Çam gibi reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümü …


Çıra,
Çerağ, (Farsça).
Çamın yağlı kısmı,

Çam vb. reçineli ağaçların yağlı ve çabuk yanmaya elverişli bölümü. Bu bölümden küçük küçük kesilerek kolay yanmasını sağlayacak parçacıklar şeklinde hazırlanmış, tutuşturma ve aydınlatma işlerinde kullanılan ağaç. Genelde ağacın yağlı ve reçineli kısımları kolay tutuşur ve yanar.
Tutuşturucu ağaç.

Mangal ve soba yakarken kullanılan tutuşturucu ve kolay yanan parça ağaç, odun.
Çam ağacından elde edilen çam sakızı, ağacın özünden gelen, bal kıvamında ve renginde olan keskin kokulu, acı bir tadı olan doğal maddedir.

Eskiden Çıra kelimesi mum, kandil, tutuşturucu ağaç manasında kullanılan çerağ olarak ifade edilip Farsçadır. Ayrıca, Lamba, ışık, aydınlık, kandil, elektrik ışığı anlamında da kullanılmıştır. Çıra kelimesi anlam olarak bezir ya da gazyağıyla yanan bir çeşit aydınlanma aracını ya da gazlı bir aydınlatma aracını anlatan bir manada kullanılmıştır.

Avustralya’da yaşayan gagalı memeliler familyasından ördek gagalı, kürklü ve yarı sucul bir hayvan …

Ornitorenk,
Ornithorhynchus anatinus.
Platypus,

Gagalımemeligiller familyasından, tek delikliler (Monotremata) takımından olan platypus, ördek gibi gagalı, vücudu sık siyah-kahverengi kıllarla örtülü, tavşan iriliğinde doğum yapmayıp yumurtlayarak üreyen bir memeli hayvan olup yavrularını sütle besler. Boyu 60 cm kadar, 1,5-2 kg ağırlığında olan bu hayvanın vücudu susamuru veya köstebek gibi kürklü olup yavrularını emzirdiği için memeliler sınıfına giriyor. Bir yılan gibi zehirlidir. Hayvanın kuyruğu kunduz gibi olup acı veren zehirini arka ayaklarında taşıyan doğanın en ilginç hayvanıdır. Çok iyi yüzebilen kanca tırnaklı, beş parmaklı ayaklarının parmakları arasında perde vardır. Genellikle su altında yaşıyor. Avustralya’ya özgü bir hayvan olup kürkü için yıllarca avlanan bu hayvanların soyu azaldığından 1900’lü yılların başından bu yana koruma altında bulunuyor. Avustralya yerlileri tarafından su köstebeği olarak anılmaktadır.

Güçlü tırnaklarıyla ırmak kenarlarında kendine bir yuva kazar ve içini kuru otlarla döşer. Yuvası iki deliklidir. Yuva toprak altında 6-9 metre derine uzanabilir. Gece avlanmaya çıkar.

Gagasıyla balçığı karıştırarak bulduğu kurtçukları yanak torbasında biriktirir. Sudan çıkınca kıyıda yer. Platypus, temel olarak böcek larvaları, karidesler ve solucanlarla beslenir. Platypus bir gecede, kendi ağırlığı kadar yiyecek yiyebilir.

Yılda bir defa güvercin yumurtası iriliğinde iki yumurta yumurtlar. Kuluçkaya yatar. Bu arada bir şey yiyip içmez. Kuluçka süresi 9-10 gün sürer. Memeleri belirsiz olup göğsündeki çukurlukların içinde bulunurlar. Yavrularını emzirirken sırt üstü yatar. Sızan süt meme çukurlarında birikerek yavrular tarafından emilir.

Avının kokusunu hisseder. Çamurlu zemini hassas gagasıyla karıştırırken yumuşakça ve kurtçukları tespit ederek toplar. Her iki çenesinde dörder adet dişe benzer sert kemiksi çıkıntı vardır. Platypus’taki gaganın en önemli işlevi algıdır. Erkekleri dişiden iridir. Arka ayaklarının tabanında yılan dişi gibi oluklu bir zehir dikeni bulunur. Erkek bunu ustalıkla kullanır. Bir vuruşta düşmanına saplayarak hasmını zehirler.

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

Soyu tükenmiş, kanatlı ancak uçamayan, güvercinler familyasından bir kuş türü …

dodo-bones-treasures-490_117048_2
Dodo,
Mauritius dodosu (Raphus cucullatus),

Dodo kelimesi etimolojik olarak incelendiğinde Portekizce aptal ya da keriz anlamına geldiği söylenir.

