"Grida" da denilen eti lezzetli bir balık …

Lahoz, Lahos, Lagos (Percıfonnes Serranidae, Epinephelus aeneus).

Grida,

Hani balığı,

Serranidae familyasından olan lahoz balığının bilimsel adı Epinephelus aeneus’tur. Halk dilinde kaya hanisi, grida diye de adlandırılır.

Lahoz balığının sırtı ve yanları koyu gri veya koyu kahverengi olup karnı daha açık gri ve kahverengidir. Baş ve operculum üzerinde zehirsiz dikenleri vardır. Galsamaları jilet gibi keskin olduğu için göz çukurlarından tutulur. El galsamaya sokulduğu takdirde kesilir.

Atlas Okyanusunun doğusunda, Akdeniz’de ve Ege denizinde bulunan bir balık türü. En büyükleri 120 cm uzunluğa ve 25 kilo ağırlığa ulaşabilir. Sırt yüzgecinde toplam 11 sert diken, 14-16 adet de yumuşak diken, Anal yüzgecinde 3 sert, 7-9 yumuşak diken bulunur.

Orfoz balığı Lahoz balığının yakın bir akrabasıdır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Amatör Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen tebliği gereğince zıpkınla avcılığı yasaktır. Lahoz, Ege, Çanakkale Boğazı ve Marmara’da görünmesine rağmen tipik bir Akdeniz balığıdır. Ağırlıkları 3 – 5 kiloyu bulan lahozlar 50 – 100 metre derinlikte dibi taşlık, mağaralık, ılık sularda yaşarlar.

Lahoz ayında orfozda olduğu gibi zokalı takım, çift göz iskandilli takım, dip sürütmesi ve köstekli takım kullanılır. Derin sularda avlanıldığı zaman iskandil ağırlıkları 1-2 kiloyu bulur. Köstekli takımlarda olta 100 no., köstekler yine 0.90 no. ‘dur. Köstek uzunlukları 3 karış olup ucuna 0/6 no. iğne bağlanır. Yemler başta karides olmak üzere sübye, ahtapot ve akyemlerdir. Daha sığ sularda, gündüz dip sürütmesinde canlı yem, yapay balık veya kaşık kullanılır.

Lahoz balığı sinarit, orfoz veya trança kadar sert olmamakla beraber oltaya atladığı zaman mücadele eden bir balıktır. Ancak yukarıda saydığımız balıklara oranla çabuk yorulur. Kakıçla veya göz çukurlarına parmak sokmak suretiyle sandala alınır. Avı zevkli olup marine edildikten sonra ızgara şişi çok lezzetlidir.

"Sultan Güvercini" de denilen bir cins güvercin…

Hünkari,

Tüm batılı kaynaklarda anavatanının İzmir ve Manisa çevresi olduğu tanımlanmaktadır.
Bu inanılmaz güzellikteki ırk Osmanlı İmparatorluğu döneminde Manisa daki Şehzade saraylarında geliştirilmiştir. “Hünkari” adı da aslında buradan gelmektedir. O dönemde sadece sarayda yaşayanlar tarafından yetiştirilmesine izin verilen bu kuşların bazıları halk tarafından yakalanarak gizlice mağaralarda yetiştirilmeye çalışılmıştır.
Temel olarak iki sınıfa ayrılırlar:
Blondinette (Gövde işlemeli) ve Satinette (Kanat ve kuyruk işlemeli)

Manisa ve İzmir de hala büyük bir ilgiyle karşılanan bu ırk ne yazıkkı Türkiye’de tükenmiştir. Ancak son zamanlarda bazı yetiştiriciler yurtdışından getirdikleri saf kan damızlıklarla bu geleneği yaşatmaya çalışmaktadırlar.

