Uçan kuşların en irisi olan bir tür akbaba …

Kondor,

Tepeli akbabaya “kondor” da denir. Andrean kondoru (Vultur gryphus) ve Kaliforniya kondoru (Gymnogyps californianus) 7.500 metreden daha yükseklere çıkabilirler. Kanat açıklıkları 3 metre kadar olup vücut ağırlıkları 10 kg kadardır. İyi bir hedef olduğu için avcılar tarafından kolaylıkla avlanır. Bu bakımdan nesli hayli azaltılmıştır. Yediği leşlerden saatlerce ayrılmaz.

O kadar çok yer ki, havalanması için koşması gerekir. Leş hayvanı olmalarına rağmen bazan kuzu ve süt danalarına da saldırdıkları olur.

Akbabalar,

Gündüz yırtıcıları (Falconiformes) takımının Yeni Dünya akbabaları (Cathartidae) familyasını ve Atmacagiller (Accipitridae) familyasına ait Eski Dünya akbabaları (Aegypiinae) alt familyasını oluşturan ve iri, leş yiyen kuşların ortak adıdır. Akbaba terimi belirli bir taksonomik grubu karşılamaz.

Akbabaların başları kel kursakları büyüktür. Yürümeye ve leşleri tutup kaldırmaya uyum sağlamış olan ayakları iri ama güçsüz, tırnaklarıysa yassıdır. Gagaları genellikle eti ve deriyi koparabilecek kadar güçlü ve kalındır. Görme duyusu bütün türlerde, duyma duyusu ise hindi akbabasında gelişmiştir. Tekeşli bir üreme özelliği gösterirler. Özellikleri, 60-116 cm uzunlukta. İki kanat ucu arası 2,5 m, ağırlığı 7 kg’dır. Ömrü: 100-118 sene. Esaret hayatında 30 yıl kadar yaşar. Akbabaların hepsi leş yiyici ve yağmacıdır. En yükseklerde uçan kara kuşlarıdır. 7000 metreden daha yükseklere çıkanları vardır. En önemli özellikleri yuva yapmamalarıdır. Yumurtalarını dağ ve kuru ağaç zirvelerindeki kovuklara bırakırlar. 1-2 yumurta yumurtlarlar. Akbabalar Avustralya ve Okyanus Adaları dışında bütün ılıman ve tropik bölgelere dağılmıştır.

Çoğunun besin seçme alışkanlığı olmadığından genellikle leş, çöp, ve ara sırada canlı hayvan gibi ne bulurlarsa yerler. Yalnızca bazı türleri kaplumbağa kuzu gibi savunmasız hayvanlara saldırır.

Akbabalar uzun ve geniş kanatları üstünde zarif bir biçimde dönerek saatlerce havada kalabilirler. İçlerinde biri ölü ya da can çekişen bir hayvan bulduğunda öbürleri de kilometrelerce uzaktan uçarak gelir. Besini paylaşırken gövdesi daha büyük ve gagası daha güçlü olana öncelik tanıyan topluluk düzenine sıkı sıkıya bağlı kalırlar. Akbabalar genellikle kümeler halinde tünedikleri ve yuva yaptıkları sarp kayaların ve yüksek ağaçların tepesinde ya da yerde yaşayabilirler. Dişisi bir ya da iki yumurta yumurtlar ve 7-8 hafta boyunca kuluçkaya yatar. Eskidünya akbabalarının avlarını kolayca yakalamaya elverişli kartalınkine benzer kıvrık pençeleri vardır.

Akbaba çeşitleri;

Mısır Akbabası,
Hindi akbaba, Kara Akbaba, Kızıl akbaba, Rahip akbaba, Tepeli akbaba(Kondor), Leş Akbabası, Kral akbaba, Amerika Kara akbabası.

