Gürcistan’ da bulunan, dünyanın en derin mağarası…


Krubera,
(Voronja)
Gürcistan, 1710 m.

Krubera,
Krubera Mağarası,
Voronja Mağarası,
Voronya mağarası,
Mağara ismini Rus jeolog Alexander Kruber’ den alır.

Gürcistan’daki Arabika Dağları’nda yer alır. Gürcistanın kuzey-batısında, batı Kafkasyada, Karadeniz kıyısında bulunur. Abhazya Cumhuriyetinin Gagra ilçesi yakınlarındadır.
Krubera mağarası dünyanın bilinen en derin mağarasıdır ve yaklaşık derinliği 2190 m. ve uzunluğu ise 13.432 metredir.

Dünyanın en derin mağaraları;
1. Krubera (Voronja);
Gürcistan, 1710 m.
(2001 keşif gezisi) Ukraynalı ve Rus mağaracılar (sağda) yeni bir rota izleyerek daha da derine inebilecekleri görüşünde

2. Lamprechtsofen,
Avusturya, 1632 m.(1998)
Dipten yukarıya doğru incelendi. (Ana girişi dağın eteklerinde)

3. Gouffre Mirolda,
Fransa, 1626 m.(2003)
Bir ekip 1733 m.’ye indiğini iddia etse de, ölçüm hatasından şüphelenildiği söyleniyor.

4. Reseau Jean Bernard,
Fransa, 1602 m.(1990)
Yapılan altı araştırmada bilinen en derin mağara olarak rekoru elden bırakmadı.

5. Torca del Cerro,
İspanya, 1589 m.(1998)
İki rotası da 1000 metreden derine inen nadir mağaralardan.

6. Sarma,
Gürcistan, 1543 m.(2003)
Stone, “Bu ve Krubera’nın keşfi 1990’larda iç savaş nedeniyle sekteye uğradı” diyor.

7. Cehi 2,
Slovenya, 1533 m. (20039 Slovenya)
İtalya sınırında yeralan Kanin Dağı’ndaki beş mağaradan en derin olanı.

MAĞARALAR İLMİ

Speleoloji, Mağaraları inceleyen bilim dalı.
Speleoloji

Koşma, semai ve destanlarıyla tanınan XIX.yüzyıl halk şairi …

Erbabi,
Aşık Erbabi,
(1805- 1884)
Hüseyin Farki,

Koşma, semai ve destanlarıyla tanınan XIX.yüzyıl halk şairi .
Dertli, Koşma, semai ve taşlamalarıyla tanınmış XVIII. yüzyıl halk şairi.
Asıl adı Hüseyin Farki olan Erbabi curasıyla şiirler söylemiştir.
Erzurum’un Karaz köyünde doğan saz şairi 1220-1300 (1805-1884) yılları arasında yaşamıştır. Hüseyin Farki’ye Şeyhi tarafından Erbab denildiği için Erbabi takma adını kullanmıştır. Abdülmecit döneminde İstanbul’da askerliğini yapmıştır. Aynı dönemde Erzurumlu Emrah, Tokatlı Nuri, Aşık Dertli ile yaşamıştır. Divan edebiyatına hem aruz hem hece vezniyle yazdığı eserlerle katkı vermiştir.

Aşık Erbabi’den bir taşlama;
Dünya ahvâlinden haberi yoktur,
Sohbeti din ile açar pezevenk
Komşusu aç iken kendisi toktur
Sanki melek olmuş uçar pezevenk!..

Karanlık işlerde zıplama ister
Evine granit kaplama ister
Dünya mektebinden diploma ister
İnsanlık dersinden kaçar pezevenk!..

Herkesin kabına çeşmesi akmaz
Erkek sinekleri hareme sokmaz
Fakir komşusunun yüzüne bakmaz
Selâmsız sabahsız geçer pezevenk!..

Sanırsın Allah’la akte oturmuş
Cennete giderken macun götürmüş
Hûriler’i dizip işi bitirmiş
Şimdi gılmanları seçer pezevenk

Aydınlığa düşman yobazın dölü
Hû çekerken şişmiş ağzında dili
Erbâbi, ülkede bunlardan dolu
Durmadan zehrini saçar pezevenk!..

