Muskovit, moskof camı, evren pulu …

Mika,
Muskovit,

Eng. İsinglass, Mica.
Alm. Glimmer,
Fr. Mica,
Rusça, слюда,
Evren pulu,
Muscovite,
Muskovit,
Moskof camı,
Rus camı,
Ak mika,

Bu mineralden yapılmış olan.
Püskürük ve başkalaşmış kayalar içinde bulunan, alüminyum silikat ile potasyumdan oluşmuş, yapraklar durumunda ayrılabilen, ateşe dayanıklı parlak bir mineral.
Doğada, ince, saydam katmanlar olarak bulunan silis minerallerinin genel adı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda alınan bir vergi çeşidi …

Osmanlılarda alınanlar vergiler …

Cizye,
(Arapça, جزیه )

Gayrimüslim vergisi.
Müslüman olmayan erkek vatandaşlardan alınan vergiye Cizye denir.
Cizye, askere gitmeyen azınlıklardan alınan vergidir.
Müslümanların fethettikleri yerlerde, müslüman olmayanlardan alınan ve devlet teminatı altında bulunmanın karşılığı olan vergi.
Vergi, Haraç;
Osmanlı Devleti’nde alınan Şeri ve Örfi Vergiler adında iki tip vergi vardı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda alınan vergiler;
Ağıl, Ağnam (sipahinin arazisine yaptığı ağıl için, ağnam ise koyun ve keçi üzerinden alınan vergilerdir.)
Arus, Aşar,
Avarız, İlk önce savaş daha sonra sel, yangın gibi devletin paraya ihtiyaç duyduğu durumlarda sıkça toplandı.
Bac, Bedl-i, Bennak,
Cizye
Cürm-ü cinayet
Çift resmi
Damga, Deştbani,
Gümrük resmi
Haraç
İhtisab
İspenç
İştira ,
İltizam,
İhtisab
Maktu
Mururiye resmi
Müskirat resmi
Nüzul
Otlak resmi


Öşür (Aşar) vergisi; Osmanlı döneminde köylülerden, ürettikleri tarım ürünleri için %10 oranında alınan vergi.
Rav akçesi
Resm-i bostan
Resm-i dönüm
Ağnam resmi
Resm-i hınzır
Resm-i mücerred
Resm-i sicill
Rusum-e-eflak
Selamet isni
Tapu resmi
Tekalif-i örfiye
Temettü Vergisi
Tuz resmi
Zakat

Osmanlılarda alınanlar vergiler …

Alev, kıvılcım …

Şihab,
(Arapça, شهاب )

İng. flame
Fr. feu
Alev,
Alaz,
Absimat.
Kıvılcım,
Şerare,
Şahap,
Şule,
Yalaz, Yalım,
Flama,
İjek,

Arapça şihab, akan yıldız, kayan yıldız, Parlak yıldız ve kıvılcım anlamındadır.
Cığa, Cılıngı, Civek,
Çingi, Çakım, Çakın.
Sinskal, Sagım,

Yıldızdan fırladığı zannedilen ve dünyanın atmosferinde bir an görünüp kaybolan gök taşı.
Yanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerdeki ışıklı uzantısı, yalım, yalaz, alaz, şule , kıvılcım.

Adını Bergama kentinden alan ve yazı yazmakta ya da cilt yapmakta kullanılan deri …

Parşömen,
Parchment,

Pergamena,
Tirşe,

Parşömen üzerine yazılan yazılar okunduğunda gözü yormaması gibi özelliğe sahiptir. Yırtılmaması, alev almaması, dayanıklılığı, hat ve tezhip sanatına uygunluğu ayrıca belli başlı özellikleridir.

