Küçükken yapılan vaftizin hiçbir değeri bulunmadığını ileri süren Hıristiyan tarikatı …


Anabatizm, (İng. anabaptism),

Küçükken yapılan vaftizin hiç bir değeri bulunmadığını ileri süren Hıristiyan tarikatı.

Vaftizin yapılışı ve ona olan inanç bütün hristiyan toplumlarınca aynı şekilde kabul edilerek değerlendirilmemiştir. Anabatizm adlı bir hristiyan tarikatına göre küçük iken yapılan vaftizin hiçbir değeri yoktur; büyüklerin yeniden vaftiz edilmeleri gerekir. Vaftizin bu şekilde yorumlanması, zamanla Hz. İsa’nın cemiyet vaftizcisi olarak anlaşılmasına yol açmıştır.

Batizm adı verilen bir başka Hristiyan mezhebine göre vaftiz, ergenlik çağında bütün vücudu suya sokarak yapılır.

Bu mezhep özellikle İngiltere ve Amerika’da yaygındır.

Vaftiz;

Kişinin alnını ıslatmak veya tüm vücudunu suya batırmak şeklinde icra edilen bir dini “arınma” ve “yeniden doğma” törenidir. Hıristiyanlığa girme alameti ve Hristiyanlığın şartı sayılan yedi merasimden biri. Vaftiz Ortodokslarda suya girmekten, Katoliklerde üzerine su serpmekten ibarettir. Vaftize Arapçada “tamid” denir.

Vaftiz, Hristiyanlıkda Hz. İsa’nın dinine katılmanın hukuki ve mukaddes bir göstergesidir. Vaftiz edilen kişiye verilen isme “vaftiz adı” denir. Bir çocuğu vaftiz hazırlayan, tören sırasında onu kucağında tutarak yanında bulunan iki önemli kişi vaftiz anası ile vaftiz babasıdır. Kiliselerde vaftiz suyunun konulduğu taş, metal, çimento vb. şeylerden yâpılmış kurna biçimindeki kaba da “vaftiz teknesi” denir. Hemen bütün dinlerde arınma ve yenilenmeyi sağlamak için çeşitli şekillerde su kullanıldığı bilinmektedir. İslâm’da abdest ve gusul, bir takım dinî görevlerin yerine getirilmesi için şarttır. Bu bulunmadığı takdirde, bu işlem toprak cinsinden temiz bir madde ile yapılır ki, bunun adı teyemmümdür.

Hıristiyanlıktaki vaftizin, yahudilerin yıkanma törenleri, Esseniler’in günlük banyoları ve Hz. İsa’nın Vaftizci Yahya tarafından vaftiz edilmesi inancıyla yakın bir ilgisi vardır. Ancak Hristiyanlıkdaki vaftiz törenleri, yine de yukarıda sayılanlardan bütünüyle farklıdır. Hristiyanlığa göre genel anlamda vaftiz, Hz. Adem’le Havva’dan intikal eden ilk (aslî) günahtan arınma olmakla beraber, kişinin yeni bir hüviyete bürünerek Allah’ın krallığına katılmasının takdisi anlamlarına da gelir. İlk günah inancı Hıristiyanlıkta önemli bir unsurdur; bir günahtan kurtulmanın tek yolu da vaftiz olmaktır: Tarih boyunca vaftiz, kiliselerde kişinin tamamen suya daldırılması, vücudunun bir kısmının suya batırılması, başına su dökülmesi veya üstüne su serpilmesi vb. şeklinde uygulanmıştır.

Vaftiz genellikle doğumun ilk haftası sonunda yapılır. Bu gelenek Hz. İsa’nın, “Her doğan çocuk doğumunun sekizinci gününde vaftiz edilmelidir, vaftizsiz Cennet’e girmek mümkün değildir” buyruklarına dayandırılmaktadır. İncil’de Hz. İsa’ya nisbet edilen “Gidip bütün insanları aydınlatınız, onların ruhlarını Tanrı, Oğul ve Rûhu’l-kudüs adına vaftiz ediniz” sözü de bu konuda aynı önemi taşımaktadır. Çocuğun vaftizi esnasında, onun dinî eğitimini üstlenecek bir vaftiz anasıyla bir vaftiz babası seçilir. Böylece çocukla bu ana-baba arasında dinî bir akrabalık kurulmuş olur. Bu akrabalığı ömür boyu sürdüren aileler olmuştur. Vaftiz, doğan çocuğun Hristiyan dinine kabulünü sağlayan bir işlemdir. Vaftiz, ileri yaşlarda da yapılır; çünkü vaftiz edilen kişinin, o zamana kadar işlediği bütün günahlarından kurtulacağına dair kesin bir inanç vardır.