Hint Okyansundaki Mauritius adasında 17.yüzyılda yaşamış, günümüzde soyu tükenmiş, güvercingiller familyasından bir kuş türü olan dodolar 20-25 kg. ağırlığında, yaklaşık 1 metre boyunda uçamayan küt kanatlı bir kuştur. Meyvelerle beslenen yerde yuva yapan bu kuş uçamadığı için eti için insanlar tarafından çokça avlandığından soyu tükenmiştir. İlk olarak Hollandalı gemiciler bu kuş hakkında Mauritius adasında, 1598 yılında bazı bilgi (rapor ve resimler) ve bulgulara(çeşitli kemikler) sahip olmuşlardır. Bazı kayıtlarda bu hindi büyüklüğündeki akıllı olmayan, uçamayan ve hızlı koşamayan bu aptal yaratıklara Mauritius Kırmızı Tavuğu da denilmiştir. Ayrıca diğer hayvanlar tarafından da yumurtaları telef edilen bu kuşun soyu maalesef tükenmiştir. Dodo soyu, 200 yılda tamamen tükenmiş.

Dodoların DNA yapısı güvercinlerinkine benzer olması aynı familyanın türü olduğunu göstermektedir. Uçamayan bu kuşlar 200 yıl yaşayabilmiş bu kuş bitki ve meyvelerle beslenir. Büyük Britanya Kraliyet cerrahlık okulu yöneticisi ve paleontolog Richard Owen, Doğal Tarih Müzesi’nin kurucu şefi , 1865 yılında ilk fosil dodo kemiklerini buldu. Dodolar varlıkları ile ilgili pek az kanıt bırakmış olmasına rağmen hızla ortadan kaybolmuştur.

Sonuç olarak biz şimdi dodoların 26 milyon yıl önce Hint Okyanusu’ndaki Mascarene Adalarından geldiğini ve bir güvercin türünden evrimleştiği biliyoruz . Avcılar tarafından bu adada soyu kurutulana kadar avlandı. Bu kuşların gagaları büyürken kanatları küçüldü.

Flaman ressam Roelandt Savery tarafından 1620 yıllında Mauritius adasından getirildiği söylenen bu kuşun resmi yapılmıştır. Bu kuşa ait bulunan kemikler ve bulgu ve bilgilerle Owen tarafından derlenerek müzede sergilenmiştir. 1866 yılında Owen dodo anatomisinin bir bilimsel açıklama yayınlamıştır. Bulunan Mauritius fosilleri ve yeni keşiflerle bilim adamları tarafından doğrulanmıştır. Paleontolog Julian Pender Hume tarafından Doğa Müzesinde sergilenmiştir. Bu kuşun Akbaba ile ilişkili olabileceği de söylenmektedir.

Değerler dizisi.

paradigma4
Paradigma. (Fr. paradigme).
Değerler dizisi.
Kuramsal çerçeve.
Örnek.
Model.
Dizi.

Yeni dünya düzeni, küreseleşme olgusu gibi kavramları duyduğunuzda paradigmadan bahsetmemek olmaz. Bu olgunun en iyi anlatıcısı Amerikalı bilim felsefecisi Thomas Kuhn’dur.

Belli bir zaman dilimi içerisinde bir grubun ya da topluluğun düşünme biçimi ve davranışlarını belirleyen bir dünya görüşü, bir perspektif, model olarak tanımlamıştır.

Bu olguyu en güzel örneklerle anlatabiliriz;
Bazı olaylara paradigmanızı değiştirmeden bakarsanız büyük yanlışa düşersiniz. O yüzden olaylara bir de bu değişikliği yaptıktan sonra bakmak gerekir. Mesela, bir trende baba ve üç çocuğu yolculuk yapıyor. Ancak çocuklar sürekli ağlayarak oturmaktadırlar. Baba ise çocuklarına susun, ağlamayın demiyor ve yolculuğa devam ediyor. Olaya biz dışarıdan baktığımızda ne gamsız baba, hiç çocuklarına sahip çıkmıyor. Ağlamalarını engellemek için hiç bir girişimde bulunmuyor gibi yaklaşırız. Ama gerçekte onlar hastaneden geliyorlar ve bir saat önce de çocukların anneleri ölmüştür. Bu acı haberle evllerine dönüyorlardır.

Başka bir güzel örneklerden biri de meşhur Prof. Stephan R. Covey bir konuşma yapmaktadır. Konuşmasını dinlemeye gelen annesi, arka sırada oturan 2 kişinin toplantı boyunca sürekli konuştuklarını görerek, çok öfkelenmiş. Bu insanlar oğlumu küçümsüyorlar diyerek çok üzülmüş. Yemek molasında oğluna, şunların kafasına bir an çantamı indiresim geldi, sürekli konuşuyorlardı diye söylenmiş. Oğlu; Anne o adam Finlandiyalı, burada simultane tercüme olmadığından dolayı yanına bir tercüman oturttuk ki sürekli tercüme yapıyordu diyerek açıklamada bulunmuş. Annesi ise düşündüğünden utanmış.

Başkalarının düşünce ve davranışları hakkında hüküm verirken, elimizdeki veriler çoğu zaman yeterli olmaz. Davranışların nedenini bilmeden çok yanlış yargılara varabiliyoruz. Anlatılan örneklerde aynı enformasyona farklı bakış, bizim davranışlarımızı tayin eder.

