Eski okuma kitabı, alfabe …

Supara,

Eski okuma kitabı, alfabe.

Okul kitaplarına Osmanlı döneminde verilen genel isimdir. 

Ders Kitabı.

Alfabe,

Okuma kitabı.

Alboni, Lazca Alfabe.

Elifba ( الفبا ) Arap alfabesi.

Arapça cüz, parça. 

Eskiden medreselerdeki alfabe kitabına Cüz (جزء ) denir.

Farsça, (Si-pâre) Sipare, Kur’an-ı Kerimin (otuz cüz) her bir cüz’üne, küçük kitap, mecmua anlamında kullanılmıştır. Benzer şekilde Sanskritçede sutra kelimesi kutsal metin ya da kitap anlamındadır.

Avustralya’da yaşayan gürültücü bir kuş …

Kookaburra,

Yalıçapkını,

Laughing Kookaburra, 

(Dacelo novaeguineae ).

Yalıçapkınıgiller familyasındandır. Tazmanya ve Avustralya’da yaşayan insan gülmesi gibi sesi ile tanınan bir kuş. Sesi kahkaha gibi gelir. Bu gülme şeklindeki kookaburra olarak bilinir.  

Kookaburra denilen bu kuşlar büyük Brown Kingfisher, mesajcı olarak da isimlendirilir. 

Kookaburra 45 cm uzunluğuna (28-46cm) kadar büyürler. Kafası kare şeklinde, yaklaşık 10 cm. ye kadar uzayabilen hançer gibi gagası olan bu kuşların gövdeleri  kahverenkli tüylerle kaplı olup alt kısımları beyaz renkli tüylerle kaplıdır. Kuyruk teleklerinde koyu renkli bantlar vardır. Bu kuşlar etoburdurlar. Böcek, küçük kuş, yılan, kertenkele, solucan, salyangoz, sıçan, kurbağa, fare ile beslenirler. Avını ağaca veya yere vurarak öldürürler. Yuvaları karmaşıktır. Yerden yaklaşık on metre yüksekteki içi boş ağaçlara yuvalarını yaparlar. Yavru üç, dört yetişkin tarafından yetiştirilir. Erkek kuşlar çiftleşmek için birbirleriyle bir nevi yarışırlar veya savaşırlar. Gagalarını birbirlerine kitleyerek bükmeye çalışırlar. Hakimiyetlerini bu şekilde kanıtlarlar. Bu mücadeleden galip gelen çiftleşir.

 

Nemli ortamlardan kurak savanlara değişen habitatlarda yaşayabilirler. Bu kuşların en önemli özellikleri sesleri insan kahkahasını andıran şekilde yankılanır. Yiyecek için akan su kıyılarında avlanırlar. Balıkçıl bir kuş olup neredeyse her şeyi yerler.  Bu kuşlar dünyanın en uzak noktalarına uçan bir kuş cinsi olduğundan adına mesajcı da denir. Yani bir mesaj taşıyan olarak bilinir. Ama en bilinen özelliği sesidir. Sesi çok gürültücüdür. Adı da buradan gelir. 

Çok inatçı olan bu kuşun sesi kahkahayı andırır. Ya da eşek anırmasına benzer. Genelde şehirlerden uzakta kırsal bölgelerde rastlanır. 

Kurbağaların bilimsel adı …

Anura,

Kurbağa, (İng. frog, Fr. grenouille).

Kurbağaların bilimsel adı.

Kuyruksuz iki yaşamlılar, (Amphibia). 

Latince Anura, Yunanca oura kuyruk demektir. An kelimesi ise sız anlamı ifade ettiğinden Kuyruksuz analamında Anura kelimesi kullanılır. Halk dilinde kurbağalar olarak bilinen kuyruksuz iki yaşamlılar takımına Anura denir. Yine halk arasında semender olarak bilinen kuyruklu iki yaşamlılar takımına ise Caudata denir.

