Böğürtlen…

Mare,
Mora,
Böğürtlen.
Mare (Gümüşhane yöresi),
Halk dilinde böğürtlene verilen ad.
Barec, Bük, Bubumka,
İt üzümü (Rubus caesus),
Dağ üzümü, Diken dutu, Dut üzümü.
İng. Jet berry bush, blackberry,
Fr. ronce.

Doğu Karadeniz yöresinde böğürtlene mora adı verilir.
Ahududu,
Yabani çilek.
Gülgillerden, bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişen dikenli ve çok yıllık bir çalı, diken dutu, it üzümü (Rubus caesus).
Böğürtlen bitkisinin önce kırmızı, olgunlaştığında kararan mayhoş yemişi.

Kıyas …

Tasım,
Kıyas,
Arapça, kiyas, kıyası, (ﻗﻴﺎﺱ)
Bir şeyi diğer bir şeye göre değerlendirme, başka bir şeye benzeterek hakkında hüküm verme, karşılaştırma, mukayese etme.
Bir tutma, denk sayma.
Karşılaştırma, oranlama, mukayese.
Eski dilde, kıyas,
Örnekseme.

Bir sayma, denk tutma.
Benzetme yoluyle kelime türetme, örnekseme.
Hakkında ayet veya hadis bulunmayan meselelerde hakkında ayet veya hadis olan benzerlerine göre hüküm verme.
Doğru iki hükümden üçüncü bir hüküm çıkarma, tasım.
Karşılaştırmak, ölçmek, mukayese etmek
Benzetmek, karşılaştırmak, mukayese.
Doğru kabul edilen iki hükümden bir üçüncü hükmü çıkarmak.

Büyük, iri fare …

Keni,
Büyük, iri fare.
Adana yöresinde, Halk ağzında Keni, iri fare demektir.
Büyük, iri fare;
Keme (Büyük sıçan),
Kenen (Keme, Büyük, iri fare),
Geme,

Rate,
Cardon (İri fare), Cırman (İri fare),
Geleni (Tarla faresi, büyük fare).
Kalemis (Misk faresi).
Keseğen (Fare).
Sıçan (İri fare).

Keni kelimesinin diğer yörelerdeki anlamları;
Kendisini, kendini.
İsim yerine kullanılır (Antalya yöresi)
Birisine seslenme ünlemi (Antakya – Hatay yöresi)
Arpa ile buğday karışımı (Osmaniye ve Adana yörelerinde halk dilinde kullanılmaktadır.)

Büyük, yetişkin…

Eke,
Halk ağzında,
Büyük, yetişkin, yaşlı, kart.
Yaşı küçük olduğu halde sözleri ve davranışları büyükmüş gibi olan çocuk.
Büyük kardeş, ağabey.
Büyük, yetişkin, yaşlı, kart, olgun (insan ve hayvan).

Eke sözcüğünün diğer anlamları;
Kurnaz, açıkgöz (insan).
Tecrübeli, usta.
Zeki, çok bilgili (adam).
Dahi.
Görgülü.
Çok konuşan, geveze, ukala.
Küçük kardeş.
Baş çoban.
Kabadayı, efe halli.
Kadının veya kocanın büyük kız kardeşi
Küçükbaş hayvanların yıllanmış, olgunlaşmış olanı .
Çokbilmiş, bilgiçlik taslayan.

Huzurlu …

Salim,
Eski dilde, salim,
Arapça salim, (ﺳﺎﻟﻢ).
Arapça, selamet, kurtulmak, sağlıklı olmak anlamından türetilmiş.
Sağlam, sağlıklı, sıhhatli.
Eksiği, noksanı olmayan, hatasız, kusursuz (şey)
Korku, endişe ve sıkıntıdan uzak, güvenli (kimse), emin.
Esen, sağlam.
Sakin, Dingin,
Huzurlu,
Huzuru olan, rahat.
İçi geniş.
Rahat,
Arızasız.
Arsun,
Erinçli.
Gailesiz.
Gülistan.
Mutlu,
Refahlı.
Yumlu.

Maden ruhsat sahalarının işletme hakkının özü kendisinde kalması koşuluyla hak sahibi tarafından sözleşme ile gerçek veya tüzel bir kişiye, bir süre tahsis edilmesi …

Rödovans,
Rödevans,
Redevance,
İng. royalty.
Latince, Reditus, Gelir, irad.
İmtiyaz hakkı.
Sözcük anlamı olarak imtiyaz ücreti, telif hakkı gibi gayri maddi hakların değerinin genel tanımıdır. Yani mülkiyet haklarından ya da doğal kaynaklardan yararlanmak için ödenen tazminat, bedel, değer ya da ücreti ifade etmek için kullanılır. Yıllık ciro ve kardan, anlaşmada belirlenen oranlarda yüzde olarak ödenir.
Maden ocaklarının işletmesinin kiraya verilmesi.
Maden ruhsat sahalarının işletme hakkının özü kendisinde kalması koşuluyla hak sahibi tarafından sözleşme ile gerçek veya tüzel bir kişiye, bir süre tahsis edilmesidir.
Türk Hukukunda, Redevance’ ın Türkçe karşılığı aidat olarak açıklanmaktadır.

Yabancı dilde, redevance sözcüğünden Türkçeye geçmiş. İmtiyaz hakkı olarak nitelendirilebilir. Daha ziyade yeraltı kaynaklarının işletilmesi ve kar paylarının rödevans şeklinde ifade edilmesinden dolayı, bu tür sözleşmelere rödevans sözleşmesi, imtiyaz payına da rödevans ücreti denilmektedir.

1 2 3 1.067