Bir şeye veya bir kimseye taraflı olma, husumet derecesine varacak ölçüde bir saplantıya düşmek, bağnazlık …

taassup yobaz-yobaza-karsi
Taassup,
Arapça Taassub, ( تعصب ).
Bağnazlık,
Yobazlık.
Fanatiklik,
Katı yandaşlık.
Dini açıdan fazla salabetli (katılıkta) olma.
Benimsediği görüşü körü körüne savunma anlamında bir terimdir.
Bir şeye veya bir kimseye taraflı olma.
Haksız yere husumet etmek.
Bir görüşe, bir inanışa körü körüne bağlanmak.

Türkçede taassup kelimesi yerine yobazlık ve bağnazlık kelimeleri de kullanılmaktadır. Taassup sahiplerine de mutaassıp denir. Halk arasında mutaassıp kelimesi dindar anlamında kullanılmaktadır. Halbuki dindar kişi mutaassıp değil, hoşgörülü olmalıdır. Taassup tamamen cahilliğe dayanır. Her zaman ilim ve bilim ile halkı aydınlatmak, cahil olmasını önlemek gerekir. Bir insanın içinde yaşadığı toplumun ortak değerlerine bağlı olması ve onları koruyup savunması, taassup değildir.

Taassup kelimesi Arapça’da yakalamak, kuşatmak, sarmak, bağlamak anlamındaki asb (usub) kökünden türetilmiş olup kendi soyuna yardım etmek, körü körüne bağlanmak manasındadır. Genel itibariyle taassup kelimesi asabiyet kelimesi ile eş anlamlı olarak kullanılır. Sinirli olmak, kendisi dışındakileri hiç sayarak kendi bildiğine gitmek, ön yargılı olarak kendi görüş ve düşüncelerini ifade etmek demektir. İnsanlarda herhangi bir konuda oluşan aşırı sevgi ve heyecan, cehaletten kaynaklanıyorsa taassup, bilim ve ilimden kaynaklanıyorsa müsamaha (hoş görüşlülük) demektir. Hoşgörülü insan, sabit fikirli değildir. Medeni cesaretle fikirleri tartışabilir. Doğru ile yanlışı ayırt etme gücüne sahiptir. Hakkında yeterli bilgisi olmayan şeylerde körü körüne iddia sahibi değildir. Taassup sadece dinde olmaz. Her tür konuda yanı şekilde oluşur. Bilgisizlikten kaynaklanan ve inatçı, tartışmayan benimsediği fikre körü körüne savunan kişi ve düşünceler de taassuptur.

2005 yılında keşfedilmiş, yüzeyi buzullarla kaplı güneş sisteminin bilinen üçüncü büyük cüce gezegeni …

makemake 2003UB313NASAart500x322
Makemake,
Gezegene Şili’de yaşayan Polinezya halkı Rapanui halkının tanrısı olan Makemake’nin adı verilmiş. Uydusu bulunmayan Makemake, güneş sisteminin yeni cüce gezegenlerinden birisidir. En küçük gezegen olarak bilinen Plüton’dan daha da küçük, aşağı yukarı dörtte üçü kadar bir gezegendir. Güneşe uzaklığı 50 AB (1 AB = 150.000.000 km), olup, Çapı 1500 km. dir. Gezegenin ortalama sıcaklığı -240oC olup yüzeyinin metan, etan ve nitrojen buzulları ile kaplandığı tahmin edilmektedir.

Makemake, Amerikalı uzay bilimcilerinden astronom Michael E. Brown, Chad Trujillo ve David Rabinowitz tarafından 31 Mart 2005 yılında Palomar Rasathanesinde ilk kez gözlemlenmiştir. Gezegen Easterbunny kodu ile kayıtlara geçmiştir. Resmen 2008 yılında Uluslararası Astronomi Birliği tarafından cüce gezegen olarak kabul edilmiştir.

