Yumurtaya bulanarak yağda kızartılan bir tür pirinçli veya bulgurlu köfte …

Kadınbudu köfte,

Malzemeler:
2 yemek kaşığı ayçiçek yağı
400 gram orta yağlı kıyma
1 adet yumurta
1 adet kuru soğan
2 diş sarımsak
1 çay bardağı haşlanmış pirinç
1 çay kaşığı tuz
1/2 çay kaşığı karabiber
1/2 çay kaşığı kimyon

Köfteleri kızartmak için, 1 su bardağı ayçiçek yağı, 1 çay bardağı un ve 1 adet yumurta

Bir tavada ayçiçek yağını kızdırın. Çok küçük parçalar halinde doğranmış kuru soğan ve sarımsakları renk alana kadar kavurun. Kavrulan soğanlara kıymanın yarısını ekleyin ve suyunu çekene kadar kavurun. Tuz, karabiber ve kimyonu ekleyin. Kavrulmuş kıymayı soğuması için bir karıştırma kabında bekletin. Bir fincan pirinç haşlayın. Çok haşlarsanız yoğurma esnasında parçalanabilir. Arta kalan pirinç pilavını da kadınbudu köfte yapımında kullanabilirsiniz. Bazı yörelerde bulgur da kullanılır. Ama esas pirinçli olur. Karıştırma kabındaki soğuyan harca kalan kıymanın diğer çiğ yarısını ekleyin. Harcın içine yumurta, süzülmüş ve haşlanmış pirinci ekleyin ve yoğurun. Benim favorim harca biraz da maydanoz ilave ederek ayrı bir lezzet katınız. En az 2 saat kendini çekmesi ve dinlenmesi için buzdolabında bekletin. Köfte harcından ceviz büyüklüğünde parçalar kopartın ve avuç içinizde bastırarak yassı ve oval köfteler hazırlayın. Köfte adını aldığı gibi kadın budu şeklindedir. Ayçiçek yağını derin kızartma tenceresinde kızdırın. Yumurtayı çırpın, unu düz bir servis tabağına alın. Köfteleri sırasıyla, una ve çırpılmış yumurtaya buladıktan sonra kızgın yağda ters yüz ederek kızartın. Başka bir yapım metodunda ise un ile galeta unu karıştırılarak da kullanılabilir. (yarım çay bardağı galeta unu). Daha sonra yumurtaya daldırılarak kızartılır. Fazla yağını bırakması için kağıt havlu serili bir servis tabağına alınız. Köfteler biraz beklettikten sonra ılık olarak servis edin. Yanında dilimlenmiş domates, maydanoz ve kızarmış patates ile servis yapınız. Afiyet olsun.

Ordan burdan;
Kadınbudu köfteye benzer şekilde Türk mutfağında çok ilginç yemek adları vardır. Genelde tatlı isimleri olunca biraz cinsel çağrışımlıdır. Bir şehrin organize sanayi bölgesinde bir esnaf lokantası vardı. Bu Lokantanın adı Erkek Lokantası ama tüm yemek adları kadına dair isimlerdi. Bu nedenle Türk mutfağı lezzet ve benzetme zenginidir. Çinlilerin dediği gibi, bir yemek ismi ne kadar tuhaf olursa o kadar lezzetlidir.