Kaynakça:

http://tr.wikipedia.org/

http://www.turkcebilgi.com/

Deriyle kaplı bir çeşit Eskimo Kayığı …

Umiak,

Umiak, umialak, umiaq, umiac, oomiac, oomiak,

Ahşap çerçeveye gerilen deriden yapılam açık Eskimo sandalı.

Ren geyiği derisinden yapılmış Eskimo kayığı.

Eskimoların daha çok kadınlarca yük taşımak ve yolculuk yapmak için kullandıkları ve deri kayık tekniğiyle yapılan, boyu dokuz eni bir buçuk metre olan kayıklarının adı.

Deri ile kaplı Eskimo kayığı ve ya Deriyle kaplı bir çeşit Eskimo kayığı ve ya Ren geyiği derisinden yapılmış Eskimo kayığı olarak tanımlana bilir.

Fok balığı derilerinden dikilerek yapılan ve taşıma işlerinde kullanılan Eskimo kayığı

Eskimo insanları, hem Yupik ve Inuit tarafından kullanılan botun bir tipidir. Başlangıçta Siberia’dan Greenland’a kadar kıyılarda kullanılırdı. Thule’de geleneksel olarak mevsimlik avlanma bölgelerinde kullanılmıştır. Genellikle umiağı, kadınlar kürekler ile sevk ederek kullanılır.

İnce kabuklu, tatlı ve kırmızı renkli bir kiraz cinsi …

Alyanak,

İnce kabuklu, tatlı ve kırmızı renkli bir kiraz cinsi .
Kiraz (Prunus avium), Rumca.

Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı ve bu ağacın kırmızı veya beyaz renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesidir.
Dünyada geniş bir yayılmaya sahip olmakla beraber ticari üretimi bazı ülkelerde yoğunlaşmıştır. A.B.D, Türkiye, Almanya, İtalya, Fransa, Bağımsız Devletler Topluluğunun Avrupa kısmı önemli üretici ülkelerdir.

Ülkemiz iklim şartlarına bağlı olarak A.B.D.’den sonra: genellikle ikinci sırada yer almaktadır. Üretim miktarı bakımından dünyada ikinci durumda olmamıza rağmen, üretim kalitesi ve ihracat miktarı bakımından durumumuz istenilen düzeyin altındadır. Gülgiller (Rosaceae) familyasından olan kiraz, Giresun, Güney Kafkasya, Hazar Denizi ve Kuzeydoğu Anadolu’da doğal olarak bulunan meyve ağacı.

Türkiyede en kaliteli kirazlar Torosların kuzey yamaçlarında,Göksu Nehrinin kaynağında yer alan Korualan Kasabasında yetişir. Gezlevi Kirazı olarak namlanmıştır. Kiraz yetiştiriciliği ve üretimi olarak Afyonkarahisar ili Sultandağı ve Çay ilçeleri Konya Ereğli yöreside çok meşhurdur. Bu kaliteli kirazın yetişme sebebi ise Sultandağları ve akşehir ve eber göllerin Özel iklim koşulları oluşturmasıdır.

Meyvesi taze olarak yenir. Hoşaf, reçel ve konservesi yapılır. Kiraz kabuğu kabız ve ateş düşürücü, çiçekleri göğüs yumuşatıcı, yaprakları ise müshil olarak kullanılmaktadır. Ayrıca Giresun ilinde ‘kiraz kavurma’ adıyla yemeği yapılmaktadır.

Kanı sulandırıp, temizleyen kiraz, karaciğer ve safrayı temizliyor, böbreklerde biriken zararlı maddelerin atılmasına yardımcı oluyor, kabızlığı gideriyor, hazmı kolaylaştırıyor…

Kiraz çeşitleri;

Alyanak,
Bing,
Early Burlat,
Karagevrek, Karabodur, Kuş kirazı,
Lambert,
Majeste, Merton Late,
Napolyon, Noble,
Starksgold Beyaz Kiraz, Stella,
Türk kirazı Ziraat 0900,
Vista,

Filmlerde kendine tutulan erkekleri mahveden, güzel ve acımasız kadın tipi …

Vamp, (Fr. vamp).

