Ekvatoru dik olarak kestiği ve iki kutup noktasından geçerek dünyayı çevrelediği varsayılan daire …

Meridyen, (Fr. méridien).
Boylam,
Ekvator dairesi, birer derece aralıkla 360 eşit parçaya bölündükten sonra her dereceden bir meridyen yayı geçirilir.
Nısf-ın-nehâr dâiresi, tûl dâiresi (Osmanlıca),

Ekvator üzerinde birer derece aralıklarla geçirilen, ekvator ve paralelleri dik kesen kutuplarda birleşen yarım çemberlere meridyen denir. Kutupları birleştiren yarım dairelere meridyen denir. Meridyenlerin tümü kutupları birleştirdiğinden eşit uzunluktadır ve yarım daireler şeklindedir. Paralelleri ise dik keserler. Kısaca birbirlerinden doğal yollarla ayırt edilemezler. Bu yüzden başlangıç meridyeni ancak anlaşma ile belirlenebilmiştir. Genel kabul gören bu anlaşmaya göre İngiltere’ nin başkenti Londra’ da yer alan Greenwich gözlemevinden geçen meridyen başlangıç meridyenidir.

Londra Greenwich Gözlem Evi’ nden geçen meridyen başlangıç meridyenidir. Yerküreyi doğu ve batı olmak üzere ikiye böler. 180’ i doğuda (doğu meridyenleri) 180’ i batıda (batı meridyenleri) olmak üzere 360 meridyen yayı vardır. Boyları birbirine eşit olup (20 000 km), ekvatordan kutuplara gidildikçe aralıkları daralır. İki meridyen arasındaki zaman farkı 4 dakikadır.

Dünyanın en şişkin olduğu noktaları birleştirdiğimizde elde edeceğimiz daireye Ekvator denir. Ekvator dünya çevresinde çizilebilecek en uzun dairedir ve dünyayı iki eşit yarım küreye ayırır. Herhangi bir yerin Ekvator’ a açısal uzaklığına enlem, Başlangıç Meridyeni’ ne uzaklığına boylam denir. Enlemi aynı noktaları birleştirdiğimizde ekvator’ a paralel bir daire elde ederiz. Bu daireye paralel adı verilir. 90’ı kuzeyde (kuzey paralelleri), 90’ı güneyde (güney paralelleri) olmak üzere 180 tanedir. Ekvator başlangıç paraleli olup, en uzun olanıdır. Uzunlukları ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe küçülür. Kutuplarda birere nokta halini alır. Aralıkları eşit olup 111 km’dir.

Ekvatora en uzak yerin enlemi 90 derecedir. Burası kutuptur. Tek noktadan ibaret kutuplardan paralel dairesi oluşturulamaz.

Türkiye’nin matematik konumu:

36 derece-42 derece kuzey paralelleri,26 derece-45 derece doğu meridyenleri ile tanımlanır. Dünyanın küreselliği belirlenmelerinde ana etkendir.

Kemiklerin, hafif bir baskıyla bile kırılabilir duruma gelmesiyle tanımlanan hastalık…


Osteoporoz, (Fr. ostéoporose).
Kemik erimesi.

Kemiklerin sert dolgu dokusunun incelmesi sonucunda hafif bir baskıyla bile kırılabilir duruma gelmesiyle tanımlanan hastalığa verilen ad.

Kemiklerin, hafif bir baskıyla bile kırılabilir duruma gelmesiyle tanımlanan hastalık.

Osteoporoza neden olabilecek diğer hastalıkların varlığı (tiroid hastalıkları, inflamatuar eklem romatizmaları, astım, ilaç kullanımı v.b), kırık bulunması, beslenme, genel sağlığınız, ailede özellikle annede kırık öyküsü gibi bilgiler doktorunuza riski belirlemede yardımcı olacaktır.

Doktor fiziksel muayene, kan ve idrar tetkikleri ve radyografi ile tanıya ve ayırıcı tanıya gidebilir. Risk mevcudiyetinde kemik mineral yoğunluğu ölçümü tanıyı kesinleştirir. Bu testler kırık riskini belirlemede en güvenilir yöntemlerdir. Hastalığın erken tesbit edilmesine de yardımcıdır.

