Trabzon' un Maçka ilçesinde, "ulusal park" kapsamına alınmış ünlü vadi …

Altındere Milli Parkı,

Doğu Karadeniz Bölgesinde, Trabzon ili Maçka ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Trabzon ili merkezinden, Maçka ilçesine bağlantı sağlayan 48 km’ lik karayolu ile ulaşım sağlanır. Milli Parkın ana özelliğini Sümela Manastırı ile Altındere Vadisinin bitki zenginliği ve jeomorfolojik yapısı teşkil etmektedir.

Meryemana adına kurulan Sümela Manastırı, Altındere’nin batı yamacında 300 m. yükseltide kurulmuştur. Hırıstiyanlığın çevrede yayılmasının başlangıç yeri olan manastır; şapel, kilise ve diğer kompleksleriyle sanat tarihinde önemli bir yer tutar.

Efsanelere göre MS 4. yüzyılda kurulduğu iddia edilen manastırın13.yüzyıldan itibaren tarihini takip etmek mümkündür. Trabzon kamnenslarından 3. Alexios (1349-1390) asıl kurucusu sayılabilir. 1860′ a doğru ilavelerle muazzam tesis halini alan Meryemana Manastırı en parlak dönemini 19.yüzyılda yaşamıştır.

Dar ve uzun merdivenlerle girilen manastır; su kemeri, kütüphane , mutfak, misafir odaları, sarnıçları, sonradan kiliseye çevrilen tabii oyuk, kutsal suyun toplandığı havuz ve birçok şapellerle ziyaretçilerini karşılar.

Doğrudan doğruya yamaca yaslanmış bina, keşişlerin barındığı asıl manastır yapısıdır. Yapıların üzerindeki kemerli galerilerin çok etkileyici görüntüleri hayranlık bırakır. Altındere Vadisi dar boğaz karakteri göstermekte olup arazi doğu ve batıdan dik bir meyille vadiye inmektedir.

Milli Park, flora açısından da çok zenginlik içermekte olup yörenin hakim bitki örtüsünü doğu ladini oluşturur. Sahada ayrıca yapraklı ve ibreli ağaçlardan göknar, sarıçam, kestane, meşe, ıhlamur, gürgen, söğüt, karaçam, ormangülü, Kafkas hanımeli’ nden meydana gelen zengin bir bitki örtüsü çeşitliliği görülmeye değer doğal ortamın yaban hayatı için sunduğu yaşam şartları geyik, karaca, çengel boynuzlu yaban keçisi, yabani domuz, ayı, kurt, çakal, tilki, yaban kedisi gibi türlerin yaşamasına ve çoğalmasına olanak sağlamıştır.

Amerika'nın tropikal bölgelerinde yetişen, anonagiller familyasından lezzetli bir meyve …

Korosol, (soursop) delicious.

Uykusuzluğu tedavi etmek için, çocukların başlarını yıkamak için kullanılan tropikal meyvedir. Ağrıyan veya burkulan kemikler için masaj malzemesi olarak kullanılır. Yaprakları, çocuklardaki gaz veya eğer bir çocuğun midesi şişmiş olursa tedavisinde kullanılır.

Anonagillerden,amerika’nın tropikal bölgelerinde yetişen,iri ve lezzetli bir meyve.

Bering Denizi' ni Büyük Okyanus' tan ayıran küçük adalar dizisi …

Aleut adaları,

(Aleutian ıslands).

Kuzey Amerika’nın Alaska kıyıları ile Rusya’ nın Sibirya bölgesi arasında uzanan bir denizdir. Kuzeyde Bering Boğazı ile Kuzey Buz Denizi’ ne bağlanan Bering Denizi’ ni, Büyük Okyanus’ tan Aleut Adaları ayırır. Bering Denizi’ ndeki başlıca adalar, kuzey ve doğuda St. Lawrence, Nuni-vak ve Pribilof Adaları ile batıdaki Komandor Adaları’dır. Amerika’nın kuzeybatısında, Alaska Yarımadası’ndan güneybatıya doğru uzanan ve güneyde Bering Denizi’ni sınırlayan uzun adalar dizisi. 150 volkanik ada ve adacıktan oluşur. Oldukça ılık fakat çok nemli ve sisli bir iklimi vardır.

Bugün Aleut Adaları’nda birçok önemli Amerikan hava üssü bulunmaktadır. Alaska’yla birlikte 1867’de ABD’ye satılan adalarda, en eski yerleşim merkezi Unalaska 1760’a doğru kurulmuştur.