Vaftiz bir inanç şeklinde kurumlaşınca, vaftiz için özel yerlerin yapılması gündeme gelmiştir. Ketadral ve kiliselerin yanında, vaftiz yapmaya mahsus bir tekneyi ihtiva eden yuvarlık veya köşeli kümbet şeklinde vaftiz hane binaları, hristiyan mimarisinde önemli bir yer işgal etmiştir. Zamanla suya batırılarak vaftiz usulü kaldırılmış ve kilisenin içine vaftize mahsus bir şapel ilave edilmiştir.

Burada vaftiz yapmak için vaftiz teknesi denilen bir tekne bulunmaktadır.

İsa, Vaftizci Yahya (Yahya Peygamber) tarafından Ürdün Nehrinde vaftiz edilmiştir (bkn. İncil, Matta 3:13-17). Aynı Vaftizci Yahya, İsa’nın ilerde sırf suyla değil Tanrı’nın Ruhu’yla vaftiz edeceğini bildirdi (İncil: Matta 3:11).

Kaynak: http://www.enfal.de/dinlertarihi/

Caz müziğinin önde gelen temsilcilerinden biri olan ABD' li trompetçi …

Louis Armstrong (1901-1971),

Büyük Amerikan caz sanatçısı Louis Armstrong, New Orleans’ da doğdu ve büyüdü. Önde gelen trompetçi ve caz tarihinin en etkili sanatçılarından biri (4 Ağustos 1901, New Orleans, Louisiana doğumlu, 6 Temmuz 1971, New York ABD-öldü).

13 yaşındayken New Orleans orkestralarında trompet çalarak hayata atıldı. Çalışmalarını New Orleans ve Mississippi gemilerindeki orkestralarda çalarak sürdürdü.

Adını ilk kez Chicago’da 1922 yılında katıldığı King Oliver grubunda duyurdu. İlk plağını da 1923 yılında yaptı. Zamanın ünlü solisti Fletcher Henderson’un grubunda çalıştıktan sonra 1925 yılında Chicago’ya dönerek kendi grubunu kurdu. “Hot Five” veya daha yaygın adıyla “Hot Seven” Louis Armstrong’la birlikte bugün bile kalite yönünden geçilemeyen güzellikte plaklara imza attılar. 1932 yılında ünlü sanatçı kendisini Avrupa’da meşhur eden turuna çıktı. Ünü radyolarda, filmlerde daha sonra TV’lerde görünmesiyle doruğa çıktı. Kendisine özgü “scat” tarzı çalışıyla tüm zamanların en ünlü cazcıları arasındaki yerini koruyor.

New Orleans caz’ında zamanın popüler şarkılarına yaptığı doğaçlamalar caz’a yeni anlamlar kazandırdı. Müziği o zamanlarda yenilikçi, detaycı ve melodikti. Müziği eğlenceli bölümlerle doluydu. Yaratıcı sıçramalarla, ince, yumuşak ya da enerjik ritimleri kullandı. Armstrong trompet çalmadaki erişilmez üstünlüğüyle caz solistinin görevini tek eliyle yapabiliyordu. Müziği geliştikçe vokalistliğe de önem vermeye başladı. 1922 yılında “Louis Armstrong”, bir baba figürü olarak gördüğü Joe “King” Oliver’ın davetiyle bu gruba üye olmuş ve grupta 2. kornet çalmaya başlamıştı. İlk kayıtlarını da burada yapmıştır. 1924 ylında Fletcher Henderson grubuna katılmak için New York’a taşındı. Piyanist Clarence Williams ile kayıtlar yaptı.

1925 yılında yeniden Chigago’ya döndü ve caz müziğine yön verip yeniden tanımlayan ünlü Hot Five and Hot Seven kayıtlarına başladı. Scat singing’i (Doğaçlama vokal tekniği) en başarılı uygulayanlardandır. Louis Armstrong‘un “West End Blues”daki trompet girişi caz tarihindeki en meşhur doğaçlama olarak kabul edilir.