Hünkar güvercini anlamına gelen Hünkari adıyla anılan güvercinler özel öneme sahiptir. Bugün Oriental Frill adı ile anılan Hünkariler Blondinette ve Satinette tipleri ile ifade edilerek 12 renk çeşidi ile Amerika ve Avrupa’da özel dernekleri olan ve ülkelerarası yarışmalar ile estetik değeri en yüksek ırk olarak itibar görmektedir.

Hünkari ırkı ülkemizde farklı bakım ve yetiştirme olanakları istemesi, yeterince damızlık ve bilgi sahibi olunamaması nedeni ile sınırlı sayıdadır.

Ancak kesin olan şudur ki “Hünkari”nin nitelikleri ile tanışan her güvercinsever mutlak birkaç çift Hünkari besleme arzusu duymaktadır.

Silah, zırh gibi savaş aracı …

Pusat,

Cebe (Moğolca),

Pusat,

Asker ,

Zırh(Far. zirih).

Araç.

Silah, zırh vb. savaş aracı.

Giysi veya giysilik kumaş.

Silâh, zırh gibi harp için giyinilip kuşanılan şeyler.

Âlet ve edevat.

Osmanlıda silah ihtiyacını karşılayan aracın adı. Cebeci ocağı, yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla ilga edilmiş, kaldırılmıştır

Savaşlarda ok, kılıç, süngü vb. silahlardan korunmak için giyilen, çelik, demir ve tel levhalardan yapılmış giysi.

Bedeni düşman silahlarının etkisinden korumak için savaşta giyilen çok parçalı zırh, kalın meşinden giysi.

Ankara yemekleri …

Ankara Kalesi kentin sembolüdür. Ankara’nın bekçiliğini yapan kalenin tarihi, kentin tarihi kadar eskidir. Kalenin bulunduğu tepe yanındaki Hatip Çayı – Bent deresinden 110 m. yüksektedir. Bugün kale içindeki değişik dönemlerden kalmış birçok eski Ankara Evi bulunmaktadır.

Ankara mutfağına eskiden Aşhane-Ayşene denir. Bu mutfaklarda yemekler tandır ve ocaklarda pişirilir ve yere serilen sofralarda yenir. Kiler, ocak ve tandır bu amaçla kullanılır. Bu yöreye ait yemekler aşağıda sıralanmıştır.

Çorbalar;

Aş Çorbası (Ayaş), Miyane Çorbası , Dutmaç , Tarhana Çorbası (Ankara), Keşkek Çorbası, Toyga-Toyka Çorbası, Sütlü çorba.

Toyga çorbası tarifi;

Malzemeler:

1/3 su bardağı nohut

1/2 bardak dövme

5 bardak su

3 çorba kaşığı un

1,5 bardak yoğurt

4 çorba kaşığı tereyağı

1 çorba kaşığı nane, tuz,

Hazırlanışı:

Nohut ve dövme 2 bardak su ile bir gün önceden ıslatılır. Kalan su ilave edilip basınçlı tencerede yumuşayıncaya kadar yaklaşık 1 saat pişirilir.

Un başka bir kapta yoğurtla ezilip içine pişme suyundan birkaç kaşık konularak ılıtılır. Yoğurtlu karışım tencereye azar azar eklenirken, çorba sürekli karıştırılır. Tuz ilavesi ile 10 dakika pişirilir. Yağ tavada eritilip nane eklenir, birkaç kez çevrilip ocaktan alınır ve çorbanın üzerine gezdirilir.

Et Yemekleri;
Ankara tavası, Alabörtme (Sorgun-Güdül), Calla (Ortabereket-Ayaş), Çoban Kavurması , İlişkik (Demirtaş), İrişkik (Sirkeli-Çubuk-Ayaş), İrişilik (Ayaş), Kapama, Orman Kebabı, Patlıcanlı Et, Sızgıç, Siyel-Siğer(Göveç9, Siyer, Micirim köftesi, Tiritli köfte, Domates salatası-Çırga.