Güneş sistemindeki Eris ve Plüton gezegenlerinden sonra sonra bilinen en büyük cüce gezegendir. Makemake gezegeninde gözlemler sırasında, kırmızımsı bir renk gözlenmiştir.

Güzeli en üstün, en yüce değer sayan kişi …

estet cropped-sweet_aesthete1
Estet,
Fr. esthète, İng. aesthete.
Güzel duyu,
Bedii, (Osmanlıca)
Bediiyat.
Bedi’ ve güzel olan.
Güzeli en üstün, en yüce değer sayan kişi.
Ebedi ve güzel olan.
İlahi ve güzel eserlere müteallik bulunan.
Sanatsal ürünler arasında güzeli en üstün, en yüce değer sayan kişi. Güzelden anlayıp güzel şeyleri iş edinen kimseler için kullanılan bir kelimedir.

Estetik, Aisthetiké (épisteme) – duyum bilimi, öğretisidir.
Estetik kelimesinden estet kelimesi türetilmiştir. Esasen estetik sözcüğü, duyum, duygu, algılamak, duyular anlamına gelen Yunanca aisthesis kelimesinden türetilmiştir. Sonuç olarak estetik güzellik duygusu ile ilgili olan, sanatsal güzellikleri barındıran anlamındadır. Güzelliği ve güzelliğin insan ruhundaki etkilerini konu olarak alan felsefe koludur. Sanatsal yaratımın genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi, güzel duyu ile ilgili, uygun olan demektir. Ayrıca kusurlu bir organı düzeltmek veya güzelleştirmek amacıyla uygulanan yöntemlere de estetik denilmektedir. Estetik yalnız sanattaki güzeli, dolayısıyla yalnız sanat felsefesini değil doğadaki güzeli de kapsar. Aynı şekilde güzel nesneyi, güzelin öznel ve ruhsal yaşanışın ve yaratılışını da içine alır. Estetik kavramı güzel olanı aramak, duyumsamaktır.

Beynin ön lopunda bulunan konuşma yetisi ile alakalı bölgeye verilen ad …

broca
Broca,
Beynin ön lopunda bulunan konuşma yetisi ile alakalı bölgeye verilen ad. Beyinde işitme, görme, vücut duyuları gibi belirgin işlevlerin, beyin kabuğunun özel bölgeleri tarafından işlendiği uzun yıllardan beri bilinmektedir. Beyinin ön tarafında sol yarım küre sınırları içinde bulunan Broca merkezi vardır. Bu bölgedeki bir hasar (lezyon) görüldüğünde söz söyleyiş bozukluğu meydana gelir ki bu bir anlamda anlatış bozukluğudur.

İlk kez Paris Bicetre Hastanesinin genel cerrahı olan Pirre Paul Broca tarafından patolojik incelemeler sonucunda bu bölge keşfedilmiş ve Broca adı verilmiştir.

broca_paul1438r3
Paul Broca (1824-1880 Fransa),
19. yüzyılın ortalarında çocuk ölümleri üzerine incelemeleri ile ünlenen ve beyin cerrahisinin kurulmasında öncü olmuş tıp ve antropolojinin gelişmesinde büyük rol oynamış ünlü bir cerrah, nörolog, antropologdur. Darwin teorilerine yakınlığı nedeniyle katolik din adamları ve polis çevreleri tarafından çalışmalarına karşı çıkılsa da Paris Antropoloji Enstitüsü’nü kurmuş ve Senatörlük payesi ile onurlandırılmıştır.
Beyindeki üç ana bölge şunlardır;
Art beyin (rhombencephalon),
Orta beyin (mesencephalon),
Ön beyin (proencephalon).