Azalan kemik yoğunluğunun giderilmesi için, hormonal yetersizliği olan kadınlara östrojen tedavisi, erkeklere testesteron tedavisi başlanmalıdır. D vitamini ya da kalsiyum eksikliğinde bunlar giderilmelidir. Kemik yıkımını durdurmak veya kemik yapımını artırmak için osteoporoz tedavisine başlanmalıdır. Daha önce osteoporotik kırığı, kemik yoğunluğu çok düşük olanlar ile tedaviden yararlanamayan çok ileri yaştaki hastalar takip edilmelidir. Osteoporozun, kırık olmadığı sürece ağrı yapmadığı için sinsice ve sessizce ilerleyen bir hastalıktır.

Bir pasta cinsi …

Rokoko,
Bir pasta cinsi,
Akıl, zihin, idrak, anlak

Rokoko, (Fr. rococo),
XVIII. yüzyılın başında Fransa’da çok geçerli olan, kavisli çizgileri bol, gösterişli bir bezeme üslubu. Fransa’da 18. yüzyılın başında çok geçerli olan, kavisli çizgileri bol, gös ve ya Akılcı, aynı zamanda kıvrak, alımlı bir salon edebiyatı türü ve ya 18. Yüzyılda ortaya çıkan süslemeci sanat akımı ve ya 18.yy başında Fransa’da çok geçerli olan, kavisli çizgileri bol, gösterişli bezeme üslubu.

Bir pasta cinsi,
Rokoko, tarifi;

Malzemeler;
5 yumurta beyazı
100 gr.toz şeker (1 çay bardağı)
1 paket toz krem şanti
200 cc. süt (1 su bardağı)
200 gr. beze
100 gr. savoy büsküvisi kedi dili
100 gr.kırılmış badem veya fındık
3 yemek kaşığı kakao
Yeterince hindistan cevizi tozu hazır karamel veya kakao sosu

Hazırlanışı;
Toz krem şantiyi bir bardak sütle mikser yardımı ile iyice çırparak koyu bir kıvama getirerek buzdolabına koyun. Yumurta beyazlarını sarılarından ayırıp, içine toz şekeri de katıp, yine mikser yardımı ile çırparak kar beyaz hale getirin.(Kalan yumurta sarıları ne olacak demeyin; sarıları içine 2 tane daha, beyazı ile birlikte yumurta kırıp, 1 kahve fincanı süt de katarak çırpınız ve omlet yapın.) Bu aşamada krem şantiyi tahta kaşıkla yumurtalı şekere karıştırıp, iyice yedirin. Dikdörtgen, derin bir kabın içine, kenardan taşacak şekilde ince folio döşeyin. Bu kap pasta kalıbı olabileceği gibi, borcam da olabilir. Folio döşenmiş kabın dibine rende badem veya fındığı döşeyin.Üzerine hazırlanmış rokokonun yarısını koyarak düzeltin. Bezeleri kırarak üstüne yayın. Kalan krema içine kakaoyu ilave edip, yine mikserle karıştırdıktan sonra, bunu da kırık bezeler üzerine dökün. En üstede çevrilerek forma kabından çıktıktan sonra taban olması için savoy büsküvilerini yerleştirin. Forma kabındaki rokokoyu bu şekli ile derin dondurucuya koyun ve 24 saat bekletin. Bir gün sonra buzdolabından çıkarılan rokokoyu, ters olarak servis tabağına yerleştirip, kabdan ayrılarak servis tabağına düşmesini bekleyin. Kabı üzerinden alıp rokokoyu tekrar derin dondurucuya koyun. Servisten önce buzluktan çıkarılan rokokonun üzerine, bolca hazır karamel veya kakao sosu dökün 2-3 çorba kaşığı hindistan cevizi serpdikten sonra, servis yapın.

Kaynak,
http://www.avrat.net/

Domatese kırmızı rengini veren pigment …

Likopin,

Kırmızı renk veren kromoplasttır.
Domates içeriğinde bulunan likopin, antioksidan özelliğe sahip bir maddedir.
Domates ve elma gibi meyvelerde bulunur.
Havuca turuncu renk veren karoten, domatese kırmızı renk veren likopin, limona sarı renk veren ksantofildir. Kısaca kromoplast bitkiye sarı, kırmızı, turuncu gibi renkleri verir.