Yanardağ kökenli adalar olan Aleut Adaları’nın en yüksek noktası Unimak adasında Shishaldin Dağı’ dır (2856 m).

Hiç ağaç gelişmeyen ve bitki örtüsü sazlar, otlar ve bodur bitkilerden oluşan adalarda, Bering Denizi’nden gelen soğuk hava ile akıntılar, Büyük Okyanus’un yumuşak etkileriyle karşılaşır, yıl boyunca sis, yağmur, şiddetli rüzgarlara ve aşağı yukarı değişmeyen bir sıcaklığa (3 °C) yol açarlar.

Bering Denizi çevresinde Aleutlar, Eskimolar, Koryaklar ve Çukçiler yaşar. Eskimolar, Alaska kıyılarında ve denizin ortalarındaki adalarda, Eskimolar’ a benzeyen Aleutlar, Aleut Adaları’ nda yaşarlar. Çukçi ve Koryaklar, Asya’nın Kamçatka Yarımadası’ nda yaşayan Sibiryalılar’ dır.

Hamam otu …

Zırnık, (Farsça).

Arsenik,

Hamam otu,

Sarı renkli tabii arsenik sülfür minerali. Limon sarısı renginde, özgül ağırlığı 3.45, sertliği 1,5-2 ve kimyasal bileşimi As2S3 olan rombik trimentrik prizma yapısına sahip çok zehirli bir maddedir.

Zırnık önceleri kral sarısı adı ile renklendirme maksadı ile kullanılırdı. Sanayide en çok deriden kılları ayırmak için kıl dökücü olarak kullanılır. Kızıl renkli zırnık da vardır.

İstenmeyen tüylerden kurtulmak için bir çok yöntem ağda, epilasyon, lazer vb. vardır. Bir kısmı pahalı bir kısmı da can acıtır. Bu yüzden zırnık kullanılması yaygındır. Ayrıca zırnık doğaldır.

Zırnık kullanımı için su bardağına yarım çay kaşığı atılır ve iyice karıştırılır. Kıl istenmeyen yerlere sürülür. 3-4 dakika sonra yıkanılır. Hamamlarda bu malzeme hazırlanmış olarak sunulur. İstenildiği zaman kullanılır. Bu nedenle de kıllardan temizlik için kullanılır. Bu ota, Hamam Otu’ da denir. Ancak deride hasar ve acıya neden olmamak için dikkatli kullanılmalıdır. Attarlarda toz olarak satılıyor ve kilosu 15 ile 20 TL. arası değişiyor. Tüyler alındıktan sonra ıslatılarak sürülüyor. En fazla 3-5 dakika bekletin. Sonra yıkayın. Fazla bekletirseniz cildinizi yakar ve yara yapar. Zamanla tüylerde azalma ve incelme yapıyor. Sonra da sabrınız varsa ve devamlı kullanırsanız yok eder. Direk sürüldüğü zaman sadece üstteki tüyleri öldürür. Ama önce aldıktan sonra kıl diplerine sürdüğünüz zaman kıl diplerini öldürür ve zamanla bir daha oralarda tüy çıkmaz. Hafif kızarıklık olsa da geçecektir. Eğer sahte zırnık aldıysanız, kızarma çok olacak ve tehlikelidir.

Deri tabaklamada fungus(mantar) oluşumunu önlemek için kullanılır.Ayrıca kibrit yapımında da kullanılır. üç çeşidi bulunmaktadır. Gri zırnık tüyleri yok etmek için, beyaz zırnık şaç çıkarmak için (vazalinle karıştırıp sürülür), kırmızı zırnık hat sanatında mürekkep yapımında kullanılmaktadır. Havayla temasında H2S oluştuğu için kötü kokar.

Tıp dilinde cüzzam hastalığına verilen ad…

Lepra,

Hansen,

Cüzzam,

Cüzzam 1876’da Armauer Hansen tarafından bulunan lepra basili tarafından oluşturulan öncelikle, deri ve siniri tutan kronik seyirli bir enfeksiyon hastalığıdır. Cüzzamın nedeni Hansen basili “mycobacterium leprae” adlı bakteridir. Bu mikroorganizmanın yol açtığı, çevresel sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen, bulaşıcı bir hastalıktır. Ağız ve burundan yakın temas sonucu damlacık enfeksiyonu ile bulaşır.

Lepra mikrobacterium lepra basilinin neden olduğu kronik,erken teşhis ve tedavi edildiğinde kesinlikle iyileşen ve bildirimi zorunlu bir hastalıktır. Hastalığın tek taşıyıcısı insandır.

