Dünyanın en yüksek dağı …

Everest,
Sagramata, Çonnolugma (Nepal dilinde),
Çomolungma (Tibet dilinde)

Kaf Dağı,

Everest, Himalayalar sıradağlarında Çin(Tibet) – Nepal sınırında bulunur. Everest dağının yüksekliği 8848 m. dir. Tibetçe Evrenin kutsal annesi(Dünyanın Ana Tanrıçası) manasında Çomolungma denilir. Nepal dilinde gökyüzünün tepesi anlamında Sagramata denir.

Hindistan yarımadasıyla Tibet yaylasının birbirine yaklaşması sonucunda, jeolojik tortul havzalardaki sıkışmayla başladı. Bunu izleyen evrelerde Katmandu ve Khumbu napları (kırık ve devrik yamaç kıvrımları), sıkışıp yukarı doğru çıkarak birbirlerinin üzerine kıvrıldılar ve ilkel bir dağ sırası oluşturdular. Bu dağ sırası büyük Himalayaların oluşumudur. Kuzeydeki arazi kütlesinin toptan yükselmesi, bölgenin yüksekliğini arttırdı. Pleyistosen Bölümün (yaklaşık 2,5 milyon yıl önce) Mahabarat Evresinde Everest Dağı ortaya çıkmış.

Everest Dağı, troposferin üçte ikisini geçer. Burada oksijen azdır. Zaman zaman (-70 °C) dereceye kadar düşen aşırı soğuklar, oksijen eksikliği ve hızı saatte 100 km ye varan sert rüzgarlar ile yamaçlarda herhangi bir hayvan ya da bitkinin yaşamasına olanak vermez.

İngiltere’nin Hindistan sömürge yönetiminde görevli kadastro genel müdürü George Everest isminden dağa Everest adı Londra Kraliyet Coğrafya Cemiyeti tarafından 1865 yılında kabul edildi. Tüm itirazlara rağmen dünyanın en yüksek dağının adı Everest olarak belirlendi.

Everest Dağı’nın zirvesine ilk tırman an kişiler 29 Mayıs 1953 yılında tırmanışlarını tamamlayan Yeni Zelandalı Sir Edmund Hillary ve Nepalli Tenzing Norgay’dır. Zirve tırmanışını başarıyla tamamlayan ilk kadın 1975 yılında Japonyalı Junko Tabei’dir.

2013 yılında Everest’e tırmanan en yaşlı dağcı, en yaşlı erkek 80 yaşında Japonya’dan Miura Yiuchiro’dur. En yaşlı kadın ise Tamae Watanabe’dir, Şu ana kadar tırmanan en genç kişi, 13 yaşındaki, Kaliforniyalı bir öğrencidir. Everest’e tırmanan en genç ikinci kişi ise 2003’te 15 yaşındaki Nepalli Ming Kipa Şira’dır. Everest’e çıkan ilk Türk dağcı, 21 Mayıs 1995 yılında Nasuh Mahruki oldu. Everest dağına tırmanan ilk kadın dağcı, Elif Eylem Maviş, 15 Mayıs 2006 yılında başardı. Everest Dağı’na tırmanmanın maliyeti yaklaşık olarak 65 bin dolardır.

Nepal’in batısında yaşayan insanlara Sherpalar denir. Sherpalar, dağa tırmanış esnasında ana kamp ve orta kamplarda gıda, çadır ve destek malzemelerini taşımak için dağcılara yardım ederler.

Everest Dağı her yıl 4 milimetre yükselmektedir. Everest’in zirvesine 18 adet resmi tırmanış yolu vardır. Everest tırmanışının en zorlu etaplarından bir tanesi günümüzde Edmund Hillary anısına Hillary Step olarak anılmaktadır. En popüler olanı Nepal’de South Col’dur.

Everest Dağındaki, Kangşang Buzulu, Rongbuk Buzulları, Pumori Buzulu, Khumbu Buzulu olup Khumbu Buzulu eriyerek Nepal’de Lobucya Khola Irmağı’na karışır. Dağın yamacında bulunan Pumori ve Rongbuk buzullarından Çin Halk Cumhuriyetindeki Rong Çu Irmağı ve Kangsang Buzullarından Karma Çu Irmağı doğar.