Domateste de yer alan likopin strese karşı iyi bir savaşçıdır. Bu yüzden sıkıntılı zamanlarda domates içeren yiyecekler yemenin kısa zamanda moralinizi düzeltmeye yardımcı olacağı söylenmektedir. Likopin sıcağa dayanıklıdır, domates püresi ve salçada da bulunur. Likopin maddesinin kalp hastalıklarını önlediği ve kanser riskini azalttığı bilimsel deneylerle ortaya konulmuştur.

Plastitler alg ve bitki hücrelerinde bulunan çeşitli görevleri olan temel organellerdir. Genç hücrelerde renksiz olan plastitler (lökoplast), hücre ile birlikte gelişerek, hücrenin görevine uygun şekil ve renk kazanır. Bulundurdukları pigment (renk maddesi) ve görevlerine göre birbirine dönüşebilen üç çeşit plastit vardır:

Bunlar, Lökoplast, Kromoplast,Kloroplast.

Kloroplast:
Kloroplast, fotosentezin gerçekleştiği sitoplazmik organeldir.

Çift katmanlı zarla çevrilidir. İç katman fotosentez pigmentleri enzimleriyle klorofil içeren yassı keseciklere dönüşmüştür. DNA içeren kloroplastlar, bağımsız işlev gören ve kendi kendine çoğalan bir yapıdır.

Kloroplastta fotosentezi gerçekleştirmek üzere hazırlanmış tillakoidler, iç zar ve dış zar, stromalar, enzimler, ribozom, DNA gibi oluşumlar bulunur. Bu oluşumlar hem yapısal hem de işlevsel olarak birbirlerine bağlıdırlar ve her birinin kendi bünyesinde gerçekleştirdiği son derece önemli işlemler vardır. Örneğin kloroplastın dış zarı, kloroplasta madde giriş-çıkışını kontrol eder. İç zar sistemi ise “tillakoid” olarak adlandırılan yapıları içermektedir. Disklere benzeyen tillakoid bölümünde pigment (klorofil) molekülleri ve fotosentez için gerekli olan bazı enzimler yer alır. Tillakoidler “grana” adı verilen kümeler meydana getirerek, güneş ışığının en fazla miktarda emilmesini sağlarlar. Bu da bitkinin daha fazla ışık alması ve daha fazla fotosentez yapabilmesi demektir.

Bunlardan başka kloroplastlarda “stroma” adı verilen ve içinde DNA, RNA, ribozomlar ve fotosentez için gerekli olan enzimleri barındıran bir de sıvı bulunur. Kloroplastlar sahip oldukları bu DNA ve ribozomlarla hem kendilerini çoğaltırlar, hem de bazı proteinlerin üretimini gerçekleştirirler.

Lökoplast:
Renksizdir.Bitkinin kök,toprak altı gövdesi (rizom) ve tohumları gibi depo organlarında bulunur. Besin depolar. Patates gibi kökte, yumruda ya da bitkinin renksiz kısımlarında lökoplast renksizdir, ama gün ışığına çıkınca bitkinin bulunduğu yerdeki rengini değiştirir.

Kromoplast:
Bitkilerin çiçeğine renk verir. Çiçeklerdeki kırmızı, sarı, turuncu, hatta leylak gibi renklerin oluşmasını sağlar. Havuca turuncu renk veren karoten, domatese kırmızı renk veren likopin, limona sarı renk veren ksantofildir. Kısaca kromoplast bitkiye sarı, kırmızı, turuncu gibi renkleri verir. Bitkilerin bazı renkleri ise koful öz suyunun asidik ya da bazik oluşuna göre renk değiştiren “antokyon” tarafından oluşturulur.

Kaynak:
http://tr.wikipedia.org/

Göveç …

Caba,
Güveç, Göveç,
Toprak tencere.
İçinde yemek pişirilen toprak kap.
Toprak tencerede pişirilen yemek.
Toprak kapta pişirilen ekmek.
Yemek pişirmeye mahsus toprak kap.
Özel killi topraktan imal edilen yemek pişirme kabıdır.

