İki zıt anlamlı kelimenin bir arada kullanılması…

Oksimoron, (İng. oxymoron).
Tezat söz sanatı.
İki zıt anlamlı kelimenin bir arada kullanılması.
Birbiriyle çelişen ya da zıt iki kavramın, anlamı kuvvetlendirmek için bir arada kullanılmasıdır.
Tezat sözler ile yapılan bu sanat, cümle bazında olursa paradoks adını alır.
“Yaşayan ölü, Öldürücü Şevkat” örneklerinde olduğu gibi birleşemeyecek ters kavramların bir araya getirilmesine verilen ad.
Birbiriyle çelişen iki unsuru, fikri bir arada bulunduran önermeler bir oksimoron oluşturur.

Karanlık ışık,
Orijinal kopya gibi.
Korkunç güzel,
Bilim-kurgu,
Yaşayan ölü,
Kötü şans,
Sıcak buz,
Bakar kör,
Sessiz çığlık,

Durgun sularda ve havuzlarda yetişen geniş yapraklı bir su bitkisi …

Nilüfer,(Nymphaea).
Nilüfer, Nenuphar, Water lily, Weisse Teichrose, Nymphaea alba,
Nymphaea, nilüfergiller (Nymphaeaceae) familyasına bağlı bir su bitkisi cinsidir. Nilüfergiller familyasından nymphaea ve nuphar cinsinden su bitkilerine Nilüfer çiçeği denir.

Su Zambağı,
Sugülü.
Su zambağı da denilen geniş yapraklı bir su bitkisidir.
Beyaz Nilüfer (Nymphaea alba),
Sari Nilüfer (Nuphar luteum),

Kuzey Amerika, Asya, Avrupa’da genelikle yavaş akan ırmak kenarları, göl, gölet ve bataklıklarda yetişir. Kökleri suyun altındaki toprağa yerleşmiş, yuvarlak tepsi şeklinde yaprak ve çiçekleri su üzerindedir.

Yaprakların alt kısmı kahverengimsi veya kırmızımsı esmer, üst yüzeyi koyu yeşil renktedir. Yaprakların su altındaki sapı bazen 2-3 m. dir. Su üstünde bulunan çiçekleri taç yaprakları 2-3 sıra dizilmiş olup, oval, beyaz ve göbek kısmında sarı döllenme tozlukları vardır. Meyveleri şişe şeklinde ve içi tohum doludur.

Eskiden Selçuklu ve Osmanlılar zamanında havuzlar, göletler ve şadırvanlarda bu tür bitkiler yetiştirilirmiş.

Avrupalılar bu kültürü ülkelerine taşıyarak özellikle de Almanlar tarafından bahçede bir gölette balıklarla beraber yetiştirmişler.

Sulak alanlarda Nilüfer çiçeklerinin yaprakları 3 metreye kadar büyüyebildikleri biliniyor. Bu bitkilerin üremesi için polenlerinin bir böcek vasıtasıyla nakledilmesi gerekir. Bunun için bünyesindeki şekeri gece vakti yakarak ısı yaymaktadır. Bu ısı için çevredeki bok böcekleri ni çekmektedir. Böylece polenler bok böcekleri sayesinde üreme için dağılmaktadır. Böylelikle nilüfer çiçekleri üremesini devam ettirmektedir.

Gögüs kemiği arkasında bulunan iç salgıbezi…

Timüs,
Özden,
Timüs bezi, tiroid bezinin altında, göğüs boşluğunda ve soluk borusunun önünde bulunur. Bu bez insanın bağışıklık sisteminin merkezidir. Yani bütün bağışıklık sistemi buradan yönetilir.
Timüs bezi ne kadar çok titreşirse kişi o kadar sağlıklı ve bağışıklık sistemi sağlam olur. Anadolu’da ağıt yakan kadınların göğüslerine vurduklarına hepiniz şahit olmuşsunuzdur. Bu refleks kaynaklı basit bir el hareketi değildir. Bu beynin otomatik gerçekleştirdiği bir davranıştır.

Kişi göğsüne vururken Timüs bezini titreştirir. Bu sayede üzüntü kaynaklı bağışıklıkta meydana gelen direnç azalmasının önüne geçmeye çalışır. Bu bez ne kadar sıklıkla titreştirilirse kişi o kadar genç ve sağlıklı yaşar ayrıca geç yaşlanır. Sizde parmaklarınızla göğsünüzün ortasına yapacağınız küçük vuruşlarla timüs bezini titreştirebilirsiniz.

Yada daha basit bir yolu kullanırsınız. “Kahkaha” atabilirsiniz. Çünkü kahkaha da göğüs kafesini oynattığı için bu bezi harekete geçirir. Hani yıllar geçerde aradan bir arkadaşımıza rastlarız neşeli halleriyle tanıdığımız bu insanı görünce “hiç değişmemişsin, ne gamsızsın…” deriz ya, işte timüs bezinin gücü. Sonuç olarak kahkaha bağışıklık sistemini güçlendirir ve sizi genç tutar.