Ağzıaçık (Urfa), Ali nazik, Analı kızlı, Arap dudağı, Arabbaşı çorbası, Ak baldır,
Ayşe kadın fasulye, Abdigör Köftesi, Acur oturtması, Avukma (Aydın),
Ahöze sızbalı, (Eskişehir) yumurta, yeşil erik, taze soğan ile yemek.
Babagannuş, Bicibici, Boncuk Ayşe, Bubuş (dut), Batırık çorbası, Bozbaşı,
Billur kebabı, Bacaklı çorbası (Tokat), Banak (Isparta).
Cacıklı arap, Cıvıklı, Cici papa, Cıbıl dolma,
Çaput aşı, Çaraçura, Çarşaflı tost, Çükündür (Şeker pancarı), Çüklüce,
Derdimi alan (Isparta), Dul avrat çorbası, Dilberdudağı,
Eliböğründe (Maraş), Eniştelokumu (Rize), Eşkeli (Van), Etli bamya, Ezogelin çorba,
Frik pilavı, Fışfış meyve tatlısı (Gümüşhane),
Gavurdağı salatası, Gerdan çorbası, Gilgirikli köfte, Göbek dolması, Genç kız rüyası,
Hanım göbeği, Horoz taşağı fasulye, Höşmerim, Hünkar Beğendi,
İmam bayıldı, İmamın sarığı,
Kaçamak, Kadınbudu köfte, Karnıyarık, Kadıboğan, Kalbura bastı, Kaygana, Kaymaçino,
Kedi batmaz (Bolu), Kerhane tatlısı (Halka tatlısı),
Kesme ibik çorbası (Amasya), Keşkül, Kısır,
Kocakarı gerdanı, Kol böreği, Köpoğlu, Kulak çorbası (Aydın),
Kuyruğu sulu (börek), Kuskus, Kurşun geçmez köftesi (Malatya), Kuymak,
Leyla, Leylek giliği (Tokat),
Mamalika, Mafiş tatlısı (Balıkesir),
Otur Fatma tatlısı (Kocaeli), Oturtma, Orospu mantısı, Oğmaç (Bolu).
Ölününkörü,
Papaz yahnisi, Papaz mancası (Tekirdağ), Pırtımpırt (Kayseri), Paçanga böreği,
Pisik taşağı, Perişka (Çankırı), Pesküden (Sivas),
Prenses tatlısı, Pumpum çorbası (Bartın), Potturma (Niğde),
Püşürük çorbası (Artvin),
Sandal sefası, Sarığı burma, Sakala çarpan çorbası (Afyon), Sembüsek (Hatay),
Sütlü nuriye, Sulu kaçamak (Kırklareli), Sultan dudağı,
Şakşuka, Şevketi bostan (İzmir), Şıllık tatlısı, Şiveydiz, Şırdan,
Talaş kebabı, Tosunum (Kütahya), Taşküllüğü,
Tavşan üflemesi, Tavuk göğsü, Tirit, Topalak,
Unutma beni,
Vezir parmağı,
Yanıyarma, Yalancı dolma, Yengen,
Zümküfül, Zülbiye(Kars).

Yahudi İspanyolcası …

Ladino,
İbranice, אִסְפַּנִיוֹלִית
Yahudi İspanyolcası.
Djudeo-Espanyol
Ladino-Yahudice,
Judió(Cudyo),
Jidió (Cidyo),

Musevilerin kullandığı, XV. yüzyıl İspanyolcasını temel alan ancak içinde İbranice, Türkçe, Fransızca, Yunanca, Arapça ve Portekizce kelimeler barındıran Latin kökenli bir Hint-Avrupa dili olan İspanyolcanın bir lehçesi.

Hint Avrupa dil grubunun Latin koluna bağlı Eski İspanyolcadan kökenlenmiş olan bir dildir. İbranice ve İspanyolcanın karışımı bir dildir.

XV. yüzyıl İspanyolcası ve İbranice karışımı bir dildir. Artık çok fazla kişi tarafından konuşulmasa da shalom(Şalom) gazetesi bu dilde de basılır.

Yahudiler, tarih boyunca bir çok dilde konuşmuş ve eser vermişlerdir. Şimdiki zamanda birinci dil olarak bulundukları ülkenin dilini konuşurlar. İkinci dil olarak İbranice, Yidiş, Ladino, Aramice, Yahudi Arapçası gibi kendi orijinlerine uygun Yahudi dillerinden birini konuşurlar.