Yunan mitolojisinde, bilmeden babasını öldürüp annesiyle evlenen Thebai kralı…


Oidipus,
Oedipus,
Edipus,
Oidipus (şişik ayaklı)
Eski Yunan mitolojisinde Thebai kralı,

Thebes’ in mitolojik kralı, Laios ve İokaste’ nın oğlu olan Oedipus, babasını öldürüp, annesiyle evlenen kral. Efsaneye göre, Oidipus’un öz annesiyle evlendiğini öğrenen kızı Antigone, kendi gözlerini kör etmiştir.

Oidipus Efsanesi;
Thebai krallığını Amphion ile Zethos, zorla ele geçirdikleri zaman Laios, şehrin kralı idi. İki kardeş krallığı ele alınca eski kralı sürgün ettiler. Fakat Amphion ile Zethos’un ölümünden sonra Laios menfadan geldi, yine krallığı ele aldı. Tekrar tahtı ele geçiren kral; Kreon’un kızkardeşi İokaste ile evlendi. Bu evlenme sonunda hiç çocukları olmadığından Laios, karısını yanına alarak Apollon’a danışmak üzere Delphi’ye gittiler. Çocukları olması için yalvardılar, yakardılar. Tanrı krala bir erkek çocuğu olacağını, fakat çocuğun büyüyünce kendisini öldürerek anası ile evleneceğini ve aileyi mateme sokarak, kana boyayacağını haber verdi. Gerçekten de çok geçmeden kraliçe İokaste bir erkek çocuk doğurdu. Fakat kral, Tanrının uğursuz katil ve namussuz olacağını haber verdiği bu çocuğu, öldürtmek istedi. Annesi bu buyruğu yerine getirecek adama rica ederek, çocuğun öldürülmemesini, ancak kendi kendine ölmesi için ıssız bir yere bırakılmasını temin etti.

Bu vazifeyi alan adam, çocuğu Kithaeron dağına götürerek tek ayağından bir ağaca astı. Fakat Tanrılar öldürmek istemediklerini öldürmezler. Korinthos, kralının sürülerini güden çobanlar, bir ayağından asılmış bulunan bu yavrunun feryadını duyarak koştular. Onu kurtardılar. Ve krallarına götürdüler. Kraliçe, bulunan bu çocuğu görmek istedi. Kendisinin çocuğu olmadığından bu masumu evlat edindi. Ve ona Oidipus adını koydu.

Bu kelimenin Yunanca manası “Ayağı şişmiş, incinmiş” demektir. Gerçekten onu ağaca bağladıkları için ip yavrunun nazik topuğunu incitmiş, şişirmişti. Kral Polybos’un sarayında büyütülen bu çocuk kralı öz baba, kraliçeyi de öz ana sanıyordu.

Thebai şehrini terkeden Oidipus, Phokis’e gitmek üzere yola çıktı, iki yolun kavuştuğu bir noktada bir araba ile karşılaştı, içinde öz babası Laios bulunuyordu. Araba o kadar hızla yanından geçti ki tekerleklerden biri onun ayağım ezdi. Bu dikkatsizliğe çok kızan ve canı yanan Oidipus, kral Laios’un arabacısına öldürücü bir darbe vurdu. Thebai kralı, adamın öcünü almaya hazırlanırken, kendi öz evladı tarafından öldürüldü. Laios’un katlinden sonra Kadmos’un tahtı Oidipus’un annesi olan İokaste’nin kardeşi Kreon’un eline geçti.

Oidipus; babasını kendisinin öldürdüğünü ve anasıyla zina ettiğini öğrenince dünyanın en bahtsız, en iğrenç adamı sayıldı. Anası ve karısı İokaste kendini astı. Oidipus, eliyle kendi gözlerini oyarak çıkardı ve bu uğursuz iğrenç mahluk Kreon tarafından bir uyuz köpek gibi kovuldu.

Yurdundan, tahtından kovulan ve kalbinde teselli bulmaz iç ağrıları, vicdan azapları bulunan Oidipus, kendi öz evlatlarının da hakaretine maruz kaldı. Evlatlarından teselli beklerken hakaret gördü. Bir baba için yalnız bu acı yetmez mi? Halbuki Oidipus, bütün Tanrıların ve insanların, iğrendikleri bir zavallı idi. Bilmeden işlediği günahların acısını çeken kral şimdi artık kör bir dilenci olmuştu. Bereket versin iyi kalpli kızı, Sadık Antigone, ihtiyar ve kör babasını bırakmadı. Elinden tuttu, onunla beraber dolaştı.