Bilinen en yüksek dağ 8848 metre ile Everest Dağı olmasına rağmen, Hawaii’de, Pasifik Okyanusu’ nun tabanında yükselen Mauna Kea volkanik bir dağı 10.100 metredir. 1 milyon yaşındaki Mauna Kea’nın okyanus seviyesinin üst kısmında kalan bölümü 4207 metredir. Bu açıdan ele alındığında Mauna Kea dünyanın en yüksek dağı unvanını alıyor.

Dünyanın en yüksek 10 dağı.

1-Everest Dağı, (8848 m.) Çin(Tibet) – Nepal sınırındadır.
2-K2 Dağı (Godwin Austin), (8611 m.) Karakurum; Pakistan ile Çin Halk Cumhuriyeti sınırı üzerinde yer alan K2 dağı dünyanın en yüksek 2. dağıdır. K2 dağına ilk defa 31 Temmuz 1954 yılında İtalyan Lino Lacedelli ve yine İtalyan Achille Compagnoni tırmanmayı başarmıştır. İlk Türk dağcı 2001 yılında yaptığı tırmanış ile Ali Nasuh Mahruki olmuştur.
3-Kançencunga Dağı (8,586 m.); Hindistan ile Nepal arasında Himalayalarda bulunan bu dağa ilk defa 25 Mayıs 1955 yılında Joe Brown ve George Band çıkmayı başarmıştır.
4-Lhotse Dağı, (8516 m.) Himalayalar; Lhotse Dağının güney yüze dünyanın en dik tırmanış parkurudur. Lhotse’ye ilk kez 18 Mayıs 1956 yılında İsviçreli Fritz Luchsinger, Ernst Reiss tırmanmışlardır.
5-Makalu Dağı, (8,418 m.) Himalayalar; Himalayalarda Nepal ile Çin Halk Cumhuriyeti sınırında yer alır. Makalu dağına ilk defa 15 Mayıs 1955 yılında Fransız Lionel Terray ve Jean Couzy tarafından tırmanılmıştır.
6-Cho Oyu Dağı, (8201 m.) Himalayalar; Everest’in 20 km batısındadır. Cho Oyu dağına ilk defa 19 Ekim 1954 yılında Herbert Tichy, Joseph Joechler ve Şerpa Pasang Dawa Lama’dan oluşan Avusturyalı bir takım tarafından tırmanılmıştır. Cho Oyu dağına çıkan ilk Türk ise 1997 yılında Nasuh Mahruki olmuştur.
7-Dhaulagiri Dağı,(8167 m.) Himalayalar; Buzullarıyla ünlü Daulagiri dağına ilk tırmanış 1960 yılında gerçekleşmiştir.
8-Manaslu Dağı, (8164 m.) Himayalar; Nepal Himalayalarında bulunur. Manaslu dağına ilk defa 9 Mayıs 1956 yılında Japon Toshio Imanishi ve Gyalzen Norbu tarafından tırmanılmıştır.
9-Nanga Parbat Dağı, (8126 m.) Himalayalar; Pakistan’daki Kaşmir bölgesinde yer alır. İlk kez 3 Temmuz 1953 yılında Hermann Buhl tarafından zirvesine tırmanılmıştır.
10-Annapurna I, (8091 m.) Himalayalar; Annapurna I dağına ilk tırmanış 1950 yılında olmuştur.

Uluslararası Nükleer Olay Ölçeğine göre meydana gelmiş en büyük nükleer kaza …

Çernobil,
Çernobil Nükleer kazası,

Çernobil Reaktör kazası,
Çernobil Kazası,
Çernobil Felaketi,
Çernobil Faciası,

Çernobil, Ukrayna’nın Pripyat şehrinin 14,5 km. kuzeybatısında bulunur. 26 Nisan 1986 yılında Çernobil Nükleer Santralında bir kaza meydana gelmiştir. Elektrik kesilmesi deneyinin ardından, reaktörün acil kapatılması sırasında çekirdek kazara patlayarak bir facia meydana gelmiştir. Tarihte meydana gelmiş Uluslararası Nükleer Olay Ölçeğine göre, en yüksek sınıflandırma oranı olan 7 ile ölçeklendirilmiş en büyük nükleer kazadır. Bu kaza sonucunda meydana gelen patlama ve yangın sonrasında SSCB ile Avrupa ve Türkiye’ye büyük miktarda radyasyon yayıldığı tespit edilmiştir. Meydana gelen patlama, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının tam 200 katından fazla bir etki yarattı.