Yasmin Levy’den;

ABD dönüşünde, ‘La Burgogne’ adlı geminin Atlas Okyanusunda batması sonucu yaşamını yitiren ünlü pehlivan …

Koca Yusuf,
(1856-1898)
Pehlivan.
Lakapları;
Karalarlı Yusuf (Doğduğu köy),
Şumnulu Yusuf,
Büyük Yusuf,
Korkunç Türk (Terrible Türk),
Koca Yusuf (1900 yılından sonra).

1856 yılında Şumen ya da Şumnu’ da, Bulgaristan’ın kuzeydoğusunda, Silistre eyaleti, Deliorman bölgesinde, doğdu. Dünyaca ünlü ve efsanevi Türk güreşçidir. Ülkemizde, güreş Koca Yusuf ile birlikte anılır. Halk arasında güçlü ve kuvvetli insanlar için de Koca Yusuf gibi benzetme yapılır. Sırtı yere gelmeyen pehlivan 1898 yılında ABD dönüşünde, La Burgogne (Bourgogne) adlı geminin Atlas Okyanusunda batması sonucu yaşamını yitirir.

Koca Yusuf dönemin ünlü pehlivanlarından Kel İsmail Pehlivanın yanında çırak olarak ufak yaşta güreşe başladı. Uzun süre Kırkpınar başpehlivanlığını elinde bulunduran Kel Aliço ile güreşti. Adalı Halil’i iki kez peş peşe yendi. Osmanlı döneminde pek çok güreş yaptı.

1897 yılında Avrupa’ya Fransa ve İngiltere’ye gitti. Paris’te minder güreşinin kurallarını öğrendi. Bu dönemde güreştiği ve döneminin önemli sporcuları olan Olsen, Pons, Fournier ve Sebes gibi isimlerin tamamını yendi. Avrupa’da büyük ün kazanınca Amerika Birleşik Devletleri’nden davet aldı ve oraya gitti. Orada da yaptığı bütün güreşleri kazandı. Ünlü Jenkins ve Amerika Şampiyonu unvanını taşıyan Robert de vardır.

Dönüş için 1898 yılında Fransız bandıralı, La Bourgogne transatlantiği ile yola çıktı. Gemide 721 yolcu vardı. Gemi ve yolcuları, New York limanından, Hollanda’nın Le Havre limanına hareket eder. Gemi 4 Temmuz sabahı New York’un kuzeydoğusundaki Sable Adası’nın 60 mil açıklarında İrlanda bandıralı Crmartyshire şilebiyle çarpışıp batar. Koca Yusuf ve gemideki tüm yolcular ve mürettebat boğularak ölmüştür. Koca Yusuf’un cesedi Atlantik Okyanusunda kaybolmuştur.

Üzeri çikolatayla kaplanan donmuş krema …

Eskimo,
Buz Dondurma.

Akutak,
Akutuk,
Çikolatalı donmuş krema.
Üzeri çikolatayla kaplanan donmuş krema .

Eskimo dondurması ya da akutak veya akutuk.
Eskiden sinemalarda hepimizin bildiği Alaska, frigo, buz dondurma satılırdı. Dikdortgen prizma şeklinde aluminyum folyoya sarılı çikolatalı dondurma vardı. Alaska Buzz diye bağırılarak satılan dondurma mı? çikolata mı? bir sinema klasiğidir.

Karagöz ve ortaoyununda Yahudi tiplemesine verilen ad…

Cud,
Karagöz ve orta oyununda Yahudi tiplemesine verilen ad…
Orta oyununda müslüman olmayan tiplerden Yahudi’ye Cud adı verilir.
Karagözcüler de bu tiplemeyi aynı adla tasvir etmişlerdir.

Orta oyunundaki Müslüman olmayan tipler;
Yahudi tiplemesi, Cud. Korkaktır. Kavuklu uzaktan dayak atar gibi yaptığında Yahudi gerçekten dayak yemiş gibi bağırır. Yaygaracıdır. Çoğu kez meydana elinde Tevrat okuyarak gelir, sağa sola okuyarak üfler.
Kıyafeti: Başı hafif bir sarık ile örtülüdür, şalvar üzerine entari, belinde kuşak, gözünde gözlük, ayaklarında çedik pabuç vardır.