Bu yüzden Antigone, evlatların babalara karşı gösterdikleri muhabbet ve şefkatin timsali olarak kaldı. Nasıl kalmasın ki o fedakar kız bahtsız babasıyla tozlu yollarda dolaşmayı, dilenmeyi güzel bir delikanlı ile evlenmeye hatta krallık tacına bile tercih etti. Nihayet kral Oidipus, kızı ile beraber Attika’ya geldi. Kolone kasabasına yakın, ölüm ve öç perileri olan huysuz Eumenid’ ler ormanında sefil ve perişan bir halde can verdi. Fakat Oidipus ‘un ölürken, lanet ettiği oğullarının başlarına felaket yağmakta gecikmedi. Çünkü bir baba ne kadar günahkar olursa olsun evlatları hakkındaki dileklerini Tanrılar daima dinlerler.

Yunan mitolojisinde Oidipus Efsanesi

Yunan mitolojisinde Oidipus’ un, annesi İokaste ile bilmeden girdiği cinsel ilişkiden doğan ve birçok trajediye konu olan kızı…


Antigone,
Antigona,

Eski Yunan mitolojisinde Thebai kralı Oedipus veya Edipus, Oidipus (şişik ayaklı)’ un kızı ve Sophokles’in en büyük trajedilerinden birinin kahramanıdır.

Efsaneye göre, Oidipus’un öz annesiyle evlendiğini öğrenince kendi gözlerini kör etmesi üstüne, Antigone, babasına sürgüne gönderildiği Atina’ya kadar yol gösterdi. Babası ölünce Thebai’ye dönüp, kızkardeşi, Ismene’ yle birlikte, erkek kardeşi Eteokles ve Polyneikes’in kavgasını sona erdirmeye çalıştı.

İki kardeşi de ölünce, kral olan dayıları Kreon’un Polyneikesin cesedinin gömülmesine izin vermedi.Thebai’ye ihanet ettiği gerekçesiyle yasaklanması üstüne, Antigone, dayısının yasağına karşın, kardeşinin cesedini gizlice gömdü ve bunun üzerine Kreon onu cezalandırır ve mezara kapatır. Çünkü canlı canlı ölmesini istiyordu.

Fakat aynı zamanda Kreon’un oğlu Antigone’la nişanlıydı. Antigone’a bir zarar verilirse kendisini de öldüreceğini öne sürerek şantaj yaptı. Fakat Antigone bu acıya daha fazla katlanamadı ve intihar etti.

Nişanlısı yani Kreon’un oğlu da bunun üzerine intihar etti. Aynı zamanda da oğlunun intihar ettiğini öğrenen Kreon’un eşi de intihar etti.

Hükmü kalmamış, eski önemini yitirmiş, düşmüş…


Sakıt,
Arapça ساقط.
Düşen, düşmüş.
Sükut eden, düşen, hükümsüz kalan, sona ermek,
Hükmü kalmamış, eski önemini yitirmiş.
Kıymetsiz, sukut eden.
Hükmü kalmamak, değerinden düşmek.
Ölü olarak düşmüş çocuk
Ölü olarak doğan (çocuk).

Düşük.
Düşük, düşük cenin.
Düşen.

Topal ördek,
Bu kısımda özellikle Amerika Birleşik Devletlerinde uygulanan başkan seçimlerinde kullanılan topal ördek kelimesi şu durumlarda geçerlidir. Taammüllere uygun olarak Devlet başkanı görevinin başındadır. Ancak yerine yenisi seçildiğinden dolayı hiç bir karar almaz ve imza atmaz. Yasal süresini doldurup görevinden ayrılır. Yenisi göreve başlar. Bu süre içindeki, sakıt, seçilemeyen kişi devlet başkanıdır. Ancak yetkisiz olduğundan topal ördek tabiri ile nitelenir.

Sakıt kelimesi ayrıca aşağıdaki anlamlarda da kullanılmıştır.
Nodul,
Üvendire çivisi.
Övendirenin ucundaki sivri çivi, nodul.
Mars,(Osmanlıca Merih gezegeni).

1 2 3 4 5 6 349