1929 1943 yılları arasını turnelerde, özellikle de avrupa’da geçirdi ve New York’a yerleşti. 1950′lerde Dixieland (New Orleans Music) türüne dönüş yaptı. The All Stars isimli grubuyla profesyonel hayatına devam etti. Barney Bigard, Jack Teagarden, Trummy Young, Arvell Shaw, Marty Napoleon, Big Sid Catlett, ve Barrett Deems, Jimmie Rodger’s, Bing Crosby, Duke Ellington, Fletcher Henderson, Bessie Smith ve özellikle Ella Fitzgerald gibi isimlerle çalıştı. Otuzüç filmde oynadı. Hello Dolly (1964) en çok satılan albümüdür.

Armstrong 1971 yılında 69 yaşında kalp krizinden öldü.

Galapagos Adaları’ ında yaşayan pembe renkli iguana türü…

Rosada,
Galapagos Adaları’nda yaşayan pembe renkli iguana türü.

Galapagos Adaları, Pasifik Okyanusunun batısında Ekvador’a bağlı adalar gurubu. Colón Takımadaları olarak da bilinir, Büyük Okyanusunun batısında Ekvador’a bağlı takımadalar. Uzak ve izole bir konumda olan adalar, Güney Amerika kıtasının yaklaşık 1000 km batısında yer alır. Galapagos takımadaları toplam 50,000 km² yüzölçüme sahiptir.

Charles Darwin, evrim kuramı çalışmasına esin kaynağı olan gözlemlerini bu adalardan bazılarında yapmıştır. Volkanik bir yapıya sahip olan ada, içerisinde kendine özgü birçok biyolojik tür barındırmaktadır. Büyük Okyanus’ta ekvator üzerinde bulunan, Güney Amerika’dan 1000 km uzaklıktaki volkanik adalar. Adaların toplam yüzölçümü 7.994 km2’dir. Bu adalarda, keşfedildikleri 1535 yılında kimse yaşamıyordu.

Çok uzun yaşadığı bilinen dev kaplumbağalardan esinlenerek Galapagos denilen adalarda deniz iguanaları, uçamayan bir tür karabatak, penguen ve bu adalara özgü kuş türleri yaşar. 1825′te Charles Darwin, bu yöredeki çeşitli bitki ve hayvanlar üzerinde incelemeler yapmış ve geliştirdiği “evrim kuramı”nı büyük ölçüde buradaki gözlemlerinin sonuçlarına dayandırmıştır.

Adalarda kullanılan resmi dil İspanyolca olup, İngilizce de yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Galapago, anlamı semer (eyer) olan eski bir İspanyolca kelimedir. Adalarda yaşayan büyük Galapagos Kaplumbağaları’ nın kabukları, eski İspanyol semerlerine benzediği için Galapago ismi buradan gelmektedir. Bu kaplumbağalar sadece Galapagos Adalarında bulunan ve 13 ana ada üzerinde toplam sayıları 200’ü geçmeyen benzersiz hayvanlardır.

"Akarsu Krosu" da denilen ve coşkun akışlı ırmaklarda yapılan spor dalı ..

Rafting, (İng. rafting),
Sal yarışı.
“Akarsu Krosu” da denilen ve coşkun akışlı ırmaklarda yapılan spor dalı.
Azgın ırmaklarda yapılan ve “Akarsu Krosu” da denilen spor dalı.

Raft adı verilen botlarla, tepesi yüksek nehirlerde yapılan bir akarsu (nehir) sporudur. Raftingde asıl olan içinde bulunduğunuz raftı devirmeden, kürekle yönlendirerek kayalar ve engeller arasından geçirmektir.
Rafting, 6 ile 8 kişilik takımlar halinde yapılır ve başarılı olabilmek tek vücut gibi hareket eden bir takım olabilmekten geçer.