Yahudi Rum tiplemesi, Frenk. Orta Oyunu argosunda Balama denir. Balama, polka oynayarak oyuna girer. Doktorluk ve eczacılık yapar. Adı çoğu kez Nikolaki, Apostol, Gerkidis, Hıristaki Efendi, Niko, Kiryako olur.

Kıyafeti: (Çivi Baskını oyununda) Beyaz kolalı gömlek, yakası çok büyük ve uzun, kırmızı bir kravat ile süslenmiş. Uzun bir silindir şapka, ayağında uzun burunlu iskarpin, üzerinde beyaz getr. Elinde ince, uzun baston vardır.

Ermeni tiplemesi ise Çoğu kez ud ile gelir. Müzik, şiir gibi güzel sanatlardan hoşlanır, soylu, güngörmüş, başkalarını küçümseyen tavırlıdır.
Kıyafeti: Ceketi, pantolonu ve yeleği siyah kumaştan yapılmış, ceketinin etekleri dizlerine kadar uzun bir giysi giyer. Beyaz gömleğinin yakasına, küçük, siyah bir papyon bağlamıştır. Başında fes, elinde ince bir baston ve ayaklarında parlak iskarpinler vardır.

Karagoz.net sitesinde Karagöz oyunlarındaki tiplemeler;
Eksen Kişiler (Karagöz, Hacıvat)
Kadınlar (Zenneler, Kanlı Nigar, Salkım İnci, Karagöz’ün karısı, Hacıvat’ın Kızı vs.)
İstanbul ağzı konuşanlar (Çelebi, Tiryaki)
Anadolulu kişiler (Laz, Bolulu, Kayserili, Kürt, Kastamonulu)
Anadolu dışından gelen kişiler (Arnavut, Arap, Acem)
Müslüman olmayan kişiler (Rum, Ermeni, Yahudi),
Kusurlu ve ruhsal hasta olan kişiler (Kekeme, Kambur)
Kabadayılar ve sarhoşlar (Matiz, Tuzsuz Deli Bekir, Sarhoş)
Eğlendirici kişiler (Köçek, Çengi, Cambaz, Hokkabaz)
Olağanüstü kişiler ve yaratıklar (Cazular, Cinler, Canan)
Geçici, ikincil kişiler ve çocuklar (Çeyiz taşıyıcılar, Satıcılar vs.)

Karagöz oyunu oynatan kimseye, Hayali denir.
Karagöz ve orta oyununda ev, Peciz.

Karagöz:
Oyunun hiç şüphesiz başrol oyuncusu Karagöz’dür. Okumamış bir halk adamıdır. Hacıvat’ın kullandığı yabancı kelimeleri anlamaz ya da anlamaz görünüp, onlara yanlış anlamlar yükleyerek ortaya çeşitli nükteler çıkarırken bir taraftan da Türkçe dil kuralları ile yabancı kelimeler kullanan Hacıvat ile alay eder. Her işe burnunu sokar,her işe karışır, sokakta olmadığı zaman da evinin penceresinden uzanarak ya da içerden seslenerek işe karışır. Dobra, zaman zaman patavatsız yapısından dolayı ikide bir zor durumlarda kalırsa da bir yolunu bulup işin içinden sıyrılır. Çoğu zaman işsizdir, Hacıvat’ın bulduğu işlere girip çalışır. Değişik oyunlarda rol icabı değişik kıyafetler içinde farklı Karagöz tasvirleri vardır. ;
Kadın Karagöz , Gelin Karagöz , Eşek karagöz , Çıplak Karagöz , Bekçi Karagöz , Çingene Karagöz , Tulumlu Karagöz , Davulcu Karagöz , Ağa Karagöz v.s. Laz Laz