İnsan beyninde dil işlevleri için özel alanlar mevcuttur. Konuşma merkezi sol beynin ön (frontal) lobunda, anlama merkezi yan (temporal) lobunda bulunur. Yazma ve okumayla ilgili merkez ise yan üst (parietal) lobdadır. Bu merkezler arasında karşılıklı bağlantılar vardır. Bu bağlantılarla lisan işlevleri birbirleri ile alakalı olarak kullanılır. Çeşitli beyin hastalıklarında bahse konu merkezler ve bağlantılar etkilenir. Bunun sonucu olarak çeşitli dil bozuklukları ortaya çıkar ki, bunlara genel olarak afazi denir. Beyin damar hastalıkları, kafa travmaları ve beyin tümörleri kalıcı ve uzun süreli afazilere neden olabilirler. Afazi hastalıklarının üç türü vardır;

Broca Afazisi
Wernicke Afazisi
Global Afazi

Beyin lobuna benzer, sert kabuklu meyvesi olan kerestesi değerli bir ağaç…

CEVÄ°Z
Ceviz, (Arapça, cevz).
Ceviz, ( İng. walnut, Frn. Noyer ).
Ecvaz-Cevzat sözcüklerinden türemiştir.
Gevz, ( گوز ).
Girdu, ( گردو ).
Koz.

Ceviz(Juglans regia), uzun ömürlü, kalın gövdesi, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen cevizgiller familyasından orta ağırlıkta bir ağaçtır.

Ceviz iyi bir mobilya ağacıdır. Boyu 30 metreyi bulan bu sert kabuklu meyve ağacının cila kabul eden odunu gözenekli olup, açık, pembe ve koyu kahverengi renklidir. Mobilyası kaplama olarak kullanılır. Yabani ceviz ağacı 7-10 yaşlarında , aşılanmış ceviz ağaçları ise 4 yaşından itibaren meyve vermeye başlarlar.
Değişik iklimlere (-25°C ,+40°C sıcaklıklara) dayanıklıdır. Ceviz yaprağından kan durdurucu, kuvvetlendirici ve bağırsak kurtlarını, solucanlarını düşürücü özel bir uçucu bir yağ çıkarılır. Cevizin yüksek kolesterol, kanser ve alzheimere hastalıklarına karşı koruyucu etkisi olduğu söylenir.

Dünya ceviz üretiminde Türkiye, A.B.D. ve Çin’den sonra üçüncü sırada yer alır.

Ceviz ağacının dibinde ve gölgesinde oturulmaz, adamı erken öldürür denir. Halbuki gerçek şöyledir; Ceviz ağacı sülfür gazı (karbon sülfür) salgılar. Sülfür havadaki diğer gazlardan daha ağır olduğu için dibe çöker. Cevizin altında oturanı sersemletir. Bu güne kadar cevizin dibinde oturan bir insanın öldüğü görülmemiştir. Bu da halk arasında yanlış bir kanaat olarak yerleşmiştir.
Halbuki gerçekten ceviz ağacının, sera gazını oluşturan karbondioksit’i emerek Ozon tabakasındaki deliğin büyümesini ve küresel ısınmayı engellediği bilinir.

Ceviz diken ölür, cevizin altında ot bitmez, ceviz yıldırım çeker, cevizin altında oturulmaz gibi doğru olmayan rivayetler üretilmiştir. Bunlar doğru değildir. Mesela en ilginç olanı ise cevizin uzun ömürlü bir ağaç olduğunu ifade etmek için söylenen “Ceviz Fidanı diken ceviz ağacı beli kalınlığına gelince ölür” sözü zamanla kısaltılarak “Ceviz diken ölür” olarak değişmiştir. Gerçekte ceviz gibi uzun ömürlü olduğu ifade edilmek istenir. Cevizin yağlı olduğu ve insanlara zararlı olduğu zannedilir. Ancak yağlı olduğu doğru olup, bu yağın büyük bir kısmı %90 gibi oranı doymamış yağlardır.

Ceviz ağacı çeşitleri;
Anadolu cevizi, Adi ceviz, Boz ceviz, Chandler, İran cevizi, İngiliz cevizi, Bilecik, Şebin, Gültekin, Sütyemez, Tokat, Maraş, Yalova, Yavuz, Şen, Kaman cevizi, Kaplan cevizi, Altınova, Fernor, Pedro, Niksar.

1 248 249 250 251 252 276