Mutluluk bir seçimdir. Mutsuzluğumuz kadere, şansızlığa ve talihsizliğe inancımız ölçüsündedir. Mutlu duyguların hissedilmesinde hormonların rolü büyük.Bedenimizde o hormonları salgılayan salgı bezlerinden minicik ama çok güçlü bir salgı bezi var: timus.

Timus uyarıldığında salgıladığı hormonlar kişide haz ve mutluluk duygusu yaratır.Çünkü timus aktive olduğunda bedenin kimyasının değişimine neden olur. Bu değişiklik sinir sistemini sakinleştirir ve beyin fonksiyonları nı hızlandırır. Bu da kişide rahatlama duygusu yaratır.

Avustralyalı Nobel ödüllü kanser araştırmacısı Sir Mac Farlane Burnet timus bezinin aktif hale getirilmesiyle insan bedeninin kendisini kanserden koruyabilme yeteneğine sahip olacağını savunuyordu.

Çocuklarda iri olan timus ergenlik döneminde bir ceviz kadar irileşiyor. Ama yas ilerledikçe bir bezelye tanesi kadar küçülüyor, yaşlılıkta ise tamamen köreliyor. Ama bazı insanlarda ileri yaslarda bile hala ceviz büyüklüğünü koruması, bilimin henüz çözemediği alanlardan biri.

Timusun sağlığımız üzerindeki önemli yararlarından biri de T hücrelerini üretiyor olması. T hücreleri denilen lenfositler bedene zarar verebilecek zararlı hücreleri yok ederler. Bu küçük T hücrelerine yaşamımızı borçluyuz. AIDS gibi bağışıklık sistemini çökerten hastalıkların ölümcül olması T hücrelerinin haberleşme hatlarını öncelikle kesmelerinden kaynaklanıyor.

Timus göğüs kafesinin üst kısmının tam arkasında, göğsün tam ortasında yer alıyor. Timusu uyarmanın üç basit yolu var:

Timusu uyarmanın birinci yolu gülmek.Yani gerçek, içten, sıcak bir gülüş, bir kahkaha. Her gülündüğünde timus bezi aktive oluyor. Her aktive olduğunda bedenimize kimyasal dalgalar göndererek kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor. 1993 yılında California Üniversitesi’ nde Dr. Paul Ekman tarafından yapılan araştırmada gülmenin timusu ve beynin değişik haz bölgeleriyle bağlantısı olan kasları harekete geçirdiği ve insanda haz duygusu yarattığı kanıtlanmış.

Timusu uyarmanın ikinci yoluiki parmakla timusun üzerine gelen noktaya vurulması, yani elle uyarmak.Timusu uyarmanın üçüncü yolu ise dilin üst dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirilmesi. Dr. John Diamond ve ekibi dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin küresi arasında denge oluşmasını sağladığını tespit etmiş. Bu da insanin daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor.

Dağlıç ve Karaman koyunları arasındaki melezlemeden doğan hayvan …

Çandır,
Kesbir,
Dağlıç ve Karaman koyunları arasındaki melezlemeden doğan hayvan.

Dağlıç koyunları Batı Anadolu Eskişehir, Kütahya, Afyon, Aydın, Muğla ve kısmen Isparta, Burdur ve Antalya illerinde yetiştirilmektedir. Kıvırcık ve Karaman koyunlarıyla meydana gelen melezlemeler sonucu Dağlıç’tan farklı başka tipler de meydana gelmiştir. Kıvırcık-Dağlıç melezlerine Kama Kuyruk, Dağlıç-Karaman melezlerine de yöresel olarak Çandır ve Kesbir adları verilmektedir.

Çandır diğer kelime anlamları;
Çandır-Kırma: melez, karışık anlamındadır.
Karışık, melez. Aşılanmamış, yaban.
Dikbaşlı, kavgacı. Ürkek hayvan.
Aşılanmamış.
Piç, edepsiz, yabanî.

Yurdumuzdaki Yerli koyun ırkları;

Akkaraman(Batıda Eskişehir ve Kütahya’dan başlayarak, doğuda Sivas’a kadar, sahil bölgeleri dışında Orta Anadolu’da ve geçit bölgelerinde yetiştirilir),

Acıpayam,

Anadolu Merinosu,
Asaf,

Bafra koyunu,

Bandırma(Siyah Başlı Alman Et Koçları ile Kıvırcık Koyun Irkının çiftleştirilmesi ile elde edilen melez bir koyun ırkıdır).