Deri ve mukoza lezyonları ile birlikte duyu kaybı, kas zayıflaması ve felçle sonuçlanan periferik sinirlerin tutulması ve çoğu kez ele gelir şekilde büyümesi ile karakterizedir. Bu hastalıkta sakatlıklar geç teşhis ve yetersiz tedavi sonucu yıllar sonra oluşur. Hastalık böyle şekil bozukluklarına uğramış hale gelmeden teşhis ve tedavi edilmeli, bunun içinde iyi bilinmelidir. Lepra hastalığı genellikle tedavisiz ve basilli hastalardan, uzun süre yakın temas halinde bulunan bünyesi hastalığı almaya müsait olan çocuk yaştaki bireylere geçebilir. Erişkinlerin lepraya doğal dirençleri vardır, bu nedenle ileri yaşlarda hastalığı alma çok enderdir. Bulaşma teorik olarak üst solunum yollarından damlacıklarla atılan basillerden olur. (Tüberkülozda olduğu gibi). Kuluçka süresi ortalama 2-7 yıldır, bilinen en kısa süre 7 aydır. Lepra hastalığının sağlam erişkinlere bulaşmasının hemen hemen imkansız oluşu ve hastaların basillerinin tedaviden çok kısa süre sonra ölü hale gelmesi hastalık hakkında yaygın ön yargı ve korkuların yok olmasını sağlamıştır. İdeal olan hastanın ayaktan tedavisidir. Tedavi altındaki bir lepralının işini sürdürmesinde veya evlenmesinde sakınca yoktur. Lepralı hastaların sağlam olan çocukları okullarına devam edebilirler, ancak hasta olanlar tedaviden sonra devam edebilirler. Lepra teşhisi konan bir hastanın sosyal açıdan yıkıma uğramaması,toplumdan dışlanmaması ve düzenli tedaviden uzaklaşmaması için her türlü yardım sağlanmalıdır.

Kesin tanı için ayrıntılı muayene ve çeşitli testler uygulanır. Deri lezyonlarında özel boyalarla bakterinin gösterilmesi veya patolojik olarak cilt lezyonlarının incelenmesi gerekir. Histamin testi, terlemenin yokluğunu gösteren metakolin testi, lepra bakterisine karşı oluşan antikorların araştırıldığı FLA-ABS (Fluoresan Leprosy Antibody Absorbtion Test) , RIA ve ELİSA testleri kullanılır. Lepra hastalığı karaciğer tutulumu olmadıkça hayatı tehdit etmez.

Tedavisinde, Dünya Sağlık Örgütünün uyguladığı çok ilaçlı tedavi (Multi Drug Treatment=MDT) uygulanmaktadır. Kayıtlı hastaların tedavisini Dünya Sağlık Örgütü karşılamaktadır. Lepralı hastaların ilk tedavileri İstanbul, Ankara ve Elazığ İllerinde bulunan Lepra Hastanelerinde yapılır, tedavileri ise yaşadıkları İldeki sağlık ocaklarınca yürütülmektedir. Hastaların tedavi giderleri Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz karşılanmaktadır.

Cüzzam hastalığı, vücudun direncine bağlı olarak birbirinden ayrılan iki ana tip ve iki ara tip olarak sınıflandırılır.

Ana tipler;

Lepramatöz,

Tüberküloit,

Ara tipler;

Borderlein,

İndetermine.

cüzzamlardır.

Kırılmış taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol …

Makadam, (Fr. macadam).

Yolların kaplanması için genellikle 4-7 santimetre arasında parçalara bölünmüş taş.

Kırılmış taş döşenip silindir geçirilerek yapılan yol.

Bu teknikle yol yapımı 1800 ‘ lü yıllarında John Loudon McAdam tarafından bulunmuş ve uygulanmıştır. Üç tabakadan oluşan drenajı sağlanmış bir dolgu metodudur. Önce aynı derecelenme aralığındaki malzeme, 20 cm. kalınlığında serilir.

Serilen bu malzemenin maksimum dane çapı 7.5 cm. olan taşların üzerinden silindir geçirilerek sıkıştırılır. Yine aynı malzeme grubu ile ikinci bir tabaka daha serilir ve sıkıştırılır. Daha sonra maksimum dane çapı 2,5-5,0 cm. arasında bulunan yol malzemesi serilir. Tekrar silindirle sıkıştırılır. Yolun eğimi ve kenarında drenajı sağlanarak sıkıştırılan bu malzemelerden oluşan yol kullanım için hazırdır. Bu biçimde inşa edilen yollar, için şose yapılar olarak tanımlandı.

1 319 320 321 322 323 333