Erkekleri peşinde koşturan, tavır ve kıyafetiyle bakışları üzerinde toplayan kadın.

Erkeklerin cinsel yönden çekici buldukları kadın tipidir. Yüz hatları keskin çizgilere sahip olması, iri ve çekik gözler ve dolgun dudaklar vamp bir görüntü için gerekli özelliklerdir.

Erkek peşinde koşan kadın, serüvene düşkün kadın.

Türk sinemasının ünlü vamp kadınları;

Lale Belkis, (1938 İstanbul)

Tiyatro, sinema oyuncusu, pop müzik şarkıcısı, manken. Gerçek adı Belkıs Durmaz’dır.

Leyla Sayar, (1939 İstanbul)

Bir süre Ankara Devlet Tiyatrosu ve Amerikan Kız Koleji’nde okudu.

“Plaj Güzeli” seçilince okul yaşamı sona erdi.

Suzan Avcı (1935 Bursa).

Türk sinemasının ‘femme fetale ‘ı…(baştan çıkaran,kötü yola iten, ölümcül kadın) Annesi Kırım Tatarı, babası ise Kazan Tatarı olan göçmen bir ailenin kızıdır.

Sevda NUR (1944, İstanbul)

1960’lı yıllarda dansözlük yaparken siyah saçları ve çok güzel gözleriyle dikkat çekerek keşfedildi. Yan rollerde gözüken Nur, o dönemin aranan ‘vamp kadın’ oyuncularındandı.

Serpil Örümcer, (1952). 1968-1978 yılları arasında sinemanın vamp kadını “Bayan Bacak” lakaplı sanatçı.

Gülbin Eray, (1936 İstanbul).

Gerçek adı Güngör Eraybar’dır. Kadıköy Kız Sanat Enstitüsü’nü bitirdi.

Aysel Tanju, (1939 – 2003). İzmit’te doğdu. Sinemanın dansöz oyuncularındandı.

1960′ ların dansöz oyuncuları;

Leyla Sayar, Nilüfer Aydan, Özcan Tekgül, İnci Birol, Birsen Ayda, Sedef Türkay, Zennube, Muzaffer Nebioğlu

Birkaçı dışındaki tüm filmlerinde dişiliğini, fettanlığını kullanıp ‘esas oğlan’ı sevdiği kızdan ayıran ‘vamp kadın’ı oynamıştır.

Sembolizm akımına öncülük eden şairlere verilen …

Dekadan, (Fr. décadent),

XIX yüzyıl sonlarında Fransa’da doğalcılığa karşı çıkan ve simgecilik akımına öncülük etmiş olan sanatçılara verilen ad.

Düşkünleşmiş anlamına gelen Fransızca bir kelime.

On günlük eşek yavrusuna da dekadan denir.

19. yüzyıl sonlarında Fransa ‘da natüralistlere karşı ortaya çıkan sembolizm akımına öncülük eden sanatçılara, edebiyatı soysuzlaştırdıkları ima edilerek verilen isim. Akım o zamana kadar gelen edebiyat geleneklerini yıkma yoluna giderek, toplumsal ve sanatsal düzenin dışına çıkmayı planlamıştır. İmgeye karşı aşırı neredeyse hastalık derecesindeki duyarlılığa sahip dekadanlar, daha önce görülmemiş imgeler yaratarak bu imgeleri karşılayacak sözcükler oluşturmuşlardır.

Dekadanlar daha öncelerde olduğu gibi başkalarına tepki olarak çıkmıştır. Toplumda çok çabuk yayılmıştır en önemlisi bambaşka ilkeler ortaya atmışlardır ve bu öncülüğü yazarlar devam ettirmişlerdir.