 

Kurbağalar, iki yaşamlılar sınıfındandır. Kuyrukları kaybolmuştur. Bacakları iyi gelişmiş ve arka ayakları sıçramaya uygun olarak gelişmiştir. Karada, suda ve ağaçlarda yaşarlar. Genelde Kurbağalar otçuldur. Erkeklerde dış ses keseleri, ön üyelerin iç parmakları üzerinde dişiyi kavramaya yarayan kabartı şeklindedir. Gözlerin arkasında orta kulak zarı vardır. Kurbağaların derisinde Mukus ve Seroz adlı iki farklı bez vardır. Derinin ıslak ve nemli kalması, vücut ısısının ayarlanması ve solunum bu mukus bezlerinin salgıları ile olur. Diğer seroz bezleri ise zehirlidir. Seroz bezleri derinin üzerinde kümeler halinde dağınık olarak bulunur. 

 

Zıplayarak, tırmanarak yarı sucul ortamda yaşarlar. Su birikintileri, gölcük veya göllere yumurtlarlar. Kurbağaların yavrularına iribaş(tetari) denir. Larvalarında ön ve arka bacaklar yoktur. Su içinde solungaçlar ile yaşarlar. Çiftleşme döneminde vıraklayarak dikkat çekerler. Gelişim; Yumurta → Larva → İribaş → Yavru Kurbağa → Ergin Kurbağa şeklinde bir döngüde cereyan eder. Kurbağa yukarıdaki gibi başkalaşım evrelerine göre gelişir.

 

Esas sorun Kurbağalar insanda siğil yapar mı? Birçok kişi ellerinde siğil çıkacağı kuşkusuyla kurbağaya dokunmaktan çekinir ve korkar. Bu inanış yanlıştır. Ama muhtemelen kurbağaların derisindeki kabarcıklardan insana geçeği şeklinde bir kanı hasıl olmuştur. Ancak doğru değildir. Siğil Bir çeşit virüs enfeksiyonudur. El, yüz gibi vücudun açık bölümlerinde ve ayak tabanında siğiller görülür. Burada nasır ile siğili karıştırmamak gerekir. Aynı şey değildir. Ona göre tedavi uygulanmalıdır. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Derleme: http:www.renkliweb.com

Eski dilde kurşun ve gülle atma sanatı …

Endaht,(Arapça).  

Kurşun ve gülle atma sanatı.

Arapça atmak,  

İlka etmek.   

Arapça ilka etmek, bırakmak, atmak anlamındadır.

Gülle atma, pirinç yada demirden yapılmış yuvarlak daha doğrusu küresel bir ağırlığın omuzdan fırlatılmasına istinaden yapılan spora gülle atma denir. Bu metalden yapılmış güllenin içi genelde kurşun ile doldurularak ağırlıklar ayarlanır. 1866’da kurulan amatör dernek ilk atletizm yarışmaları düzenledi. Böylece gülle de atletizmde yerini bilimsel ve teknik olarak almaya başladı. 

 

Gülle, 1896’dan itibaren modern olimpiyatlarda yer aldı. Erkek ve bayanlar olarak 1986 yılında Olimpiyatlara girmiştir. Erkekler için en az 7.257 kg ağırlığında gülle,  bayanlar için en az 4 kg ağırlığında bir gülle atılması standartlara geçmiştir. Bu atletizm sporu omuz hizasından güllenin atılmasına dayanır.    

Eskiden taş atma, taş fırlatma sporu olarak yapılmaktaydı. Daha çok İngiliz ordusunda yapılan bir spor olmuştur. Ama daha eskilere gidildiğinde Yunanlılarda antik çağlarda rastlanmıştır. O zamanlar taş atma şeklinde gerçekleşmiştir. Asterisk bile bu sporu yapmıştır. Tarihte bir çok gülle şeklinde bronzdan yapılmış benzer nesneler bulunmuştur. Ancak bu sporda eskiden tek elle tutabilmek için özel yerler yapıldığı rivayet edilir. Belirlenen bir yere ayağını koyup gülle gibi taşı fırlatarak bu sporu yaparlarmış. Olimpiyatlara benzer şekilde hakem heyeti huzurunda yapılan bu yarışmalarla gülle atma sporu gelişmiştir.

1 209 210 211 212 213