Hacıvat:
Tam bir düzen adamıdır.Nabza göre şerbet verir, eyyamcıdır. Kişisel çıkarlarını her zaman ön planda tutar. Az buçuk okumuşluğundan dolayı yabancı sözcüklerle konuşmayı sever. Perdeye gelen hemen herkesi tanır, onların işlerine aracılık eder. Alın teriyle çalışıp kazanmaktan çok Karagöz’ü çalıştırarak onun sırtından geçinmeye bakar. Değişik oyunlarda rol icabı değişik kıyafetler içinde farklı Hacıvat tasvirleri vardır.;
Keçi Hacivat , Çıplak Hacivat , Kadın Hacivat ,Kahya Hacivat vb.

Çelebi:
İstanbul ağzı ile kusursuz bir Türkçe konuşur. Bazı oyunlarda zengin bir bey, bazı oyunlarda bir mirasyedi, bazı oyunlarda ise zevk düşkünü bir çapkındır. Nazik ve çıtkırıldım bir tiptir. Elinde şemsiye, çiçek demeti ya da baston olan değişik Çelebi tasvirleri vardır. Çelebi tipi, “kendisine hizmet edilen adam” tipidir. Her zaman zengin bir mirasyedi, tanınmış bir ailenin tek varisi durumunda bulunur. Terbiyeli, nazik, ince zevk sahibi ve şık olmasının yanında züppe ve zampara olarak gösterilir. Çelebi’nin kıyafeti dö­nemin modası ile yakından ilgilidir.

Zenne:
Karagöz oyunundaki bütün kadınlara genel olarak Zenne denir. Salkım İnci, Şallı Natır, Nuridil, Dimyat Pirinci, Şekernaz, Yedi dağın çiçeği Hasırasıçtının kızı Rabiş, Cemalifer, Hürmüz Hanım, Dürdane Hanım, Şetaret (Arap halayık), Dilber, Nazikter. Çelebi Çelebi.
Orta Oyununda her yaşta, her mizaçta, her sosyal konumda zenne (kadın) tipi, ba­zen kalabalık gruplarla, bazen bir-iki kişi olarak temsil olunur.

Beberuhi:
Altı kulaç Beberuhi lakabıyla anılır.Yaşı büyük aklı küçük idiot bir tiptir.

Tuzsuz Deli Bekir:
Bir elinde içki şişesi, bir elinde tabanca ya da kama vardır. Olayların karmaşıklaştığı anda gelip kaba kuvvetle olayı çözer. Öldürdüğü kişilerle övünür. Her zaman ve herkesle dövüşmeye hazırdır

Himmet:
Kastamonulu Himmet olarak da geçer. Sırtında baltası vardır. Kaba saba bir tiptir. Karagöz oyunlarının en iri tasviridir. Yaklaşık 50 cm boyundadır.

Matiz:
Matiz çingenece sarhoş demektir. Matiz, sarhoş tipidir (Çingenece matto=sarhoş).
Matizler kimi oyunlarda Zeybekler­den ya da Efelerden baskın çıkarlar. Görünüşü korku, yılgı verici olmakla birlikte kendisini pek önemseyen olmaz. En büyük özelliği gözdağı vermek, sindirmek, kaba kuvvettir. Daha çok İstanbul ağzı kullanır, cıvık, peltek bir konuşması vardır.. Kıyafeti: Dizden itibaren ayak bileklerine doğru darlaşan, üst tarafı bol, yan dikişlerinin üzeri dize kadar işlenmiş bir pantolon giyer. Üzerine yakasız bir mintan, belinde kuşak ve kısa cepken bulunur. Cepkenin göğsü, yakası ve kol ağızları işlenmiştir. Başında etrafına sarılmış, keçeden bir külah bulunur. Belinde, kuşağına sokulu büyük bir ka­ma vardır.Matiz, sarhoş, külhanbeyi tiplerinin hepsi yaklaşık olarak aynı tiplerdir. (Bekri Mustafa, Bekri Veli, Sakallı Deli, Hımhım Ali, Hovarda Çakır, Kırmızı Suratlı Bakır, Burunsuz Mehmet, Çopur Hasan, Cingöz Mustafa)

Tiryaki:
Afyon yutup pineklemek ile ömür geçiren, olayın en can alıcı yerinde uyuklayan bir tiptir. (Nokra çelebi) Zenne Zenne

Laz:
Karadenizli, çabuk çabuk konuşan ağzı kalabalık bir tiplemedir.

