Yozgat’ın Sorgun ilçesinde bulunan en büyük Hitit kentlerinden biri …

Zippalanda,
(Çadır Höyük)

Yozgat’ın Sorgun ilçesinde bulunan en büyük Hitit kentlerinden biri.

Diğer Hitit Kentleri;
Arinna,
Ankuwa,
Hattusa,
Nerik.
Tawiniya,
Zippalanda, Ziplanda,

Çadır Höyük,
Yozgat İl sınırları içindeki Alişar Höyüğü’nün 13 km. kuzeybatısındadır.
Sorgun İlçesi’nin güneydoğusunda Kanak Suyu Ovasında, Peyniryemez Köyü içinde Çadır Höyük yer alır. Hitit yazıtlarında belirtilen dini merkezin olduğu Zippalanda kentinin Çadır höyük olduğu sanılıyor.

Uşaklı Höyük,
Yozgat’ın Sorgun İlçesi, Büyük Taşlık Köyü sınırları içerisindedir.

Diğer Hitit şehirlerinde bulunan çiviyazısı ile yazılmış belgeler, Hitit kralının Zippalanda ve etrafındaki Daha Dağına gelerek, Fırtına Tanrısının kutsal ayinlerine burada katıldığını tarif ediyor. Çadır Höyük, Zippalanda kadar önemli bir dini merkez olduğu, Çal Tepe zirvesinde yapılan kazılarda bulunan 40×80 m. taş kalıntılardan anlaşılmaktadır. Bulunan kaseler ve dini figurlerin ayinlerde kullanıldığı sanılıyor.

Ortaçağ’dan kalma yapılarıyla UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan tarihi kalıntılarıyla ünlü İsveç kasabası …

Visby
Kurban yeri kenti,
İsveç,

İsveç’in Baltık denizindeki Gotland adasında bulunan tek kentidir.
Ortaçağ’dan Ringmuren adı verilen tarihi surları ile ünlü kasaba.

Tarihi Ringmuren adı verilen surlar, kenti ve eski kilise kalıntılarını çevrelemektedir. İskandinavya’daki en turistik yerler arasında bulunan kasaba UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor.
Visby, eski Nors dilinde kurban yeri anlamına gelen Vis, ve kent anlamına gelen by sözcüklerinden türemiştir. Ortaçağ surlarıyla çevrili kasabada, büyük kilise, asırlık St. Meryem Ana Katedrali, St. Mary ortaçağ kalıntıları, Nicolai ve Aziz Karin, Stora Torget meydanı, kafe ve restoranları ile parke taşı kaplı sokakları ile ünlüdür.
Meryem’e adanan Visby Katedrali XII.yüzyılda inşa edildi. Katedral 1225 yılında Linköping piskoposu tarafından hizmete açıldı.

Şehri çevreleyen Ringmuren surları 1300 yılında mevcut durumuna getirilmiş. 1361 yılında Danimarka kralı IV. Valdemar tarafından fethedildi. 1391, 1394 ve 1398 yıllarında şehir, korsan kardeşler tarafından ele geçirildi. 1411 yılında Pomeranyalı Erik, Visborg’u tekrar ele geçirdi. 1525 yılında Visby kenti, Alman Lübeck kentinin halkı tarafından yakıldı.

İsveç 300 yıllık bir Danimarka hakimiyetini 1645 yılında sona erdirerek Visby’i Brömsebro Antlaşması ile kalıcı olarak İsveç’e bağladı. 19. yüzyıla kadar kent eski hali ile kaldı. Kent, bu yüzyıldan sonra tekrar ticari olarak önem kazanmaya başladı. 1808 yılında Rusya tarafından fethedilen ada, iki ay sonra tekrar İsveç’e barış yoluyla teslim edildi.

Visby güllerin ve yıkıntıların kenti olarak tanımlanır. Ada halkına göre ise kent, kasaba olarak anılır. Ağustos ayında, 32. haftaya Ortaçağ Haftası (Medeltidsveckan) olarak kutlanır. 1984 yılından beri bu hafta düzenli olarak kutlanmaktadır.