Dekanlık meselesi, edebiyat tarihimizin Servet-i Fünun Dönemi olarak adlandırılan, zaman olarak çok kısa, fakat edebi verim bakımından zengin bir devresinde yaşanmış bir tartışmadır. Türk edebiyatını biraz ‘ölçüsüz’ sayılabilecek bir şekilde Batılaştırmak isteyen bir grup genç şair ve yazarın, yine Batılaşma yönündeki Tanzimat yazarlarının bir temsilci olan Ahmet Mithat Efendi tarafından eleştirilmesi ile başlayan ve devrin diğer birçok şair ve yazarının da katılmasıyla genişleyen bu tartışma yaklaşık dört yıl boyunca devam etmiştir. Türk edebiyatında dekadan ifadesi Ahmet Mithat Efendi tarafından Servet-i Fünun sanatçıları için kullanılmıştır.

Kaynakça; TDK ve http://www.turkceciler.com

Dilimize de çevrilen "Ağaca Tüneyen Baron", "Sandık Müşahidi", "Varolmayan Şövalye" gibi romanlarıyla tanınmış yazar …

Italo Calvino, (1923-1985).

15 Ekim 1923’te Küba’nın Santiago de las Vegas kentinde doğdu. 19 Eylül 1985’te, geçirdiği beyin kanaması sonucu İtalya’da Siena’da yaşamını yitirdi. Genç yaşta Küba’dan İtalya’ya göç etti. Kurmaca yazarlığının yanı sıra, İtalya Komünist Parti üyeliği, Einaudi Yayınevi’ndeki göreviyle tanındı. Gazetelerle çeşitli dergilerde yazılar yazdı.

II. Dünya Savaşı sonrası İtalyan kültürünün en önemli adlarından biri oldu. Birçok edebiyat ödülü kazandı. 1960 yılında yayınlanan I Nostri Antenati (Atalarımız) adlı kitabında yer alan fantastik öyküleriyle uluslararası bir üne ulaştı.

1950’lerde fantezi ve alegoriye yöneldi. Yazdığı üç anlatı ününü pekiştirdi: İkiye Bölünen Vikont, Ağaca Tüneyen Baron ve Varolmayan Şövalye. Bilinç akışı yöntemiyle yazdığı ve evrenle insanların yaratılışını konu alan Kozmokomik Öyküler’den Marco Polo-Kubilay Han ilişkisi çerçevesinde arzu, bellek, yaşam, ölüm gibi temaları büyük bir incelik ve şiirsellikle işlediği “Görünmez Kentler”e; yazma ve okuma etkinliğini, okurun anlatı sanatıyla karmaşık ilişkisini ele aldığı “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu”dan, İtalyan masallarını derlediği ve kendisi açısından bir tür anlatıda ekonomiklik alıştırması olan “Fiabe Italiane”ye (İtalyan Masalları) birçok yapıtı içeren yazarlık yaşamının son ürünü “Amerika Dersleri.”

Türkçeye çevrilen eserleri;

Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu (1990)

Palomar (1991)

İkiye Bölünen Vikont (1991)

Amerika Dersleri (1994)

Ağaca Tüneyen Baron (1995)

Jaguar Güneş Altında (1997)

Varolmayan Şövalye (1997)

Kesişen Yazgılar Şatosu (1997)

Gözlemci (1998),

Sandık Müşahidi,

Savaşa Giriş (1998)

Kozmomik Öyküler (1999)

Zor Sevdalar (1999)

Karga Sona Kaldı (2000)

Sıfır Zaman (2001)

Görünmez Kentler (2002)

Marcovaldo ya da Kentte Mevsimler (2004).

Diğer eserleri;

Örümceklerin Yuvalandığı Patika,

Emlak Vurgunu,

Kirli Hava Bulutu,

Arjantin Karıncası,

Kesişen Yazgılar Şatosu,

Paris’te Münzevi,

1 316 317 318 319 320 333