Acem:
Halıcılıkla uğraşan zengin İranlı tipleme. Püser, Nöker.

Denyo:
Çingenece Denilo ya da Denyo. Ruhsal hastalığı olan, aptal tiptir. Bir İstanbul mahallesinde halkın merhametine sığınmış, mahallelinin acıma duygusu ve hoşgö­rürlüğü karşısında bu duyguları istismar edecek kadar şımarmış ve yüzsüzleşmiş, küfürbaz, küstah bir mahalle çocuğudur. Çoğu kez başında önü yırtık, kulaklarına kadar geçmiş bir fes vardır. On-on beş parçadan oluşan donunun uçkurları ensesin­den bağlanmıştır, ayağının birinde takunya, ötekinde eski bir terlik bulunur. Ucuna ip bağlı bir araba sürükler, kimi bir elinde bir Karagöz, öteki elinde bir Hacivat taşır.

Külhanbeyi:
Çoğu kez tulumbacıdır. Yere tükürür, bıyık burar, fesini yana eğer. Mâni okur ve argo konuşur. Adı “Yanbastı Ali, Gevşek Mehmet ya da Çağanoz Salih’tir. Yan yan, çar­pık, yalpa yaparak, nâra atarak yürür. Kıyafeti: (Çivi baskını oyununda) Fesinin üze­rine yazma yemeni sarılıdır. Yarım Fransız pantolon giymiştir. Arkası basık, yumurta ökçeli iskarpinleri vardır. Göğsü açık, kolları sıvalı mintan üzerinde ceketini omzuna atmıştır

Cüce ya da Kambur:
Bu oyuncu, Kavuklu ile birlikte ve onun arkasından yürüyerek meydana geldiği için kendisine “Kavuklu arkası” denir. Çoklukla Kavuklu gibi fakat onu gülünçleştirecek biçimde giyinir. Sırtında bir zenbil, elinde bir fener vardır. Çoklukla Kavuklu’nun oğlu, “emeksiz” denilen evlâtlığı ya da komşusunun çocuğudur.

Kavuklu:
Karagöz oyunundaki “Karagöz”ün karşılığıdır. Kavuklu, Orta Oyununun “baş ko­milidir, Pişekâr’la birlikte asıl oyuncudur. Pişekâr’dan bir ev ya da dükkân kiralar ve oyunun sonuna kadar orada kalır. Kimi zaman Pişekâr’la, kimi zaman öteki oyun kişileriyle sürekli ilişki halindedir. Oyuna girdiği andan itibaren komedi öğesi bu aktö­rün üzerinde toplanır. Oyun kişileriyle olan söyleşmelerinde “ters anlama”, “anlamaz­lıktan gelme”, “anlamadan anlamış görünme”, “benzetme” gibi söz oyunları, çedik pabuç üzerine giyilen arkalıksız terliği sektirmek, düşecekken toparlanmak, kavuğu düşürmeden oynatmak ve sonra başı hızla hareket ettirerek eski durumuna getirmek gibi hareket ustalıkları ile bu rol, hem doğaçlama yeteneği, nüktedanlık hem de çe­viklik gerektirir. Oyunun diğer kişilerinin güldürme gücü, Kavuklu’ya çatmakla belirir. Kavuklu’nun kılığını şöyle anlatır: “Başına abânî sarıklı, dilimli kavuk, sırtına kırmızı çuhadan cübbe, bunun altına uzun boy entarisi giyer; cübbenin altına, entarisinin üstüne beline şaldan kuşak bağlar, entarinin iki ucunu kaldırıp, beline sokar. Yarı belden aşağıya çakşır giymiş olduğu görülür. Ayağında çedik pabuçlar vardır.