Ankara Tava ,

Malzemeler:

5 kg koyun eti (kol tarafından)

4 diş sarımsak

9 su bardağı su

10 adet tane karabiber

1 orta boy soğan

4 çorba kaşığı tereyağı

4,5 su bardağı pirinç

1 çorba kaşığı zeytinyağı

tuz, karabiber.

Hazırlanışı:

Pirinci ayıkladıktan sonra beyaz suyu gidene kadar iyice yıkanır. Tuzlu sıcak suda yarim saat bekletilip, süzülür. Et 8 eşit parçaya bölünür. Bir tencereye koyulup, soyulup ikiye bölünen soğanlar, soyulmuş bütün sarımsaklar, tane karabiberler ve 9 su bardağı su ilave edilip kaynatılır. Kaynamaya başladığında üzerinde oluşan köpükler bir kaşıkla alınır, ağzı kapatılarak kısık ateşte et yumuşayana kadar haşlanır. Etin suyu süzülüp, ayrı bir kaba alınır. Derin bir fırın kabına ıslatılmış pirinç yayılır. Bir tencerede tereyağı ve zeytinyağı kızdırılır. 6 su bardağı et suyu, karabiber ve tuz eklenip kaynatılır. Sıcak et suyu pirincin üzerine dökülür. Haşlanmış etler pirincin üzerine yerleştirilir. 160 derece işitilmiş fırında pilav suyunu çekip, etler kızarana kadar yaklaşık 45-50 dakika pişirilir. Servis yapılmadan önce, etler üzerinden alınıp, pilav karıştırılır. Pilav servis tabağına koyulup, etler üzerine dizildikten sonra servis yapılır.

Pilavlar;
Bici (Güdül), Bulgur pilavı, Oğmaç aşı (Beypazarı), Pıt pıt pilavı.

Köfteler;
Kadınbudu köfte, Mücirim köftesi, Yumurtalı köfte, Tohma , Tiritli köfte.

Dolmalar;
Efelek Dolması, Mantı, Şirden dolması-Bumbar, Yalancı dolma , Yaprak dolması (Beypazarı)

Börekler-Çörekler;
Altüst böreği, Ay böreği, Bohça böreği, Entekke böreği, Gömme (Beypazarı), Poğaça (Nallıhan), Hamman-Homman (Akdoğan-Kızılcahamam), Kaha-Kana (Kalecik), Kolböreği, Papaç (Keskin), Pazar böreği, Tandır Böreği, Yalkı (Kozalan-Beypazarı).

Ebesüt (Beypazarı)-Un,Süt ve cevizle yapılan pohaça.

Yemekler;
Cancıran (Büyükafşar-Ankara), Bici aşı ( Beypazarı), Bahçe kebabı, Cılbır (Gürdül), Çırpma, Göçel-Göçe (Beypazarı), Göter (Ankara), Kalle (Gürcü köyü-Kızılcahamam), Kapuska (Kalecik), Keşkek, Domates salçası (Kalecik), Keşkek yemeği (Nallıhan), Köremez ( Karahoca, K.Haymana/Üçem K.Bala), Mıhlama (Kızılcahamam), Omaç (Kılıçlar K.Ankara), Papara (Ankara), Saz (Başköy-Ankara), Tamtak İridi (Ankara), Topaç (Bala).

Hamur İşi Yemekler;
Bazlama, Cızlama, Gözleme, Nevzime , Öllüğün Körü , Su böreği.

Tatlılar-Kompostolar-Hoşaflar;
Ayva Boranası, Bırtlak (Güdül), Datlaş (Ayaş), Ekir (Şereflikoçhisar), Fıslak, Höşmerim, Kabak Tatlısı (Arkatça K. Nallıhan), Karga beyni, Kar helvası, Kaygana, Köyler (Şabanözü-Polatlı), Omaç Helva (Bahşılı Keskin), Perçem (Beypazarı), Saraylı, Tiltil Helvası, Tuhafiye, Zerdali boranası, Zerdali Hoşafı.