Denize doğru akan derelerin getirdiği kumların birikerek kıyıda set oluşturması ve dere ağzını kapatması sonucu akarsuyun biriktiği yerde oluşan bir özel ekosistem …

Longoz,
Rumca, longoz.

Subasar Ormanı.
İng. deeps,

Longoz ormanları nadir rastlanan ekosistemlerdir.
Deniz veya ırmaklarda birdenbire derinleşen yer.
Hamsi veya küçük boylu balıkların soğuk sularda yattıkları çukurlar.

Longoz, denize doğru akan derelerin getirdiği kumların birikerek kıyıda set oluşturması ve dere ağzını kapatması sonucu akarsuyun biriktiği yerde oluşan bir özel ekosistemdir. Longoz ormanları nadir rastlanan ekosistemlerdir. Bu ekosistemin devamlılığı için en temel koşul, bol suyun devamlı var olmasıdır.

Türkiye’de İğneada (Kırklareli), Acarlar (Sakarya), Karacabey (Bursa) ve Sarıkum (Sinop) longoz ormanları ile Kızılırmak Deltasında (Samsun) longoz niteliğine sahip ormanlardan çok küçük kalıntıları kalmıştır.

Su, getirdiği kil ve organik materyal ile bu sahaların topraklarını mineral ve organik materyal yönünden zenginleştirir. Bu sucul ormanlar yağmur ormanları gibi gürdür. Bununla birlikte, yağmur ormanları gibi sadece yağışa ve hava nemine değil, daha çok ‘taban suyu’na bağımlıdır. Bu özellikleri ile tropikal bölgelerin ‘mangrove’ ormanlarına benzer.

Kış ve ilkbahar mevsiminde sular altında olan longozlarda, yaz ve sonbaharda ise su kısmen çekilir. Tropikal ormanlara benzeyen longozlar taban su seviyeleri düştüğü zaman, kısa sürede longoz ekosistemi özelliklerini kaybeder. Bu ekosistemin devamlılığı için en temel koşul, bol suyun devamlı var olmasıdır.

Longoz ormanlarını tercih eden canlı türleri ise; dişbudak, kızılağaç gibi ağaç türleri, göl soğanı, su menekşesi gibi bitkiler, kara leylek, balıkçıl gibi kuşlardır. Nadir rastlanan ekosistemler olan Longoz ormanları, Türkiye’de İğneada (Kırklareli), Acarlar (Sakarya) ve Sarıkum (Sinop) da bulunur. Bunların yanında Kızılırmak Deltası’nda da (Samsun) longoz niteliğine sahip ormanların kalıntıları görülmektedir.

Bu ekosistemin devamlılığı için en temel koşul, bol suyun devamlı var olmasıdır. Longoz, denize doğru akan derelerin getirdiği kumların birikerek kıyıda set oluşturması ve dere ağzını kapatması sonucu akarsuyun biriktiği yerde oluşan bir özel ekosistemdir. Yalnızca belirli ağaç (örneğin, dişbudak, kızılağaç, vs), bitki (örneğin, göl soğanı, su menekşesi, vs) ve kuş (örneğin, kara leylek, balıkçıl, vs) türleri bu yaşam ortamını tercih ederler. Longozlar dünyada sadece Amazon, Afrika Kongo Havzası ve İğneada’da bulunuyor.

İğneada longozunda 670 çeşit bitki, 668 çeşit özel yabani hayvan türü ve bölgede konaklayan veya yaşayan 184 kuş türü var. Yalnızca belirli ağaç (dişbudak, kızılağaç, vs), bitki (göl soğanı, su menekşesi, vs) ve kuş (kara leylek, balıkçıl, vs) türleri bu yaşam ortamını tercih ederler. Su, getirdiği kil ve organik materyal ile bu sahaların topraklarını mineral ve organik materyal yönünden zenginleştirir. Bu sucul ormanlar yağmur ormanları gibi gürdür. Tropikal bölgelerin mangrove ormanlarına benzer.

Amerika Birleşik Devletleri’nin uzay programı çalışmalarından sorumlu olan kurum. ..

NASA,
National Aeronautics and Space Administration

Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi,
Washington, DC
Amerika Birleşik Devletleri’nin uzay programı çalışmalarından sorumlu olan kurum.

