Eski dilde dağıtılmış, yayılmış, neşrolunmuş …

menşure
Menşure, (Arapça).
Eski dilde,
Neşrolunmuş.
Dağıtılmış.
Yayılmış.
Herkese ilan edilmiş.
Menşure, Neşr kelimesinden türetilmiştir.
Arapça Neşriyat (نشریات), yayın demektir.
Gazete, kitap, radyo ve sair yollarla dağıtılmış, yayılmış, neşrolunmuş, şeylerdir.

Menşure kelimesinin diğer anlamları;
İşleri dağınık.
Perişan.
Sultanın emri, mühürsüz mektubu, fermanı.
Bayrak.
Ferman,
Matematikte Prizma demektir.
Alt ve üst tabanları birbirine müsavi ve müvazi (eşit ve paralel), kenarları da müsavi ve müvazi olup yüzleri birbirine benzeyen şekil.
Prizma.
Kadın adı, isim.

Eski dilde reform …

Islahat,
(Arapça, اصلاحات ).

Eski dilde reform, iyileştirme.
İng. Reform.
Eski dilde Düzeltme.
Düzeltmeler, Değişiklik.
İyileştirmeler,
Reformlar.

Genel olarak herhangi bir kuruluşta, devlet düzeninde eskimiş ya da bozulmuş olan yanları düzeltmek.
Osmanlı tarihinde gerileme döneminden başlanarak zaman zaman Batı örneğine göre girişilen yenileşme ve ilerleme atılımlarına verilen genel ad. Islahat fermanı olarak bilinir. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküş döneminde devletin yıkılmaktan kurtarılması amacıyla 1856 yılında Sultan Abdülmecid zamanında ilan edilmiştir. Paris Antlaşması’nın etkileri ile ilan edilen Islahat Fermanı’nın en önemli sonucu kişi hakları ve tüm toplumların eşit haklara sahip olacakları bilgisi vurgulanmaktadır.

Demir noksanlığı … .

Kloroz,

(Fr. chlorose).
Demir noksanlığı.
Demir noksanlığı hastalığı.
Bir çeşit kansızlıktır.
Kanda, hemoglobin miktarının azalmasıdır.
Kanda alyuvar sayısının azalmasından ileri gelen, genellikle genç kızlarda görülen bir kansızlık hastalığıdır.
Kan üretiminde önemli rol oynayan Demir mineralinin ve B9-B12 vitaminlerinin eksikliğinden dolayı kansızlık hastalığı meydana gelir. Bu hastalığın belirtileri yüzde solgunluk, çarpıntı, nefes darlığı, halsizlik, iştahsızlık, cinsel gelişmede gecikme ve aybaşı kesilmesi şeklinde olur.

Hastalığın tedavisi demir ağırlıklı olmalıdır. Demir tedavisinde protoksalat, glükonat, glütamat ve demirin başka tuzları ile tedavi uygulanır. İlave olarak bitkisel tedavi yöntemleri de uygulanır. Eskilerin önerdikleri demir oranını artırıcı, kan yapıcı yiyecekler (kuru üzüm, ıspanak, börülce, et, karaciğer, dalak, kabuklu deniz ürünleri, tahin, pekmez, yulaf, kabak çekirdeği, kaju, köri tozu v.b.) tüketilir.

Kloroz kelimesinin bir diğer anlamı;
Bitkilerde yaprakların sarımtırak bir renk aldığı bitki hastalığı, sarıcalık.

Eski dilde mecmua, dergi, kitap, risale, hikmetli sahife …

Mecelle,
(Arapça مجله).

Kitap.
Ciltlenmiş kitap.
Mecmua.
Dergi.
Risale.
Fikir topluluğu.
Hikmetli sahife.

Fıkıh kitabının muamelat kısmının toplu bir parcası.
İslam Hukukuna dair bir mecmua.
Osmanlılarda ilk medeni kanun.
Fıkıh hükümleriyle bu konudaki türlü içtihadı bir araya getiren kitap.

Tanzimat’tan sonra hazırlanmış olan, yasa yerine kullanılan eser. Osmanlı döneminde yürürlükte olan bir kanun kitabıdır.

Ahmed Cevdet Pasa Başkanlığında bir heyet tarafından, İslam Hukukuna bağlı kalınarak hazırlanan ve asil ismi Mecelle-i Ahkam-ı Adliye olan meşhur kanun kitabıdır. 1877 yılında Abdülhamit Han döneminde kullanılmaya başlanmış ve 1926 yılında yürürlükten kaldırılmış adliyenin 1851 maddeden oluşan bir kanun kitabı olarak tarihte yer almıştır.

Baskı rejimi, despotluk, despotizm, sınırsız monarşi …

İstibdat,
(Arapça, استبداد ).
Baskı rejimi.
Despotluk, despotizm, uyruklarına hiçbir hak ve özgürlük tanımayan sınırsız monarşi
Tebaasına hiçbir hak ve özgürlük tanımayan sınırsız monarşi, despotluk, despotizm.
Başlı başına olmak.
Keyfi idare sistemi.
Otorite sahibince uygulanan baskı rejimi.
Zulüm ve tahakküm.
Kuvvete istinat ile zorbalık.
Zorbalık, Tahakküm.
Kanuna ve nizama tabi olmayan.
Hak ve hukuk olmayan, keyfi idare.
İdaresi altındakilerin istemediği şeyleri yalnız kendi keyfine göre zorla ve zulümle yaptırmaya çalışmak. Kanun ve nizamlara bağlı olmayarak, çok defa da kanun namına kanunsuzluk yaparak, keyfi hükmünü icra ettirmek. Kimseyi tanımadan kendi dediğini ve keyfi emirlerini kuvvet ve cebir kullanmak suretiyle yaptırmaya çalışmak.

Ayın yerküreye olan uzaklığını ilk hesaplayan Yunanlı astronom …

Hipparch001
Hipparkhos,
Hipparkos, (İ.Ö. 194-120).
Yunanlı, Helenistik dönemde yaşamıştır.
İznikli olarak da adı geçer.

Eski Yunanlı gökbilimci, coğrafyacı, trigononetrici, matematikçi, astronom.

İ.Ö. 194 yılında Anadolu’daki Nikaia (Bu günkü İznik) kentinde doğan bilim adamı kırkdört yaşında ayın yerküreye olan uzaklığını üçgenleme metodu ile hesaplamıştır.

Bir daireyi 360, çapı 120 eşit birime bölerek sistematik olarak kullanan ilk kişi olması nedeniyle matematikte trigonometrinin kurucusu olarak ünlenmiştir.

Yer yüzeyindeki yerleri tayin etmek için boylam ve enlemlerle trigonemetriyi kullanmıştır. Küresel geometri yöntemleri ile bilimsel faaliyetlerini Rodos adasında 35 yıl araştırmış ve burada da ölmüştür.

Hipparkhos, ılım noktalarının gerilemesi olayından yararlanarak yılın uzunluğunu ilk kez kesin olarak saptayabilmiş bir bilim adamıdır. Gün tün eşitliği, ekinoks yani ılım olarak da bilinir. Güneşin aynı ılım noktasından art arda iki geçişi arasındaki süre olan dönence yılının uzunluğu, Hipparkhos tarafından günümüzde hesaplanan değerlere yakın olarak hesaplanmıştır.

Yıldız yılı, güneş yılı, kamer ayı ve güneş gününü tam sayısal ilişkileriyle saptayarak bir astronomi takvimi yapmıştır.

1 2 3 5