Ekmekler;
Bazlamacın (Beypazarı), Bezetleme (Kızılcahamam), Bezdirme (Ankara), Çerpit (Bala), Gizleme(Kızılcahamam), Ebem Ekmeği (Ankara), Göbü (Kalecik-Çiflik Köyü), Kabalı (Bala), Kartalaç (Haymana-Beypazarı), Kömbe (Ankara), Kete (Ankara), Saçkıran (Karahoca K.-Haymana), Şerit (Beypazarı), Şaplak (Haymana), Şebit (Güdül), Şipleme (Polatlı), Yarımca (Beypazarı).

Konya' nın Cihanbeyli ilçesinin eski adı …

İnevi,

Esbikeşan,

Cihanbeyli,

Cihanbeyli, Türkiye’nin Konya ilinde ilçe. Cihanbeyli’nin ilk adı Esbikeşandır. Daha sonraları “İnevi” adını almış ve uzun yıllar İnevi adını taşımıştır. Esbikeşan İlçesi ilçelikten bucaklığa, bucaklıktan ilçeliğe çok kez yer değiştirmiştir. 1866 yılında Kulu Köyü Esb Keşan adı ile ilçe olmuş Cihanbeyli ve Şerefli koçhisar Kulu Köyüne bağlanmıştır. Ancak Cihanbeyli ve Koçhisar’ın Aşair beyleri Kulu’ya bağlanmak istememişler ve Ankara’ya baskı yapmışlardır. Bunun üzerine Kulu’nun ilçe teşkilatı lağv edilmiş ve cihanbeyli, Koçhisar Kulu’dan ayrılmıştır. Kulu’da Konya’nın Sille Bucağına bağlanmıştır.

İç Anadolu Bölgesi’nde Konya İline bağlı bir ilçe olan Cihanbeyli, kuzeyinde Ankara ve Kulu, güneyinde Konya Merkez ilçesi, doğusunda Tuzla Gölü ile Niğde, batısında da Yunak ve Sarayönü ilçeleri ile çevrilidir. Cihanbeyli, Konya ilinin 100 km. kuzeyinde, Tuz Gölü’nün batısında yer almaktadır. Ayrıca Türkiye’nin yüzölçümü bakmından en büyük ilçesidir.

İlçe toprakları Cihanbeyli Platosu üzerinde yer alır. Bu plato, kuzeyde Haymana ile güneyde de Obruk platoları arasında, bir çöküntü alanıdır. Denizden 1.000 m. yükseklikte olan platonun üzerinde yer yer tepecikler bulunmaktadır. Bunların başlıcaları Nuras Dağı tepesi (1.566 m.), Kırklar Tepesi (1.736 m.), Kandil Tepe (1.363 m.), Kırkarşın Tepe (1.321 m.), Bağtepe (1.043 m.) ve Çayırtepe’dir (1.357 m.). Bu plato doğuda Tuz Gölü’ne doğru alçalmaktadır. Neojen döneminde oluşmuş tortullar üzerindedir. Yer yer çakıllı, kumlu, killi tortullar ve tuzlu yapıların olmasına rağmen kalkerli bir oluşumdur. Plato üzerinde yaz aylarında kuruyan küçük akarsular bulunmaktadır. Cihanbeyli’deki bir başka düzlük alan da kuzey-güney doğrultusundaki Altıntekin Ovası’dır.

Cihanbeyli Ovası’nın bir bölümünü sulayan İnsuyu Deresi ilçenin başlıca akarsuyudur. Büyük bir bölümü ilçe toprakları içerisinde kalan Tuz Gölü’nün yanı sıra Tersakan, Bolluk, Musalar, Süt, Acı, Adil ve Köpek gölleri de ilçe sınırları içerisindedir.

Cihanbeyli’ de tarihi eser olarak; Çorca Höyüğü, Akçaşar Köyü yakınlarındaki Bizans kalıntıları günümüze kadar gelen tarihi eserlerdir.