Profesör Einstein’in bununla ilgili bir sözünü şöyle anlatır.; Karşılaştığınız sorunları, o sorunları yarattığınız düşünce düzleminde kalarak çözemezsiniz. Çoğumuzun zaman zaman yaptığı gibi, sorunların içinde kaybolmak yerine, paradigma değiştirmeyi başarıp, sorunlara farklı biçimde yaklaşabilenler, o sorunu asma şansını da yakalıyorlar. Zaten sorunlarımızı dostlarımızla paylaşmamızın nedenlerinden biri de, farklı bir bakışın, bize farklı davranabilme kapısı aralama ihtimali değil midir?

O yüzden çözümsüz gibi gördüğünüz sorunlar hakkında paradigma değiştirmenin önemi çok büyüktür. Aslında hayatımızı, başarımızı, mutluluğumuzu belirleyen bizim kendi davranışlarımızdır. Başımıza gelen her şeyle onlara verdiğimiz tepki ve yanıt arasında geniş bir hareket alanı vardır.

Stephan R. Covey’in paradigma ile ilgili bir yazısından alınmıştır.

Mezgit balığının bir türü …

mezgit
Laho,
Merlan,
Merlanos, (Rumca) ,
Mezgit balığı, (Fr. Merlan, İng.Whiting).
Merlangius merlangus.
Merlangus communis.
Mezgit balığının bir türü.
Bir tür mezgit balığı.

Merlangus, Gelincik ve Bakalyaro ile aynı türden olup 15-60 cm. boyunda gadidae familyasından, eti yağsız lezzetli bir balıktır.

Mezgit balığı Karadeniz’de bol miktarda bulunur ki bu türü Merlangius merlangius euxinus’dur. Eti beyaz ve lezzetlidir. Gövdesinde üç adet sırt yüzgeci bulunur. Palet şeklindeki anüs yüzgeçleri arasında mesafe yoktur. Çene altında genellikle küçük bir bıyık vardır. Tüm yüzgeçleri dikensizdir. Mezgit balığının gözleri iri, ağzı büyüktür. Çenelerinde sivri dişler bulunur. Sırtı grimsi kahverengi, yanlan açık kahverengi, karnı ise beyazdır. Mezgit sürü halinde yaşar. Denizlerin 30 – 40 metreden daha fazla derin diplerde yaşar. Gündüzleri yüzeylere çıkarak küçük balıklarla ve balık yumurtaları ile beslenir. Bölgesel şartlara göre ocak-mayıs ve kasım-ocak ayları arasında üreme yaparlar.

Bakla içiyle yapılan zeytinyağlı yemek …

Fava Beans in Olive Oil 1
Fava, (Rumca).
Bakla tanelerinin kabuğu soyulduktan sonra yapılan zeytinyağlı yemek.
Bakla içiyle yapılan zeytinyağlı yemek.
Bakla ezmesi,
Bakla içiyle yapılan bir yemek.
Bakla tanelerinin kabuğu soyulduktan sonra yapılan zeytinyağlı yemek.

Bakla;
Bitkisel protein bakımından zengindir. Taze bakla, taze iç bakla, taze bakla konservesi ve enginar ile karışık yemek çeşidi olarak tüketilir.

Ama esas kış aylarında kuru danelerinden hazırlanan fava adı verilen bakla ezmesi en güzel çeşididir ve meze olarak da tüketilir.

Kuru bakla % 20-36 protein içeriği ile hem insan hem de hayvan beslenmesinde büyük önemi olan bir sebzedir. Bizim bildiğimiz eşek baklası diye tabir ettiğimiz proteince zengin olan bir sebzedir. Çok güzel yoğurtlu sarımsaklı ve dere otlu sulu yemeği olur.

Taze fasulyeye benzer türde yemekleri yapılır. Ama esas ilacı dereotudur. Bakla içi yaprak dolması yaparken de içinde kullanılır. Özellikle olmazsa olmazıdır. Bu yemeği yaparken tabanına fırında kurutulmuş kaburga kemiği konur ki lezzetine doyum olmaz.

Fava yapımı;
Malzemeler:

400 gr. Kuru bakla
3 orta boy soğan
1 çay bardağı zeytinyağı
3 çay kaşığı tozşeker
½ demet dereotu ve maydanoz
Üstüne süslemek için ayrıca ; 1 kahve fincanı zeytinyağı, ½ demet dereotu, 1 adet limon ve tuz gerekiyor.

Hazırlanışı;
Kabukları çıkarılmış iç baklayı, akşamdan suda ıslatın.
Suyunu süzdükten sonra içine dört parçaya kesilmiş soğanlarla 1 çay bardağı zeytinyağı,

2 çay kaşığı tuz, 3 çay kaşığı şeker, 4-5 bardak su koyun.
Kısık ateşte bakla yumuşayana kadar pişirin.
Kevgir veya süzgeçten geçirin.
İçine kıyılmış dereotu katıp bir iki taşım kaynatın.
Bakla ezmesini uygun bir tabağa boşaltın.
İyice döndüktan sonra üzerine limon suyu, zeytinyağı gezdirin, kıyılmış dereotu serpip servis yapın. İsterseniz Maydanoz ve kırmızı biberle süsleyiniz.

1 2 3 9