (arzuya göre) beraber kavrulur. Karabiber, pulbiber eklenir, 2 yumurta kırılır ve karıştırılır, yumurtalar pişince üzerine haşlanmış menevcer eklenir 15 dakika daha kavrulup servis edilir. Yemeden önce limon sıkılması önerilir.

http://www.bulmacabil.com/search?q=ku%C5%9Fkonmaz

Çad’ da yaşayan bir halk…

Bualar,
(Müslüman bir halk),

Çad halkı çok değişik etnik unsurlardan meydana gelir.
Belli başlıları şunlardır:
Çad Arapları (%18.2), , Mabalar (% 4.4),
Kanembular (% 4), Tebular (% 4), Tama dili konuşanlar (% 3.9), Fulaniler (% 1),
Sudaniler (Sudan zencileri),
Hausalar, Haddad,
Saralar,
Lisiler,
Masalatlar,
Dajular,
Budumalar,
Fongorolar,

Müslüman olan halk;
Araplar,
Bualar,
Fulaniler,
Sudaniler, Tebular, Tamalar,
Haddadlar, Hausalar.


Çad Cumhuriyeti,
Afrikanın kuzey ortasında denizlerden uzak bir devlet. Doğusunda Sudan, kuzeyde Libya, batısında Nijer, Nijerya, Kamerun, güneyinde Orta Afrika Cumhûriyeti yer alır.
Başkenti, N’Djamena (Eski adı: Fort Lamy)
Önemli Şehirleri, Sarh, Mundu, Fada, Mongo, Ati, Mussoro, Abeşe.
Yüzölçümü: 1.284.000 km2.
Nüfusu: 6.120.000 (1993 tahmini).

Çad, Afrikanın ortasında oldukça stratejik bir konuma sâhiptir. Kuzeydeki İslâmî bölgeden güneydeki siyah Afrikaya bir geçiş bölgesi olarak görülür. Günümüzde 5 milyonu aşan nüfûsu, 11 ana ırk grubuna ve pekçok alt gruba ayrılmıştır. Şari Nehri kabaca, kuzeydeki Müslüman olan berber siyahları güneydeki sahra siyahlarından ayırır. Kuzeydeki Müslüman olan grup; hayvancılık yapan Araplar, Sudan sınırına yakın ve çiftçi olan Wadaian ve çöldeki Touboulardan müteşekkildir. Buna karşılık güneyde bulunan en büyük grup olan Saralar çiftçilik yaparlar.

Tedalarla Dazalardan oluşan Tebular Çad’ ın yerlilerindendirler ve bunların da bir kısmı göçebe veya yarı göçebe hayatı sürerler. Tebular daha çok Tibesti dağlarının eteklerinde ve Enidi bölgesinde yaşarlar. Tebular siyasi çalışmalarda da etkili durumdadırlar. Hausalar Orta ve Batı Afrika ülkelerine yayılmış kalabalık bir etnik kitledir. Değişik Hausa grupları arasında önemli kültürel farklılıklar görülür.

Dillerinde Arapça’nın önemli etkisi vardır. Ticaretten yerel sanatlara çok değişik mesleklerle uğraşırlar. Ülkenin güneyinde yaşayan Saralar animisttirler. Saralar, Fransız sömürgesi döneminde onlarla kolayca anlaşmış ve kendileriyle işbirliği yapmışlardır. Bunda belki kuzeydeki Müslümanlarla aralarındaki anlaşmazlığın etkisi olmuştur. Saralar Fransız kültürüne çok çabuk adapte olmuş ve sonraki yıllarda bu kültürün savunuculuğunu yapmışlardır. Arapça’nın resmi dil olmasını isteyen Müslümanlara karşı Fransızca’nın resmi dil olarak kalması için mücadele vermektedirler.

Çad aynı zamanda dünyânın en bol ve en çok çeşitli kelebeleklerine sâhib ülke olarak tanınmaktadır. Dünyânın hemen her yerinden gelen kelebek kolleksiyoncuları her zaman için o güne kadar bulup göremedikleri çeşitlerle ülkelerine dönmektedirler.

Kuzey Amerika’ da yaşayan Kızılderili bir halk …

Çerokiler,
Kızılderili,

Kuzey Amerika yerlilerine verilen genel isimdir. Amerika’nın yerli halkına ortak olarak verilmiş olan Kırmızı Hintliler (Red Indians) adı yanlıştır ; bu ad onlara İspanyollar tarafından verilmiştir . Zira İspanyollar Amerika’ ya geldikleri zaman Hindistan’a ulaştıklarını zannetmişlerdi. Kırmızı Hintli (Red İndian) terimi de doğru değildir. Avrupalılar Yeni Dünyaya çıktıkları zaman vücutları kırmızı boyalı insanlarla karşılaşmışlardı. Bu, bazı törenlerde onların adetiydi. Amerika yerlilerinin derileri sarımtırak beyaz ve esmerdir, fakat hiçbir zaman kırmızı değildir. Karışıklığı önlemek için antropolojistler kendi kendini yeter derecede açıklayan Amerika Hintlileri (Amerindiens) terimini meydana getirmişlerdir. Bu terim Eskimolar hariç bütün Amerika yerlilerini içine almaktadır.

Amerika yerlilerinin boyları çok kısa olmamakla beraber değişmektedir; fakat vücut daima tıknaz ve topludur. Boyun kitlevi, göğüs geniş ve derindir ; omuzlar kalçalar kadar geniştir ve gövde biçimsiz şekilde uzun olup bel bölgesinde hatta kadınlarda bile bir daralma göstermez. Deri koyu esmerimsi sarıdan açık sarıya, hemen hemen beyaza kadar değişir. Yukarıda da belirttigimiz gibi asla kırmızı değildir. Yeni doğmuşlarda mongol lekesi son derece fazladır. Sarı ırklarda olduğu gibi saçlar siyahtır ve kalındır, kesiti yuvarlaktır. Sakal seyrektir, yanaklar üzerinde hemen hemen hiç yoktur. Beden kılları azdır.

Kabileler;

Apaçiler, Apache,
Alaskan Athabaskans
Arapaholar,
Blackfoot ,
Anişinaabe veya Çippeva, (Kuzey Amerika’daki topraklarındaki Metis’ lerin dahil olduğu en büyük kızılderili topluluğudur.)
Cahuillalar, Cherokeeler, Chumashlar, Cowcreekler, Crow, Comanche, Chippewa,
Cherokee -Çerokiler (En büyük), Cheyenne (Cheyanne), Creek
Dakotalar, Delaware,
Hohokamlar,
Iroquois
Kiowa, Krik,
Lakota kabilesi (Diğer ismi, Teton), Lumbee,
Mohikanlar,
Navajo (Navaho),
Ojibva, Ocheeseler, Ohloneler, Osage
Pimalar, Pomolar, Potawatomi, Puget Sound Salish, Paiute,
Seminoleler, Siouxlar, Siyu, Soolar, Spokaneler, Shoshone,
Tlingit , Tohono O’ Odham,
Vakaşlar,
Yaqui,
Yutalar (Utah),

1 248 249 250 251