Uçan kuşların en irisi olan bir tür akbaba …

Kondor,

Tepeli akbabaya “kondor” da denir. Andrean kondoru (Vultur gryphus) ve Kaliforniya kondoru (Gymnogyps californianus) 7.500 metreden daha yükseklere çıkabilirler. Kanat açıklıkları 3 metre kadar olup vücut ağırlıkları 10 kg kadardır. İyi bir hedef olduğu için avcılar tarafından kolaylıkla avlanır. Bu bakımdan nesli hayli azaltılmıştır. Yediği leşlerden saatlerce ayrılmaz.

O kadar çok yer ki, havalanması için koşması gerekir. Leş hayvanı olmalarına rağmen bazan kuzu ve süt danalarına da saldırdıkları olur.

Akbabalar,

Gündüz yırtıcıları (Falconiformes) takımının Yeni Dünya akbabaları (Cathartidae) familyasını ve Atmacagiller (Accipitridae) familyasına ait Eski Dünya akbabaları (Aegypiinae) alt familyasını oluşturan ve iri, leş yiyen kuşların ortak adıdır. Akbaba terimi belirli bir taksonomik grubu karşılamaz.

Akbabaların başları kel kursakları büyüktür. Yürümeye ve leşleri tutup kaldırmaya uyum sağlamış olan ayakları iri ama güçsüz, tırnaklarıysa yassıdır. Gagaları genellikle eti ve deriyi koparabilecek kadar güçlü ve kalındır. Görme duyusu bütün türlerde, duyma duyusu ise hindi akbabasında gelişmiştir. Tekeşli bir üreme özelliği gösterirler. Özellikleri, 60-116 cm uzunlukta. İki kanat ucu arası 2,5 m, ağırlığı 7 kg’dır. Ömrü: 100-118 sene. Esaret hayatında 30 yıl kadar yaşar. Akbabaların hepsi leş yiyici ve yağmacıdır. En yükseklerde uçan kara kuşlarıdır. 7000 metreden daha yükseklere çıkanları vardır. En önemli özellikleri yuva yapmamalarıdır. Yumurtalarını dağ ve kuru ağaç zirvelerindeki kovuklara bırakırlar. 1-2 yumurta yumurtlarlar. Akbabalar Avustralya ve Okyanus Adaları dışında bütün ılıman ve tropik bölgelere dağılmıştır.

Çoğunun besin seçme alışkanlığı olmadığından genellikle leş, çöp, ve ara sırada canlı hayvan gibi ne bulurlarsa yerler. Yalnızca bazı türleri kaplumbağa kuzu gibi savunmasız hayvanlara saldırır.

Akbabalar uzun ve geniş kanatları üstünde zarif bir biçimde dönerek saatlerce havada kalabilirler. İçlerinde biri ölü ya da can çekişen bir hayvan bulduğunda öbürleri de kilometrelerce uzaktan uçarak gelir. Besini paylaşırken gövdesi daha büyük ve gagası daha güçlü olana öncelik tanıyan topluluk düzenine sıkı sıkıya bağlı kalırlar. Akbabalar genellikle kümeler halinde tünedikleri ve yuva yaptıkları sarp kayaların ve yüksek ağaçların tepesinde ya da yerde yaşayabilirler. Dişisi bir ya da iki yumurta yumurtlar ve 7-8 hafta boyunca kuluçkaya yatar. Eskidünya akbabalarının avlarını kolayca yakalamaya elverişli kartalınkine benzer kıvrık pençeleri vardır.

Akbaba çeşitleri;

Mısır Akbabası,
Hindi akbaba, Kara Akbaba, Kızıl akbaba, Rahip akbaba, Tepeli akbaba(Kondor), Leş Akbabası, Kral akbaba, Amerika Kara akbabası.

Kaynakça:

http://tr.wikipedia.org/

http://www.turkcebilgi.com/

1 529 530 531 532 533 547