Belli bir biçim gözetmeksizin isteğe göre başlık üzerine gelişigüzel dolanan sarık…

Dardağan,
Dolama,
Örfi,
Şekeraviz,
Kafesi,
Mikver,
Burma,
Silme,
Civankaşı,
İmama,
Destar,
Hımar,
Katibi,
Arapça’da imame, Türkçe’de amame, Farsça’da destar denir.
Dolanma, sarılma özelliğinden dolayı sarığa mikver de denilmiş.
Sarık sarılış biçimine göre burma, silme, dardağan, dolama, örfi, şekeraviz, kafesi gibi adlar alır. Dolağı az olan imameye isabe, etrafı kıymetli taşlarla süslü isabe gibi şeylere iklil denilir.
Kavuk, külah, takke ve fes gibi bir başlıkla üzerine sarılmış ince uzun tülbent, ağbani veya şaldan meydana gelir. Başı aşırı sıcaklıktan koruma ve vücut ısısını muhafaza etme özelliği sebebiyle gündüzleri sıcak, geceleri soğuk olan karasal iklimin hüküm sürdüğü çöl ülkeleriyle Hindistan’da yaygındır.

Özellikle Endülüs’te sarıklı memur ve fakihler için kullanılan mükevvir kelimesi müteammim ile aynı anlamdadır. Suriye, Mısır, Arap yarımadası ve İran’da şaş kelimesi de sarık manasında kullanılmıştır. Batı dünyasında sarığa verilen türban adının Farsça tülbend (durband), sözcüğünden gelmektedir.

Çalma,
Amame,
Destar (Farsça, دستار ),
Mişvaz,
Pansuman,
Salde, Sargı, Sarık, Suvluk,
Şaş.

Eskiden kullanılan bir kavuk…

Ersusa,
Kavuk,
Kümme,
Eskiden kullanılan bir kavuk.
Osmanlı İmparatorluğu zamanında kullanılan kavuk, büyük sarık.

Kavuk, bir çeşit başlık.

Eskiden kullanılan serpuşlardan birinin adı. Kavuklar ekseriya keçeden yapılır, yukarı doğru daralan dikey şeritlerinin içine pamuk doldurulurdu. Eni fazla, uzunluğu az olan sarık ile etrafına birkaç parmak genişliğinde sargı yapılırdı. Şekli, rengi ve ismi sınıflara göre değişirdi.

Fatih Sultan Mehmed Han taç yerine Horasani denilen ve üzerine burma tülbent sarılan kavuk kullanmaya başladı. Sultan Bayezid Hanın kullandığı ise mücevveze adı verilen kavuktu. Vezirlerin giydikleri kavuklara kallavi, şeyhülislamların, kazaskerlerin, ulemalardan yüksek rütbe almış olanların giytiği kavuğa örf, katipler sınıfında bulunan devlet memurlarının giydiği kavuğa (sakır şeklinde) katibi, ilmiye sınıfında olanlanların giydikleri kavuğa molla kavuğu, şeyhlerin giydiği her çeşit kavuğa ise taç adı verilirdi.

Kuzey Afrika sularında Arap olmayan korsanlara verilen ad. ..

Uluç,
Ilc,
Kafir, dinsiz.
Uluç ismi Kuzey Afrika’da Arap olmayan, kafir ve dinsiz anlamındaki “ılc” kelimesinden türetilmiştir.
Kuzey Afrika sularında Arap olmayan korsanlara verilen ad.

Uluç kelimesinin kullanılan diğer anlamları;
Türk Denizcisi Uluç (Kılıç) Ali Paşanın Adı.
Selçuklular Döneminde Türk Beylerine Verilen Unvan.
Yüce, saygın kimse.

Ünlü Osmanlı kaptan-ı deryası Kılıç Ali Paşa’ya verilen bir başka ad…

Uluç Reis,
Uluç Ali Paşa,
Kılıç Ali Paşa,
Occhiali (İtalyanlarca verilen ad.)
Uluj Ali,
Kaptan-ı derya.
Osmanlı denizcisi.
(D. 1500, La Castella İtalya – ö. 25 Haziran 1587, İstanbul)

1571 ile 1587 yılları arasında 16 yıl kaptan-ı derya olarak görev yapmış.

 

İtalyan asıllı olup, müslüman olmadan önceki adı Giovanni Dionigi Galeni’dir. İtalyan kaynaklarında Occhiali adıyla geçer. Daha sonra Müslüman olmuş, hızla yükselmiş ve Osmanlı donanmasının önemli komutanlarından biri olmuştur. Özellikle, İnebahtı Savaşı sırasında gösterdiği başarı ile bilinir. Karısının adı Selime Hatun’du ve hiç çocukları olmamıştı.

Kılıç Ali Paşa’nın ismi bugün büyük usta Mimar Sinan’a yaptırdığı Kılıç Ali Paşa Camii ve Külliyesi bugünİstanbul’ un Tophane semtindedir. Denizin doldurulmasıyla elde edilen bir arazinin üzerine cami inşa ettirdi. Caminin inşaatında Cezayir’de korsanlara esir düşen ünlü İspanyol yazar Cervantes’in de amele olarak çalıştığı rivayet ediliyor. Cami, medrese, hamam ve çeşmeden oluşan külliyede ayrıca Kılıç Ali Paşa’nın defnedildiği bir türbe de bulunuyor.

1 2 3 782