Pişekar:
Karagöz oyunundaki Hacivat’ın karşılığıdır. Pişekâr, Orta Oyununda “oyun-başı”dır. Oyunu o açar, o yürütür, o kapar. Pişekâr hem oyuncu hem sahneye koyucu, hem de yazar gibi davranır. Pişekâr’ın kılığını şöyledir: “Dört renkli ve dört dilimli bir külah, kenarında dışından kaplanmış dört parmak kürklü bir cübbe, altında aynı renkte bir çakşır, bir entari veya bir mintan ve çedik pabuçtan ibarettir.

Zeybek Efe:
Heybetli görünüşleriyle, haydutluk efsanelerinin temsilcileri olarak görülürler. Kıyafeti: Mintan ve dize kadar bol şalvar üzerine cepken giyer. Belinde kuşak sarılıdır. Başın­da, etrafına dolanmış, kırmızı külah, ayağında çizme bulunur. Cepken tamamen, şalvarın da diz üzerine gelen bölümü nakışlıdır. Belinde, kuşağın arasına sokulu olarak, kama, piştov gibi silahlar taşır.

Osmanlı imparatorluğu döneminde yaşayan diğer orta oyunu tipler şöyledir.;
Arnavut, Acem, Arap, Ayvaz Serkis, Aşık Hasan,
Bolulu Aşcı,
Cazular, Cambaz, Cinler, Canan, Cüce,
Çerkez, Çengi, Çingene,
Denyo, Doktor, Dansöz,
Frenk, Ferhat,
Hacıvatın oğlu -Sivrikoz,
Hacı Kandil, Hacı Şamandıra, Haham, Hokkabaz,
İmam, İskele kahyası,
Karagözün oğlu Yaşar,
Kavuklu, Kayserili, Kekeme. Kürt, Külhancı, Kilci, Köçek,
Pişekar,
Rum, Rumelili,
Sünnetçi, Soytarı,
Tulumbacılar, Tahir,
Yahudi,
Zenci Arap,

İki üç yaşlarında enenmiş erkek keçi …

Seyis,
İki üç yaşlarında enenmiş erkek keçi.

Keçi,
Keçi, boynuzlugiller familyasının sığırlar alt familyasından Capra cinsini oluşturan memelilere genelde verilen ad. Keçinin kürküne post denir. Sarp yamaçlara rahat tırmanırlar. Ağaçların en uç bölgesindeki taze yaprakları yerler. Patika ve uçurumların kenarlarında dolaşırlar.

Binlerce yıl öncesi koyun, keçi, domuz, at ve sığır evcilleştirilmiş ve dünyanın kaderini değiştirmiştir. Koyun ve sığır daha çok Mezopotamya’da, domuz hem Mezopotamya hem Çin’de, keçi ilk olarak Akdenizde yetiştirilmiş. Akdeniz bitki örtüsü maki de bu nedenle oluşmuştur. Keçiler bu bölgede bulunan bitkilerin tepe tomurcuklarını yedikleri için ağaçlar bodur, çalı formunda kalmış.

Keçilerin yavrusuna oğlak, erkeğine teke denir. Süt keçilerin beslenmesinde;
Teke katımı ya da çiftleşme dönemi,
Gebeliğin son 1-1,5 ayı,
Oğlaklamayla başlayan süt döneminin ilk iki ayıdır.

Bu üç dönem çok önemlidir. Bu dönemlerde süt keçilerine verilecek yemlerin miktar ve niteliği, verimliliği etkiler. Keçi sütünün ve peynirinin yeri diğerlerinden farklıdır.

1 2 3 5