Mısır Kralı, Anadolu’ya papirüs ihracatını yasaklamış. Dünyaca ünlü Bergama kütüphanesi, kağıtsız kalmış. Bergama Kralı II. Eumenes, papirüsün yerini tutabilecek yeni bir malzeme yapılmasını ve yapanı ödüllendireceğini söylemiş. Bergama Kütüphanesi Müdürü Krates, oğlak derilerini işleyerek, yazılabilecek duruma getirmiş. Elde ettiği malzemeyi krala sunmuş. Krates’in yardımcısı İrodikos’un derileri daha ince bölümlere ayırıp istenildiği gibi kullanılacak duruma getirmiş. Ortaya çıkan örneğe Bergama kağıdı “Charta Pergamena” adı verilmiş. İlk kez Bergama’da yapıldığı için pergamana adı verildi.

M.Ö. 197- 159 yılları arasına rastlayan ve en iyi kalitede parşömen üretim yöntemleri geliştirilmesine vesile olan bu olaydan sonra, Bergama merkez olmak üzere tüm Ege Denizi çevresindeki elyazması üretimi de katlanarak artmış. M.S. IV. yüzyıla kadar Avrupa, Asya ve Afrika’da papirüs ve parşömen birlikte kullanılmış.

Koyun, keçi, dana, domuz, antilop, oğlak derisinden yapılırdı. Oldukça uzun işlemleri gerektiren parşömenin yapımına, özel bir makasla derinin iç yüzündeki et parçaları kesilerek başlanır. Daha sonra bu kısım üzerine kireç sürülür, dış yüzü de kuru olarak ponza taşıyla ovulur ve nişastadan yapılan ince bir zamk tabakası sürülerek cilalanır. Sanayide de tutkalsız kağıt üzerine önce seyreltik sülfürik asit, ardından amonyaklı bir çözelti etki ettirilerek bitkisel parşömen hazırlanır.

Sonraları Avrupa’da paçavradan yapılan kağıdın kullanılmaya başlanması ve matbaanın keşfi ile parşömen önemini yitirmiş. Pahalı bir yazı gereci olduğu için de papirüs kadar yaygınlaşmamış.

Kıta sahanlığı …

Şelf,
Kıta sahanlığı,

İng. shelf, Continental shelf,
Frn. Plateau continental,
Arapça, المشهد القاري

Karaları çevreleyen ve karalardan sayılan, 200 metre derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri.
Cografi bir terim olup, uluslararası politika ve hukuk anlamında daha çok konuşulur. Ülke karasuları, balıkçılık, petrol ve turizm gibi ekonomik konuları yakından ilgilendirmektedir.

Jeolojik anlamda bir ülkeyi oluşturan kara parçasının deniz altındaki uzantısıdır ve kıtanın bitip okyanusun başladığı kıtasal çizgiye kadar olan bölgedir. Kıta sahanlığı, kara platformu olarak da bilinir. Eskiden arapça içinde yemek ısıtılan veya yumurta gibi şeyler pişirilen, derinliği az metal kaplara sahan denirdi. Bir kıtayı ya da kara parçasını çevreleyen görece sığ ve eğimli deniz tabanına denir.

Kara sularının bittiği yerden başlayan ve ilgili ülkenin topraklarının deniz altındaki doğal uzantısı olup, 200 metre derinliğe kadar olan alanı kaplayan su altı bölgesidir.

Kıta sahanlıklarının sığ derinliklerde yer almaları nedeni ile deniz suyu seviyesi ve değişimi etkiler. Tektonik depresyonlar ve iklim değişikliği ile alakalı dır. Kuzey kutup bölgelesinde sahanlıklar buzul aşınmasına maruz kalır. Ama daha sıcak güney kutbu bölgesinde ise akarsu vadilerinin etkisindedir.

Kıta sahanlıklarının eni bölgelere göre oldukça değişmekle birlikte jeolojik açıdan ortalama 75 km olarak kabul edilir. Çoğu yerde kıta sahanlığı, kara kütlesinin deniz sınırından sonraki uzantısı biçimindedir. Derinlikleri bölgelere göre değişmekle birlikte, 150 metreden fazla olmayan derinliklere sahiptirler.

1 2 3 9