Benzer şekilde Japonya’nın Fukushima kentinin sahilinde kurulu Daiichi Nükleer Santral Kazası olmuştur. Bu talihsiz kaza 11.03.2011 tarihinde Japonya’nın Sendai kentinden 130 km uzaklıkta meydana gelen 9.0 şiddetindeki deprem sonrasında oluşan tsunami sonucu, tarihin ikinci büyük kazası meydana gelmiş.

Çernobil felaketi sonrasında 500.000’den fazla işçi radyasyona maruz kalmış ve 31 kişi ölmüştür. Kaza sonrası yayılan radyasyonun ağır sonuçları sonradan ortaya çıkmıştır. Avrupa’da bir çok kişi kansere yakalanmıştır. O dönemde Sovyetler Birliği’nin parçası olan Ukrayna’daki bu felaket ilk günlerinde gizlenmeye çalışıldı. Ancak bu boyutta bir nükleer felaketi gizlemek mümkün değildi.

Kazada oluşan nükleer bulutlar 2 gün sonra İskandinavya’ya ulaşmıştı. Avrupa’daki radyasyon düzeyinin ciddi boyutta artmasıyla gözlerin çevrildiği SSCB, felaketi dünyaya duyurdu ve yardım istedi. Çernobil faciası, sonucunda radyasyondan en çok etkilenen santralin çevresindeki 30 kilometre çapındaki alan boşaltılarak bu bölgede yaşayan 135 bin kişi tahliye edildi. Reaktör binası 410 bin metreküp çimento ve 7 bin ton çelikle gömüldü.

Radyasyon bulaşan gıdaların tüketimi yasaklandı. Ukrayna’da 18 bin kilometrekarelik tarım toprakları radyoaktif kirlenmeye maruz kaldı. Ülkedeki ormanların yüzde 40’ı kirlendi. Kazadan 25 yıl sonra 2011’de yapılan bir araştırmada bile incelenen sütlerin yüzde 93’ünde kabul edilebilir düzeyin çok üzerinde uzun ömürlü izotop sezyum-137 belirlendi.

Ukrayna, Rusya ve Belarus’ta 30 bin ile 60 bin arasında insan Çernobil’in neden olduğu ölümcül kanser türlerine yakalandı. SSCB Büyükelçisi, Türk yetkilileri uyararak, Karadeniz ‘de ölçüm yapmalarını istediler. Türkiye Atom Enerjisi Başkanı (TAEK), Türkiye’ye ulaşsa bile etkilemez şeklinde açıklama yaparak dikkate almadılar. Türkiye için Çernobil felaketi başlamış oldu.

Avrupa ülkeleri radyasyonlu olduğu gerekçesiyle Türkiye’den fındık alımını durdurdu. Hollanda Sağlık Bakanlığı, Türk çayında yüksek oranda radyasyon olduğunu açıkladı. Federal Almanya, Türkiye’den alınan 13 ton çayı iade etti. Çernobil’in etkisine maruz kalan ülkelerden biri de Türkiye’ydi. Ancak o dönemde Türkiye’de yetkililer bu felaketi o kadar hafife aldılar. Türkiye’de Çernobil felaketi sırasında radyasyon seviyesini gösteren sayısal değerler açıklanmadı, halktan gizlendi. Yetkililerin gerekçesi ise panik yaratmamaktı.Hatta Çernobil kazasından 7 yıl sonra bile Çernobil felaketinin sağlığa etkileri yok sayılmaya çalışıldı. Türkiye’de kanser hastalığının oranında çok ciddi bir şekilde artış olduğu görüldü.

Uzmanlar, Çernobil’in risklerinin hala devam ettiği uyarısında bulunuyor. Kanser vakaları, Marmara Bölgesi’nde 1986-1987 arası yaklaşık iki kat, Karadeniz’de ise 1995’ten sonra yaklaşık üç kat arttı.

Çernobil’den sonraki yıllarda Karadeniz bölgesindeki kanser vakalarının artışı felaketle bağlantılı olarak sık sık gündeme geldi. Kansere yenik düşen Karadenizlilerden biri de 2005 yılında 33 yaşında ölen şarkıcı Kazım Koyuncu oldu.

1 2 3 7