29 Temmuz 1958 tarihinde ABD Başkanı Dwight Eisenhower tarafından kurulmuştur.
NASA’nın öncüsü olan NACA 1915 yılında kuruldu. NACA (National Advisory Committee for Aeronautics-Havacılık Alanında Ulusal Danışma Komitesi) uçaklar üzerinde çalışmaktaydı. 29 Temmuz 1958 yılında ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower, tarafından kurumun adı, NASA olarak değiştirildi.

NASA’nın bütçesi 1970 yılında Amerikan federal bütçesinin %1’i, 1966 yılında Apollo Programı için Amerikan federal bütçesinin %4.41’i olarak sarfedilmiş (!). Ancak halk tarafından inanılan yapılan araştırmalara göre NASA’nın bütçesinin Amerikan federal bütçesinin %20’i olduğudur.

NASA’nın çalışmaları;
Uzay mekiği,
Ares I ve Ares V iniş araçları,
X-15 Roket Uçak (1959-1968)
Mercury Projesi (1959-1963)
Gemini Projesi (1961-1966)
Apollo Projesi (1961–1972)
Skylab uzay istasyonu (1965-1979)
Apollo – Soyuz Test Projesi (1972-1975)
Uzay Mekiği Programı (1972-2011)
Uluslararası Uzay İstasyonu (1993-2018)
Ticari Tedarik Servisi (2006-2018)
Ticari Mürettebat Programı (2010-2018)
Alçak Dünya Yörüngesi Ötesi Programı (2010-2018)
İnsansız Programlar
Güncel ve Planlanan Çalışmalar
Plüton’a yönelik Yeni Ufuklar görevi 2006 yılında başladı.

2011 yılından beri NASA’nın hedefleri:
Güneş Sistemi’ndeki insan aktivitesini sürdürmek ve arttırmak
Dünya ve evren hakkında bilimsel bilgiyi arttırmak
Yenilikçi uzay teknolojileri geliştirmek
Havacılık araştırmalarında gelişmeyi sağlamak
Olanaklar ve katılım sağlamak için NASA’yı halk, eğitimciler ve öğrencilerle paylaşmak
Uzayda tıp
Ozon tabakasının incelmesi
Yer bilimleri
Ulusal Yenilenebilir Enerji Laboratuvarı ile birlikte çalışarak yüksek detaylı bir küresel güneş enerjisi kaynağı haritası hazırlamaktadır.

NASA’nın tesisleri;
Kennedy Uzay Merkezi,
(John F. Kennedy Uzay Merkezi)
Huntsville, Alabama’daki Marshall Uzay Uçuş Merkezi
(Bu tesiste Saturn V roketi ve Skylab geliştirilmiştir.)
Cape Canaveral diye bilinen dev uzay üssünde fırlatma rampaları, uzay kontrol merkezleri, telekomünikasyon sistemleri gibi sayısız tesis yer almaktadır.

NASA’nın aktif programları;
Curiosity’nin tekerleği, Mars, 2012
Spitzer Uzay Teleskobu,
Hubble Uzay Teleskobu
2001 Mars Odyssey, Mars için uydu sondası
Cassini, Satürn için uydu sondası
MAVEN
Curiosity kâşif robotu(Mars Bilim Laboratuvarı)
Dawn, asteroid sondası
Uluslararası Uzay İstasyonu
Kepler görevi
Messenger, Merkur uydu sondası
Yeni Ufuklar
Mars Keşif Sondası
Opportunity kaşif robotu, Mars
Chandra X-ışını Gözlemevi

Fransız havacı ve çerçevesiz paraşütün mucidi …

Garnerin,
André-Jacques Garnerin,

(D. 31 Ocak 1769 – Ö. 13 Ağustos 1823)
Fransız havacı ve çerçevesiz paraşütün mucidi.
Jacques Charles’nın öğrencisi.
Fransız Devrimi esnasında Birleşik Krallık Ordusuna esir düştü. Avusturya’daki hapishaneden firar etmek için Paraşüt’ü tasarladı ve hapishaneden firar etti.