Çapar,

Çine Çaparı,

Çandır(Dağlıç ve Karaman koyunları arasındaki melez),

Dağlıç (Yetiştirildiği alan Sakarya nehrinden başlayıp, Ege bölgesinin kıyı illerine kadar uzanır. Vücut beyaz renkli, kaba karışık yapağı ile örtülüdür. Ağız, burun, göz etrafında ve ayaklarda siyah lekeler görülür. Erkekler helezoni boynuzlu, dişiler boynuzsuzdur. Kuyruk yağlı olup, kalp şeklindedir),

Ege koyunu(Süt ve döl verimi yüksek bir anaç tipinin oluşturulmasında Tahirova ile Sakız ırkından yararlanılmaktadır. Özünde üç ırk (Doğu Friz, Kıvırcık ve Sakız) arası birleştirme melezlemesi ile oluşturulan bir tiptir),

Hemşin (Karadeniz sahilleri ile kuzey doğu bölgemizde, özellikle Artvin dolaylarında yetiştirilen bölgesel bir koyun tipidir.),

Herik koyunu (Sivas, Amasya, Sinop, Samsun, Trabzon, kısmen de Çorum illerinde çoğunlukla da dağlık bölgelerde yetiştirilir).

Hasak,

Hasmer,

Gökçeada-İmroz (İmroz-Gökçeada adası ve kısmen Çanakkale çevresinde yetiştirilir).

İvesi (Anavatanı ve yayılma sahası Fırat ve Dicle nehrinin dolaştığı Mezopotamya bölgesi olan İvesi koyunları; yurdumuzda Şanlıurfa, Gaziantep ve Hatay illerinde, daha çok Suriye sınırı boyunca alçak ve çöl karakteri gösteren ovalarda yetiştirilir),

Kamakuyruk,

Karayaka koyunu (Karadeniz kıyı şeridinde özellikle Sinop, Samsun, Ordu, Giresun ve Tokat illerinde yetiştirilir).

Kıvırcık (Trakya’da ve Marmara’nın güney doğusundaki illerde ve Ege bölgesinin bazı illerinde (Manisa, İzmir, Aydın) yetiştirilir).

Kesbir (Dağlıç ve Karaman koyunları arasındaki melez).

Karacabey merinos,

Merinos,

Morkaraman(Doğu illerimizde, kısmen Kuzey Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde özellikle Erzurum, Erzincan, Kars, Van, Bitlis, Bayburt taraflarında yetiştirilmektedir),

Malya(Merinoslarla Akkaramanlar arasında bir melez),

Menemen,

Norduz,

Ödemiş koyunu,

Ramliç,

Sakız(Adını Sakız adasından almıştır. Türkiye’de en çok İzmir ilinde özellikle Çeşme ilçesinde yetiştirilir. Bu nedenle Çeşme koyunu olarak da adlandırılır.),

Sönmez,

Tahirova (Kıvırcık koyundan Doğu Friz ırkı ile melezlenmesiyle geliştirilen bir tiptir.),

Türkgeldi,

Tuj (Türkiye’nin kuzey doğu ,özellikle Kars, Ardahan ve Iğdır bölgelerinde yetiştirilmektedir),

Halk dilinde anjine verilen ad…

Boğak, (Fr. Croup).
Anjin ( Akut tonsillofarenjit).
Boğaz iltihabı, Anjin,
Boğaz mukozasının şişmesi,
Yutak yangısı,
Hunnak,
Farenjit.

Tıp dilinde farenjit veya anjin adı verilir.

İltihabın bademcikten öte bütün boğaza yayılmasına anjin denir. Anjin hastalığının nedeni çeşitli mikroplardır.

Mikropların çoğunluğu boğazda bulunur ve üşütme, morötesi ışın tedavisi, burun, boğaz bölgesindeki ameliyatlar anjine neden olurlar. Bütün bulaşıcı solunum yolu enfeksiyonlarında olduğu gibi mikroorganizmalar ağız ve burun yolu ile alınır.

Bu yollarla alınan mikroorganizmalar bademciklere bulaşarak enfeksiyonu başlatırlar. Mikroplar kendi kendine veya damlacık yoluyla bulaşır. Çocuklarda gençlerin anjine yakalanmaları daha çok olur. Anjin tipik bir üşütme hastalığı olarak görülür. Anjin hastalığı bağışıklığa neden olmadığı için sık sık tekrarlayabilir.

Hastalık 1-3 günlük kuluçka devrinden sonra ortaya çıkar. Baş ağrısı, ateş ve kusma şeklinde belirtileri vardır. Boğazda kızarıklık ve ağrı vardır. Bademcikler iltihaplanarak şişer ve zor yutkunulur.

Bademciklerin üzeri sarımtırak renkli iltihapla kaplanır. Boğazın iki tarafında yukardan aşağıya doğru dağılmış olan lenf bezlerinde gözle görülebilecek kadar şişlik olur. Böbrekler, kalp ve eklemlerde bu hastalığın yan etkileri görülür.

Hafif durumlarda yatak istirahati, garagara ve boğazın sarılarak sıcak tutlması yeterli olabilir. İltihabın önlenmesi için gerekli antibiyotikler verilir. Doktora gitmeyi gerektirmeyen hafif anjinlerde, papatya çiçeği ve adaçayı kaynatılarak suyu ile gargara yapılabilir. Tekrarlayan bademcik iltihaplarında, ilk fırsatta bademciklerin aldırılması gerekir.

1 2