Bu sporda akarsular zorluk derecesine göre altı dereceye ayrılırlar. 6. derece en zor parkurları, 1. derece ise en kolay parkurları belirtir.
Türkiye’ nin her bölgesinde rafting için elverişli nehirler bulunmaktadır.
Özellikle Köprüçay, Dalaman çayı, Alara çayı, Dim Çayı, Çoruh Nehri, Melen çayı, Eşen çayı, Manavgat çayı, Zamantı çayı, Fırtına Deresi, Maçka, Tortum, Kelkit Çayı ve Barhal çayı bunların en bilinenleridir.

http://tr.wikipedia.org/wiki/Rafting

Gemi enkazı …

Laşe, (Farsça Laşe),
Batık,
Kıyıda kalmış kayık veya gemi teknesi.
Ancak Farsça bir kelime olan laşe, leş anlamına gelmektedir.
Leş,
Laşe, Cife. Kokmuş et parçası.
Leş, murdar, ölmüş hayvan;
Kesim yapılmaksızın ölen veya islâmi usule uygun olarak kesilmemiş bulunan ölü hayvan anlamında bir islâm hukuku terimidir.
Yıkıntı, döküntü, çöküntü.

Halk dilinde havuca verilen ad …

Havuç,
Yeregeçen,
Halk arasında çeşitli yörelere göre aşağıdaki isimlerle bilinir.
Karakavza (Yaban havucu),
Cinzab (Yaban havucu),
Teber otu-Teper otu-Deper Otu,
Gelinparmağı,
Pürçüklü,
Balkamış,
Yerebatan,
Yer otu,
Yerekaçan,
Kızıl ot.

Havuç,
Maydanozgiller (Apiaceae) familyasından, koni biçimindeki kazık köklü bir bitkidir. Etli kökü için sebze olarak yetiştirilen iki yıllık otsu, 50-100 cm. uzunluğunda bir kültür bitkisidir. Daucus sativus, Daucus carota olarak iki türü çok yaygındır. 60 kadar türü vardır.

Anayurdunun Asya, Avrupa ve Kuzey Afrika olduğu söylenir. Havuç, ılıman serin iklimlerin bitkisidir. Türkiye’ de en çok Ankara Beypazarı’ ında toplam üretimin %60′ ı yetiştirilir. Havuç köklerinin rengi genellikle sarı, turuncu ya da çeşitli tonlarıyla pembedir. Ülkemizde Hatay ilimizin Samandağı yöresinde, koyu vişne çürüğü renkli pek nadir görülen havuçlar yetiştirilmektedir. Havuç bitkisinin oluklu gövdesi ve dereotununkine benzeyen ince yaprakları vardır. Beyaz ya da ender olarak yeşilimtırak renklidir. Havuç tohumları küçük, sarımtırak kurşuni renkli ve hafif çengellidir. Havuç bitkisi tohumlarıyla çoğaltılır. Tohumlar bölgenin iklim koşullarına göre, şubattan kasıma kadar ya önce yastıklara ekilip fideleri yetiştirilip daha sonra bu fideler havucun asıl yatağına şaşırtılır ya da ekim, iklim ve toprak koşullarının uygun olduğu zamanda doğrudan doğruya bitkinin asıl yatağına yapılır.

Havuç kökleri çiğ (pişirilmemiş) olarak yenildiği gibi yemeklere ve salatalara katılarak, suyu çıkarılarak, tatlıları ile turşusu yapılarak bol bol tüketilir. Tavşan denilince akla gelen ilk yiyecektir.

Ayrıca, havuç cildin asit oranını dengeler, cilt üzerinde oluşan hasarları onarmaya yardımcı olur.
Provitamin A, karoten açısından zengin olan havuç, antioksidan olarak da çok önemlidir ve kalp hastalıkları ve bazı kanser çeşitlerinden korur.
Kalbin dostu da olan havuç, kandaki kolesterol düzeyini düşürmenin en kolay yoludur.
Gözlere iyi geldiği de rivayet edilir. Havuç, içerdiği yüksek lif oranıyla peklik (kabızlık) çekenlere iyi gelmektedir.

Besin değerleri; (100 gr. taze havuç):
30-42 kalori; 1,1 gr. protein; 9,7 gr. karbonhidrat; 0 kolesterol; 0,2 gr. yağ; l gr. lif; 36 mgr. fosfor; 37 mgr. kalsiyum; 0,7 mgr. demir; 47 mgr. sodyum; 341 mgr. potasyum: 23 mgr. magnezyum; 8.115-11.000 IU A vitamini: 0,06 mgr. B1 vitamini; 0,05 mgr. B2 vitamini; 0.6 mgr. B3 vitamini: 0.15 mgr. B6 vitamini: 7,6 mcgr. folik asit: 6-8 mgr. C vitamini ve 0,6 mgr. E vitamini.

1 502 503 504 505 506 533