31 Ocak 1769 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te dünyaya geldi. Fransız ordusuna katılmadan önce Fizik eğitimi gördü. Sıcak hava balonları ile ilgilendi. 1783 yılında Louis – Sébastien Lenormand iki şemsiyeli paraşütü dışında bir paraşüt geliştirdi. Fransız havacı çerçevesiz paraşütü icat eden kişidir. Atlayışlarında beyaz tuval ve ipek 7 m. çapında şemsiye şeklinde bir paraşütü kullandı.
André-Jacques Garnerin 13 Ağustos 1823 tarihinde Paris’te hayatını kaybetti.
Garnerin eşi de Jeanne-Genevieve Garnerin, 1799 yılında paraşüt ile atlayan ilk kadın oldu.

Fransız bilimadamı ve mucit, matematikçi Jacques Alexandre César Charles’in öğrencisidir. Paraşütü keşfettikten sonra hapishaneden nu vasıtayla kaçtı. 22 Ekim 1797 tarihinde Paris, Parc Monceau bölgesinde 975 m. yüksekliğindeki bir balondan paraşütle atlayarak tarihe geçti.

Paraşüt gösterilerine İngiltere, Clausen-Lüksemburg, Moskova ve Paris’te devam etti. İngiltere’de 2.440 m. den atladı.
Hayatını adadığı keşif için Paris’te yapımını üstlendiği bir balon kazasında 13 Ağustos 1823 tarihinde hayata gözlerini yumdu.

Karaciğerin körelmesiyle beliren hastalık …

Siroz, Karaciğer Hastalığı

Fr. cirrhose.
İng. cirrhosis.
Arapça, التليف الكبدي
Rusça, цирроз печени
Çince, 硬化
Gürcüce, ციროზის

Siroz, karaciğerin körelmesiyle beliren bir hastalıktır.
Antik Yunan döneminde scirrhus kelimesi, portakal sarısı ve koyu sarı rengi ifade etmek için kullanılmış. Bu anlamda siroz hastalığı ifade edilir.
Karaciğerin büyümesi veya körelmesi ile ortaya çıkan bir hastalık.

Siroz hastalığı ölümcül hastalıklar sıralamasında ilk ondadır. Alkol kullanımı ve hepatit hastalıkları karaciğerde yapısal düzensizliğe yol açar. Hücreler zarar görür. Hücreler gitgide yok olur ve karaciğer küçülmesi meydana gelir. Bir çok göreve sahip olan karaciğer görevlerini yerine getiremez. Böylelikle organ bozukluğu ortaya çıkar. Siroz hastalığının bir diğer nedeni ise kalp yetmezliğidir. Uzun süreli ve bilinçsiz ağrı kesici kullanımı da siroz hastalığının nedenleri arasındadır.

Siroz hastalığının belirtileri;
– Tüm vücut damarlarında karıncalanma
– Uyuşukluk
– Aşırı derecede halsizlik

– Dalgınlık
– Konsantrasyon güçlüğü
– Sebepsiz yere kilo kaybetme
– Bacaklarda şişme
– Mide bulantısı
– Kusma
– İştahsızlık
– Karında şişme
– Gözlerde ve cilt üzerinde sarılık
– Cilt üzerinde kaşıntı
– Yüksek tansiyon
– Dalak büyümesi
– Vücudun değişik yerlerinde enfeksiyon
– Beslenme bozukluğu
– Cilt üzerinde morarma
– Kolayca kanama başlama
– Beyinde toksin madde birikmesi
– Kemik ağrıları
– Safra kesesi kanal taşları
– Karaciğer kanseri

Karaciğer nakli dışında sirozun tedavisi yoktur.
Siroz tedavisinde yapılması gerekenler şunlardır:
– Kişi alkol kullanıyorsa hemen alkolü bırakmalıdır
– Hastaya ek vitamin takviyesi yapılmalıdır.
– Tansiyon, özellikle yüksek tansiyon kontrol altında ve sürekli düşük tutulmalıdır.
– Karın ve bacaklarda görülen şişmeler, idrar söktürücü ödem attırıcı ilaçlarla giderilmelidir.
– Hasta aşırı yağlı yemeklerden kesinlikle uzak durmalıdır.
– Doktorun önermediği ilaçların hiç birisi kesinlikle kullanılmamalıdır.

1 2 3 5