Ucu dövülüp fırça durumuna getirilen ve diş temizliğinde kullanılması Müslümanlıkça sünnet olan bir tür ağaç çubuğu …

Misvak, (Arapça).
Misvak(Erak) Ağacı,

Dişleri, yemekten sonra ve abdest alırken temizlemek sünnettir. Bu sünneti, misvak ile yapmak ayrıca müstehabdır. Misvak bulunmazsa, fırça ile, fırça da bulunmazsa parmaklar ile temizlemelidir. Sağ elin başparmağı, sağ yandaki dişler üzerine; ikinci küçük parmağı, yani işaret parmağı da, sol dişler üzerine üç defa sürerek temizlenir.
Kuzey Afrika, İran ve Hindistan’da yetişen dikensiz küçük bir ağaç (Salvadora persica).
Bu ağacın, ucu dövülüp fırça durumuna getirilen ve diş temizliğinde kullanılan çubuğu.
Misvak su ile iyice kaynatılır, kuvvetine göre içine zeytin yağı ilave edilerek suyu uçuncaya kadar tekrar kaynatılır, yağ elde edilir.

Misvak: (Salvadora persica / Toothbrush tree)
İkiçenekliler sınıfının, salva doraceae familyasından, Doğu Afrika’dan Hindistan’a kadar uzanan bölgelerde yetişen küçük bir step ağacıdır. Odunu çok liflidir. Dallarının ucundaki kısım diş fırçası yerine kullanılır. Meyvesi de yenebilir.
Arabistanda bulunan erak ağacının dalından, bir karış uzunlukta kesilen parçadır. Ağacın odunu çok liflidir. Erak dalı bulunmazsa, zeytin veya baska dallardan da olabilir. Nar ve fesleğen dalından misvak olmaz. İnsanın diş sağlığına büyük bir fayda temin eden misvak, basit bir usul olmakla beraber, en iyi dis temizleme vâsitasidir. Dislerin çürümesini önlemek için misvak kullanmak, bütün dis macunlarindan daha faydalidir. Larousse Illustre Medical ismindeki Fransanin kiymetli tip kitabi, agiz temizligi husûsunda diyor ki:Bütün dis mâcunlari ve tozlari ve sulari, dislere zarar verir. En iyi dis temizleme vâsitasi, sert bir firçadir. Önce, disleri kanatirsa da, korkmamalidir. Diş etlerini kuvvetlendirir ve artik kanamaz.Bu sekildeki dis temizligini saglayan en iyi vâsita misvaktir.

Ağacın dalından, bir karış kadar parça kesilir. Ucu yeterli miktarda yontulduktan sonra, tuzlu su içinde bekletilir. Belirli bir süre sonra, uç kismindaki lifler açilarak, firça görünümü alir. Çok kart olan dallar için, bir biçak ya da sert bir cisim yardimiyla açilma hizlandirilir. Misvak kullanmak, disleri temizler ve disetlerini kuvvetlendirir. Öz suyu dogal olarak flörür içerir. Dis çürümelerini önler.

Misvak, en iyi ve etkili diş temizleme aracıdır. Mikropları ve bakterileri öldürür. Dişleri temizler ve dişetlerini kuvvetlendirir Diş çürümelerini engeller ve dişleri beyazlatır Ağız kokusunu giderir, Ağrıları hafifletir, Balgamı giderir, Mide gazını gidermeye yardımcı olur. Bütün bu faydaları nedeniyle Peygamberimiz tarafından misvak kullanmak çok tavsiye edilmiştir

Misvağın dalından 15 cm kadar bir parça kesilip ucu 1–2 cm kadar yontulup kabukları soyulur. Bir süre tuzlu su içinde bekletilince soyulan kısmın içindeki lifler açılır ve diş fırçası görünümünü alır. Eğer dallar çok sertse ve kendiliğinden açılmıyorsa bir bıçak yardımıyla açılması sağlanabilir. Misvak hazır hale getirildikten sonra normal bir diş fırçası gibi diş temizliği için kullanılır.

Kalem biçiminde kesilip yontulan dalları misvak adıyla insanlar tarafından diş temizleme malzemesi olarak kullanılır. Doğu Afrika’dan Hindistan’a kadar uzanan bölgelerde yetişen bu step bitkisi bol, iktisatlı, pratik olmakla birlikte; formalitesi az, kokusu güzel, meyvesi yenebilen bir bitkidir.

“Ejder meyvesi” de denilen ve kaktüsten elde edilen, Güney Amerika kökenli bir meyve…

Pitahaya,
Ejder meyvesi,
Dragon fruit,


Pitahaya, Dragon fruit, Ejder Meyvesi, Kaktüs meyvesi olarak ta adlandırılır.

Pitaya ağacı kaktüsgillerden olup üretimi ağacının güneş yanıkları ve kırağıdan çok çabuk etkilenmesinden dolayı çok büyük ilgi ve özen ister. Beyaz ve kırmızı olmak üzere iki çeşidi bulunmakla birlikte bu ayrım, aslında meyve kesildiği zaman ortaya çıkan iç rengindendir. Meyve kesildiğinde içerisinde küçük susam tanesine benzeyen çekirdekleri bulunur. Bu çekirdekler, tıpkı kivideki gibi meyveyle birlikte tüketilir. Eğer Pitaya meyvesinden uzun soluklu bir verim alınmak isteniyorsa, sapından kesim yapılmalıdır.


100 yılı aşkın bir süredir Vietnam başta olmak üzere dünyanın birçok bölgesinde yetiştirilen bir meyvedir. Başlıca Vietnam, Kamboçya, Tayland, Kolombiya, Ekvator ve İsrail de üretimi yapılmaktadır.