Yemekler; Fırında Tavuklu Güveç, Karides Güveç, Hamsi Güveç, Elmalı kuzu güveç, Güveçte etli yaprak sarma, Güveçte pastırmalı kurufasulye, Patlıcan Güveç, Domates Göveci,

Güveç Hakkında Önemli Bilgi;
Yeni alınan bir güveç kulanılmadan önce yağ konularak, hafif ısıtılmış fırın içerisine sürülür. Katı yağ veya sıvı yağ kullanılarak fırça veya bez yardımı ile erimiş yağ, güveç iç yüzeyine sürülerek emdirilir. Bir kaç saat beklenir. Daha sonra güveç, sıcak su ile yıkanır ve ters çevrilerek kuruması sağlanır. Bu işlem hiç kullanılmamış güveçler için ilk kullanılmadan önce bir kez uygulanır.

Göveç Tarifi;
Patlıcanlı Güveç,
1 kg kuzu eti
2 kg patlıcan
3-4 iri domates
3-4 yeşil biber
1 iri soğan, 1 baş sarımsak ,Maydanoz.

Zeytinyağ, tuz, Karabiber, Birkaç parça defne yaprağı,
Et yağda güvecin içinde hafifçe pişirilir. Yemeklik doğranan soğan ve sarımsak etin üzerine eklenip 2-3 dk pişirilir. Yeşil biber katılarak tahta kaşıkla 1,2 defa çevrilir.

Alaca soyulup yemeklik doğranan ve tuzlu suda bekletilen patlıcanlar yıkanıp güvece konur, üzerine kabukları soyulup iri doğranan domates eklenir. Kapağı sıkıca kapatılır, kısık ateşte pişirilir.

Osmanlılarda yaygınlık kazanmış bir yazı türü …

Divani, (Arapça).
Divanî , Dîvânî,
Eskiden,
Osmanlılarda yazı biçimleri;
Divani, Muhakkak, Nesih, Rik’a, Tevki, Ta’lik

Hat sanatının doğduğu dönemde ortaya çıkan altı tür yazı vardır. Bunlara sitte denir. Kufi, Tevki, Sülüs, Reyhani, Nesih, Rika. Bunlardan bir kısmı köşeli bir kısmı yuvarlak hatlardır. Kufi, köşelidir. Nesih, sülüs, rik’a, tevkii(icaze), tomar, muhakkak, gubari ise yuvarlak hatlardır. Bölgelere göre hatlar Mağribi (Kayrevani, Endülüsi, Fasi, Mağribi, Sudani), Talik (Talik, nestalik, Divani, Şikeste, Divani Celi), Uzakdoğu (Sini, Cavi)’dur.

Divan kaleminden çıkan ferman, berat vb. belgelerde kullanılmış olan yazı. Bir bakıma tevkie, bir bakıma ta’like benzeyen son derece hareketli, karmaşık, özel bir yazı türü. Fatih döneminde belirmiş, Yavuz döneminde gelişmiştir. Yalnız buyrultularda kullanılır. Divani, sülüs ve talik (ta’lik) yazı şekillerini içerir.

16. yüzyılda farklı büyüklükte celi divani adında idari işlerde ve Osmanlı İmparatorluğunda resmi yazışmalarda kullanılmıştır. 18. yüzyılda basitleştirilmiş ve (kırması divani ) geliştirilmiş ve Osmanlı Saltanatının sonuna dek saray’da kullanılmıştır. Bir bakıma tevki’ e, bir bakıma ta’like benzeyen son derece hareketli, karmaşık, özel bir yazı türü. Divani yazının basitleştirilmiş bir türüne de divani kırması denir.

Eskiden Osmanlılarda kullanılan divani el yazısı kendi altında ikiye ayrılır:
Celi Divani ve Rika Divani olarak ikiye ayrılır.
Yukarıda Hattat Yrd. Doç. Dr. Hüseyin ÖKSÜZ’ e ait Celi Divani ile yazılmış besmele yazısı gösterilmektedir.

İran’da resmi yazışmalarda kullanılan ta’lik hattı 15. yüzyılda Osmanlılara Akkuyunlular yoluyla gelmiş ve kısa zamanda büyük değişikliğe uğrayarak Dîvân-ı Hümâyun’daki resmi yazışmalar için kullanılmaya başlanmıştır. Bu sebeple divanî adını almıştır. Celî divanî devletin üst seviyedeki yazışmalarında kullanılmıştır. Bu iki yazıda Türklerin icadıdır.

Kaynakça: http://www.ruzname.net/

1 2 3