İçerdiği besin ve mineraller itibariyle gözlerin görüş yetisini kuvvetlendirme ve yüksek tansiyonu önleme gibi bir takım özellikleri bulunmaktadır. Ayrıca içerdiği kalsiyum sayesinde güçlü iskelet sistemi ve kemikler için yararlıdır. Elektrolize yardımcı olur ve vücudun nem dengesini kontrol altında tutar. Taze meyve olarak yiyebileceğiniz gibi; salatalarınızda, tatlılarınızda, yemeklerinize, kokteyllerinize ilave edebilirsiniz. Dekoratif görüntüsü, garnitür olarak kullandığınız yerlere renk katacaktır. C Vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum ve Lif ihtiva etmektedir. 7 ºC de, %80 – %90 nemde muhafaza edilmelidir.

Genelde kırmızı kabuklu pitayalar C vitamini kaynağıdır. Pitayalar lif ve mineral yönünden zengindir, örneğin fosfor ve kalsium. Genelde kırmızı pitayalar bu yönden zengin olarak bilinir, sarılar bunun arkasındadır. Tohumlar çoklu doymamış yağ asidi yönünden zengindir ve genelde kırmızı ejder meyveleri çok az doymuş yağ asidi içerir.

Pitayalar ayrıca önemli miktarda fitoalbumin, antioksidan, kanseri önleyici serbest radikaller içerir. Tayvan’ da, diyabetikler bu meyveyi yüksek diyet lifi içermesi nedeniyle pirinç yerine kullanırlar. Pitaya vücuttan ağır metal toksin atılımını hızlandırdığı ve kolesterol ile tansiyonu düşürdüğü iddia edilmektedir. Düzenli yemenin kronik solumum yolu rahatsızlıklarına iyi geldiği iddia edilmektedir.

III. Petro olduğunu iddia ederek 1773-1775 yıllarında Rusya’da büyük bir köylü ayaklanması başlatan ünlü Kazak önder…

Pugaçev,
Yemelyan-Jemeljan-Emelyan Ivanovich Pugachev

(1742 – 1775).

II. Katerina döneminde Rusya İmparatorluğu’na karşı ayaklanan Kazak lider, Rus isyancı. Rusya Zimoyevskaya’ da 1742′ de doğmuş ve 19775 Mos­kova’ da ölmüştür.

1773’te Yemelyan İvanoviç Pugaçov önderliğinde Rusya’da sertliğin kaldırılması amacıyla büyük bir köy­lü ayaklanması başladı. Katerina II’nin soylu­lara serfler üstünde geniş haklar tanıması üzerine kanlı isyan başlamıştır. Serf ordusu çeşitli yörelerden köylülerin katılımıy­la kısa sürede güçlendi ve Rusya’da 18. yüzyılın en büyük köylü ayaklanmalarından biri yaşandı. Bu sırada Rus ordusunun Osmanlılarla savaşıyor olması isyancıların işini kolaylaştırdı. Don ve Ural Kazaklarıyle Volga vadisinin başkırt halkı da bu ayak­lanmaya katıldı. Kazaklar’ dan büyük destek alan Pugaçev, Rus birliklerini yenerek Kazan’ı ele geçirdi.

Pyotr III, III.Petro unvanını alan Pugaçov, kısa zamanda 25 000 kişilik bir ordu kurdu, Karr ile Çernışov’un düzenli ordularını yendi. Hattâ Katerina II, Mos­kova serfleriııin bile ayaklanmasından korktu. Moskova ve St.Petersburg bile tehdit altındaydı. Pugaçov’un ordusu 1774’te çarlık ordusuna yenildi ve ayaklanma bastırıldı. Bu isyan Rusya’nın birçok bölgesinde çıkan köy­lü ayaklanmaları için bir kıvılcım olmuştur.

Ancak Ruslar çabuk toparlandılar ve Osmanlı ile barış yaptıktan sonra tüm güçlerini Orta Asya’ya sürdüler. Pugaçev yenildi ve yakalanarak bir meydanda idam edildi. Pugaçev, Rusya tarihindeki en korkunç isyancılardan biri olarak anılır. Kazaklar içinse büyük bir halk kahramanıdır. Pugaçyovşçina’yı Ruslar uzun yıllar unutamadılar.

Şubat ayında havada, suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi…

Cemre (Arapça),
Kor durumunda ateş anlamına gelir.

Arafattan gelen hacıların Mina vadisinde attıkları taşlarla oluşan yığınlara da Cemre denir.

Şubat ayında birer hafta arayla havada, suda ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.
20 Şubat - 1.Cemre Havaya
27 Şubat - 2.Cemre Suya
06 Mart - 3. Cemre Toprağa

Eskiden 365 günlük bir yıl Kasım ve Hızır olarak ayırmışlardır. Kasım ayı, 180 gün ve hızır ayı, 185 gün olarak ikiye ayrılır. Kasım, Kasım ayının sekizinde başlayan eski Kasım ayının, 46'sına erbain, 86'sına da hamsin denir. Kışın en soğuk 90 günü bu ay içinde geçer.

Cemre' lerin ilkinin, eski Kasım ayının 105'inde (19-20 Şubat ) "havaya", ikincisinin Kasım ayının 112'sinde (26-27 Şubat) "suya", üçüncüsünün de Kasım ayının 119'unda (5-6 Mart) "toprağa" düştüğü varsayılır.

Cemrelerin düşmesi esnasında  hava ısınıyormuş gibi görünsede hava doğrudan güneş ışınları ile ısınmaz. Güneşten gelen ışınlar önce yeri ısıtırlar. Yerden yansıyan ışınlar havayı ısıtır. Meteorolojik olarak ısınma sıralaması toprak, hava ve su şeklinde olur. Cemre folklorik bir inanıştır.